B., Harold:

Hayatınızın her gününü sanki bir dağa tırmanıyormuş gibi yaşayın. Arada bir zirveye göz ucuyla bakın ki, hedefiniz daima aklınızda olsun; ama yalnızca zirveye odaklanıp, varılan her yeni noktanın farklı ve güzel manzarasını da kaçırmayın.

BAADER, Franz Xaver von:

Özgürlük aşk değildir, yalnız aşkın kapısıdır.

BABAOĞLU, Haşmet:

Kalbimizi kırabilirler, razıyız buna; biraz ağlar ferahlarız. Gururumuzu kırabilirler, zor da olsa dayanıyor insan. Her şeyi kırıp dökebilirler, toplar toplaştırır yapıştırırız hepsini. Ama hayal dediğimiz o şey var ya, işte onu kırmasınlar.

BABAT, Uğur:

Bizim tek hatamız, pahalı hayallerimize ucuz insanları ortak etmemiz oldu.

BABAYEVA, Marina:

Bir ülkenin uygarlıkta geldiği seviye, o ülke halkının hayvanlara gösterdiği sevgi ve ilgi düzeyiyle doğru orantılıdır.

BABEUF, Noel:

Gerçek anlamıyla eşitlik ve mülkiyet üstüne kavga başlamalıdır!

BACALL, Lauren:

Sürekli havlayan bir köpeğim, habire küfreden bir papağanım, dumanı tüten bir sobam ve geceyi hep dışarıda geçiren bir kedim varken, niye evleneyim?

BACH, Richard:

Öğretmek, hatırlatmaktır.

BACHMANN, Ingeborg:

Yıldız kümelerini ilk keşfedip ad veren aşıklardır.

BACON, Francis:

Bilmek, hakim olmaktır.

Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir.
Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir.
Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir.

En iyi yananlar eski odunlar; en güvenilen kimseler eski dostlar; en rahat okunanlar da eski yazarlardır.

Erkek, evlendiğinin ertesi günü kendini yedi yaş daha kocamış bulur.

Hep öç almayı kuran bir kimsenin yarası, kapanacağına işler.

İnsanoğlu, bildiklerinden ibarettir.

İyi kitaplar en gerçek dostlarımızdır.

Kadınlar; gençlerin sevgilisi, orta yaşlıların arkadaşları, ihtiyarların da dadısıdır.

Metodu olan topal, metodsuz koşandan daha çabuk ilerler.

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.

Şöhret paraya benzer, orada çok kalırsanız fiyatlar düşer.

Tarihi inkar etmek ya da yalanlamak veya hemen inanıp doğru bellemek için değil, tartmak ve değerlendirmek için okuyunuz. Tarih, insanları bilge kılar.

Yalancı, Allah'a karşı kafa tutan, fakat insanlardan korkan bir serseridir.

Yalanlamak ve reddetmek için okuma!
İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma!
Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma!
Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!

BADIS, Abdülhamid bin:

Allahü Teala'nın Kemal [Mustafa Kemal Atatürk] aracılığıyla ihsan ettiği mucize olmasaydı, Türkiye de giderdi; onunla birlikte Şark da yok olurdu.

BAGEHOT, Walter:

Hayatta en büyük eğlence, başkalarının "yapamazsın" dediğini yapmaktır.

BAILEY, Pearl:

Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır.

Büyük işler gibi büyük düşüncelerin de davula ihtiyacı yoktur.

BAILEY, Philip James:

Büyük düşünceler, büyük işler gibidir. Onların sürekli konuşulmaya ihtiyacı yoktur.

Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.

BAILLIE, Joanna:

Kadınların üzüntüsü yaz fırtınası gibidir; şiddetli, ama kısa olur.

BAKİ:

Üç çeşit dost vardır:
Bir dost vardır; gıda gibidir, sen O'nu her gün ararsın.
Bir dost vardır; ilaç gibidir, gerektiğinde ararsın.
Bir dost vardır; hastalık gibidir, O seni arar.

BAKUNIN, Mikhail:

Eğer Tanrı gerçekten varsa, O'nu yok etmemiz gerekir.

BALBAY, Mustafa:

Korku ve endişenin gözleri çoktur, her şeyi korku olarak algılar... Umut ve kararlılığın enerjisi çoktur, hedefe ulaşma gücüne güç katar...

BALFOUR, Arthur James:

İzmir'de oturan İngilizler Yunanlıların İzmir'i idaresinin çok kötü ve çok haince olduğunu söylüyorlar. Bunun nedeni, Yunanlıların çok kötü yaradılışta insanlar olmaları. Amerikalılar, Türkleri tehdit ederek, Ermenilere bir şey olursa kendilerinin son adamlarına kadar ortadan kaldırılacağını söylüyorlar.

BALTA, İlkin:

Dogmalardan ve önyargılardan bütünüyle sıyrılmak için irade gösterilmesi zorunludur.

Doğruyu bilmek herşey değildir; doğruya ulaşacak yolu da belirlemek gereklidir.

Zamanı iyi okumalı, hayalci olmamalı; aksine hayali gerçekleştirmek için gerçekçi olunmalıdır.

BALZAC, Honore de:

Aşk büyüktür, ama sonsuz değildir.

Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır.

Bir erkek sevdiği işte çalışırsa, çok nadiren işi yüzünden sağlığı bozulur.

Bir evliliğin geleceği, ilk gecenin sabahından belli olur.

Evlenme davaya benzer, mutlaka memnun olmayan bir taraf vardır.

Felaketin bir iyiliği varsa, hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.

Güzellik, çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür.

Hayat, beşik ile mezar arasındaki sınav süresidir.

Her büyük servetin ardında, büyük bir suç yatar.

İyi bir koca gece ilk uyuyan, sabah ta son kalkan kişi olmamalıdır.

İyi dostluklar hesapsız kurulur.

Krallar da kadınlar da kendileri için yapılan her şeyin bir borç ödemesi olduğuna inanırlar.

Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa; ama gülebilmek için birini ağlatma ve çıkarların için hiç kimseyi satma...

Sanatın görevi doğayı kopya etmek değil, doğayı ifade etmektir.

Sevmek, bir başkasının yaşamını paylaşmaktır.

Tabiat aşkı, insanın ümitlerini boşa çıkarmayan yegane aşktır.

Vicdanınız yanılmaz bir yargıçtır, biz onu öldürmedikçe.

BARAN, Galip:

İnsan bildiğinden sorumludur. Bilen insan bilmeyen insandan da sorumludur.

BARDAKOĞLU, Ali:

Tarih boyunca türban, müslüman olmanın ve sayılmanın ön şartı hiç olmamıştır.

BARICCO, Alessandro:

Aynaya bakacağına, üstündeki elbiselere bak!

BARLAS, Selçuk:

Neşelenmek, bilgilenmek, duygusallaşmak, hayatı yaşamak, dünyayı takip etmek, düşünmek için elinizdekileri başkalarıyla paylaşınız.

BARLEAU, Nicolas:

Sahip olunabilmesi için, özgürlüğün de sınırları olması gerekir.

