ADIZES, Ichak Kalderon:

Sadece kar için yönetmek, skor tablosuna bakarak tenis oynamaya benzer.

ABBEY, Edward:

Büyümek için büyümek, bir kanser hücresinin ideolojisidir.

ACTON, John Emerich Edward Dalberg:

Demokrasinin kötü olan bir yönü çoğunluğun tiranlığına dönüşmesidir.

İktidar bozar, mutlak iktidar mutlak bozar.

AFRİKA Atasözleri:

Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar tarihler avcıları övecektir.

Bilge herşeyi bilmez, sadece ahmaklar herşeyi bilir.

Gözlerin rengi ve biçimi ne kadar farklı olursa olsun gözyaşlarının rengi aynıdır.

Hızlı gitmek istiyorsan yalnız git, uzağa gitmek istiyorsan birlikte git.

Sevgili beyaz adam; doğarım siyahım, büyürüm siyahım, üşürüm siyahım, korkarım siyahım, hastalanırım siyahım ve ölürüm hala siyahım... Sen beyaz adam; doğarsın pembesin, büyürsün beyazsın, güneşlenirsin kızarırsın, üşürsün morarırsın, korkarsın sararırsın, hastalanırsın yeşilsin ve ölürsün grisin... Ve hala utanmadan bana renkli dersin...

Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir; çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir!

Uzlaşmacılar öldü, kindarlar hayatta!

Yaşlı bir bilge öldüğünde bir kütüphane yanmış demektir.

AGEE, Philip:

Cia’da bizim için demokrasinin beş paralık bir değeri yoktu. Yani bir hükümet seçimle iş başına gelmiş ve bizimle de işbirliği yapacaksa, çok güzel… Ama bizimle işbirliği yapmayacaksa o zaman bizim için demokrasinin hiçbir anlamı yoktu. Ve bugün için de bir anlamı olduğunu sanmıyorum.

AKGÜÇ, Öztin:

Bir ülkede delalet ve gaflet içerisinde politikacılar olabilir, satılık ya da kiralık kalemler bulunabilir, gözünü mevki hırsı bürümüş, ödün vererek bir yerlere gelme çabasında olan yeteneksiz, liyakatsız bürokratlar köşe başlarını tutmuş olabilir. Yabancılarla işbirliği yaparak onların sözcülüğüne soyunmuş iş adamları da gözlemlenebilir. Bunlar doğal ve olağan karşılanabilir. Olağan olmayan ve tehlikeli olan toplumun gaflet, delalet ve en azından kayıtsızlık içerisinde olmasıdır. Bir toplum mezarını kazıcılara şak şak tutmaz, onlara yardımcı olmaz, çevresinde dönen oyunlara bigane kalamaz. Aymazlığın da bir sınırı olmalıdır, aymazlık sağduyuyu kirletmemelidir. Eğitim yetersiz olabilir, dezenformasyon yaygın olabilir; lakin bir toplum sağduyusunu, bağımsız, hür yaşama, varlığını koruma içgüdüsünü yitirmemelidir. Etrafındaki bu kadar olaya karşı uyanmayan, aymayan, geleceğini görmeyen bir toplum bölünmeye de, yoksulluğa da, bağımsızlığını yitirmeye de müstahaktır, belayı hak etmektedir.

 

Halka karşı halk için” değil “halkla beraber halk için” anlayışı Atatürkçülüğün temel ilkelerindendir.


Sorunların çözümünde dış güçlerden medet, yardım beklenemez; bu  yolla bağımsızlık korunamaz.

 

Türkiye hızla kalkınabilmek, çağa uymak için devrimci olmak zorundadır.

ABDÜLHAMİT Han (2. Abdülhamit):

Ben fenalığı iki, iyiliği bir defa düşünürüm!

Tekerrür eden tarih değil, hatalardır!...

Toplumu daha kolay güdebilmek için onu bilgisiz, cahil bırakmak gerekir.

ADDAMS, Jane:

En büyük insan, kendini en çok sayıda insanın yerine koyabilendir.

AKSOY, Bülent:

Bir sanat esasen kendi gücüyle ayakta kalır. Kendi gücüyle yaşayamayan bir sanatı devlet dahil kimse kurtaramaz.

ALMAN Atasözleri:

Dikenler arasında güller de yetişir.

Gözler kendilerine, kulaklar başkalarına inanırlar.

Herkes kendi mutluluğunun demircisidir.

Kapı ve duvar dinleyen, kendi ayıbını duyar.

Kargalarla yarenlik eden güvercinin tüyleri beyaz kalır, ama kalbi kararır.

Konuşulan bir sevinç iki kat olur, paylaşılan bir acı yarıya iner.

Söylenti gerçekten daha büyüktür.

Şapkasını çıkaran tüm diyarı dolaşır.

Şeytanla sofraya oturanın kaşığı uzun olmalı.

Tanrı yavaş öğütür, ama iyi öğütür.

Ufak hırsızlar asılır, büyük hırsızlar serbest bırakılır.

Üç kişinin bildiğini bütün köy biliyor demektir!

AMERİKAN Atasözleri:

Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan edilir.

Başarının ana babası çoktur, yenilgiyse yetimdir.

Birleşmek başlangıçtır, birliği sürdürmek gelişmedir; birlikte çalışmak başarıdır.

Kaybetmekten yılmayan, kazanmanın eşiğindedir.

Maymunu ormandan çıkarabilirsiniz, ama ormanı maymunun içinden çıkaramazsınız.

Odununu kendi kesen, iki kere ısınır.

AMIEL, Henri Frederic:

Başarılı eylemler gerçekleştirebilmek için hiçbir şey kararlı bir zihin ve tükenmeyen bir enerjinin birleşiminden daha kullanışlı olamaz.

Kurnazlık her işe yarar, ama hiçbir iş için yeterli değildir.

ANOUILH, Jean Marie Lucien Pierre:

İnsan yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlıdır.

APAÇİ Kızılderili Kabilesi:

Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer O'nu yenersem utanç duymayayım.

ARAP Atasözleri:

Allah'ın gülü dikenli yarattığına hayret edeceğiniz yerde, dikenler arasında gül yarattığına hayret ediniz.

Ayakkabım yok diye üzülüyordum ta ki ayaksız bir adam görene kadar. 

Hele toz duman bir dağılsın; ata mı bindin, eşeğe mi anlarsın!

Sadece kalpten çıkan bir söz kalbe ulaşabilir, ağızdan çıkan bir söz kulağı geçemez. 

Sadelik sonsuz bir hazinedir. Çılgınca arzu ettiğine ulaşamasan da elindeki ile mutlu olmayı bilmelisin.

Yiğit harpte, dost dertte, olgun adam hiddette belli olur.

Yol boyunca sana havlayan her köpeğe cevap verirsen menzile ulaşamazsın. 

ARIKSOY, Samim:

Yare bir baksın, ne mümkün gözde sevda olmasın.
Sen de sev, lakin bu sevda sözde sevda olmasın.

ARNOLD, Max:

Fazla zırh ve çok az beyin; işte dinazorların neslinin tükenmesinin nedeni.

CHAPLIN, Charlie:

Amacınız zarar vermekse güce ihtiyacınız vardır, diğer her şey için sadece sevgi yeterlidir.

Çok fazla düşünüp çok az hissediyoruz!

Din, dil, ulus ayrımcılığı olmayan yeni bir dünya yaratalım!

Konuşursam beni sadece İngilizce bilenler anlayacak; ama sessiz bir filmi herkes anlayabilir ve dünya Amerika'dan ibaret değil...

Sizi koyun yerine koyuyorlar! İnsanlıktan çıkmış, beyni ve kalbi makineleşmiş kişilere teslim olmayın. Siz ne makine ne de koyunsunuz; sizler insansınız!

Zaman en iyi yazardır, her zaman mükemmel sonu yazar.

IBSEN, Henrik:

En güçlü insanlar genellikle yalnızdır.

Sen ona inanç dersin, biz korku deriz.

INGERSOLL, Robert Green:

Aşırı şüphe, aşırı kolay inanmadan daha iyidir.

Bu benim inancım: Mutluluk, tek iyilik; akıl, tek meşale; adalet, tek ibadet; insanlık, tek din ve sevgi, tek rahip...

Korku beyni felce uğratır, ilerleme cesaretten doğar. Korku inanır, cesaret şüphe eder. Korku yere düşer ve dua eder, cesaret ayakta durur ve düşünür. Korku kaçar, cesaret ilerler. Korku barbarlık, cesaret uygarlıktır. Korku tanrılara, şeytanlara, ruhlara inanır. Korku din, cesaret bilimdir.

EINSTEIN, Albert:

A = X+Y+Z (A: Başarı, X: Çalışmak, Y: Çalıştığı konuyu oyun gibi görmek, Z: Konuşmak yerine üretmek.)

Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır.

Ancak cüretkar kurgular bizi ileri götürür, olguların birikimi değil!

Aptallara göre insanlar ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar...

Aptallarla dolu bir dünya çekilmezdir; çünkü dahiliğin mutlak bir sınırı vardır, aptallığın asla.

Aptallığın en açık kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp değişik sonuç almayı beklemektir.

Atom gücünün ortaya çıkarılması düşünce tarzımız dışında herşeyi değiştirdi... Bu sorunun çözümü insanoğlunun kalbinde yatar.

Barış güçle korunamaz. Sadece anlayışla elde edilebilir.

Başarılı bir insan olmaya değil, değerli bir insan olmaya çalışın. Başarılı insan, hayattan verdiğinden fazlasını alır. Değerli insan ise hayattan aldığından fazlasını verir.

Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varana kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli oldukları söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin.

Ben gelecek için hiçbir endişe duymadım, o yeterince hızlı geliyor.

Benim dinim, evren'e olan hayranlığım; ibadetim de onu araştırmaktır.

Benim özel bir yeteneğim yok, yalnızca tutkulu bir meraklıyım.

Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.

Bir hatayı iki defa tekrarlamayan en mükemmel insandır.

Bir insanın ahlaki davranışları anlayışa, eğitime ve sosyal bağlara dayanmalıdır; dini dayatmalara gerek yoktur. Ölümden sonra ceza korkusu ve ödül iştahıyla hareket eden kişi zavallıdır.

Bir insanın zekası yanıtlarından değil, soracağı sorulardan anlaşılır.

Bir konuyu tartışabilirsiniz, ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu deneyimlemelisiniz.

Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.

Bir şeyler yapabilirsiniz, ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.

Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.

Bireysel yetersizliklerimizin aşıldığı kişisel sınırlarımızın kıyılarında, küçük bir gezegenin bir köşesinden bakışlarımız derin ve heyecan verici şahane güzellikler üzerinde kilitlenir.

Bizim bilmediğimiz bazı sırlara eskilerin vakıf olduklarını kabul etmek zorundayız.

Bu dünyada beni birkaç kişi anladı, onlar da yanlış anladı.

Bu medeniyetin utancından bir an evvel kurtulmak gerekir. Savaş ne kadar aşağılık ve şerefsiz; ben böyle ilkel bir harekette yer almaktansa lime lime parçalanmayı tercih ederim. Benim inancıma göre savaş perdesi altında insan öldürmek, cinayetten başka bir şey değildir.

Çok zeki olduğumdan değil, sadece sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.

Dağınık masa dağınık kafaya işaretse, boş masa neye işaretttir?

Dahilik ile aptallık arasındaki fark, dahiliğin sınırlarının olmasıdır.

Dünya; kötülük yapanlar yüzünden değil, yapılan kötülüklere seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.

Dünyada tek bir çocuk dahi mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler yoktur.

Dünyanın kainattaki tek yaşanılabilir yer olduğunu düşünmek dahi düpedüz cehalettir.

Dünyayı hayal gücü döndürür.

Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanlığın sadece dört yıl ömrü kalmış demektir.

Eğer bilim adamı olarak gerçeği açıklamak istiyorsan, zarafeti terziye bırakmalısın.

Eğer olacakları bilseydim, saat yapımcısı olurdum.

Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır.

Evrenin düzenini gördüğümde mistik bir şaşkınlığa düşüyorum.

