S. İbn Eşref:

Türklerin bedenleri ve sesleri gibi konuştukları dil de uludur. Her Türk kendini aslan, düşmanını av, atını ceylan sayar.

SABANCI, Güler:

Bu yüzyıl kadınlara ait olacaktır.

Güler Sabancı'dan Kadınlara Üç Nasihat
1. Pes etmeyin. Yılmak yok. İş hayatı zordur, kadınlar için daha da zordur. Çalışın ve sabredin. Yerinizde sıkı durun.
2. İnsanlara uzanın. Yardım isteyin. Akıl isteyin. Danışın. Soru sorun...
3. En zor şartlarda bile, zorlansanız da, sıkılsanız da, dişlerinizi sıkıp gülümsemeye devam edin.

Günümüzde dünyadaki en kuvvetli üç trend; iklim değişikliği, şehirleşme ve kadının iş hayatına katılımıdır.

SAGAN, Carl:

Kişi, inanmadığı şeylere inanır görünmeyi meslek haline getirecek denli değer yitimine uğramış ve aklının saflığına tecavüz etmişse; diğer her türlü suçu işlemeye de kendini hazırlamış demektir.

Olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir.

Yaşam, daima yolunu bulacaktır.

SAID, Edward:

Gözünüz haminizin üstündeyken bir entellektüel gibi düşünemezsiniz.

Uygarlığın üretilmiş görkeminden çok, birlikte yaşayan, birbirinden etkilenen kültürlerin ortak çalışmaları üzerine yoğunlaşmalıyız.

SAINT Jerome (St. Jerome):

Bkz. HIERONYMUS, Eusebius Sophronius.

SAINT-EXUPERY, Antoine de:

Aşk insanların birbirlerine bakması değil, birlikte aynı yöne bakabilmeleridir.

Gözler kördür, insan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçekleri görebilir.

İnsanlar bir bahçenin içinde binlerce gül yetiştiriyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar; aslında aradıklarını tek bir gülde ya da bir damla suda bulabilirler.

Nereye gittiğini bilen bir kişi gördü mü, insanlar hemen O'nu uzaklaştırırlar.

SALİH Paşa (Sadrazam - Vatan Haini):

İngiltere'ye direnip durmak gereksiz ve tehlikelidir.

SAND, George:

Aşk, sürekli bir mutluluktur.

Dehayı anlayacak olan ancak dehadır.

SANDBERG, Sheryl:

Hem başarılı olup hem de herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin.

Erkeklerde başarı ve beğenilme oranı elele ilerlerken, kadınlarda bu durum büyük farklılık gösterir.

SANDBURG, Carl:

Geçmiş, bir kova külden başka bir şey değildir.

SARTRE, Jean Paul:

Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yoktur.

İnsan, yaşadığı çağdan sorumludur.

İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavırda gizlidir.

Zenginler savaş çıkardığında ölen fakirlerdir.

SAWADOGO, Yacouba:

Eğer kendi köşenize çekilirseniz, bildiklerinizin insanlığa hiçbir faydası olmaz.

SAY, Fazıl:

Dinsizden, dine zarar gelmez. Tarih boyunca dine en büyük zararı verenler hep din istismarı yapanlar, din üzerinden güç elde etmeye çalışanlar olmuştur.

SAYGUN, Ahmed Adnan:

Kimseyi taklit etmeye çalışmayın, kendinizi ve kendi öz kültürünüzü ortaya koyun.

SAYGUN, Ergin:

Türk milletinin kaderini belirleyen ve "Türkiye Cumhuriyeti"nin kurulmasında mihenk taşı olan üç nokta vardır: "Çanakkale", "Sakarya", "Kocatepe".

SAYLAN, Türkan:

Ben sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimim. Ülkemi, insan haklarına ve hukuka saygılı, demokrasiye inanan hükümetlerin idare etmesini isteyen bir vatanseverim!..

Bir doktorun tek arzusu hastasını sağlığına kavuşturmak, yaşamını uzatmaktır. Ben bundan fazlasını yaptım; hastalarıma yaşam şartlarını da hazırladım, onlara iş ve aş buldum, çocuklarına kanat gerdim. Yoksul olmaları, çaresiz olmaları koşuluyla, hiç ayırım yapmadan...

Eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. Işıyacaksın! Ölüme saniyeler kalmış olsa bile...

SCHILLER, Johann Christoph Friedrich von:

Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır.