BARTAS, Guillaume de Salluste du:

Gecenin kara pelerini herkesi aynı şekilde örter.

BARTON, Bernard:

Düşüncelerde inat ve şiddet, aptallığın en açık belirtileridir.

BARTON, Bruce Fairchild:

Bazen küçük şeylerden ne müthiş sonuçlar alındığını gördükçe, içimden küçük şey diye bir kavram olmadığını düşünüyorum.

BAŞARAN, Mehmet:

Ağaçların bilgesi, zeytindir kuşkusuz... En çelimsizi bile kendini kabul ettiren bir ağırbaşlılık, bir suskunluk içinde... Yaşlarını bilen yok. Roma'nın, Bizans'ın izlerini taşıyor bazıları... Zamanlar geçmiş, sahipler değişmiş ama onlar kendi ölümsüzlüklerinde...

BAŞBUĞ, İlker:

Çağdaş toplumlarda askerler sivil otoriteye profesyonel tavsiyeler yaparlarken yaptıkları tavsiye ve tekliflerin dinleneceğini ve değer verileceğini düşünürler.

Küresel düşün, ulusal hareket et...

Yaşamak acı çekmektir, ancak yaşamak için nedeni olan kişi hemen hemen her şeye dayanabilir.

BAŞER, Hayri:

Akıl fehmeder, idrak eder; iman vahyeder, ilham eder.

Akılla imandan her biri yarım, ikisi bir bütündür.

Akılsız iman kör, imansız akıl kötürümdür.

Aklın gidemediği yolu iman tamamlar.

Aklın menzili ilimle ileri gider.

Aklın takattan kesildiği noktada iman başlar.

Hayat felsefemizi, görüş ufuklarımızı hapishaneye çeviren dogmaların prangasını kırıp atmanın zamanı çoktan gelmiştir. Hedefimiz bu kurtuluş hareketine tam bir inanç ve samimiyetle yönelmek ve bu hedefe doğru kanat açarak yükselmek olmalıdır.

Siyasi özgürlük, ekonomik özgürlük çağdaş uygarlıkta ne kadar önemli ise, bütün bu önemli olanların en önemlisi de insanlık şeref ve haysiyetine en çok yakışan düşünce özgürlüğüdür.

BAŞTUĞ, Latife:

Durağanlık üretkenliğe mani olur; hareket etmek gereklidir.

BAUDELAIRE, Charles:

Yalnızlığını kalabalıklandırmasını bilmeyen, telaşlı bir kalabalık içinde yalnız olmasını bilemez.

BAYAR, Celal:

Atatürk'ü sevmek ibadettir.

BAYHAN, Mehmet:

Fotoğraf sanatı ile bir koro arasındaki en önemli benzerlik "ritm"dir.

BAYKAL, Deniz:

Mahkemelerden içeri siyaset girerse, adalet dışarı çıkar.

BAYLAN, Erdem:

Bilgi yaşamı kolaylaştırmanın en muhteşem aracıdır.

BAYRAKTAR, H.:

Mutluluğun sırrı, bir insanın istediği işi yapmasında değil, yaptığı işi sevmesindedir.

BAYÜLGEN, Okan:

Düşen sütyen askın yok; canını acıtan ağda, cımbız yok; duştan sonra saatlerce uğraşacağın saçın yok, karnında taşıyacağın bebek yok; sancısını çekeceğin reglin yok; cinsel ilişkiye girersen kaybedeceğin hiçbir şey yok; tek başına gece dışarı çıksan laf atacak kimse yok; şort giysen bakacak insan yok... Altı üstü bir adam olacaksın, onu da olamıyorsan geber, daha iyi...

BEARER, Seed:

İçinde bulunduğumuz alemde gördüğümüz ve anladığımız şeyler yarı dereceye bile çıkmaz. Bu nedenle bizlerin durumu bir yaprak üzerinde beslenen tırtıllara benzer. Bu tırtılların bütün bilgisi, tüm ilmi ancak üzerinde süründüğü yaprağın çevresine kadar gidebilir. Bu tırtıl için yaprağın sınırını aşmak, daha geniş bir köşeye sahip olmak, üzerinde bulunduğu yaprağın daha milyonlarca yaprağa sahip bulunan ağacın küçücük bir parçası olduğunu anlamak ne kadar zordur!.. Dahası var, o ağacın bir hayatı var; bu hayat ta ondan önce gelmiş binlerce ağacın hayatı ile ilgilidir. Bu ağaçtan daha binlercesi o ormanın içinde yaşamaktadırlar. Bütün bunlar tırtılın minimini beyni için ne düşünülemeyecek, idrak edilemeyecek hakikatlerdir... Örneğin, bir gün, bu tırtıl etrafındaki büyük alemi görse ve görüşlerini kendi akran ve benzerlerine anlatmaya kalkışsa, herhalde öteki tırtıllar bu sözlere inanmayacaklar, onunla eğlenecekler ve hayali sözlerle kendi zamanlarını israf etmeye uğraşan bu zavallıya hücum edeceklerdir. Çünkü onlar düşünürler ki hayat ancak bir yaprağın üzerindedir. Bütün gerçekler o kadardır. Ve bir kimse için hayatın amacı, olsa olsa, o yaprağın üzerinde en iyi yeri bulup seçebilmektir. Ancak, bu tırtıl bir gün kelebek olur. O zaman görüş alanı genişlemiş olur ve eskiden hayatta varlığına bir dakika bile ihtimal vermediği güzellik, şiir ve zevk ile temasa gelir. O zaman, kendisine eskisinden farklı görünen bu dünya eski dünyasının aynısıdır, ta kendisidir; sonuç itibarı ile şimdi o alemi daha fazla görmek ve daha başka tarzda hareket edebilmek yeteneğini kazanmıştır. Her tırtıl, günün birinde kanatlanarak hayatın ve doğanın anlamını daha kapsamlı anlayacak bir kelebek olma kapasitesini taşır. Bu aşamayı aşma başarısını yakalayan insanoğlu da tırtılın kelebek olması türünden bir başkalaşım geçirir. Hayata, gerçeklere daha fazla yaklaşır ve daha fazla iyilik etme gereksinimi ve heyecanı duyar.

BEATTY, Warren:

Kadın fil gibidir. Herkes bakmayı sever. Ama kimse evinde beslemek istemez...

BEAUVOIR, Simone de:

Kurtuluşu başkasında görmek, yıkılmanın en güvenli yoludur.

Yıllar bütün omuzlara aynı ağırlıkta çökmez.

BECKENSTEIN, Jay:

Zor zamanlar size elinizde olan için daha çok teşekkür etmeyi öğretir. Geçen sene şikayet ettiğim hiçbir şeyden bu sene şikayet etmiyorum, hala çalışabildiğim için çok mutluyum.

BECKER, H. W.:

Kendini senden beklenen standartlardan çok daha fazlası için sorumlu tut ve asla mazeret bulmaya çalışma...

BECKETT, Samuel:

Aman o gençlik yılları mı! Geri dönmek istemem; o çırpınmaları, ateşleri, hırsları yeniden yaşayamam.

Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil.