Fiziği görelilik ilkesine sokmak fikrini rasgele bulmama teşekkürler... Siz (ve diğerleri) benim bilimsel yeteneklerimi beni rahatsız edecek kadar çok abartıyorsunuz. (Arnold Sommerfeld'e Mektup - 14 Ocak 1908)

Geleceği ayarlamanın tek yolu olabildiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz. Önemli olan tek an şimdidir.

Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

Hayat, bisiklet sürmek gibidir. Dengenizi korumak için yola devam etmelisiniz.

İki şey sonsuzdur; insanoğlunun aptallığı ve evren. Fakat ikincisinden emin değilim.

İlk önce oyunun kurallarını öğrenmelisiniz, sonra da herkesten iyi oynamayı...

İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz.

İnsanı sanata ve bilime yönlendiren en önemli etkenlerden biri de olağan işlerden kaçınmaktır.

Karşı karşıya kaldığınız aşılması zor sorunları mevcut düşünce yapınızla çözemezsiniz. Çünkü bu sorunlar, mevcut düşünce yapınızın ürünüdürler.

Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayal gücü ise her yere...

Sorunları, o sorunları üreten kafalarla çözemeyiz!

Yeryüzündeki şartların düzelmesi, sadece bilimsel buluşlara değil, ahlaklı bir yaşam düzeninin gerçekleşmesine de bağlıdır.

ARNAVUT Atasözleri:

Çabuk gelen kötü şans, geç gelen iyi şanstan iyidir.

ASAF, Özdemir:

Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir, O'nu alır; bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir, O'nu alır.

Bir seviyi anlamak bir yaşam harcamaktır, harcayacaksın!

Boşuna yorulma gönül, sadece sevmek yetmiyor.

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.

Dışarıdan baktım mı içime sığmıyorsun; içime girdin mi dışımda kalıyorsun.

Dünyayı gezdin gördün, nasıl buldun? Ülkeler vardı, insanlar bavulları taşıyordu; bir de ülkeler vardı, bavullar insanları taşıyordu.

Düşümde aşk ile karşılaştım, insanı arıyordu. Uyandım, insan ile karşılaştım; aşkı arıyordu.

Gece midir insanı hüzünlendiren, yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren, yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?

Gelmeyecek bir gideni, olmayacak bir nedeni beklediniz mi?

Gemilerin çoğu insan hatası yüzünden batmıştır, deniz yüzünden değil...

Gerekince kaptanlar limanlara, askerler siperlere sığınırlar; aydınlar da şiirlere...

Her seven sevilenin boy aynasıdır. Sevmek sevilenin o aynaya bakmasıdır.

"Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun?" dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an...

Kendi bahçesinde dal olamayan birisi, bahçemde ağaçlık taslamasın...

Kime sorsan evinde bir oda eksik...

Kimi gittikçe kalır, kimi kaldıkça gider...

Küçük adamlarla dolmuş milletler, büyük adamlarını anlamakta gecikir.

Nasihat; zamanında taze yenmemiş bir ekmeği, başkasına bayat yedirme denemesidir.

Sen bana sen desen de demesen de olur; ama ben sana sen diyeceğim, düşün dur.

Yalnızlık, müziğin bile seni dinlemesidir.

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz...

ASIMOV, Isaac:

Akıl, sadece bize sunulanlar dışında bir çözüm bulmaktır.

Aklın, Sokrates'ten bu yana, yobazlık ve hurafeye karşı açtığı savaş henüz kazanılmış değildir.

Yaratılışçılar, bir teoriyi, bütün gece sarhoş olduktan sonra hayal ettiğin bir şeymiş zannediyorlar.

Zekamız mutlak değil, sadece içinde yaşadığımız topluluğun ve bu topluluğun içinde de kendini bir yargıç olarak kabul ettirmiş oldukça küçük bir alt grubun bir fonksiyonundan ibarettir.

AŞÇIOĞLU, Çetin:

Toplumun bir üyesi olarak insanın vazgeçilemez haklarından birisi de doğru ve güvenli yargılanma hakkıdır. Adalet ve yargıçlar bu hakkın güvencesidirler.

AŞIR, Ahmet:

Hayat yaşamayı, vefa hatırlamayı, dostluk paylaşmayı, özel günler ise hatırlanmayı bilenler için vardır.

ASTELL, Mary:

Eğer bütün insanlar özgür doğmuşlarsa, nasıl oluyor da bütün kadınlar köle doğuyorlar? Erkeklerin tutarsız, belirsiz, anlaşılmaz, keyfi iradesine tabi olmak tam bir kölelik durumu değil de nedir?

ATAKLI, Can:

Tipik din devletlerinde halkın bilim, sanat, kültür gibi konularla bağları çok zayıftır. Bu ülkelerde gerçekten iyi yetişmiş yazarlara, sanatçılara, din dışı konularda düşünürlere, felsefecilere rastlayamazsınız.

ATEŞ, Süleyman:

Cennet, müslümanların tekelinde değildir.

ATSIZ, Nihal:

Fahişeler vardır, namustan bahseder.
Kanaatini ve kalemini satmışlar vardır, vicdandan dem vurur.
Vurguncular vardır, ağızlarından fazilet sözü düşmez.
Çifte pasaportlular vardır, vatan diye haykırır.
Palikaryalar vardır, kahramanlık iddia eder.
Bazı iyi niyet sahipleri de bunların hepsine inanır.
Gel de bunların arasında huzur içinde yaşa...

AYDIN, İclal:

Politikanın şerrinden sanatın merhametine sığınırım.

ASTIVADA (Hitit Kralı):

Ben barışı kurdum. Ülkede yoksul bırakmadım. Buğday depolarını doldurdum. Herkes bol bol yedi, içti, huzur içinde yaşadı. (Üçbin Yıl Önce)

ASYA, Arif Nihad:

Işığı önüne al, yürü! Gölgen arkandan ister gelsin, ister gelmesin.

Kendi halkının menfaatlerini savunmaktan aciz olanlara dikkat ediniz.

Vazoyla saksının farkını sen söyleme, çiçeklerden sor.

ATAÇ, Nurullah:

İnsanların çoğu bu dünya kurulalı beri, belki de parçalanıp gidinceye değin, şairliği, şiiri sevmeyi bir hastalık, bir delilik saymışlardır. Aldatmayalım kendimizi, biz şiiri sevenler bir azınlığız, hiç bir zaman da kalabalık olmayacağız.

Yarın yorgun kimselerin değil, rahatına kıyabilenlerindir.

ATAY, Falih Rıfkı:

Eğer görüş ayrılığı aynı amaca yönelik değilse, ona 'görüş ayrılığı' denmez, 'amaç ayrılığı' denir.

Neyimiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu batının, vicdanımızı ve kafamızı doğunun pençesinden kurtarmışsak, şu denizler bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi'ne borçluyuz.

Öyle şartlar içinde Mustafa Kemal'in yaptığını yapabilecek cesarette demiyorum, belki O'ndan daha gözü pekleri vardı; azminde demiyorum, belki O'nun kadar azimlileri vardı; bilgili de demiyorum, şüphesiz O'ndan daha bilgili olanları vardı; fakat kırk yıllık ömrümde O'nun liderlik dehasında hiç kimseyi görmedim.

Şark milletlerini Garplı ve medeni olmadıkları için köle olmaya layık gören Garplılar, aynı milletlerin kendi medeniyetlerine girmesini men etmek için bütün politika ve silah fabrikalarını seferber etmiş gibidirler. Şimdi Garp'a karşı Müslüman taassubunu ateşleyenler, Garp papazlarıdır. Garp hürriyetten, ilimden, seviye ve şuurdan korkuyor. Garp'tan Şark'a şimdi şu haykırış geliyor: Aman, Garplı olmayınız. Şark milletlerine ilk öğretilecek hakikat budur: Her yerde mücedditler, fes ve sarığın üzerindeki kavuktan evvel silindir şapkanın üzerindeki sarığı çıkarmalıdırlar.

Zehir kadar acı da olsa hakikat ilacını içiniz.

ATAY, Oğuz:

Ben sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum. Toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe baş kaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için...

Gel seninle bir daha ağlayalım yaşanmışlara, yaşanmamışlara ve bir de hiç yaşanamayacaklara...

Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.

Yalnızlığı çok seversek, bir gün o da çekip gider mi?

AURELIUS, Marcus:

Bir şeyi yapmak yalnızca sana zor geliyor diye bunun bir insan için olanaksız olduğunu düşünme... Eğer bir şey insan için olanaklıysa ve insan doğasına uygunsa, senin tarafından da yapılabileceğine inan!

Birisine bir iyilik yaptığında ne bekliyorsun? Doğru şeyi yaptığından ötürü hoşnut olman ve bu iyiliğin karşılığını beklememen gerekmez mi?

Birisinin hatasına öfkelendiğinde derhal kendine bak ve kendinin de nasıl hata yaptığını düşün; örneğin iyinin paraya ya da hazza ya da bir parça şöhrete eşdeğer olduğunu düşünmen gibi... Bunun bilincine vardığında, özellikle de seni öfkelendiren kişinin gergin olduğunu ve yapabileceği pek başka bir şey olmadığını ayrımsadığında öfkeni hemen unutursun... Ve eğer bir yolunu bulabilirsen, karşındaki insanın gerginliğini gidermelisin. Eğer birisi yanlış yapıyorsa, O'na nazikçe yol göster ve nerede yanlış yaptığını anlat. Eğer bu da O'nu düzeltmiyorsa kabahati kendinde ara, hatta daha iyisi hiç kimsede arama.

Doğa bizi iyi yürekli olmamız için yaratmıştır, yararlı bir şey yaptığımızda ya da herkesin yararına olacak bir şeye aracı olduğumuzda, kendi asli görevimize uygun davranmış olur ve kendimiz oluruz.

Düşünceni değiştirmek ve senin yanlışlarını düzelten birisinin söylediklerine uymak özgürlüğünden ödün vermek anlamına gelmez. Çünkü bu değişiklik senin iradenle olmuştur; kendi arzuna, değerlendirmene ve anlayışına uygun olarak yapılmıştır.

Eğer bir dış etken seni üzerse, duyduğun acı o şeyin kendisinden değil, senin ona verdiğin değerden geliyordur; onu da her an ortadan kaldırmaya gücün vardır.

Eğer gerçekten sahip olduğumuz biricik şey içinde bulunduğumuz an ise ve sahip olmadığımız bir şeyi yitirmemiz de mümkün olmadığına göre, birisinin elimizden alabileceği tek şey yaşadığımız andır.

İnsanlar birbirleri için yaratılmışlardır. Ya onlara doğru yolu göster ya da onlara karşı anlayışlı ol.

Sağlıklı bir göz, görülebilen her şeyi görmelidir ve 'yalnızca iyi olan şeyleri görmek istiyorum' dememelidir; çünkü bu ancak hastalıklı bir gözün durumudur. Sağlıklı bir kulak ve sağlıklı bir burun, işitilebilecek ve koklanabilecek her şeyi algılamalıdır.

Şunu asla aklından çıkarma; ister üç bin yıl yaşa, ister otuz bin yıl, şu anda sahip olduğundan başka bir yaşamı yitiremezsin ve mevcut yaşamın sona erdikten sonra da yeni bir yaşama sahip olamazsın.

AYDIN, Nurullah:

Acizler için imkansız, korkaklar için müthiş gözüken şeyler kahramanlar için idealdir.

Adalete güven sarsılmışsa, toplumsal barış da güven de zedelenmiş olur.

Ağzından çıkan her sözün gölgen olduğunu unutma!

Ahlaklı insan sorumlu insandır.

Akıl ve beden sağlığının kıymetini bil, mutlu yaşarsın.

Akıllı insan başkalarının bilgisinden ve tecrübelerinden yararlanır.

Aklını canlı tut, oyuna gelmezsin.

Aldatan, muhakkak günü geldiğinde aldatılır.

Aydınların kafası karışmış ise toplumun dengesinin bozulması kaçınılmazdır.

Aykırı tipler her zaman kendini göstermek için bir yol arar. Sen akıllı ve bilgili insanlara önem ver.

Baskı ve zulme karşı bilinçlenmek ve örgütlenmek gerekir.

Bilginin anlamını bilmeyen bilgiyi doğru kullanamaz.

Bilgiyle donanmış, yetenekleri geliştirilmiş bireyler, en büyük güçtür.

Bir milleti ve devleti var eden dilidir. Dili bozulan milletin ayakta kalması mümkün değildir.