Akıl ve dirayetin ak saçlılar gibi, ama yüreğin masum çocukluk yüreği olsun.

Böcek olmayı kabullenenler, ezilince şikayet etmemelidirler.

Brutus'un yaşadığı yerde Sezar ölmeye mahkumdur.

Gençliğimizin rüyalarından ayılmalıyız.

Gözyaşları biçmek istemeyen kimse sevgi ekmelidir.

Salim limanda olanlar, rahat öğüt verirler.

Sanatlar, hürriyet tarafından emzirilince büyürler.

SCHNEIDER, Stefan:

Artık kimse sadece kendi ülkesinde yaşamıyor, yabancı dil öğrenmeden bir hayat düşünülemez.

SCHOPENHAUER, Arthur:

Bir bilgi dalı olarak felsefe, neye inanmamız gerektiği veya neye inanabileceğimiz ile zerre kadar ilgili değildir; onun tek ilgilendiği şey, ne bilebileceğimizdir. Bilgi, inançtan çok daha sert ve sağlamdır, dolayısıyla bu ikisi çarpışacak olursa inanç parçalanır.

Çok insan kafaları olmadığı için kafayı bozmuyor.

Dinler ateş böcekleri gibidirler, parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar.

İnsanın kırk yaşına kadar geçen yılları bir kitap, geri kalan yılları da o kitabın eleştirmesidir.

Kader kartları karıştırır, biz de oynarız.

Tüm dinlerin ortak gereksinimi yaygın şekilde ve belirli derecede cehalettir ki ancak bu ortamda yaşayabilirler.

SCHUMPETER, Joseph Alois:

Kapitalizm, ne ev kadınının fasulye ile nohut arasındaki seçiminin üretimi etkilemesi, ne genç adamın fabrikada ya da çiftlikte çalışmayı seçmesi, ne de işletme idarecilerinin neyi ve nasıl üretecekleri hakkında söz sahibi olması demektir. Kapitalizm, bir kıymetler dizisi, hayat karşısında bir tutum ve bir medeniyet, eşitsizliklerin ve aile servetlerinin medeniyeti demektir.

SCOTT, Walter:

Paranın öldürdüğü ruh, kılıcın öldürdüğü bedenden fazladır.

SEKMAN, Mümin:

İnsanları kaderleri karşılaştırır, karakterleri yakınlaştırır, kararları anlaştırır.

SENECA, Lucius Annaeus:

Altın ateşle sınanır, insanlar zorluklarla...

Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.

Başkalarının senin sırrını açıklamasını istemiyorsan, sen kendi sırrını açıklama!

Din; sıradan insanlar tarafından doğru, zeki insanlar tarafından sahte, liderler tarafından kullanışlı kabul edilir.

Kitapsız yaşam; kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır.

Yanıtları diz çökerek ve gözleri kapalı arayanlardan daha cahil ve işe yaramaz insanlar yoktur.

Yaşlanmadan önce iyi yaşamak, yaşlandıktan sonra da iyi ölmek isterim.

SERDAROĞLU, Rıfat:

Ey Türk insanı! Özgür olmak istersin, ama izin beklersin. Hakkını talep edersin, ama lütuf istersin. En kutsal değerlerine saldırılır, suspus olursun. Her şeyin düzelmesini arzularsın, ama sadece ve sadece durur, seyredersin.

Gelişmemiş, kalkınmamış, zenginleşmemiş toplumlarda demokratik rejimi yaşatmak mümkün değildir. Bu toplumlar, dine veya güce dayalı diktatörler tarafından yönetilmeye mahkumdurlar!

Milletlerin yurtseverlikten başka surları yoktur.

Yerkürenin verebileceğinden fazlasını alırsak o zaman yerküreyi tüketiriz. Ayrıca yerküreden aldığımızı kirletip, tekrar yerküreye verdiğimiz zaman yerküreye daha da zarar vermiş oluruz.

SERGE, Emilie:

Akıl hazır değilse, göz göremez.

SEYDOUX, Lea:

Ben kinci biri değilim. Sadece canımı acıtan insanların, hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarını sürdürmelerini istemiyorum.

SEYFETTİN, Ömer:

İslamcılık adı altında Türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum.

SEZER, Zeki:

Borç alan, emir alır. Tümüyle ekonomide dışa bağımlı hale geldiğimize göre, siyasal bağımsızlığımız da tehdit altındadır.