BEECHER, Henry Ward:

Ana-babaların çocuklarına gösterebileceği en büyük sevgi, onlarla kuracağı arkadaşlıktır.

Doktrinin derisi soğuktur, ama içi tıka basa samanla doludur.

BEETHOVEN, Ludwig van:

Dünya, evrenin havada uçuşan sırlarıyla doludur. Benim yaptığım, onlardan bulabildiklerimi bir araya getirip size sunmaktan başka bir şey değildir...

İnsanlar arasında iyilikten başka hiçbir üstünlük kabul etmem. Karakterin olmadığı yerde ne büyük sanatçı ne de büyük mücadele adamı vardır. Orada var olan zamanın yok ettiği, içleri boş yaratıklardır. Bütün mesele büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmaktır.

BEHRAMOĞLU, Ataol:

Hukuk ve sanatın ortak paydası özgürlüktür. Özgürlüğü kısıtlanan bir sanat, insanları aldatan bir yalan aygıtına dönüşür.

Şair yalan söyler derlerse de siz inanmayın. Şair yalan söylemez. Çünkü O, yüreğinden kopanı satırlara döker. Siyasetçi yalan söyler, başkaları yalan söyler ama şair yalan söylemez. Son dönemlerde çok yalan söyleniyor. Yalanı sanatla, şiirle önleyebiliriz.

Sanatı ticari bir alana dönüştürmek isteyenlere geçit vermeyeceğiz.

BEIGBEDER, Frédéric:

"Reklamcıyım. Kainatı kirletiyorum. Ben size pis şeyleri bile satan biriyim. Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran... Photoshop'ta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk... Kılı kırk yararak oluşturulmuş görüntüler, moda müzikler... Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyada itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum. Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmamasıdır. Salyalarınızı akıtmak: Benim görevim bu... Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, çünkü mutlu insanlar tüketmezler. Çektiğiniz acı, ticareti canlandırıyor."

Her şey satılıktır. Aşk, sanat, dünya, sen, ben... Özellikle de ben...

İhtiyaçlar meydana getirmek için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekir.

Okuyorum, çünkü hayat bana yetmiyor.

BEKTAŞİ Deyişleri:

Rakı ağızdan değil, kulaktan içilir ve ona içki değil, dem denilir!

Verecek şeyin çok, verecek kimsen olmadıktan sonra ne kıymeti var?

BELÇİKA Atasözleri:

Hakiki sevgi ayrılıkta unutulmaz.

Tecrübe tarak gibidir; hayat insana verir, ama kel olduğu zaman.

BELL, Alexander Graham:

Bazen kapanmakta olan bir kapıya o kadar uzun süre bakakalırız ki, açık olanı çok geç görürüz.

BENBASA, Izak:

Dünyamızda söylenip de yapılmayan şeylerin boşluğundan daha büyük boşluk yoktur.

Simgeler gerçek gibi görülmeye başlandığında sıkıntı yaratırlar.

BENEDICT:

Kültür, büyütülerek ekrana yansıtılmış bireysel psikolojidir.

BENEZRA, Erol:

İnsanlar topraktan yaratılmıştırlar, her an çamurlaşabilirler.

BENJAMIN, Walter:

Fotoğraf insansız yapamaz.

BENTHAM, Jeremy:

Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğurulmuştur.

BERGER, John:

Kadınlar seyredilişlerini seyreder.

BERGGRUEN, Nicholas:

Büyük evlerde yaşamak ve zenginliğimi başkalarına göstermek benim ilgimi çekmiyor.

BERGMAN, Jack:

Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır; ama görüş açınız genişler.

BERGSON, Henri:

Bir şeyi anlamanın en iyi yolu o şeyin içinde olmaktır.

BERGUIER, Edouard de:

Yalnız kültürlü insanlar öğrenmeyi sever, cahiller ise ders vermeyi tercih eder.

BERK, İlhan:

Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım!

BERLE, Milton:

İyi bir kadın, kendisinin yaptığı her hatada kocasını affedendir.

BERNARD, Claude:

Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz.

Bildiğimizi zannetmek öğrenmenin en büyük düşmanıdır.

BERNE, Eric (10 Mayıs 1910-15 Temmuz 1970 / Kanada Doğumlu Psikiyatrist):

Yaşamın anlamı almak değil, olmaktır.

BERNHARD, Willem Alexander:

Milliyetçilik kavramıyla yetiştirilmiş insanları, egemenliklerinin bir bölümünü tek ulusun siyasi olanaklarıyla sınırlanmamış bir yapıya terk etme düşüncesini kabullenecek şekilde şartlamak güçtür.

BEŞTEPE, Naci:

Kadınlarımızı yüceltmeden yücelmemiz olanaksızdır.

BEYATLI, Yahya Kemal:

Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir.

İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

BEYDEBA:

Akıllı bir kimse, düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez.

Yastık diye başını ateşe dayayan, yatak diye yılanların üzerine yatan bir adam, emniyet ettiği bir dostundan, düşmanlık sezen bir insandan daha rahat uyur.

BIBESCO, Elizabeth:

Verdiğini hatırlamayan ve aldığını unutamayanlar kutsal insanlardır.

BICKERSTAFF, Bernie:

Umut, genç tutkuların dadısıdır.

BIERCE, Ambrose:

Kadınların ellerine düşeceğine, kucaklarına düş.

BILLINGS, Josh:

Aşkın gözü kördür derler... Yalan! Seven, sevdiğinde başkalarının gördüğünün en az iki katını görür.

Bir aptalı yanıldığına inandırmanın en iyi yolu, onu kendi bildiğini yapmaya bırakmaktır.

BISMARCK, Otto von:

Büyük bir devlet parti görüşlerine göre idare olunamaz.

Siyaset, karakteri bozar.

BİLALLAR, Erdal:

Başkalarının en iyi yaptıklarıyla değil, kendinin en iyi yaptıklarınla kıyaslama yap.


Cehennemde ateş yoktur... Her insan ateşini bu dünyadan götürür.


Güven elde edebilmek için yıIllar gerekir, ama yok etmek için saniyeler bile yeter.


Hayatlarında her zaman dürüst bir şekilde daha ileriye gitmek isteyen kişiler sonuçları önemsemezler.

İki kişi tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile farklı şeyler görebilirler.

İnsan ancak onbeş dakika çekici olabilir, sonrası alışkanlıktır.

İnsanlar için olaylar değil, kendileri daha önemlidir.

İnsanlara kendini zorla sevdirmen olanaklı değildir.


İnsanları ne kadar düşünürsen düşün, onlar seni o kadar düşünmezler.


Kahramanlar yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun yapanlardır.


Kurtlar birbirine düştüğü zaman koyunlar rahat eder.


Ne kadar ince kesersen kes, kestiğinin her zaman iki yüzü vardır.


Önemli olan hayatındaki eşyalar değil, hayatındaki kişilerdir.


Seni doğru dürüst tanımayan kişilerin dahi yaşamını birkaç saat içinde değiştirebileceklerini unutma.


Sevdiğin kişiye güzel sözler söyle, belki bu O'nu son kez görüşün olabilir.

 

Sinirlendiğinizde gerçekten buna değse bile asla acımasız olmayın.