Çıkarını düşünen yöneticilerin elinde devlet uzun ömürlü olmaz.

Deşifre olmuş bir sır, sıradan bir bilgiden daha tehlikelidir.

Devlet ciddiyetinin kaybolmaya başlaması, kaosun başlangıcıdır.

Devlet otoritesinin zayıflaması, milletin ortak dokusunun parçalanması demektir.

Düşünmeden konuşma, sözcüklerin anlamını bil, aksi halde dilin seni tanıtır.

Düşünmeye zaman ayır, kendine gelirsin.

Farklı inançtakileri olduğu gibi kabul etmek, insan olmanın temel şartıdır.

Gaflet içinde olan insana ne söylersen söyle, ne anlatırsan anlat, gerçeği gösteremezsin.

Gerçekler acıdır, ama hayallerle yaşayan insanın kendine gelmesi daha zordur.

Gerçekleri anlamayanlara, ne anlatsan boşunadır. O, bildiğine göre anlar.

Gerçekleri gizlesen de bir gün olan bitenler ortaya çıkar.

Haksızlıklar üzerine iktidar sürenlerin hazin dramı unutulmamalıdır.

Hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsan önünü görecek tedbirleri almalısın.

Hırsı, aklının ve çıkarı inancın önünde olan insan iblisin yoldaşıdır.

İçinde yaşanılan toplumun tüm değerlerini savunmak geleceğe atılan temeldir.

İnsanı ırk, dil, din değil; insan olma bilinci insan yapar.

İnsanı insan olarak göremeyen, insan olamamış demektir.

İnsanı, insan olarak görmeyen anlayışın her zaman zararı olur.

İnsanların en kötüsü yüzünde maske, dilinde tatlı sözle dolaşıp kin akıtandır.

Kaosun onu hazırlayanları da içine aldığı bir gerçektir.

Kendinden fazla emin olanın hataları görmesi zordur.

Kendini, başkalarını fark ederek fark edebilirsin.

Kerizler yaşadıkça uyanıklar ölmez.

Kirli emelleri olanların, hayal kırıklığına uğraması kaçınılmazdır.

Korkuyu etkisizleştiren temel gerçeklik, cesaretle bezenmiş bilgidir.

Kötü niyetli insanın ne yapacağı belli olmaz, tedbirli ol.

Küçük düşünen liderler devletlerini de küçültür.

Mantıklı düşünen insanın öngörüsü de gerçekçi olur.

Mensubu olduğun milletin değerlerini tarihi kimliği ile bil ve hisset.

Moralinin bozulmasına meydan verme, toparlanman zor olur.

Ne yapıldığını iyi anlarsan, ne yapacağına doğru karar verebilirsin.

Neden mutlu olduğunu düşün. Bilgisiz mutluluğun geçici olduğunu anlarsın.

Okumazsan, araştırmazsan sana anlatılanları doğru kabul eder, köleleşirsin.

Olan biteni doğru kaynaktan öğren ki yanılmayasın.

Olumsuz insan zihin kirliliği yaratır.

Otoritenin zafiyeti kaos getirir.

Sözcükler tehlikeli değildir; tehlikenin kendisidir.

Temeli sağlam olan bina yıkılmaz, biligili insan ise sarsılmaz.

Tereddüt etme, hata yaparsın.

Toplumlar yetişmiş yönetici ve aydınlarıyla sağlıklı yaşar.

Uyarma, aydınlatma, bilgilendirme insanın insana yapacağı en büyük iyiliktir.

Ünvanla, makamla saygınlık kazanılmaz. Saygınlık, ürettiği ile kazanılır.

Yaşadığı toplumun değerleri ile ilgisi kalmamış kişinin, kimin sözcüsü olduğunu göz ardı etme.

Yaşamak için kendine ve insanlara zarar verme. Yaşamın anlamını düşün.

Yaşarken de, öldükten sonra da iyi anılmak istiyorsan dürüst ol.

AYVERDİ, Ekrem Hakkı:

Ekrem Hakkı Ayverdi sık sık
- "Nasılsınız?" diye soran bir arkadaşına:
- "Uzun boylu, mavi gözlü" cevabını verirmiş.

JANIN, Jules:

Kadın, erkeğin ilgisinden çok ilgisizliğine karşı duyarlıdır.

JAURES, Jean:

Gerçek, çelişkidedir.

JAPON Atasözleri:

Hava soğuduğunda gölge veren ağaçlar unutulur.

İlk karını sana Allah, ikinci karını insanlar, üçüncüsünü ise şeytan gönderir.

Kitap, ruhun ilacıdır.

Okuduğun her şeye inanacaksan, hiçbir şey okuma.

Pirincin içindeki siyah taşlardan korkma, beyaz olanlardan kork.

Sanatçıyım diyebilmek için ustanı geçeceksin ve kendini geçecek bir öğrenci yetiştireceksin.

Sis, yelpaze ile dağıtılamaz.

Üç taşınma, bir yangına bedeldir.

Yedi kere düş, ama sekiz kere ayağa kalk...

SPENCER, Herbert:

Bir insanın değeri okuduğu kitaplarla ölçülür.

Yaşamak için yeterli güce sahip olan milletler yaşarlar ve onların yaşaması iyidir; yaşamak için gerekenlerden yoksun olan milletler ölürler ki bu, onlar için en iyi durumdur.

HERSCHEL, John Frederick William:

Bir insana okuma aşkı ve O'nu tatmin edecek bir kitap verin, emin olun ki bu adam mutlu olacaktır.

JENKINS, James J.:

Yanılgı insanlar içindir; ancak silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, fazlaca yanlış yapıyorsunuz demektir.

JOHNSON, Lyndon Baines:

Konuşurken hiçbir şey öğrenemezsiniz.

JOUBERT, Joseph:

Çocuklar nasihatten çok iyi bir örneğe gereksinim duyarlar.

Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir.

IŞIK, Ali

Ağaçlara tek tek bakarsak ormanın büyüklüğünü, güzelliğini ve birlikteliğini fark edemeyiz.

Başkalarını eleştirmek yerine, ölçülü davranışlarımızla örnek olmalıyız.

Bazı uluslar, herhangi bir vatandaşının kazanacağı uluslararası başarının bir gün yine kendi uluslarına geri döneceğini bilecek kadar akıllı ve bilinçlidirler. Bazıları ise bunu göremez ve günü kurtarma peşinde koşarlar, onlar için başarı sadece kendilerince kazanılmışsa başarıdır. Ve bu tür uluslar için takım olabilmek, birlikte bir şeyleri başarabilmek adeta olanaksızdır.

Değerinin bilinmesini isteyen öncelikle değer bilmeyi öğrenmelidir.

Düşüncelerini her zaman açık ve özgürce söyleyen insan, söylemeyenden daha yararlıdır.

Hayatta önemli olan şey sadece kendimiz için kazanmaktan ziyade, kimi zaman yavaşlamak anlamına gelse bile kendimizle birlikte diğerlerinin de kazanmasına yardım etmektir.

Herşey kendi renginde güzel ve özeldir, benzeşmek taklit ve aslı gibi olamamayı kabullenmeyi gerektirir.

İnsan başarabileceğini bildiği şeyleri istemelidir.

Kelimelerimizi karşımızdakileri incitmeyecek, kırmayacak şekilde özenle seçmemiz bir erdem değil, olması gereken olağan bir davranış ve söylem biçimidir.

Kimimiz üzerimize gelen dalgaların üstüne çıkar ve bunları kendimize yeni olanaklar yaratmakta kullanırız, kimimiz ise sürüklendiğimiz yaşamın kıyılarında sular çekildikten sonra kurumaya terk ederiz kendimizi...

Yetiştirilme şeklimiz geleceğimiz için bir yaşam tasarımının ilk yol ayrımıdır.

B., Harold:

Hayatınızın her gününü sanki bir dağa tırmanıyormuş gibi yaşayın. Arada bir zirveye göz ucuyla bakın ki, hedefiniz daima aklınızda olsun; ama yalnızca zirveye odaklanıp, varılan her yeni noktanın farklı ve güzel manzarasını da kaçırmayın.

BACHMANN, Ingeborg:

Yıldız kümelerini ilk keşfedip ad veren aşıklardır.

BACON, Francis:

Bilmek, hakim olmaktır.

Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir.
Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir.
Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir.

En iyi yananlar eski odunlar; en güvenilen kimseler eski dostlar; en rahat okunanlar da eski yazarlardır.

Erkek, evlendiğinin ertesi günü kendini yedi yaş daha kocamış bulur.

Hep öç almayı kuran bir kimsenin yarası, kapanacağına işler.

İnsanoğlu, bildiklerinden ibarettir.

İyi kitaplar en gerçek dostlarımızdır.

Kadınlar; gençlerin sevgilisi, orta yaşlıların arkadaşları, ihtiyarların da dadısıdır.

Metodu olan topal, metodsuz koşandan daha çabuk ilerler.

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.

Şöhret paraya benzer, orada çok kalırsanız fiyatlar düşer.

Tarihi inkar etmek ya da yalanlamak veya hemen inanıp doğru bellemek için değil, tartmak ve değerlendirmek için okuyunuz. Tarih, insanları bilge kılar.

Yalancı, Allah'a karşı kafa tutan, fakat insanlardan korkan bir serseridir.

Yalanlamak ve reddetmek için okuma!
İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma!
Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma!
Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!

SICULUS, Diodorus:

Kitaplıklar, aklın tedavi yerleridir.

FLACCUS, Quintus Horatius (Horace ya da Horatius):

Fırtınanın kapınıza attığı konuklara iyi davranın.

Mümkün olsaydı her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim.

Zamanın mahvetmeyeceği bir şey yoktur.

Zenginlik insanı ya destekler ya da yönetir.

HORACE:

Bkz.: Flaccus, Quintus Horatius (Horace).

CHOATE, Rusuf:

Kitap tek ölümsüzlüktür.

BARICCO, Alessandro:

Aynaya bakacağına, üstündeki elbiselere bak!

İNCETAHTACI, Bedri:

Amerika ülkemize en büyük engeldir. İstediğini başbakan, istediğini cumhurbaşkanı yapar.

KAHVECİ, Adnan:

Bizim bağımsız olmamız için Amerika ve IMF'den kurtulmamız gerekir.

SWIFT, Jonathan:

Kitaplar zekanın çocuklarıdır.

- Y -

Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.

Yalancı kim? İşittiğini söyleyen...

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Yanlış hesap Bağdat'tan döner.

Yarım hakim maldan, yarım hekim candan, yarım hoca da imandan eder.

Yaşın yanında kuru da yanar.

Ye kürküm ye.

Yedi kez düşen sekiz kez kalkar.

Yerli malı, yurdun malı; herkes onu kullanmalı...

Yüzmeyi ancak derin sularda öğrenebilirsin.

Yüzü güzel olanı değil, huyu güzel olanı sev.

Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur.

BUĞRA, Tarık:

Açlık gidecek, cehalet gidecek, benizler kanlanacak, tabiat yenilenecek, emir altına alınacaktı.

Yarın diye bir şey yoktur!

BAGEHOT, Walter:

Hayatta en büyük eğlence, başkalarının "yapamazsın" dediğini yapmaktır.

BAILEY, Philip James:

Büyük düşünceler, büyük işler gibidir. Onların sürekli konuşulmaya ihtiyacı yoktur.

Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.

SHAW, George Bernard:

Aptallar, utanılacak bir şey yaptıkları zaman mazeret diye o işi her zaman yaptıklarını söylerler.

Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz.

İnsanın kendini berbat hissetmesi, mutlu olup olmadığına önem verecek kadar boş zamanı olmasından ileri gelir.

Kendi dilini tam olarak bilmeyen, başka bir dili de öğrenemez.

Yalancının cezası kendisine inanılmaması değil, O'nun kimseye inanmamasıdır.

BALZAC, Honore de:

Aşk büyüktür, ama sonsuz değildir.

Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır.

Bir erkek sevdiği işte çalışırsa, çok nadiren işi yüzünden sağlığı bozulur.

Bir evliliğin geleceği, ilk gecenin sabahından belli olur.

Evlenme davaya benzer, mutlaka memnun olmayan bir taraf vardır.

Felaketin bir iyiliği varsa, hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.

Güzellik, çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür.