SHAFTESBURY, Anthony Ashley-Cooper:

Yürek, hiçbir zaman tarafsız değildir.

SHAKESPEARE, William:

Annemin ölmeden önce bir kere daha beni sevdiğini söylemesini çok isterdim.

Arkadaşlığın bitmesi, arkadaşınızın sizi incitmesine yol açabilir.

Aşkla tanışılan güne kadar hiçbir şey mükemmel değildir.

Bir insanı ölümden kurtaramazsam da, O'nun için en azından dua edebilirim.

Çoğu kez dışarıya nasıl çıkaracağımızı bilemediğimiz sevimli ve hoş kişilikler vardır kalın kabuklarımızın altında!

Dünyada en akıllıca yer yaşlı insanların dizlerinin dibidir.

Dünyayı aldatmak isteyen dünyanın rengine bürünmelidir.

Düzeyli olmak parayla satın alınacak şey değildir.

En ölümcül sürgün, sevdiklerinizden ayrı kalmaktır.

Gülümsemek, surat asmaktan çok daha cana yakındır.

Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez.

Hayatı yaşamaya değer kılan şeyler genelde günlük küçük olaylardır.

Hayatta ciddiyet kadar bizi eğlendiren dostlara da ihtiyacımız var.

Hiç kimse, duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz.

İnsanın ne kadar az zamanı varsa, o kadar çok şey yapası vardır.

İnsanlar göründükleri gibi olmalıdırlar; eğer değillerse, hiç görünmesinler daha iyi...

İnsanlar görüştükleri insanları titizlikle seçmeli, çünkü davranışlar bulaşıcı hastalıklar gibi birbirine geçerler.

Kadınlar güller gibidirler; bir kez açıldılar mı, yaprakları hemen dökülmeye başlar.

Koca selleri meydana getirenler, küçük dereciklerdir.

Ne derlerse desinler, bence Tanrı her şeyi bir günde yapmadı.

Ne olacağımızı değil, ne olduğumuzu biliriz.

Para önden gidip insana bütün yolları açar.

Sadece iki durumda fikir vermeli insan; yaşam söz konusu olduğunda ve bir de talep edildiğinde...

Sizin deneyimlediğiniz, başkalarının da yararlanabileceği fırsatlar asla tümüyle kaybolup gitmiş sayılmaz.

Uyuyan bir çocuğu kucağında tutmak... Dünyanın en huzurlu anıdır.

SHAKUR, Tupac Amaru:

Bir kilisenin altından tavanı varken dünyada yoksulluğun olması doğru mu?

Eğer kutsal kitapları gerçekten tanrı yazdıysa, onları yeniden gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum, çünkü hayat çok değişti.

İyi bir kalçanın iyi bir beyinden daha fazla prim yaptığı bir ülkede hiçbir şey değişmez.

Savaşlar için paraları var, ama fakirleri doyuramıyorlar.

SHARIATI, Ali:

Okuyun, çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor.

SHARMA, Robin:

Ailemiz aracılığıyla insanlığımız güçleniyor, içgörümüz açığa çıkıyor. Aile vasıtasıyla kendimizi daha iyi anlamaya başlıyor; içgörü, bilgi ve bilgelik kazanıyoruz.

Ailenizi kendi küçük topluluğunuz ve en büyük mutluluğunuzun kaynağı olarak görün.

Başarı kazanma işi bir popülerlik yarışı değildir.

En güzel anlarımız sevdiğimiz insanlarla geçirdiğimiz anlardır.

İhtiyaçlarınızı azaltmadığınız sürece, asla doyuma ulaşamazsınız.

İnsanlar sen istediğin kadar hayatındalar, göz yumduğun kadar dürüstler ve onları affettiğin kadar iyiler...

Mutluluğun sırrı basittir. Yapmayı sevdiğiniz bir şey bulun. Tüm zihin gücünüzü, tüm enerjinizi bu sevginize yöneltin. Bolluk yaşamınıza akacak, tüm arzularınız yerine gelecektir.

Toplumsal baskının ve isteklerin, sizin farklılığınızı yok etmesine izin vermeyin... Dünyanın en saygıdeğer ve etkili insanlarının yaşamlarını incelerseniz başkalarının kendileri hakkında ne düşündüklerini umursamadıklarını görürsünüz... Toplumun genel geçer düşüncelerinin eylemlerine yön vermesine izin vermektense, kalplerinin onları götürdüğü yere gitme cesaretini gösterirler ve kimselerin gitmediği yollardan giderler. Böylece hayallerinin ötesinde başarılara kavuşurlar.