Verebileceğin bir şey kalmadığında bile zorda kalan bir arkadaşına yardım edebilecek gücü bulmalısın.

BİLGİN, Nahit:

Aslında sanat, doğadan ve toplumdan aldığını, topluma verir. Bu açıdan bakılınca bir yansıtıcıdır. O, bir bakıma ise toplumun, yaşamın kendisidir. İnsanlar onda kendisini görür. Onun için herkes onu arar, ona koşar, onu bulur.

BİLGİN, Sunday:

Geleceği şekillendirmek için bugünden çaba göstermeliyiz. Ancak, geleceği şekillendirmenin, geleceği belirlemek anlamına gelmediğini de bilmeliyiz.

 

Hayata yaklaşımda sorumluluk almak önemli bir cesarettir.

 

Hayatta en demokratik olarak dağıtılmış kaynak zamandır.

 

Liderlik olaylara hakimiyeti gerektirdiği gibi esnekliği de gerektirir.

 

Olumlu düşünebilmek için cümlelerimizden olumsuz kelimeleri  silmeliyiz.

 

Sevgi bir vücutta yaşayan ruh, iki vücutta yaşayan dostluktur.

 

Sevgiden başka birşey kalmadığında yaşamınızda ilk kez sevginin yeterli olduğunu anlarsınız.

 

Sevgisini ve bilgisini paylaşan insanlar en büyük zenginliğe kavuşan insanlardır.

 

Yaşamı iyileştirmek istiyorsak hepimiz önce olumlu düşünmeyi öğrenmeliyiz.

BİNYAZAR, Adnan:

Bir kitaplarla beslenmiş duyarlı kişileri getirin gözlerinizin önüne, bir de ekranlara yansıyan vahşet cehennemini...

Eğitimde bilgi kirlenmesi, düşüncenin de kirlenmesidir. Bir ulus için düşünce kirlenmesinden büyük tehlike yoktur. Bu, kişilik kirlenmesine yol açar.

BLAKE, William:

Acının fazlası güldürür, neşenin fazlası ağlatır.

Aydınlığı içinde taşımaya bak! İşte o zaman karanlıkta bile yolunu bulabilirsin.

Bazılarına sevinç gözyaşları döktüren ağaç, diğerlerinin gözünde sadece yolda duran yeşil bir şeydir. Bazıları doğayı tamamen gülünç ve çirkin bulur ve bazıları nadiren doğayı görür. Ama yaratıcı insanın gözünde doğa, yaratıcılığın kendisidir.

Ölümcül siyahlara bürünmüş, kısık sesli şafağın kuzguni rahiplerinin, mutluluğun oğullarına lanetler yağdırmasına artık izin vermeyin.

BOÇKAY, Hami:

Baban fakirse suç senin değil, ama kayınpederin fakirse suç senindir...

BOEHME, Jacob:

İstek, hareket, genişleme ve yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde aşk olur.

BOETIE, Etienne de la:

Halklar kendini sevene karşı kuşkulu, kendisini aldatana karşı ise saftır. Ağızlarına çalınan iki parmak bal ile cezbedilen halkların; avcı düdüğüne kanıp tuzağa düşen bir kuştan daha saf, yem için oltaya takılan bir balıktan daha alık olabileceğini düşündünüz mü hiç?

BOĞAZLIYAN Kaymakamı Kemal Bey:

Yabancı devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buysa kahrolsun böyle adalet; yaşasın ulus. Borcum var, servetim yok. Çocuklarımı ulusuma emanet ediyorum.

BOHM, David:

Her şey, her şeyin altında yatan bir düzenin, ikinci kademede ortaya çıkan görüntüsünden başka bir şey değildir.

BOILEAU, Nicolas:

Kusurlarınızı söyleyebilecek arkadaşlar bulun.

Sersemler bile ara sıra iyi öğütler verir.

BOLITH, William:

Yaşamda en önemli şey kazançlarımızı kullanmak değildir. Bunu herkes yapar. Asıl önemli olan kayıplarımızdan kazanç sağlamamızdır. Bu zeka gerektirir; akıllı insanlarla aptal insanlar arasındaki fark budur.

BOLİVYA Atasözleri:

Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çıkarır.

BON, Gustave le:

Bilim bize gerçeği vaad eder, barışı ya da mutluluğu değil...

Milletler maddi ve manevi güçlerini yitirmekle yıkılmazlar. Milletleri yok eden illet, belleklerini yitirmiş olmalarıdır.

Seçmenlerin politikacıyı seçme işi, politikacıların yapacaklarından daha zordur.

BONAPART, Napolyon:

Ayrılık küçük ihtirasları unutturur, büyükleri kuvvetlendirir.

Az bilgisi olup çok konuşan, parası olmayıp çok harcayana benzer.

Bir değişimin önünde gidenler lider, ortasında gidenler durumu kavramış, sonunda gidenler sürüklenmiş olurlar; ama karşı çıkanlar mutlaka yok olurlar.

Coğrafya ülkelerin kaderini belirler!

Düşmanınızı asla hata yaparken rahatsız etmeyin.

"Emretmeyi bilmek için itaat etmeyi bilmelidir" deniliyor. Bana kalırsa, kırk yıl itaat eden bir insan artık komuta etmeye kaabiliyetli değildir.

Fransa'nın iyi annelere sahip olmasını sağlayınız ki ülkemiz iyi oğullara sahip olsun.

Gerçek dostlar yıldızlara benzerler. Karanlık çökünce ilk onlar gözükürler.

Güzel kadın gözü, iyi kadın gönlü okşar.

İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.

İmkansızlık yalnızca tembellerin sözlüğünde yer alan bir kelimedir.

İnsanlar çıkarları söz konusu olduğunda daha gayretli savaşır.

İnsanlar rakamlara benzerler, durumlarına göre değer kazanırlar.

İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur, kadının iffetli olması. Bu iki meziyetin yanıbaşında her iki cinsi, kadınla erkeği şereflendiren tek bir fazilet vardır: Vatana icabında her şeyi tereddütsüz feda edecek kadar bağlı olmak... Bu meziyetler ve bu fazilet en büyük kahramanlığı; hayatın elemine, kederine karşı fütursuz kalmayı ve ağır hadiselerin acılarına göğüs germeyi doğurur. İşte Türkler bu çeşit kahramanlardandır ve ondan dolayı Türkler öldürülebilirler, fakat yenilgiye uğratılamazlar.

Nitelikli ile soytarı arasında tek adımlık fark vardır.

Süngülerle her şey yapılabilir, ama üzerine oturulamaz!

Üç tane gazete, beni yüz sancaktan daha çok korkutur.

Vaktiyle Fransa hükümetinin önde gelenlerinden birisi Napolyon Bonapart'ı bir muharebe nedeniyle eleştirmeye kalkışmış ve parmağını harita üzerinde gezdirerek:
- "Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz" gibi fikirler yürütmeye başlamış.
Bunun üzerine Napolyon:
_ "Evet" demiş, "Oralar parmakla alınabilseydi ben de dediğiniz gibi yapardım." demiş.