Hayat, beşik ile mezar arasındaki sınav süresidir.

Her büyük servetin ardında, büyük bir suç yatar.

İyi bir koca gece ilk uyuyan, sabah ta son kalkan kişi olmamalıdır.

İyi dostluklar hesapsız kurulur.

Krallar da kadınlar da kendileri için yapılan her şeyin bir borç ödemesi olduğuna inanırlar.

Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa; ama gülebilmek için birini ağlatma ve çıkarların için hiç kimseyi satma...

Sanatın görevi doğayı kopya etmek değil, doğayı ifade etmektir.

Sevmek, bir başkasının yaşamını paylaşmaktır.

Tabiat aşkı, insanın ümitlerini boşa çıkarmayan yegane aşktır.

Vicdanınız yanılmaz bir yargıçtır, biz onu öldürmedikçe.

NEYZEN Tevfik:

Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer; içsen de tükenir içmesen de... Bu yüzden hayattan tat almaya bak; çünkü yaşasan da bitecek, yaşamasan da...

Ne ceket kaldı, ne metelik cebinde ceketin!
Kurtaracağız diye geldiler, içine sıçtılar memleketin!

BAŞARAN, Mehmet:

Ağaçların bilgesi, zeytindir kuşkusuz... En çelimsizi bile kendini kabul ettiren bir ağırbaşlılık, bir suskunluk içinde... Yaşlarını bilen yok. Roma'nın, Bizans'ın izlerini taşıyor bazıları... Zamanlar geçmiş, sahipler değişmiş ama onlar kendi ölümsüzlüklerinde...

BAŞBUĞ, İlker:

Çağdaş toplumlarda askerler sivil otoriteye profesyonel tavsiyeler yaparlarken yaptıkları tavsiye ve tekliflerin dinleneceğini ve değer verileceğini düşünürler.

Küresel düşün, ulusal hareket et...

Yaşamak acı çekmektir, ancak yaşamak için nedeni olan kişi hemen hemen her şeye dayanabilir.

BAYKAL, Deniz:

Mahkemelerden içeri siyaset girerse, adalet dışarı çıkar.

BELÇİKA Atasözleri:

Hakiki sevgi ayrılıkta unutulmaz.

Tecrübe tarak gibidir; hayat insana verir, ama kel olduğu zaman.

BERGMAN, Jack:

Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır; ama görüş açınız genişler.

BERNE, Eric (10 Mayıs 1910-15 Temmuz 1970 / Kanada Doğumlu Psikiyatrist):

Yaşamın anlamı almak değil, olmaktır.

BEYATLI, Yahya Kemal:

Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir.

İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

BİLALLAR, Erdal:

Başkalarının en iyi yaptıklarıyla değil, kendinin en iyi yaptıklarınla kıyaslama yap.


Cehennemde ateş yoktur... Her insan ateşini bu dünyadan götürür.


Güven elde edebilmek için yıIllar gerekir, ama yok etmek için saniyeler bile yeter.


Hayatlarında her zaman dürüst bir şekilde daha ileriye gitmek isteyen kişiler sonuçları önemsemezler.

İki kişi tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile farklı şeyler görebilirler.

İnsan ancak onbeş dakika çekici olabilir, sonrası alışkanlıktır.

İnsanlar için olaylar değil, kendileri daha önemlidir.

İnsanlara kendini zorla sevdirmen olanaklı değildir.


İnsanları ne kadar düşünürsen düşün, onlar seni o kadar düşünmezler.


Kahramanlar yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun yapanlardır.


Kurtlar birbirine düştüğü zaman koyunlar rahat eder.


Ne kadar ince kesersen kes, kestiğinin her zaman iki yüzü vardır.


Önemli olan hayatındaki eşyalar değil, hayatındaki kişilerdir.


Seni doğru dürüst tanımayan kişilerin dahi yaşamını birkaç saat içinde değiştirebileceklerini unutma.


Sevdiğin kişiye güzel sözler söyle, belki bu O'nu son kez görüşün olabilir.

 

Sinirlendiğinizde gerçekten buna değse bile asla acımasız olmayın.


Verebileceğin bir şey kalmadığında bile zorda kalan bir arkadaşına yardım edebilecek gücü bulmalısın.

BİLGİN, Sunday:

Geleceği şekillendirmek için bugünden çaba göstermeliyiz. Ancak, geleceği şekillendirmenin, geleceği belirlemek anlamına gelmediğini de bilmeliyiz.

 

Hayata yaklaşımda sorumluluk almak önemli bir cesarettir.

 

Hayatta en demokratik olarak dağıtılmış kaynak zamandır.

 

Liderlik olaylara hakimiyeti gerektirdiği gibi esnekliği de gerektirir.

 

Olumlu düşünebilmek için cümlelerimizden olumsuz kelimeleri  silmeliyiz.

 

Sevgi bir vücutta yaşayan ruh, iki vücutta yaşayan dostluktur.

 

Sevgiden başka birşey kalmadığında yaşamınızda ilk kez sevginin yeterli olduğunu anlarsınız.

 

Sevgisini ve bilgisini paylaşan insanlar en büyük zenginliğe kavuşan insanlardır.

 

Yaşamı iyileştirmek istiyorsak hepimiz önce olumlu düşünmeyi öğrenmeliyiz.

BOSTANCI, Özkan:

Aç bir ülkenin insanları suça, ahlaksızlığa yönelirler, başkalarına kolayca yem olurlar.

 

Bir ülkenin kendi sınırları dahilinde olan ırmaklar, ormanlar ve denizler gibi doğal varlıklarını ya da üretim tesislerini dilediği gibi kullanması diğer ülkeleri de etkilemektedir. O halde bu mülkler milletlere ve devletlere dahi emanettir; ehline ve akıllı kullanarak mülkü ve çevresini kirletmeyerek emanete ihanet etmeyeceklere verilmelidir.

 

Devlet vazgeçilmez bir eğitim kurumudur. Onu devreden çıkarmak, özel sektörü de hadım etmek anlamına gelir!

 

Devletin malı, aslında milletin malıdır! Yani devlet ne kadar zengin ise millet de o kadar zengindir ve bu ortak mülkten yararlanır.

 

Ekonomi bir savaştır!.. Her kesimin her cephede buna hazır olması gerekir.

 

İktisat, kıt kaynakların sonsuz istekleri karşılamak için en iyi şekilde kullanılması sanatıdır.

 

İnsanın sahip olabildiği en önemli varlık olan canı bile kendisine emanettir.

 

Ömrü insan ömründen uzun olan mal ve mülkler şahıslara değil, devlete ait olmalıdır. Ömrü insan ömründen kısa olanlar ise şahısların olabilir ve aralarında miras yoluyla el değiştirebilir.

 

Sanat milletin, bilim insanlığın malıdır! Bu yüzden şahısların eserlerinden ve keşiflerinden yararlanma telif ve patent ile tahdit edilemez.

 

Tarihi eserler şahıslara ait olamaz ve bunlar miras yolu ile devredilemez. Onlar milletin ve gelecek nesillerin malıdır!

 

Türkiye her sahada kendine yeterli sanayi ve üretimi sağlamalıdır. İthalat lüks sayılmalı, asla bağımlılık yaratmamalıdır.

 

Yabancı patent ve telif hiç olmamalıdır. Kalkınma, özellikle geri kalmış ülkelerin kalkınması, ancak böyle sağlanabilir.

BİNYAZAR, Adnan:

Bir kitaplarla beslenmiş duyarlı kişileri getirin gözlerinizin önüne, bir de ekranlara yansıyan vahşet cehennemini...

Eğitimde bilgi kirlenmesi, düşüncenin de kirlenmesidir. Bir ulus için düşünce kirlenmesinden büyük tehlike yoktur. Bu, kişilik kirlenmesine yol açar.

BON, Gustave le:

Bilim bize gerçeği vaad eder, barışı ya da mutluluğu değil...

Milletler maddi ve manevi güçlerini yitirmekle yıkılmazlar. Milletleri yok eden illet, belleklerini yitirmiş olmalarıdır.

Seçmenlerin politikacıyı seçme işi, politikacıların yapacaklarından daha zordur.

BAYÜLGEN, Okan:

Düşen sütyen askın yok; canını acıtan ağda, cımbız yok; duştan sonra saatlerce uğraşacağın saçın yok, karnında taşıyacağın bebek yok; sancısını çekeceğin reglin yok; cinsel ilişkiye girersen kaybedeceğin hiçbir şey yok; tek başına gece dışarı çıksan laf atacak kimse yok; şort giysen bakacak insan yok... Altı üstü bir adam olacaksın, onu da olamıyorsan geber, daha iyi...

BONAPART, Napolyon:

Ayrılık küçük ihtirasları unutturur, büyükleri kuvvetlendirir.

Az bilgisi olup çok konuşan, parası olmayıp çok harcayana benzer.

Bir değişimin önünde gidenler lider, ortasında gidenler durumu kavramış, sonunda gidenler sürüklenmiş olurlar; ama karşı çıkanlar mutlaka yok olurlar.

Coğrafya ülkelerin kaderini belirler!

Düşmanınızı asla hata yaparken rahatsız etmeyin.

"Emretmeyi bilmek için itaat etmeyi bilmelidir" deniliyor. Bana kalırsa, kırk yıl itaat eden bir insan artık komuta etmeye kaabiliyetli değildir.

Fransa'nın iyi annelere sahip olmasını sağlayınız ki ülkemiz iyi oğullara sahip olsun.

Gerçek dostlar yıldızlara benzerler. Karanlık çökünce ilk onlar gözükürler.

Güzel kadın gözü, iyi kadın gönlü okşar.

İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.

İmkansızlık yalnızca tembellerin sözlüğünde yer alan bir kelimedir.

İnsanlar çıkarları söz konusu olduğunda daha gayretli savaşır.

İnsanlar rakamlara benzerler, durumlarına göre değer kazanırlar.

İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur, kadının iffetli olması. Bu iki meziyetin yanıbaşında her iki cinsi, kadınla erkeği şereflendiren tek bir fazilet vardır: Vatana icabında her şeyi tereddütsüz feda edecek kadar bağlı olmak... Bu meziyetler ve bu fazilet en büyük kahramanlığı; hayatın elemine, kederine karşı fütursuz kalmayı ve ağır hadiselerin acılarına göğüs germeyi doğurur. İşte Türkler bu çeşit kahramanlardandır ve ondan dolayı Türkler öldürülebilirler, fakat yenilgiye uğratılamazlar.

Nitelikli ile soytarı arasında tek adımlık fark vardır.

Süngülerle her şey yapılabilir, ama üzerine oturulamaz!

Üç tane gazete, beni yüz sancaktan daha çok korkutur.

Vaktiyle Fransa hükümetinin önde gelenlerinden birisi Napolyon Bonapart'ı bir muharebe nedeniyle eleştirmeye kalkışmış ve parmağını harita üzerinde gezdirerek:
- "Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz" gibi fikirler yürütmeye başlamış.
Bunun üzerine Napolyon:
_ "Evet" demiş, "Oralar parmakla alınabilseydi ben de dediğiniz gibi yapardım." demiş.

Zafer, savaşta kovalayan, aşkta ise kaçan erkeğindir.

DÜLGER, Gonca Koparer:

Herkes kendi alanını koruyabilirse doğa da korunmuş olur.

BROOKS, Garth:

Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip oluncaya dek zengin değilsiniz!

YILMAZ, Cem:

Hırsızlık yapmayın! Çünkü hükümet rekabetten hoşlanmaz.

BOREN, M. L.:

Yeterli derecede eğitime sahip olmalısın ki etrafındaki insanları gereğinden fazla büyük görmeyesin. Fakat bilge olacak kadar da eğitim görmüş olmalısın ki, onları küçük görmeyesin.

BORNE:

Aşk deniz meltemleri gibidir; sesini duyarız, ama nereden gelip nereye gittiğini kestiremeyiz.

BOSMAN, Phil:

Çiçekler güzel olmak, insanlar ise iyi olmak için vardırlar.

ARBUTHNOT, John:

Her siyasi parti, kendi yalanını yutarken ölür.