Yarını iyileştirmenin tek yolu bugün neyi yanlış yaptığını bilmektir.

SHAW, George Bernard:

Aptallar, utanılacak bir şey yaptıkları zaman mazeret diye o işi her zaman yaptıklarını söylerler.

Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz.

İnsanın kendini berbat hissetmesi, mutlu olup olmadığına önem verecek kadar boş zamanı olmasından ileri gelir.

Kadınların siyasal güçleri yoktur sözde; oysa akıllı kadınlar, aptal kocalarını hiç güçlük çekmeden parlamentoya sokar, hatta bakan koltuklarına oturturlar.

Kendi dilini tam olarak bilmeyen, başka bir dili de öğrenemez.

Yalancının cezası kendisine inanılmaması değil, O'nun kimseye inanmamasıdır.

SHELLEY, Percy Bysshe:

Acayip şeyler, acayip düşüncelerden doğar.

SHERMAN, John:

Geleceğin en iyi peygamberi geçmiştir.

SHERRILL, Charles Hitchock:

Öyle zamanlar oldu ki, anıları içinde benim eşsiz nitelikte gördüklerimi düzeltti: "Hayır! Ben bunda yanlışım. Eğer şöyle düşünseydim ve yapsaydım sonuç daha eksiksiz olacaktı." Gerçekçilik O'nun korkmadığı şeydi. (Emekli general ve diplomat Charles Hitchock Sherrill'in 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk için söylediklerinden...)

SIBELIUS, Jean:

Eleştirmenlerin sözlerine aldırmayın, şimdiye kadar hiçbirinin heykeli dikilmemiştir.

SICULUS, Diodorus:

Kitaplıklar, aklın tedavi yerleridir.

SIDNEY, Philip:

Soylu düşünceleri olan kişiler yalnız değildirler.

SIĞIRCI, Durmuş:

Arada bulutlar gölgeler güneşi, bilerek akşamları mola verir karanlıklara, ama sabahları bir doğuşu vardır ki uzaklardan, balçıkla sıvayamazsınız güneşi.

Durdum divana, uydum imama anlayışı, namaz ve niyazda geçerlidir. Onun dışında, özel ve genel yaşamda herkes özgürce kanun ve kurallara uyarak yaşar; ama robot gibi yetişenler, herkesin kendisine tabii olmasını, robotik davranışlar sergilemesini isterler.

İnsanlar bir kızarken bir de gülerken aynaya baksınlar. Hangi halde görünmek istediklerine kendileri karar versinler. Ne var ki yaratılan güzelliğe imreni ile bakanlar kızgınlığa sırt çevirirler.

İnsanlar kuş değil ki kafese koyasın, günümüzün çocukları afacan, kapıyı kapasanız bacadan girmeyi başarırlar, ah bir de hepinizin bildiği ulusal isteklerimiz doğrultusunda, bacadan girmelerini istemiyoruz ama, ne istediğimizi başarsalar!

İnsanları içki, kumar ve yolculukta tanımak yetersiz kalır. Arabasına hafif toslayacak, otobüsten inerken yeni ayakkabısına basacak, çıkarlarına dokunacaksınız; işte o zaman hoşgörü sınırları zorlandığında sergilediği tavırları göreceksiniz ya da kısaca düşman olduklarına yaklaşımına, onlara kullandığı dile bakarak değerlendireceksiniz.

Kızdığınızdaki yüz ifadeniz, güldüğünüzde de kaybolmaz.

Kin ve nefret ekenler, kin ve nefret biçerler.

Özgür birey; düşünerek doğruyu bulan, inandığı dava için yılmadan mücadele eden, ram olmayan bireydir. Demokratik yaşamda özgür birey yetiştirmek çok kolay, ancak antidemokratik düzende o kararlılığı gösterenler daha azdır; ya riyakar, ya yalancı ya da yalaka olurlar.

Sanat, insanın yaşam zenginliğidir.