Zafer, savaşta kovalayan, aşkta ise kaçan erkeğindir.

BOND, John:

Hayat, ileriye doğru yaşamak, geriye doğru anlamak içindir.

BONNEVAL, Comte de:

Haksızlık, tefecilik, tekelcilik ve hırsızlık gibi suçlar Türkler arasında meçhuldür. Öyle bir dürüstlük gösterirler ki insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır.

BONO, Edward de:

Yarının bugünden daha iyi olacağı ümidiyle yetinmek yerine, hemen bugün yarın uyandığımızda kendimizi önceki günden biraz daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.

BORAN, Behice:

Kurtuluş mücadele ile sağlanır, boyun eğerek değil!

Kurtuluş tek tek olmayacaktır; hep birlikte mücadele edeceğiz, hep birlikte kazanacağız, hep birlikte kurtulacağız,!

BOREAU:

Şeref limansız bir adadır; orayı terk edersen bir daha geri dönemezsin.

BOREN, M. L.:

Yeterli derecede eğitime sahip olmalısın ki etrafındaki insanları gereğinden fazla büyük görmeyesin. Fakat bilge olacak kadar da eğitim görmüş olmalısın ki, onları küçük görmeyesin.

BORGE, Victor:

Gülümseme iki insan arasındaki en kısa mesafedir.

BORGES, Jorge Luis:

Sonsuz bir akış içinde hangi gerçek, bir düşten daha sahici olduğunu iddia edebilir ki?

Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın. O düş bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin.

Yeryüzünde gizemli olmayan hiçbir şey yoktur, ama gizem bazı şeylerde diğerlerinde olduğundan daha belirgindir: Denizde, yaşlıların gözlerinde, sarı renkte ve müzikte...

BORNE:

Aşk deniz meltemleri gibidir; sesini duyarız, ama nereden gelip nereye gittiğini kestiremeyiz.

BOSMAN, Phil:

Çiçekler güzel olmak, insanlar ise iyi olmak için vardırlar.

BOSTANCI, Özkan:

Aç bir ülkenin insanları suça, ahlaksızlığa yönelirler, başkalarına kolayca yem olurlar.

 

Bir ülkenin kendi sınırları dahilinde olan ırmaklar, ormanlar ve denizler gibi doğal varlıklarını ya da üretim tesislerini dilediği gibi kullanması diğer ülkeleri de etkilemektedir. O halde bu mülkler milletlere ve devletlere dahi emanettir; ehline ve akıllı kullanarak mülkü ve çevresini kirletmeyerek emanete ihanet etmeyeceklere verilmelidir.

 

Devlet vazgeçilmez bir eğitim kurumudur. Onu devreden çıkarmak, özel sektörü de hadım etmek anlamına gelir!

 

Devletin malı, aslında milletin malıdır! Yani devlet ne kadar zengin ise millet de o kadar zengindir ve bu ortak mülkten yararlanır.

 

Ekonomi bir savaştır!.. Her kesimin her cephede buna hazır olması gerekir.

 

İktisat, kıt kaynakların sonsuz istekleri karşılamak için en iyi şekilde kullanılması sanatıdır.

 

İnsanın sahip olabildiği en önemli varlık olan canı bile kendisine emanettir.

 

Ömrü insan ömründen uzun olan mal ve mülkler şahıslara değil, devlete ait olmalıdır. Ömrü insan ömründen kısa olanlar ise şahısların olabilir ve aralarında miras yoluyla el değiştirebilir.

 

Sanat milletin, bilim insanlığın malıdır! Bu yüzden şahısların eserlerinden ve keşiflerinden yararlanma telif ve patent ile tahdit edilemez.

 

Tarihi eserler şahıslara ait olamaz ve bunlar miras yolu ile devredilemez. Onlar milletin ve gelecek nesillerin malıdır!

 

Türkiye her sahada kendine yeterli sanayi ve üretimi sağlamalıdır. İthalat lüks sayılmalı, asla bağımlılık yaratmamalıdır.

 

Yabancı patent ve telif hiç olmamalıdır. Kalkınma, özellikle geri kalmış ülkelerin kalkınması, ancak böyle sağlanabilir.

BOTTOME, P.:

Zorlukları aşmanın iki yolu vardır: Ya zorluk yaratan durumları değiştirirsiniz ya da zorluklara yaklaşımınızı...

BOUBAT, Edouard:

Zaman akıp gider, an kalır. Çektiğin kişi ölmüştür, ama fotoğrafa baktığında tekrar yaşar. Bu fotoğrafın sihiridir. Gördüğüne inanırsın.

BOURDILLON, Francis William:

Gecenin binlerce gözü vardır.

BOVEE, Christian Nestell:

Dünyada herşey yıkılsa bile, gelecek yerinde durur.

İlk ve son aşkımız kendimize karşı olandır.

Samimiyeti yitirmek, gücünü yitirmektir.

Yaşayan insanın aklı, ölmüş insanlarla en iyi bağlantıyı kitaplar sayesinde kurar.

BOYSAN, Aydın:

Alkol cinselliği teşvik etmez, yorar. İnsanı pervasızlaştırır ve duygusal olarak daha saldırgan yapar. Vücut ise daha da güçsüzleşir.

Evlilik taş devrinde başlamış, ama alternatifi de ortaya çıkmamış bir müessesedir. Tabiat bu yaşama biçimi içine aklı sokmakta yetersiz kalmaktadır ve bu anlamsızlıkla birlikte gelen ahlaksızlıklar da engellenememektedir.

Hayatta yapılması gereken en önemli şey giderken vicdanını kirletmeyecek olaylarla dolu bir ömür geçirebilmektir.

Her şey çok hesaba gelirse yaşamanın tadı kalmaz.

Mimarlık yaşama biçimlerine giydirilen kılıflardır. Dünyada yaşama biçimleri birbirinin aynı oldukça kılıflarının da birbirine benzeyeceği, dolayısıyla mimarinin de uluslararası bir anlam ve hal kazanacağı mutlaktır. "Milli mimari" diye bir yobazlık artık olamaz. Yani, kubbe yapınca milli; yapmayınca gayr-i milli olduğunu düşünenler aptallardır.

Oy kullanma hakkını yaş ile elde etmek saçma bir iştir. Bugünkü demokrasilerin hastalığı da budur. Gün gelecek belirli bir yaşı geçiren herkesin oy hakkı kazandığı sistem mutlaka değişecektir. Mahalle muhtarı seçimine bütün insanlar oy verebilir ama "Büyük Millet Meclisi" seçiminde oy hakkı sahibi olmak için insanların mutlaka bilgi ve vicdan sınavlarından geçmesi gereklidir.

Öbür dünyaya giderken bile eşini kızdıracak laf etmemek lazım; benim en büyük korkum karımı kızdırmaktır.

Ölmekten korkmanın saçma olduğunu düşünüyorum. Ayrıca cennet hayalleri ile cehennem korkuları benim ömrümde rol oynamıyor. Çünkü öldükten sonra her şey bitmiş ve verilecek bir hesap kalmamış olacaktır.