BOZKURT, Mahmut Esat:

Bir gece beraber oturuyorduk. Atatürk, Türk köylüsünü 'efendi' yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez, dedi. Bir de hatıra anlattı:
- "Ben Bulgaristan'da ataşemiliterdim. Çaylı-danslı bir pastanede oturmuştum. İçeriye temiz giyinmiş, ayağı çarıklı bir Bulgar köylüsü geldi, oturdu. Masaya vurdu. Kimse aldırış etmedi. Hatta bir an önce gitmesini arzu eden bir yüz takındılar. Bir daha vurdu; ayağını da vurdu. Garsonlar gelip:
- 'Burası sizin değil', dediler. Nihayet patron geldi. 'Çık buradan', dedi. Köylü:
- 'Kimi nereden kovuyorsun? Bulgaristan benim sabanımla ve tüfeğimle yaşıyor, utanmaz adam.', dedi.
Polis çağırdılar. Ona da aynı cevabı verdi. Polis bir şey yapamadı, dışarı çıkıverdi ve pasta reçel getirdiler. Atatürk:
- 'İşte', dedi, 'Türk köylüsünü bu hale getireceğiz."

Çağdaş uygarlığa mensup devletlerin ilk farkı, din ile dünyayı ayrı görmektir. Bunun tersi, devletin kabul ettiği din esaslarını kabul etmeyen kimselerin vicdanlarına baskı olur. Bunu çağdaş devlet anlayışı kabul edemez. Din, devlet gözünde vicdanlarda kaldıkça saygındır ve masumdur... Dini dünyadan ayırmakla çağdaş devletler, insanlığı tarihin bu kanlı zorundan kurtarmış ve dine gerçek ve sonsuz bir taht olan vicdanı sunmuştur.

Öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir.

Türk hakimleri, sizler Türk inkılabının demir eliyle kurulan yeni medeniyetin kıskanç bekçileri olmak mecburiyetindesiniz. Vazife ve mecburiyetiniz mazinin dirilmesine, yeniliğin ıstırap çekmesine imkan vermeyecektir.

BÖLÜKBAŞI, Oğuz Kaan:

Türk gibi yaşamak, Anadolu kültürü ile yaşamak kadın kişiliği ve onuru için önemli bir merhaledir.

BRANDEIS, Louis D.:

Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur.

BRANNON, J.:

Başkasının izinde yürüyen, iz bırakamaz.

Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar.

BRET, Antoine:

Aşkın gelişi, aklın gidişidir.

Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur.

BREZİLYA Atasözleri:

Taşı delen, suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.

BRONSON, H.:

Aşkı ve sefaleti gizlemek güçtür.

BROWN, H. Jackson:

Başarının gerçek ölçüsü nelere sahip olduğun değil, nelerden vazgeçebildiğindir.

Bir domuza ve bir çocuğa istedikleri her şeyi verirseniz sonuçta çok iyi bir domuzunuz ve çok kötü bir çocuğunuz olacaktır.

Bol bol tebessüm et, gülümse. Hem maliyeti sıfırdır, hem de değerine paha biçilmez.

Harekete geçmek için bütün koşulların mükemmel olmasını beklersen, hiçbir zaman harekete geçemezsin.

Hayatta neyin önemli olduğunu keşfetmek için bir felaket beklememek gerekir.

Her şeye homurdanmaya alışmış bir kimse, fırsat kapıyı çalınca bile gürültüden yakınır.

Her zorluğa seni olgunlaştıran bir test olarak bakacaksın. Her zorlukta dersler ve olanaklar bulacaksın.

İnsanlara iyi davranmanın hiçbir maliyeti yoktur.

İyi kalpli olmak mükemmel olmaktan daha önemlidir.

Karakterimiz, kimsenin bakmadığını düşündüğümüzde yaptığımızdır.

Kendimi neşelendirmek istediğim zaman en iyi yol başka birini neşelendirmeye çalışmaktır.

"Keşke" kelimesi yerine "bir dahaki sefere" demeyi deneyin.

Mesleğinin dümenlerini öğrenmekle vakit yitirme; mesleğini öğren.

Tırmanman gereken bir tepeyle karşılaştığında, beklemenin tepeyi ufaltacağını düşünme.

Yaşlan, ama paslanma!

BRUNO, Filippo Giordano:

Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanısıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider.

Kötüler Tanrı'yı, Tanrı ise iyileri kullanır!.. (Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar.)

Ne gördüğüm hakikatı gizlemekten hoşlanırım ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım.

BUKOWSKI, Charles:

Benim hayatım, benim seçimlerim, benim hatalarım, benim sorunlarım, benim yalnızlığım... Özetle, sizi ilgilendirmez!

Hangi çiçek, diğerini "sarı renk açıldı" diye ayıplar? Hangi kuş, "farklı ötünce" diğerine yasak koyar? Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar. Ah insanlar! Her şeyi bulup kendini bulamayanlar...

Hayatta kimseyi değiştiremezsin. Ve kimse için değişmemelisin... Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için... Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin...

Kölelik kaldırılmadı, sadece bütün renkleri kapsayacak biçimde genişletildi.

İnsanlar adaletsizliği sadece kendi başlarına gelince düşünüyorlar.

Yorma kendini, bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.

HEKİMOĞLU, İsmail (Ömer Okçu):

Amacı sona eren ve ümidini kaybeden herkes yaşlıdır.

HEPBURN, Katharine:

Aşkı sıradan kadınlar yaşar. Güzel olanlar kendilerini sergilemek için çalışmaktan aşka zaman bulamazlar.

İnsan yaşadıkça anlıyor ki, kendi kayığını kendin çekmezsen bir yerlere gidemiyorsun.

BUDDHA, Gautama:

Ara sıra isyana yönelecek olursan kainatı yargılamanın imkansız olduğunu hatırla. Onun için, kaygılarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya güzeldir.

Bu dünyayı yaratan, zihninizdir.

Bütün canlılar şiddet karşısında titrer, hepsi ölümden korkar, yaşamı herkes sever; kendinizi onlarda görün... O zaman kimi incitebilirsiniz?

Hayat ateşi ile iki elimi de ısıttım; o sönmeye yüz tuttu, ben de vedaya hazırım.

İnsanın kalbinde olanı gözleri açıkça belli eder. Gözler kötü bir şeyi asla gizleyemezler. İnsanın içinde doğruluk varsa gözleri de aydınlıktır. Eğer doğruluk yoksa gözler de donuktur. Birisi seninle konuşurken gözlerine bak!

İnsanlığa olan güveninizi hiç kaybetmemelisiniz. Çünkü insanlık bir okyanustur, okyanusa düşen birkaç damla onu kirletmez.

Ne düşünürsek oyuz. Biz her ne isek düşüncelerimizden doğarız. Düşüncelerimizle biz, dünyamızı yaparız.

Öfkeliye cana yakınlıkla cevap ver, kötüye iyilikle... Cimriye hediyeler ver, gerçeklerle yalancıyı sustur... Galibiyet nefret uyandırır, çünkü yenilen mutsuzdur. Yeryüzünde nefretle nefretin önüne geçilemez, bu sadece sevgiyle mümkündür.

Zihni ve bedeni sağlığın sırrı ne geçmişe üzülmek, ne geleceği düşünmek ve ne de sorunları halletmek değil, içinde bulunulan anı yaşamasını bilmektir.

BULOR:

Aşk cennetin dilinden bize kalan yegane hatıradır.

BURNS, David M.:

Başarıyı hedef alın, mükemmel olmayı değil.

İnsan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin. Daha mutlu ve daha etkili bir insan olursunuz.

Unutmayın, mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar.

Yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin, vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz.

BURSALI, Orhan:

Yönetici siyasetçi, ülke yararını ve gelecek nesilleri öncelikle gözetmelidir!

BUSCAGLIA, Leo:

İçten olmalısın. Yapmacık olmamalısın. Olduğun gibi görünmelisin. Dünyanın en zor işi, olmadığın bir kişi olmaya çalışmaktır. Gerçek benliğine doğru yaklaştıkça o kişiliği benimse ve her zaman öyle kal. Bunun kolay bir yaşama yolu olduğunu göreceksin. En zor şey başkalarının olmanı istediği kişi olmaya çalışmaktır. Onların seni bu duruma getirmesine izin verme. "Kendinin" kim olduğunu bul, olduğun gibi görün sadece. Richard Albert'in deyimiyle "karabasanları kovmak için" gerekli enerjiyi bu yolda kullanabilirsin. Kovalanacak karabasan da kalmayacak artık. Hepsini bir kenara at "İşte, ben buyum... Beni güçsüz yanımla, aptal yanımla olduğum gibi benimseyin. Benimseyemezseniz, rahat bırakın" deyin.

Severek yaşamak hayattaki en büyük meydan okumadır.

Yarın sabah ne sevdiğiniz kişilerin yüzleri ne de kendi yüzünüz aynı olacaktır.

BUTLER, Samuel:

Dostluk para gibidir; elde edilmesi kolay, korunması zordur.

BÜYÜKANIT, Yaşar:

Herkes bu hayatta üzerine düşen rolü oynuyor, hayat tam bir tiyatro; kral var, asker var, kameraman var, herkes bu hayatta rolünü oynuyor. Tiyatro bittikten sonra özel hayatta birlikte vakit geçiriyorlar. Kara Harp Okulu'nda görev yaparken öğrencilere her zaman sağlıklı, huzurlu ve başarılı yaşam diledim, ama en önemlisi şerefli bir yaşam sürmelerini temenni ettim. Eğer şerefli bir yaşam yoksa diğerleri zaten yoktur.

BYRON, George Gordon (Lord):

Bir devleti kurmak için bin yıl ister, yıkmak için bir saat yeter.

Bütün mesele, ruhları görebilecek gözler edinmektir.

Gece, kadınlarla yıldızları güzel gösterir.

İşi çok olanların gözyaşları için vakitleri yoktur.

Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır.

Yunanlılar gerçeği kavrama yeteneğinden yoksundurlar. Her Yunanlı, Yunanlılar hakkında abartılmış düşüncelere sahiptir.

CARNOT, Nicolas Leonard Sadi:

Özgür bir ülkede yaygara çok, ızdırap az; baskı altındaki bir ülkede ise yaygara az, ızdırap çoktur.

ZINN, Howard:

Bizim sorunumuz halkın itaatsizliği değil, itaatli oluşu... Bizim sorunumuz dünyanın her tarafında hükümet liderlerinin diktalarına itaat edip savaşa giden insanların sayısı ve bu itaatkarlık yüzünden ölen milyonlar... Bizim sorunumuz dünyanın her tarafında insanların sefalete, açlığa, aptallığa, savaşa ve acımasızlığa karşı itaatkarlığı... Bizim sorunumuz hapisler küçük hırsızlarla doluyken ve büyük hırsızlar ülkeleri yönetirken insanların itaatkar oluşu...

Masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur.

Tarihi bilmiyorsan dün doğmuşsun demektir, dün doğmuşsan her lider sana istediği öyküyü anlatabilir.

CHOMSKY, Noam:

Her türlü otorite ve hiyerarşi sorgulanmalı ve bunların meşruiyeti ispatlanmalıdır. Meşruiyetini ispatlayamayan her türlü otorite gayrımeşrudur ve devrilmelidir.

Toplumun genelinin neler döndüğünden haberi yoktur, hatta haberi olmadığından dahi haberi yoktur.

CHARLEVAL, Charles Faucon de Ris:

Ey aşk!.. Diğer duyguların tümü, senin acıların kadar değerli değil.

CHAVEZ, Hugo:

ABD imparatorluğu ile savaşmadan devrim yapmak... İmkansızdır!

Herkesin eşit koşullarda katılım sağladığı, hiç kimsenin dışlanmadığı, fakirliğin ortadan kaldırıldığı ve insani değerlerin en üstün tutulduğu toplumlarda demokrasi hayata geçirilebilir.

Kaddafi, emperyalizme karşı savaşan halkların şehididir.

Ülkemdeki bütün çocuklar et yediğinde, ben de oturup rahatça yiyeceğim!

Vicdanlı insanlar mutlaka galip geleceklerdir!

Yoksulluk arttıkça ve Allah'ın herkes için verdiği zenginliklere birileri daha fazla el koydukça, Allah adına konuştuğunu ileri sürerek yoksulluk karşısında "sus" diyen din adamları da çoğalmaktadır. Latin Amerika, yoksulluk karşısında susanların coğrafyası olmayacaktır.