Yaratan demiş ki; bakmayın sizleri eşit yaratmadığıma, kiminiz kör, kiminiz topal, kiminiz varsıl, kiminiz yoksul olabilirsiniz, bana "Ram"sınız, itiraz etme hakkınız yok. Ama ben size akıl verdim, adaletten ayrılmayın, çocuklarınızı ayırd etmeyin; insanlara, hayvanlara, doğaya gözünüz gibi bakın. Eğer benim gibi size "Ram" olacaklarınız yoksa vay halinize. Sizden hesap soracaklardan kurtulamazsınız.

SINATRA, Frank:

Alabileceğiniz en iyi intikam, çok başarılı olmanızdır.

SINGER, Isaac Bashevis:

Her saati yapan bir saatçi vardır.

SİCİLYA Atasözleri:

Yalnızca gerçek dostlarınız size yüzünüzün ne zaman kirli olduğunu söylerler.

SİRMEN, Ali:

Hep geride tutulmak istenen kadın toplumun öncüsü olabilir ve orada insanlığın yıldızını parlatıverir.

SİVASİ, Abdülmecid:

Devlet zulm ile değil, adl (adalet) ile ayakta durur!

SMILES, Samuel:

İnsanlar gibi uluslar da deneylerle güçlenirler.

SMITH, Alfred Emanuel:

Demokrasinin kusurları, yine demokrasiyle kapatılır.

SOFOKLES:

Kimse, yaşlı bir adam kadar sevemez.

Korkuya yer vermeyen bir devlette, kanunlar hiçbir zaman gerekli saygıyı görmezler.

SOKRATES:

Bütün bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir.

Dürüst bir insan daima çocuk kalır.

Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız cehaletin bedelini hesaplayın!

Hiç kimse beslenmeleriyle ve eğitimleriyle sonuna kadar ilgilenmeyeceği çocukları dünyaya getirmemelidir. Çocuklar zevk tohumu değildir.

İnsan gülmediği günü yaşadım diye hayat defterine kaydetmemelidir.

İnsanlar yüksek mevkilere ulaştıkça Tanrılaştıklarını zannederler, düştükleri zaman insanlıklarının da elden gittiğini görürler.

Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz; yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.

Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatı, kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir. Onların denetimi dışarıdan gelmektedir.

Zulme karşı çıkmak, zalime boyun eğmemek delilik değil, bilgeliktir. İlkel insanlar, büyük zalimlerin gölgesinde üreyen ve yürüyen küçük zalimler bunu anlayamaz!

SOUTH, Robert:

Yenilgi; bir umutsuzluk kaynağı değil, taze bir başlangıç olmalıdır.

SOUTHEY, Robert:

Ne kadar uzun yaşarsanız yaşayın, ilk yirmi yıl ömrünüzün en uzun yarısıdır.

SOUZA, Alfred:

Dans et! Sanki seni hiç kimse izlemiyormuş gibi...
Sev! Sanki önceden hiç incinmemiş gibi...
Şarkı söyle! Sanki seni duyabilecek kimse yokmuş gibi...
Yaşa! Sanki cennet bu hayatın kendisiymiş gibi...

SOYAK, Hasan Rıza:

Atatürk, "Birinci Dünya Harbi"nden sonra Avrupa'nın muhtelif memleketlerinde, bir takım şeflerin ortaya attıkları ideolojilerle onların tabii neticesi olarak meydana gelen idare sistemlerinin şiddetle aleyhineydi.

SPENCER, Herbert:

Bir insanın değeri okuduğu kitaplarla ölçülür.

Yaşamak için yeterli güce sahip olan milletler yaşarlar ve onların yaşaması iyidir; yaşamak için gerekenlerden yoksun olan milletler ölürler ki bu, onlar için en iyi durumdur.

SPINOZA, Baruch:

Anlamak, sevmenin başlangıcıdır.

Barış savaşın yokluğu değil, ruhun kuvvetinden kaynaklanan bir erdemdir.

İnsanlar, bize zarar verdikleri için değil; yaptıkları haksızlıklarla ruhumuzun ışığını söndürüp içimizdeki saldırganlığın ortaya çıkmasına sebep oldukları için tehlikelidirler.

Sevgi ne kadar büyükse kederi de o kadar büyük olacaktır.

Sevginin ölçüsü, ölçüsüz sevmektir.

Tanımak, anlamak, harekete geçmek gerekir. Dünya hayal kurmak için değil, başka bir şekle dönüştürmek içindir.

SPITZER, Eliot:

Aldatırken yakalandığınızda, beyhude inkarlar ve zayıf özürlerden daha kolay bir şeyler denemelisiniz.