Sigaranın dünyada yasak edilmeyişi garip bir hadisedir. Daha da garibi, dinlerin hiçbirisi sigaraya hayır demiyor; ama alkole diyor. Bu saçma bir iştir. Sigara insanların geleceğini karartan, bünyelerini perişan eden en kepaze zehirdir.

Türkiye'de -rakı haricinde- gözle görülen ve görülmeyen her şeyin kalitesi bozuldu.

BOZKURT, Mahmut Esat:

Bir gece beraber oturuyorduk. Atatürk, Türk köylüsünü 'efendi' yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez, dedi. Bir de hatıra anlattı:
- "Ben Bulgaristan'da ataşemiliterdim. Çaylı-danslı bir pastanede oturmuştum. İçeriye temiz giyinmiş, ayağı çarıklı bir Bulgar köylüsü geldi, oturdu. Masaya vurdu. Kimse aldırış etmedi. Hatta bir an önce gitmesini arzu eden bir yüz takındılar. Bir daha vurdu; ayağını da vurdu. Garsonlar gelip:
- 'Burası sizin değil', dediler. Nihayet patron geldi. 'Çık buradan', dedi. Köylü:
- 'Kimi nereden kovuyorsun? Bulgaristan benim sabanımla ve tüfeğimle yaşıyor, utanmaz adam.', dedi.
Polis çağırdılar. Ona da aynı cevabı verdi. Polis bir şey yapamadı, dışarı çıkıverdi ve pasta reçel getirdiler. Atatürk:
- 'İşte', dedi, 'Türk köylüsünü bu hale getireceğiz."

Çağdaş uygarlığa mensup devletlerin ilk farkı, din ile dünyayı ayrı görmektir. Bunun tersi, devletin kabul ettiği din esaslarını kabul etmeyen kimselerin vicdanlarına baskı olur. Bunu çağdaş devlet anlayışı kabul edemez. Din, devlet gözünde vicdanlarda kaldıkça saygındır ve masumdur... Dini dünyadan ayırmakla çağdaş devletler, insanlığı tarihin bu kanlı zorundan kurtarmış ve dine gerçek ve sonsuz bir taht olan vicdanı sunmuştur.

Öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir.

Türk hakimleri, sizler Türk inkılabının demir eliyle kurulan yeni medeniyetin kıskanç bekçileri olmak mecburiyetindesiniz. Vazife ve mecburiyetiniz mazinin dirilmesine, yeniliğin ıstırap çekmesine imkan vermeyecektir.

BOZOKLAR, Ayşe Öztuna:

Bilinmeyeni yönetecek lider kadrolarına ihtiyacımız var. Çok yakında lider açığı kritik düzeye ulaşacak...

BOZOKLAR, Kutsiye:

Bazı hayatlar, vakti gelince sorulacak hesapların tutanakçasıdır.

BÖGÜN, Hasan:

Tarihin kanunudur, değişmez ve karşı durulamaz: Mustafa Kemal'ler Abdülmecid'leri hep devirmiştir, hep devirecektir.

BÖLÜKBAŞI, Oğuz Kaan:

Türk gibi yaşamak, Anadolu kültürü ile yaşamak kadın kişiliği ve onuru için önemli bir merhaledir.

BÖLÜKBAŞI, Rıza Tevfik:

Varlık budur benim için, hatta senin için de;
'Bir hakikat var mı?' derken bir hayale döneriz.

BRADBURY, Ray:

Okullarda nasıl yazı yazacağınızı öğrenemezsiniz. Bu kurumlar yazar olmak isteyenler için çok kötü yerlerdir; çünkü öğretmenler her zaman sizden daha fazla şey bildiklerini sanırlar, ama bu doğru değildir. Onlar önyargılar içerisindedirler. Belki Henry James'tan hoşlanıyorlardır, ancak ya siz Henry James gibi yazmak istemiyorsanız? Belki öğretmenleriniz örneğin gelmiş geçmiş en sıkıcı isim olan John Irving'i seviyorlardır. Son otuz yıl içinde okullarda eserleri öğretilen çok sayıda ismin yaratılarının neden okunduğunu ve öğretildiğini anlayamıyorum. Öte yandan kütüphaneler hiçbir önyargı taşımazlar. Kitaplıklardaki tüm bilgiler yorumlamanız için oradadırlar. Size neyi nasıl düşünmeniz gerektiğini söyleyecek hiç kimse yoktur. Orada kendiniz için keşifler yaparsınız.

BRANDEIS, Louis D.:

Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur.

BRANNON, J.:

Başkasının izinde yürüyen, iz bırakamaz.

Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar.

BRAUN, Heywood:

Bir insan taraf tutmaya başlar başlamaz, dünya gerçeklerini o kadar az görmeye başlar.

BRAYER:

Evlerinin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkanların çoğunlukla umumi ahlaka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vak'ası görülür.

BRECHT, Bertholt:

Barış bir armağan gibi verilmez insana...

Bugün yarına dünle beslenerek yol alır.

Büyük çözümler kör çıkmazlarda bulunur.

Büyük bir sıçrayış gerçekleştirmek isteyen birkaç adım geriye gitmek zorundadır.

En büyük çıkışlar kör çıkmazlarda bulunur.

Ey mutsuzlar; kardeşlerinizi boğazlıyorlar, göz yumuyorsunuz. Çığlıklar duyuluyor, ama siz susuyorsunuz. Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki, sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz. Halt ediyorsunuz!

Hiçbir şey bilmeyen cahildir, ama bilip de susan ahlaksızdır!

Karnını doyuranlar, açlara seslenip gelecek güzel günlerden bahsediyor.

"Savaş İstiyoruz!" En önce vuruldu bunu yazan...

Sofradan en fazla payı alanlar bize kanaatkar olmayı öğretiyor.

BREL, Jacques:

Serüvene koşmak için trenleri ve güneşi yakalayıp gözlerine yerleştirmek için beyaz yelkenlilerin gelip seni almalarını bekliyorsan; yarına inanmak için gün batımına, iyi kalpli görünmek için zayıflığa ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa demek ki hiçbir şey anlamadın!

BRENGERI:

Bir olay çok şeyi anlamaya yeter...

BRESSON, Henri Cartier:

Ben ne ekonomi uzmanıyım ne de önemli binaların fotoğraflarını çeken bir fotoğrafçı. Sadece belli durumlarda gazeteciyim. Öncelikli olarak yaşamda uyanık olmaya çalışırım.

Fotoğraflarımda neredeyse sadece insanla ilgileniyorum. Benim acelem var. Manzaraların ise zamanı hayli boldur.

BRET, Antoine:

Aşkın gelişi, aklın gidişidir.

Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur.

BREZİLYA Atasözleri:

Taşı delen, suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.

BRIGITTE:

İnsanlar başaklara benzerler. İçleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.

Zayıf karakter bir günah değildir; ama insanı günaha götürür.

BRILLAT de Savarin, Jean Anthelme:

Bana ne yediğini söyle, nasıl bir adam olduğunu söyleyeyim sana...

BRILLIANT, Ashleigh:

En mükemmel lider bile, önderlik edeceği muhteşem kişiler olmadan yol katedemez.