CHEROKEE Kabilesi:

Kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir. Hava ya bulutlu olacaktır ya da güneş açacaktır.

CHESTERFIELD, Lord Phillip Dormer Stanhope:

Başıboşluk, cahillerin tatilidir.

Öğrendiklerini bir saat gibi cebinde taşı; ikide bir saati olduğunu göstermek isteyen insanlar gibi ortaya çıkarma. Eğer birisi sana saati sorarsa söylersin; ama her saat başında saat kulesi gibi ötme!

Övülmek isterseniz, alçak gönüllülüğü yem olarak kullanabilirsiniz.

CHEYENNE Kabilesi:

Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay O'nun makosenleriyle yürü!

CHILTON, Alex:

Dostların sıkıntıda iken onları mutlu oldukları zamankinden daha çok ara.

Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.

ROCHEBRUNE, Abbé Antoine de:

Kadının namusunu erkeklere karşı koruması, ününü kadınlara karşı korumasından çok daha kolaydır.

FERRY, Jules François Camille:

İyi bir okul yaratmak için her şeyi yapabilirsiniz, ama okulun kitaplığı yoksa, hiç bir şey yapmamış olursunuz.

BULWER-LYTTON, Edward George Earle:

Kitaplar yaşadıkça geçmiş diye bir şey olmayacaktır.

Yasalar ölür, kitaplar ölmez.

Yüreğinizin yaşını saçlarınızdaki aklara bakarak söyleyemezsiniz.

BOVEE, Christian Nestell:

Dünyada herşey yıkılsa bile, gelecek yerinde durur.

İlk ve son aşkımız kendimize karşı olandır.

Samimiyeti yitirmek, gücünü yitirmektir.

Yaşayan insanın aklı, ölmüş insanlarla en iyi bağlantıyı kitaplar sayesinde kurar.

GREVILLE, Fulke:

İnsanı kendisi kadar kimse kandıramaz.

ŞAHABEDDİN, Cenap:

Ağaçların çiçekler gözü, kuşlar dilidir.

Ahmak, ışıkla alevi karıştırır ve kendisini her yakanı güneş sanır.

Başkaları düştü mü, "Çürük tahtaya basmasaydı" deriz. Kendimiz düşünce, bastığımız tahtanın çürük çıkmış olmasından şikayet ederiz.

Cenap Şahabettin'e:
- "Şu edepsize neden bir tokat vurmadın?" dediklerinde şu cevabı vermiş:
- "Eldivenim yoktu, iğrendim."

Dostu üzmek, düşmanı sevindirir.

En çok bolluk getiren yağmur alın teridir.

Eşeği mektep müdürü yapan, dershanelerin ahıra döndüğünden şikayet etmemelidir.

Gençlik çabuk geçer derler, maalesef ihtiyarlık da öyle!

İhtiyarlarda maziyi görürüz. Halbuki iyi baksak istikbalimizi görürdük.

Kadın olsun, kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır.

Kavak ağacını beğenen ve seven pek az kişi gördüm, çünkü dosdoğrudur.

Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar, çok kez kendilerini meşe fidanı sanırlar.

Neleri bilmediğini bilen çoktur; güçlük, neleri hiçbir zaman bilemeyeceğini bilmektir.

Seni sevenleri sevmek, sevginin değiş tokuşudur.

Yalanı söküp atmadan gerçeği dikmeye çalışma, tutmaz.

Yalnız kendi nefsini düşünerek dost arayan, hizmetçi arıyor demektir.

Yüksek fikirler, yüksek dağlara benzer; alışık olmayanları ürkütür.

Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da... Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok nereden ve nasıl geldiğinizdir.

FİLİZ, Şahin:

Dinin kendisi demokratikleştirilmeli ve özgürleştirilmelidir; daha doğrusu dinin kendisinin özgürleştirilmesi gerekir. Çünkü bütün cemaat ve tarikatlar baskı ve toplumsal ayrışmayı sürekli olarak tahrik eden bir yapıyı ortaya çıkartmaktadır.

Dinin sahtesi ortaya çktı.

ŞEN, Takmaz Sühan:

Cehaleti bilim, susuzluğu su giderir. İnsan ol! Yaşam hak ettiğini verir...

ŞİLİ Atasözleri:

Güzellik kadınlara verilen ilk hediye, aynı zamanda geri alınan ilk şeydir.

CHRISTIAN, John:

Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat denilmektedir.

CHRISTOPHER, Marlowe:

En büyük başarı insanın hayatı olabildiğince yaşayabilmesidir.

CİBRAN, Halil:

Biri sana kötülük ederse unut, ama sen birine kötülük edersen hiç unutma!

Çocuklarınız, sizin çocuklarınız değildirler. Siz, onların dünyaya gelmelerine aracı oldunuz, fakat onlar sizin değildir. Gerçi onlar sizinle beraberdir, fakat sizin malınız olamazlar. Onlara sevginizi verebilirsiniz, fakat düşüncelerinizi asla. Çünkü onların kendilerine has düşünceleri vardır. Onları kendinize benzetmek için uğraşmayın. Çünkü hayat geriye adım atmaz ve dün ile ilgilenmez.

Çok konuştukça, düşünce ölür.

Dostluk daima tatlı bir sorumluluktur, asla bir fırsat değildir.

Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk derinliğinin farkına ancak ayrılık saati gelip çattığında varılır.

Güneşe arkanı dönersen ancak kendi gölgeni görürsün. Ben onlara güneşi gösterdim, aptallar parmağıma baktılar!

Hayatın bütün gizemini çözdüğün vakit ölümü arzularsın. Çünkü o da hayatın sırlarından birisidir.

Her insan iki insandır; biri karanlıkta uyanık, diğeri ise aydınlıkta uykudadır.

Hırs denetimsiz kalırsa, kendi sonunu getirinceye kadar yanacak bir aleve benzer.

Konuştukça, düşünce ölür.

Malını veren az vermiş sayılır. İnsanın kendisini vermesi gerekir.

CHURCHILL, Sir Winston:

Atatürk sağ olsaydı, dünyanın görüntüsü bugünkünden çok başka olurdu. Keşke sağ olsaydı da, biz o büyük adamın izinden gidebilseydik.

Bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir.

Churchill avam kamarasında konuşurken muhalif partiden bir kadın milletvekili Churchill'e kızgın kızgın şöyle seslenir:
- Eğer karınız olsaydım kahvenizin içine zehir karıştırırdım.
Churchill oldukça sakin bir şekilde kadına döner ve lafı yapıştırır:
- Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız o kahveyi seve seve içerdim.

Demokrasi mevcut rejimlerin içinde en az kötü olanıdır.

Karamsar adam, her imkanda bir zorluk görür. İyimser adam ise her zorlukta bir imkan.

Uçurtmalar rüzgar gücü ile değil, o güce karşı koydukları için yükselirler.

Yaşlılar yiyeceklerine dikkat etmelidirler, gençler de okuduklarına...

CICERO, Marcus Tullius:

Açıkça nefret etmek, asıl düşünceyi gizlemekten daha asil bir harekettir.

Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır.

Bir kimse yalnızca kendi kendine bağlı ise ve kendinde her şeye sahip ise mutlu olmaması mümkün değildir.

Bir kütüphanesi ve bir bahçesi olan insan, başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz.

Bir ulus kendi içindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla baş edebilir. Fakat içerisindeki satılmış ve hainlerle yaşayabilmesi olanaksızdır. Sınırları zorlayan düşman silah ve alemlerini açıkta taşıdığı için daha az tehlikelidir. Fakat bir hain, hain gibi görünmez; kurbanları ile aynı aksanda konuşur, onların çehresine bürünür ve onların tartışmalarını kullanarak ulusun politik yapısına nüfuz eder, bütün kapılardan serbestçe geçer, sesi en üst düzey hükümet koridorlarında duyulur, ulusun ruhunu çürütür, politik yapıya her türlü hastalık bulaştırarak ulusun yaşam gücünü elinden alır. Bir katil daha az korkutucudur.

Boş inançlarda, Tanrıya karşı duygusuz bir korku vardır.

En çabuk kuruyan şey gözyaşıdır.

Erkekler şaraba benzer; geçen yıllar kötülerini eskitir, iyilerini olgunlaştırır.

Gerçekten bizim olan hiçbir şey kalmamıştır; bizim dediğimiz sahte bir şeydir.

Hak ve haksızlık üzerine verilecek hükümlerde başkalarını dinlemeyeceksin!

Hastalar için hayat oldukça, umut da vardır.

Herkes düşüncelerinde yanılabilir, fakat aptallar bir türlü yanıldıklarını anlayamazlar.

İçinde kitap olmayan bir oda ruhsuz bir beden gibidir.

İnsan, mutluluğun en büyüğüne, ancak öteki insanlara iyilik yapmakla kavuşabilir.

İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır.

İnsan, yaşamının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir.

İnsanın en büyük düşmanı, kendisidir.

İnsanın hayatını düzenleyen zenginlik değil, akıldır.

İyi yontulmuş taşlar harca lüzum kalmadan kendiliklerinden birleşirler.

Kimse sana senden iyi öğüt veremez.

"Roma neden yıkıldı" sorusuna Çiçero'nun yanıtı:
- Çok ve güzel konuştuk, fakat bilgisizdik!

Savaşta yasalar susar.

Vicdanım bana diğer insanların söyleyeceklerinden daha çok şey ifade eder.

Yarınlar yorgun ve bezgin kimselere değil; rahatını terk edebilen, gayretli insanlara aittir.

Yaşam yokuşunu tırmanırken rastladığımız kişilere iyi davranalım. Çünkü inişte yine onlara rastlayacağız.

Yaşamak için yemelisin, yemek için yaşamamalısın.

Zamanın azaltamadığı, yumuşatamadığı üzüntü yoktur.

CLARKE, Sir Arthur Charles:

İki olasılık var: Ya evrende yalnızız ya da evrende yalnız değiliz. İki olasılık da eşit derecede ürkütücü!

Venüs'ten gelen küçük yeşil adamlara inanan insanlarla bilgiye dayalı bir demokrasi inşa edemezsiniz. Kanıtlanmamış ifadeleri kabul etme yatkınlığı demagoglar ve diktatörlerin baş yardımcısıdır.

CLINTON, Bill:

Bugün millenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü O yılın değil, asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir.

FRANKLIN, Benjamin:

Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır!

Aşksız evlenmenin olduğu yerde, evlenmesiz aşk ortaya çıkar.

Başkalarını affetmek bazen yetmiyor. İnsanın kendisini affedebilmesi gerekiyor!

Bir çivi yüzünden bir nal, bir nal yüzünden bir at, bir at yüzünden de bir atlı gidiverir.

Boş bir çuval dik durmaz.

Bugünü görmek, geleceği görmekten daha kolaydır.

Demokrasi; iki kurtla bir kuzunun öğle yemeğinde ne yeneceğini oylamasıdır. Özgürlük ise tam donanımlı kuzunun oylamaya karşı çıkmasıdır.

Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.

Düşmanlarınızı sevin, çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebllir.

Eğer tartışır ve karşı çıkarsanız bazen bir zafer kazanabilirsiniz, fakat bu içi boş bir zafer olacaktır. Çünkü bu yolla asla karşınızdakinin sempatisini kazanamazsınız.

Evlenmeden önce gözlerinizi dört açarsanız, evlendikten sonra yarı yarıya kapatabilirsiniz.

Erken yatıp erken kalkmak bir adamı sağlıklı, zengin ve akıllı kılar.

Hayatın en büyük trajedisi çok çabuk yaşlanmamız, ama çok geç akıllanmamızdır.

Her sorun kendi içinde bir fırsat saklar. Ve sorun fırsatın yanında cüce kalır!

Heykeltıraş mermere ne ise öğretmen de çocuğa odur.

İki kişi tartışıyorlarsa bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez; tartışmıyorlarsa da sevdikleri anlamına gelmez!

İnsanın üç güvenilir arkadaşı vardır: Yaşlı karısı, yaşlı köpeği ve hazır parası...

İnsanlar her zaman bir kahraman olamazlar ama, her zaman insan olabilirler.

İşinin yapılmasını istiyorsan kendin git, istemiyorsan başkasını gönder.

Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasındaki çizginin nereden geçtiğini bulmak zordur.