STAEL, Anne Louise Germaine de:

Başka ülkeleri ne kadar çok görürsem, kendi ülkemi o kadar çok severim.

STALIN, Josef:

Alman birlikleri iyi bir disipline sahiptir, ancak "Anavatan" savunması gibi yüksek bir amaçtan yoksundurlar, amaçları boyun eğdirmektir. Bizim birliklerimiz ise işgal altındaki "Sovyet Anavatanı"nı korumak yüksek amacına sahiptirler. Ancak sıkı bir disiplinden yoksun olduklarından yenilginin acılarını taşıyorlar. Bu durumda, düşmanlarımızdan öğrenmemiz gerekir mi? Ben, bunun zorunlu olduğunu düşünüyorum.

Her komutan, Sovyet askeri ve siyasi komiser anlamalıdır ki imkanlarımız sınırsız değildir. Sovyetlerin toprakları çöl değildir. İnsandır, işçidir, köylüdür... (Hitler orduları tarafından) Ele geçirilen ve bundan sonra ele geçirilmek istenen yerler aynı zamanda ordunun ekmeği ve ikmalidir, sanayinin metali ve petrolüdür. Orduyu besleyen demiryolları ve diğer araçlarıdır.

STAND, George:

Başkalarını küçülterek büyüdüğüne inanan insanlar bulunduğu gibi, başkalarını korurken büyüdüğüne inanan insanlar da vardır.

STEINBECK, John:

Bu dünyada emin olduğum bir şey varsa o da kimsenin başkasının yaşamına karışmaya hakkı olmadığıdır.

STEINEN, Gloria:

Samimi olarak söylüyorum. Bir kadının iki seçeneği vardır; ya bir feministtir ya da bir mazoşist...

STENDHAL, Marie-Henri Beyle:

Ufacık bir umut bile aşkın doğması için yeterlidir.

STEWART, Jon:

Senin cahilliğin rahat etsin diye kendimi sansürlemeyeceğim!

STRAVINSKY, Igor:

Müzik tezyini olmalıdır; seslerin kendilerinden başka hiçbir şey ifade etmiyorum.

STUART, Dudley Coutts:

İlk defa yeni bir kitap okumaktansa, okunmuş bir kitabı tekrar okumak daha yararlıdır.

SU, Ruhi:

Ağaç demiş ki baltaya, sen beni kesemezdin ama ne yapayım ki sapın benden... Ölen ben, öldüren benden...

SUAVİ:

Tecavüzü aklayan, tecavüzcüyü saklayan, yalanı zeka sayan, talanı alkışlayan, emekçisini soyan, şiddeti görev sanan bir ülkede insan kalabilmek!..

SUDAN Atasözleri:

Hiç bir mutfak, iki kadını alacak kadar zengin değildir.

SUN Yat-sen:

Devleti ancak insan öldürmek istemeyen yönetebilir.

SÜLEMİ, Ebu Abdurrahman:

Sahibine tevazu, halka nasihat etmek, tüm yaradılanlara şefkatli olmak gibi huylar kazandıran; başkalarının haklarına riayet etmeye, helalinden kazanmaya, haramdan korunmaya, emanetlere kem gözle bakmamaya, nefsin kötü ahlak ve arzularına karşı koymaya sebep olan her ilim faydalı ilimdir. Faydasız ilim ise bu faziletleri kazandırmayan ilimdir.

SÜLEYMAN Çelebi:

Her ne denlü çok yaşarsa bir kişi,
Akıbet ölmekdürür anın işi.

SÜLEYMAN'ın Özdeyişleri:

Ahlaksız kadının ağzından bal damlar, dili yağdan yumuşaktır; fakat etkisi pelinotu gibi acıdır, iki ağzı keskin kılıç gibi deler geçer. O kadının semtine uğrama, evinin kapısına yaklaşma ki itibarını başkaları almasın ve yılların acıya mahkum olmasın.

Akıllı oğul babasına sevinç verir, akılsız oğul ise anasına dert olur.

Alaycıyı düzeltmeye kalkışan kendini küçük düşürür, kötü insana yanlışını gösterenin kendisi kabahatli çıkar. Alaycıya yanlışını gösterme, yoksa senden nefret eder. Hikmetli kişiye yanlışını göster, seni sever.

Bir kadınla zina yapanın yüreğinde sağduyu yoktur, bunu yapan kendi kendini mahveder. Başını belaya sokar, saygınlığını kaybeder, utancı silinmez.