BRISBANE, Albert:

Hürriyetimiz, basın hürriyetine dayanır; basın hürriyeti ise ortadan kaldırılmadan sesi kısılamaz.

BRONSON, H.:

Aşkı ve sefaleti gizlemek güçtür.

BROOKS, Garth:

Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip oluncaya dek zengin değilsiniz!

BROWN, H. Jackson:

Başarının gerçek ölçüsü nelere sahip olduğun değil, nelerden vazgeçebildiğindir.

Bir domuza ve bir çocuğa istedikleri her şeyi verirseniz sonuçta çok iyi bir domuzunuz ve çok kötü bir çocuğunuz olacaktır.

Bol bol tebessüm et, gülümse. Hem maliyeti sıfırdır, hem de değerine paha biçilmez.

Harekete geçmek için bütün koşulların mükemmel olmasını beklersen, hiçbir zaman harekete geçemezsin.

Hayatta neyin önemli olduğunu keşfetmek için bir felaket beklememek gerekir.

Her şeye homurdanmaya alışmış bir kimse, fırsat kapıyı çalınca bile gürültüden yakınır.

Her zorluğa seni olgunlaştıran bir test olarak bakacaksın. Her zorlukta dersler ve olanaklar bulacaksın.

İnsanlara iyi davranmanın hiçbir maliyeti yoktur.

İyi kalpli olmak mükemmel olmaktan daha önemlidir.

Karakterimiz, kimsenin bakmadığını düşündüğümüzde yaptığımızdır.

Kendimi neşelendirmek istediğim zaman en iyi yol başka birini neşelendirmeye çalışmaktır.

"Keşke" kelimesi yerine "bir dahaki sefere" demeyi deneyin.

Mesleğinin dümenlerini öğrenmekle vakit yitirme; mesleğini öğren.

Tırmanman gereken bir tepeyle karşılaştığında, beklemenin tepeyi ufaltacağını düşünme.

Yaşlan, ama paslanma!

BROWN, Pam:

At, insanların kendileri hakkındaki tüm hayallerinin izdüşümüdür; güçlü, asil, güzel... Bunun yanında bizlere kendi dünyevi varlığımızdan kısa süreli de olsa uzaklaşma şansı sunar.

Büyük anne olmak çok güzel bir duygu. Bir anda annelikten bilgeliğe ve daha sonra da tarih öncesine dönüşüyorsun...

BROWN, Phillip Marshall:

Avrupalı devletler emperyalist amaçlarına varmak için Ortadoğu halklarının gereksinimlerine kulak tıkadılar, hatta bu insanları kuvvet dengesi için kurban gibi feda ettiler.

BRUNO, Filippo Giordano:

Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanısıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider.

Kötüler Tanrı'yı, Tanrı ise iyileri kullanır!.. (Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar.)

Ne gördüğüm hakikatı gizlemekten hoşlanırım ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım.

BRUNTON, Paul:

Çömez yakınıyormuş:
- "Bize öyküler anlatıyorsun, ama anlamlarını açmıyorsun."
Usta yanıt vermiş:
- "Biri sana meyveyi çiğneyerek ikram etse hoşuna gider miydi?"

BRUTUS-Caepio, Marcus Junius:

Fazilet, sen bir sözcükten başka bir şey değilsin.

BRUYERE, Jean de la:

Gerçek dostlukta, yaratılışları bayağı olanların alamayacakları bir tat vardır.

Sevgi aniden ve açıklanamayacak bir şekilde doğar, ama herhangi bir şekilde yok edilmesi çok zor olur.

BUCHANON, G.:

Bütün Avrupa Türkiyesi hıristiyanlara ait olmalıdır. Girit sorunu da Yunanistan lehine çözülmelidir.

BUCK, Pearl S.:

Bir çok kişi büyük mutluluklar beklerken küçük sevinçleri kaybederler.

BUCKLE, H. T.:

Karanlıkta olduğunu hissetmeyen ışığa yönelemez.

BUCKSTONE, John Baldwin:

Zaman, tutsaklar için yaratılmıştır.

BUDDHA, Gautama:

Ara sıra isyana yönelecek olursan kainatı yargılamanın imkansız olduğunu hatırla. Onun için, kaygılarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya güzeldir.

Bu dünyayı yaratan, zihninizdir.

Bütün canlılar şiddet karşısında titrer, hepsi ölümden korkar, yaşamı herkes sever; kendinizi onlarda görün... O zaman kimi incitebilirsiniz?

Hayat ateşi ile iki elimi de ısıttım; o sönmeye yüz tuttu, ben de vedaya hazırım.

İnsanın kalbinde olanı gözleri açıkça belli eder. Gözler kötü bir şeyi asla gizleyemezler. İnsanın içinde doğruluk varsa gözleri de aydınlıktır. Eğer doğruluk yoksa gözler de donuktur. Birisi seninle konuşurken gözlerine bak!

İnsanlığa olan güveninizi hiç kaybetmemelisiniz. Çünkü insanlık bir okyanustur, okyanusa düşen birkaç damla onu kirletmez.

Ne düşünürsek oyuz. Biz her ne isek düşüncelerimizden doğarız. Düşüncelerimizle biz, dünyamızı yaparız.

Öfkeliye cana yakınlıkla cevap ver, kötüye iyilikle... Cimriye hediyeler ver, gerçeklerle yalancıyı sustur... Galibiyet nefret uyandırır, çünkü yenilen mutsuzdur. Yeryüzünde nefretle nefretin önüne geçilemez, bu sadece sevgiyle mümkündür.

Zihni ve bedeni sağlığın sırrı ne geçmişe üzülmek, ne geleceği düşünmek ve ne de sorunları halletmek değil, içinde bulunulan anı yaşamasını bilmektir.

BUDİST Özdeyişleri:

Tüm insanlara cennetin kapısının anahtarı verilmiştir; aynı anahtar cehennemin kapısını da açar.

BUFFET, Warren:

Amaçlar belirle ve insanları bu amaçlara odakla!

Başkalarının söylediklerini yapmayın, sadece dinleyin. Sizi ne iyi hissettiriyorsa onu yapın.

Çocuğunuzu birkaç iş türüne başlaması için cesaretlendirin.

Çocuğunuzu yatırım yapması için cesaretlendirin.

Daima ekonomik olarak nasıl başarıya ulaşacağınızı düşünün!

Doğru insanları doğru işlere sevkedin!

En mutlu insanlar mutlaka herşeyin en iyisine sahip değillerdir. Onlar sade bir şekilde yollarında bulduklarına değer verirler.

Gerçek ihtiyacınızdan fazlasını almayın ve çocuklarınızı da böyle düşünmeleri için yönlendirin.

Gösteriş yapmaya çalışmayın, sadece kendiniz olun ve ne yapmaktan keyif alıyorsanız onu yapın...

Hayat sizin, o halde neden başkalarına hayatınızı yönetmeleri için fırsat veriyorsunuz?

Hayatınızı olduğunuz gibi, yalın yaşayın.

İnsan küçük birikimlerle birçok şey satın alabilir.

Markalara bağımlı olmayın; sadece sizi rahat hissettirecek şeyleri giyin.