Koşullar ve olaylar kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz!

Madem ki bu zenginlikler senin, neden öteki dünyaya götürmüyorsun?

Mutlu olmanın iki yolu vardır: Ya isteklerimizi azaltmak ya da olanaklarımızı çoğaltmak...

Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız ya okumaya değer şeyler yazın ya da yazılmaya değer şeyler yapın.

Para her şeyi yapar diyen adam, para için her şeyi yapan adamdır.

Paranın değerini öğrenmek isterseniz borç almaya çalışın.

Sabır ve zamandan kuvvetli bir şey yoktur. Her şeyi bunlar yapar...

Sana yapılan haksızlıkları toza, iyilikleri mermere yaz.

Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur.

Son derece sert olan üç şey vardır: Çelik, elmas ve kendini bilmek...

Suyun değerini kuyu kuruduğu zaman anlarız.

Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var!

Üç kişinin bir sırrı saklamasının tek yolu, iki kişinin ölü olmasına bağlıdır.

Ümit ile yaşayan daha çabuk ölür.

Yirmi yaşında istek, otuz yaşında zeka, kırk yaşında akıl önemlidir.

Zamanı sıkıştırmaya kalkışma, hayatı meydana getiren şey zamandır.

GÖĞÜŞ, Havva:

Bazıları insanın maymun soyundan geldiğini söyler, acaba hangi maymun soyundan?

ALFIERI, Vittorio:

Aynaya bakacağına, üstündeki elbiselere bak!

Çok yalan söyleyenin ettiği yemin de çok olur.

BAILLIE, Joanna:

Kadınların üzüntüsü yaz fırtınası gibidir; şiddetli, ama kısa olur.

YUSUFZAİ, Malala:

Bir çocuk, bir öğretmen, bir kitap ve bir kalem dünyayı değiştirebilir.

Eğitim kadın için güç demektir. Bu yüzden İslamcı teröristler eğitimden korkuyorlar ve kadınların eğitim almasını istemiyorlar. Çünkü biliyorlar ki eğitim aldıklarında kadınlar daha güçlü olacaklar...

Elimizden alınmadan o şeyin kıymetini bilmeyiz. Pakistan'da okula gitmemiz engellendiğinde eğitimin gerçek önemini kavradım.

CLAUSEWITZ, Carl von:

Savaş politikanın başka araçlarla devamından başka bir şey değildir.

CLOSOW, Arnold:

Her şeyin anahtarı sabırdır. Civcivi, yumurtaları kuluçkaya yatırarak elde edersiniz, kırarak değil.

COELHO, Paulo:

Aslında insanlar, bazen suçlu olduklarını kabullendikleri için değil, sadece karşıdaki sussun diye özür dilerler.

Aşk kalıcıdır, değişen yalnızca insanlardır.

Aşk tuzaklarla doludur. Kendini göstermek istediğinde, bize yalnızca ışığıyla belirir ve bu ışığın içindeki gölgeleri gözümüzden saklar.

Barajlar gibidir aşk, bunu biliyorum: Bir zerre suyun sızabileceği bir çatlak bırakırsanız, bu su duvarları yavaş yavaş kemirir ve öyle bir an gelir ki, akıntının gücünü artık kimse denetleyemez. Duvarlar yıkılacak olursa, aşk efendi olarak her şeye el koyar... Aşık olmak, denetimi elden kaçırmak demektir.

Çocuk masallarında prensesler kurbağalara öpücük verir ve kurbağalar sevimli prenslere dönüşür. Gerçek yaşamdaysa, prensesler prensleri öper ve prensler kurbağaya dönüşür.

Eğer bir gün yolunuzu kaybederseniz, bir çocuğun gözlerinin içine bakın. Çünkü bir çocuğun bir yetişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır:
1. Nedensiz yere mutlu olmak,
2. Her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak,
3. Elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatmak...

En kusursuz cinayet; birinin yaşama sevincini öldürmektir.

İnsan yaşamının bir aşamasının ne zaman bittiğini bilmelidir. Eğer kalman gereken zamandan fazlasında direnirsen sevincini ve huzurunu yitirirsin.

İnsanlar her şeyden ve herkesten kaçabilirler, ama hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz.

İnsanların yaptıklarıyla değil, giydikleriyle marka oldukları bir çağda aşkların sahteliğinden yakınmak yanlış olur.

Pencereyi açtım. Ve de yüreğimi. Odaya güneş doldu, ruhuma aşk...

Sarılmanın anlamı şudur: Sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir ve kendimi yuvamda hissedebilirim; beni koruyan ve anlayan birisi var... Bizim ülkemizde birine isteyerek sarıldığımızda ömrünün bir gün uzadığına inanılır.

Seven insan önce kendinden geçmeyi, sonra kendini bulmayı özler.

Tam bütün yanıtları bulduğunu düşünürsün, sorular değişiverir!..

Tanrı, cehennemi cennetin içine sakladı.

PITAGORAS:

Bazen ya susmak ya da suskunluktan daha kıymetli bir söz söylemek gerekir.

COLERIDGE, Samuel Taylor:

İnsan, gözleri kapalı olduğu zaman da görebilir.

Yalnızca akıllılar düşünce sahibidirler. İnsanların geri kalanları düşüncelerinin tutsağıdır.

CONDORCET, Marquis de:

Bilginlerin aydınlatamadığı toplumları başkaları aldatır.

CONNORS, Jimmy:

Tecrübe büyük avantajdır. Ancak kazandığınız zaman onu kullanamayacak kadar yaşlısınızdır çoğunlukla.

CONONT, James B.:

Kaplumbağaya dikkat et. Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebiliyor.

COUBO:

Tecrübe insanın hayatta yaptığı hataların toplamıdır.

CROMWELL, Oliver:

Daha iyi olmaya çalışmayan iyi olarak ta kalamaz.

Aşağıda okuyacağınız hitabet, dünya tarihini değiştiren elli nutuktan biri sayılmaktadır. Oliver Cromwell tarafından yapılan bu konuşma 20 Nisan 1653 tarihinde İngitere'de gerçekleştirildi.

İngiliz Meclisi oturum halindeydi, meclis üyeleri her zamanki gibi kendi çıkarlarını koruyan, kendilerine yapılacak ödemeleri arttıracak bir kanun maddesini tartışıyorlardı.

General Cromwell Meclis Salonu'nda görülünce ani bir şaşkınlık ve sessizlik olmuş, tartışma durmuştu. Ağır adımlarla Meclis Başkanı'nın kürsüsüne yaklaşan general tane tane seçilmiş kelimelerle konuşmaya başladı:


"Oturumunuzu sonlandırmaya geldim, meclisi yaptığınız her icraat ile kirletmenize ve şerefsizleştirmenize artık kalıcı bir son vermeye geldim, siz ki fitneci, fesatçı meclis üyeleri, siz ki iyi bir hükümet olmak dışındaki her şey!

Kiralık sefil yaratıklar, zavallılar, ülkenizi en küçük şahsi çıkar adına satılığa çıkaranlar, Judas gibi birkaç kuruş için Tanrı'ya ihanet edenler, içinizde bir parça da olsun erdem kalmadı mı? Bir parça vicdan da mı yok? Atım kadar bile dindar değilsiniz!

Altın sizin yeni Tanrı'nız olmuş! Satılığa çıkarmadığınız bir değer de mi kalmadı? Ulusunuzun adına iyi bir şey düşünemez misiniz? Sizi çıkarcı sürüsü, bulunduğunuz bu kutsal meclisi varlığınızla kirletiyorsunuz.

Tanrı'nın kutsadığı bu meclisi ahlak yoksunu davranışlarınızla hırsızların ini haline çevirdiniz! Halkın size verdiği yetkiyi  kötüye kullandınız. Siz ki halkın umutsuz dertlerine çare olmalıydınız, kendiniz halka en büyük dert kaynağı oldunuz!

Ama ülkemiz beni asırlardan beri temizlenmemiş bu ahırı temizlemeye çağırdı!

Ve bu gücü de bana Tanrı verdi, bu şeytan ocağını yönetmeye geldim ki vay halinize!

Şimdi derhal defolun! Acele edin rüşvetin köleleri!

Acele edin, gidin! Süslü saltanat eşyalarınızı alın ve defolup gidin!"

Bazı parlamento üyeleri "meclisin üstünlüğü" ya da "halkın iradesi" falan gibi laflar edecek oldu.

Generalin insanı donduran bakışları karşısında hepsi sustu, usulca ve ellerinden geldiği kadar çabuk tüm korkakların yaptığı ve yapacağı gibi meclisi terk ettiler.

CRONIN, Archibald Joseph:

Üzülmek, yarının sıkıntısından bir şey eksiltmez; sadece bugünün gücünü tüketir.

CUMMINGS, Edward Estlin:

Gece gündüz sizi başkalarına benzemeye zorlayan bir dünyada kendiniz olarak kalabilmeyi başarmak, hayatın en zorlu savaşını vermek demektir.

CUMALI, Necati:

Yetişkin bir aslanı, kaplanı uslandırıp adam etmek neyse zeytinlik yetiştirmek de o! Yürek ister, sebat ister bu iş...

DAMAR, Arif:

Yaşamak sadece sevmektir, inan bana.
Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor.

DEMING, William Edwards:

Sadece çok çalışma, iyi niyet ve çaba ile değişim gerçekleştirilemez. Dönüşüm için bilgiye sahip olma, öğrenme ve uygulama gereklidir.

DEMOSTHENES:

En kolay şey insanın kendisini aldatmasıdır, çünkü bir insan genellikle istediği şeyin gerçek olduğuna inanır.

DESCARTES, Rene:

Düşünüyorum, öyleyse varım!

Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun herşeyden şüphe et!

İnsan düşünen hayvandır.

Kafalarınızın içini boşaltın, bir masanın üstünü boşaltır gibi... Sonra her şeyi yeniden yerleştirin.

Önemli olan akıllı olmak değil, aklı yerinde ve zamanında kullanmaktır.

Unutma, sana ışık tutanlara sırtını dönersen göreceğin tek şey kendi karanlığındır.

Var olan her şeyin yok olandan gelmesi imkansızdır.

Yalnızlık, bir daha kırılmayacağın ve üzülmeyeceğin bir huzurdur. Onu çekilmez yapan tek şey ise yenilmişlik duygusudur.

DIDEROT, Denis:

Adaletin aklını kaybettiği yerde felsefe susar.

Allah'ı tabiattan kovduk, şimdi o kilisenin duvarları arasında...

Başkalarına mutluluk sağlayabilen kişi mutludur.

Düzen getirmek isteyen kişiden kendinizi sakının; düzenlemek, her zaman başkalarını rahatsız ederek kendini başkalarının efendisi kılmaktır.

En kötü babalar gençlikte yaptıklarını unutanlardır.

Erkekler yattıkları her kadını sevmezler, sevdikleri kadınlarla yatmazlar.

Güler yüzle söylenen yalanı bir anda yuttuğumuz halde acı gerçeği ancak damla damla yutarız.

İnsanın kuvvet ve zaaf, ışık ve körlük, bayağılık ve yücelikten olduğunu söylemek yargılamak değil, O'nu tanımlamaktır.

İnsanlar ikiye ayrılırlar: Tanıdıkça büyüyenler ve tanıdıkça küçülenler...

DITKA, Mike:

Kazanmadan önce hak ettiğinize inanın!

DRUSUS, Nero Claudius:

İnsanın ömründeki en önemli olay iyi bir eş seçmektir.

BICKERSTAFF, Bernie:

Umut, genç tutkuların dadısıdır.

DUHAMEL, Georges:

Zeytin ağacının vazgeçtiği yerde Akdeniz biter.

DUMANOL, Ali Aslan (Eğitimci, düşünür, yazar):

Sözün az olsun, aydın olsun
Işık saçsın, bakan köre göz olsun!

ECEVİT, Bülent:

Ne ezen, ne ezilen; insanca, hakça bir düzen...

Toprak işleyenin, su kullananın...

ATHERTON, Gertrude Franklin Horn:

Kadınlar, gururlarını kurtaran yalanlardan hoşlanırlar.

EMERSON, Ralph Waldo:

Akıllı bir kimse, hiçbir zaman özür dilemek zorunda kalmaz.

Bir tek düşmanı olan, her yerde onunla karşılaşır.