Cahilleri kendi isyanları öldürecek, akılsızları kendi kayıtsızlıkları yok edecek...

Eğer komşuna kefil oldun, yabancıyla el sıkışıp anlaştınsa ve ağzından çıkan sözlerle kapana kısılıp kendi sözlerinle tuzağa tutuldunsa gururu bırak, komşuna git, yalvar yakar! Tuzak kuranın elinden kendini kurtar...

Ey tembel; yoksulluk bir haydut gibi, yokluk bir eşkiya gibi üzerine gelir.

Gözlerin dosdoğru ileri baksın, bakışların önündeki yoldan hiç ayrılmasın.

Her şeyden çok yüreğini koru, çünkü hayatın kaynakları ondan çıkar.

Hikmet yüreğinde yer ettiğinde ve bilgi sana zevk verdiğinde düşünme yeteneği sana bekçilik eder, ayırt edici olman seni korur.

Hikmeti ve terbiyeyi küçümseyenler akılsızdırlar.

Hikmetli kişi dinler ve daha çok şey öğrenir. Anlayışlı adam sağlam rehberlik arayan kişidir; öyle ki, özlü, düşündürücü sözleri, hikmetlilerin deyişlerini, bilmecelerini anlasın.

Hikmetli kişiyi eğit, daha da hikmetli olur. Doğru kişiye öğret, bilgisine bilgi katar.

Hikmetli olursan yararı sanadır, alaycı olursan da zararını sen çekersin.

Hileli sözlerden uzak dur, dilin sahtekarlığa bulaşmasın.

İşe yaramaz, zararlı adam ağzında hileli sözlerle ortalıkta dolaşır; fesat yüreğindedir. Her zaman kötülük kurar, sürekli çekişme yaratır.

Kendi sarnıcının, kendi kuyunun suyundan iç. Pınarlarından sular dışarılara akıp gitmesin; onlar yalnızca senin için olsun, yabancılarla paylaşman için değil. Gençliğini paylaştığın karınla mutlu ol!

Kendi suçu kötü adamın yakasına yapışır, kendi günahının kemendi O'nu kıskıvrak yakalar; yaptığı akılsızlıkların çokluğu yüzünden yoldan çıkar, terbiyeyi kabul etmediği için ölür gider.

Oğlum, babanın verdiği terbiyeyi dinle, annenin öğrettiği kanundan sapma. Çünkü onlar senin başında bir zarafet çelengi, boynunda değerli bir gerdanlıktır.

Oğlum, günahkarlar seni ayartmaya çalışırsa, onlara uyma. Sen onlarla aynı yoldan gitme, tuttukları yola ayak basma. Çünkü onlar kötülüğe koşar adım gider. Bu yol, yolcusunu canından eder.

Tanrı'nın (Yehova) nefret ettiği ve tiksindiği şeyler: Yüksekten bakan gözler, yalancı dil, masum kanı eller, hainlik tasarlayan yürek, kötülüğe koşa koşa giden ayaklar, yalan soluyan yalancı şahit ve kardeşleri birbirine düşüren adam.

Tembelin eli O'nu yoksul eder, çalışkanın eli ise O'nu zengin eder.

Yazın hasadı kaldıran oğul sağgörülüdür, biçim zamanı uyuyakalan oğul ise yüzkarasıdır.

Yürüyeceğin yolu düzle, tuttuğun yollar sağlam olsun. Sağa sola sapma; kötülükten ayağını çek!

SÜMER Atasözleri:

Biliyorsun neden öğretmiyorsun, boş vakit geçirdin, neye yaradı?

SÜRER, Eylem:

Maske takanları anlamak bizlere bir yüktür.

SÜREYA, Cemal:

Acı çektikçe insan olgunlaşırmış... Yalan be! İlk önce kalbin kırılır, sonra çürümeye başlarsın.

Dokunulmasa da, görülmese de kalpte yer verilir bazısına nedensiz...

SWIFT, Jonathan:

Kitaplar zekanın çocuklarıdır.

SYRUS, Publilius:

Başkalarını hep bağışla, ama kendini hiç bağışlama...

Verilen öğütlerden yalnız akıllılar yararlanır.

SZENT-GYORGYI, Albert von:

Keşfetmek herkesin gördüğünü görüp, düşünmediğini düşünmektir.