Ne isen O'sun!

Para adam yapmaz, ama adam para yapar.

Paranızı boşa harcamayın, sadece gerçekten ihtiyacınız olan şeylere harcayın.

BUĞRA, Tarık:

Açlık gidecek, cehalet gidecek, benizler kanlanacak, tabiat yenilenecek, emir altına alınacaktı.

Yarın diye bir şey yoktur!

BUKOWSKI, Charles:

Benim hayatım, benim seçimlerim, benim hatalarım, benim sorunlarım, benim yalnızlığım... Özetle, sizi ilgilendirmez!

Hangi çiçek, diğerini "sarı renk açıldı" diye ayıplar? Hangi kuş, "farklı ötünce" diğerine yasak koyar? Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar. Ah insanlar! Her şeyi bulup kendini bulamayanlar...

Hayatta kimseyi değiştiremezsin. Ve kimse için değişmemelisin... Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için... Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin...

Kölelik kaldırılmadı, sadece bütün renkleri kapsayacak biçimde genişletildi.

İnsanlar adaletsizliği sadece kendi başlarına gelince düşünüyorlar.

Yorma kendini, bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.

BULOR:

Aşk cennetin dilinden bize kalan yegane hatıradır.

BULWER-LYTTON, Edward George Earle:

Kitaplar yaşadıkça geçmiş diye bir şey olmayacaktır.

Yasalar ölür, kitaplar ölmez.

Yüreğinizin yaşını saçlarınızdaki aklara bakarak söyleyemezsiniz.

BUNDY, McGeorge:

"Ford Vakfı"nın yaptığı her şey dünyayı kapitalizm için güvenli hale getirmek olarak görülebilir, olumsuz etkilenenlerin rahatlatılmasına yardımcı olarak toplumsal gerilimleri azaltmak, kızgın olanlar için emniyet sübabı sağlamak ve hükümetin işleyişini kolaylaştırmak...

Muhalefet, muhalefetin hedefi olan aynı şirketlerce akçelendirildiği sürece anlamlı bir kitle hareketi olamaz.

BUREN, von:

Ateşe ateşle karşılık verenlerin ellerinde kalan genellikle küldür.

BURKE, Edmund:

Boş inançlar, cılız akıllıların dinleridir.

Kötülüğün başarısı için gerekli herşey, iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.

Savaş, bulduğu ülkeyi bir daha bırakmaz.

BURNS, David M.:

Başarıyı hedef alın, mükemmel olmayı değil.

İnsan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin. Daha mutlu ve daha etkili bir insan olursunuz.

Unutmayın, mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar.

Yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin, vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz.

BURROUGHS, William Seward:

Deli dedikleri etrafında neler döndüğünü çözmeye başlamış bir insandır, hepsi bu...

Kadın fuhuşu büyük ölçüde resmi genelevlerle sınırlıdır, ancak erkek fahişeler ortalıkta cirit atarlar.

BURSALI, Orhan:

Yönetici siyasetçi, ülke yararını ve gelecek nesilleri öncelikle gözetmelidir!

BURTON:

Bir dilenciyi at sırtına koy da bak, nasıl dört nala sürüyor.

Her din, öteki dinler kadar doğrudur.

BUSCAGLIA, Leo:

İçten olmalısın. Yapmacık olmamalısın. Olduğun gibi görünmelisin. Dünyanın en zor işi, olmadığın bir kişi olmaya çalışmaktır. Gerçek benliğine doğru yaklaştıkça o kişiliği benimse ve her zaman öyle kal. Bunun kolay bir yaşama yolu olduğunu göreceksin. En zor şey başkalarının olmanı istediği kişi olmaya çalışmaktır. Onların seni bu duruma getirmesine izin verme. "Kendinin" kim olduğunu bul, olduğun gibi görün sadece. Richard Albert'in deyimiyle "karabasanları kovmak için" gerekli enerjiyi bu yolda kullanabilirsin. Kovalanacak karabasan da kalmayacak artık. Hepsini bir kenara at "İşte, ben buyum... Beni güçsüz yanımla, aptal yanımla olduğum gibi benimseyin. Benimseyemezseniz, rahat bırakın" deyin.

Severek yaşamak hayattaki en büyük meydan okumadır.

Yarın sabah ne sevdiğiniz kişilerin yüzleri ne de kendi yüzünüz aynı olacaktır.

BUTLER, Samuel:

Dostluk para gibidir; elde edilmesi kolay, korunması zordur.

BUXTON, Charles:

Hiç birşey ayağınıza gelmez; en azından iyi olan hiç birşey. Her şeyi gidip elde etmeniz gerekir.

BUXTON, Noel:

Türklerin şimdi en çok savaşması gereken şey, cehalet ve vatanlarını Avrupalı hırsızlardan korumaktır.

BÜYÜK İskender:

Benim gerçek babam Filip değil, Aristo'dur. Çünkü birincisi dış varlığımın, ikincisi iç varlığımın oluşumuna sebep olmuştur.

Büyük İskender, felsefenin en donanımlı isimlerinden sayılan Aristo'ya bir mektup yazarak "Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?" diye sormuş:
"1. Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
 2. Ülkenin ileri gelen insanlarını hapise mi atayım?
 3. Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim?"
Aristo ise şöyle yanıt vermiş:
"1. Sürgünde toplanıp sana karşı baş kaldırırlar,
 2. Hapishaneler isyancı yuvası olur ve kontrolden çıkar,
 3. Kılıçtan geçirdiğin insanlardan sonra gelen kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar." demiş ve çözüm olarak şu öğüdü vermiş:
"İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin, ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın."

BÜYÜKANIT, Yaşar:

Herkes bu hayatta üzerine düşen rolü oynuyor, hayat tam bir tiyatro; kral var, asker var, kameraman var, herkes bu hayatta rolünü oynuyor. Tiyatro bittikten sonra özel hayatta birlikte vakit geçiriyorlar. Kara Harp Okulu'nda görev yaparken öğrencilere her zaman sağlıklı, huzurlu ve başarılı yaşam diledim, ama en önemlisi şerefli bir yaşam sürmelerini temenni ettim. Eğer şerefli bir yaşam yoksa diğerleri zaten yoktur.

BYRON, George Gordon (Lord):

Bir devleti kurmak için bin yıl ister, yıkmak için bir saat yeter.

Bütün mesele, ruhları görebilecek gözler edinmektir.

Gece, kadınlarla yıldızları güzel gösterir.

İşi çok olanların gözyaşları için vakitleri yoktur.

Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır.

Yunanlılar gerçeği kavrama yeteneğinden yoksundurlar. Her Yunanlı, Yunanlılar hakkında abartılmış düşüncelere sahiptir.

O'BEIRNE:

Avrupalı emperyalistler amaçlarına varmak için bütün insanları yok etmeğe hazırdırlar.

Ermeni ayaklanması Türklere bir harp ilan etmenin en iyi aracıdır. Alman ordularının Türklerin yanında olması üçlü anlaşmayı kuvvetlendirecek, bu reformlara yol açacak ve sonra bir Ermeni isyanı olacaktır.