Bir tutsağın boynuna geçirdiğiniz zincirin öteki ucu, kendi boynunuza takılıverir.

Özgür olamıyorsan olabildiğin kadar özgür ol!

Rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolu uyanmaktır.

EPİKTETOS:

Bir insanın bildiğini zannettiği şeyi öğrenmesi olanaksızdır.

İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman; hayvan ortaya çıkar.

Kimseyi övmeyen, kimseyi kötülemeyen, kimseden yakınmayan, kimseyi suçlamayan olgun insandır.

EVERETT, Alexander:

Bilgi bir ışık gibidir. Onu kullanırsanız daha parlak olur, kullanmazsanız söner.

FILS, Alexander Dumas:

Bana hayatı iki şey sevdirir; özgürlük ve aşk... Aşk için hayatımı veririm; ancak özgürlük için aşkımı da feda ederim.

Para iyi bir hizmetçi, kötü bir efendidir.

GEORGE, David Lloyd:

Ben bir şeyi anlamıyorum: Bizim medeni milletlerin orduları savaşta barbarlığa yaklaşıyor; barbar saydığımız Türk orduları ise savaşta medenileşiyor. Irak kumandanımız telgrafında esir olan generallerimizden kendisine gelen mektuplardan söz ediyor ve bildiriyor ki, Türkler esirlerimizin istirahatini fevkalade temin ediyorlarmış. İşte bu davranışlarının sebebini bir türlü anlayamıyorum.

HERBERT, George:

Komşunu sev, ama bahçe duvarını yıkma...

İRLANDA Atasözleri:

Bir adam en çok sevgilisini, en iyi şekilde ailesini, en uzun da annesini sever.

KANADA Atasözleri:

Nisan yağmuru Mayıs çiçeği getirir.

LANGLOIS, D.:

Bir defa kaybolmaktansa iki defa sormak daha iyidir.

HARRIS, Sydney J.:

İdealist kısa dönemi düşünmez. Çıkarcı uzun dönemi önemsemez.
Gerçekçi ise kısa dönemde yapılan ve yapılmayanların uzun dönemi belirlediğine inanır.

Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür,
gerçekçi ise tünelle birlikte hem ışığı hem de gelecek treni görür.

DICKSON, Paul:

Bir devlet, Shakespeare'in eserlerinin çok iyi bir baskısını yapabilir, ama o eserleri asla yazamaz.

Bir günde durup dinlenmeden sekiz saat çalışıyorsanız, sonunda patron olur ve günde yirmi saat çalışmaya başlarsınız.

Birisi size "küçük bir sorunum var" diyorsa, bilin ki sorun altından kalkabileceğinizden çok daha büyüktür.

Bir işi yapamayan veya öğretemeyen, o işi denetlemeye memur edilir.

Bir kişi bir çukuru bir dakikada kazıyorsa, altmış kişi aynı çukuru bir saniyede kazamaz.

Bir sirkin tümünü yönetmek durumundaysanız, palyaçoyu oynamak kolay değildir.

Bir toplantıda size karşı olanların sayısı ikiye yükselmişse, toplantıyı ertelemek yapılacak en iyi iştir.

Bürokratla aşık atılmaz. Tanrı bile günahları affeder, bürokrat hiçbir şeyi affetmez.

Danışman, saatinizi ödünç alan ve sorduğunuzda saatinize bakarak size zamanı söyleyen kişidir.

Eğer bir sorun birçok toplantı yapılmasını gerektiriyorsa, sonunda toplantı yapılması sorundan daha önemli hale gelir.

Elinde mikrofon olan biriyle hiçbir zaman tartışmaya girmeyin.

Gelişim iyi bir şeydir, ama beş kere sıfır hala sıfırdır.

Her dağınıklıkta bir basitlik, her uyumsuzlukta bir armoni, her zorlukta bir fırsat vardır.

Hiç kimseyi dinlemeyen de, herkesi dinleyen de kaybeder.

İşçilerine fındık fıstık alacak kadar para verirsen, onlardan da maymun kadar verim beklersin.

Kalabalık bir asansör, kısa boylu bir adam için daha değişik kokar.

Kamudaki bürokrasi, sonunda özel sektörde de bürokrasi yaratır.

Otuz dakikadan beri tartışıyorsanız ve hala kimin kaybettiğini anlayamamışsanız, kaybeden sizsiniz demektir.

Önceki patrona sizin yaptıklarınızı, astlarınızın size yapmalarına asla izin vermeyin.

Patron "isterseniz yapın" diyorsa, bu "istemeseniz bile yapın" demektir.

Patron olmadan patron gibi düşünmeye kalkma, patron olamazsın.

Patronunuzun patronunu, patronunuzun sırtından alabilirseniz, patron olursunuz.

Seçenek yoksa, sorun da yoktur.

Şirket adına gelen mektupları bizzat kendi açan bir patronla çalışılmaz.

Toplantı ne kadar uzun olursa olsun, en önemli kararlar son beş dakikada alınır.

Uzun dönemli planlama, genelde kısa dönemde işe yarar.

DİKBAŞ, Yılmaz:

Demokrasiye karşı savaşan ABD imparatorluğu yıkılmadan dünyanın çoğu yerinde gerçek demokrasinin yeşerip gelişmesi mümkün olmayacaktır. Türk ulusu, böyle bir devrimi eninde sonunda başaracaktır; bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın!

Serbest ticaret, ancak aynı gelişme düzeyinde bulunan ülkeler için yararlıdır. Farklı gelişme düzeyine sahip ülkeler arasında ise yalnızca zengin ülke lehine işler. Yoksul ülke, serbest ticaretten faydadan çok zarar görür.

DOSTOYEVSKI, Fyodor Mihailovic:

Başkalarının zavallılığına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum.

Bir toplumda hırsızlar, katiller, serseriler rahat dolaşıyor ve iş yapıyorlarsa o toplum iyi yönetilmiyordur.

Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor, kendisine bir ülkü edinen pek az... Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: "Yahu, bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?" Öte yandan iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar...

Eğer iki insan gerçekten birbirlerini seviyorlarsa, aralarında olup biteni kimse bilmemeli.

İnan bana, dünyada yapılacak çok iş var.

İnsan yeryüzünde olan şeyleri görmemezlikten, bilmemezlikten gelme hakkına sahip değildir.

İnsanın ruhunu yücelten bir acı, ucuz bir mutluluktan evladır.

İnsanlar, kendileri mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluklarını anlayamazlar.

Kadın, her şeyi gören gözü bile aldatır.

Kendi planlarımızı yapıyorduk, ama kaderin de planları olduğunu unutmuştuk.

Sağlam çocuklar yetiştirmek, bozulmuş yetişkinleri düzeltmekten kolaydır.

DURNA, Mustafa:

Tanımadan sevilmez, görmeden ve duymadan bilinmez. Bazı şeyler vardır ki sözcüklerle anlatılamaz; görmemiz, hissetmemiz, yaşamamız gerekir.

DIYOJEN:

Dünya nimetlerine önem vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır.

İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir.

Mağrur zengin hor gördüğü filozofa:

- "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem"
der.

Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:

- "Ben çekilirim."

DRUCKER, Peter Ferdinand:

Bir nokta çok açıktır: Dünyamız artık emin ellerde değildir.
"Yeni Dünya Düzeni" yeryüzünü ölüme mahkum etmiştir.

Dünya artık emek-yoğun, malzeme-yoğun, enerji-yoğun değildir;
bilgi yoğun olmaktadır.

Geleceği tahmin etmenin en güzel yolu, onu yaratmaktır.

Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız varacağınız yerin önemi yoktur.

Ondokuzuncu yüzyıla kadar hiç sona ermeyen zorlu görev, insan soyunun ve çevresinin doğal etkenlere karşı korunmasıydı. Ama bu yüzyılda yeni bir gereksinim belirmiştir: "Doğayı insana karşı korumak..."

DURRELL, Lawrence:

Akdeniz'in tümü, dişlerin arasındaki siyah zeytinlerin acı tadından yükseliyor sanki. Etten ve şaraptan daha eski bir tat; serin su kadar eski bir tat. Bölgede zeytin ve zeytin yağı kadar eski olan tek şey var: deniz; en eski antik toplumlardan bugüne kadar, hiçbir tabiat ürünü uygarlıklar üzerinde zeytin kadar biçimlendirici bir etkiye sahip olmadı.

Bütün Akdeniz, heykeller, palmiyeler, altın kolyeler, sakallı kahramanlar, şarap, fikirler, gemiler, ay ışığı, kanatlı gorgonlar, bronz adamlar, filozoflar, tüm bunlar dişlerin arasındaki kara zeytinin ekşi, sert tadından çıkmış gibi. Etten ve şaraptan daha eski bir tattan. Soğuk su kadar eski bir tattan.

EDISON, Thomas Alva:

Dehanın yüzde biri ilham, yüzde doksandokuzu terdir.

Fırsatların sayısı, onları görecek insan sayısından çok daha fazladır.

İnsanların düşünme zahmetinden kurtulmak için yapamayacakları hiç bir şey yoktur.

AL-MA'ARRI, Abul Ala:

Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar...

DÖKMEN, Üstün:

Birbirimize saygılı olma konusunda üç tip temel hatamız var:
     1) Kendi fikri olmayan insanın duruma göre hareket etmesi,
     2) Adamına göre davranmamız,
     3) Keyfimize göre davranmamız...

Çocuğumuz düşüp kafasını masaya çarpınca biz hemen masayı döveriz, "Eh masa ehhh! Sen niye orada duruyorsun?" diye... Çocuk masa orada durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve büyüdükçe yaptığı her hatayı yükleyecek birini veya bir şeyi mutlaka bulur.

Geleceğin suçlularını yetiştirmenin 8 altın kuralı:
1. Daha küçükken çocuğa ne isterse vermeye başla ki herkesin O'nun geçimini sağlamakla mükellef olduğuna inansın!
2. Fena sözler söylediğinde gül ki kendisinin akıllı olduğuna inansın!
3. O'na düşünmeyi, beynini kullanmayı öğretme sakın. Bırak, 18'ine gelince kendisi karar versin!
4. Yerde bıraktığı her şeyi kaldır: Kitaplarını, giysilerini, papuçlarını... O'nun için her şeyi sen yap ki sorumluluklarını hep başkalarına yüklesin!
5. O'nun önünde sık sık kavga et ki bir gün aile parçalanırsa pek şaşırmasın!
6. O'na istediği kadar harçlık vermekten kaçınma ki asla kendi parasını kazanmanın ne demek olduğunu öğrenmesin!
7. Yiyecekmiş, içecekmiş, konformuş, tüm arzularını yerine getir ki istediklerini her zaman elde etmeye şartlansın!
8. Komşulara, öğretmenlere, polise vs. karşı hep O'nun tarafında ol ki hepsine karşı ön yargılarla davransın!

Güven, tek kullanımlıktır.

Hayallerinizdeki ağacı, siz izin vermeden kesmeye kimin gücü yeter?

GOGH, Vincent van:

Eğer içinizden "Sen resim çizemezsin" diyen bir ses duyarsanız, herşeye rağmen çizin ve o ses susacaktır.

Sanatçı, Tanrı'nın eksik bıraktığını tamamlar.

HARMSWORTH, Alfred Charles William:

Haber bir yerlerde güç odaklarının örtbas etmeye çalıştığı şeydir, gerisi reklamdır.

GAUTHIER, Theophile:

Kedilerin o büyüleyici gözlerinin arkasında bir ruhun olmadığına kim inanabilir ki?

HEGEL, Friedrich:

Despotizm demek, kanun yokluğu demektir. Despotizmde, özel irade kendi başına kanun sayılır ya da daha doğrusu kanun yerini alır.

SÜLEYMAN'ın Özdeyişleri:

Ahlaksız kadının ağzından bal damlar, dili yağdan yumuşaktır; fakat etkisi pelinotu gibi acıdır, iki ağzı keskin kılıç gibi deler geçer. O kadının semtine uğrama, evinin kapısına yaklaşma ki itibarını başkaları almasın ve yılların acıya mahkum olmasın.

Akıllı oğul babasına sevinç verir, akılsız oğul ise anasına dert olur.

Alaycıyı düzeltmeye kalkışan kendini küçük düşürür, kötü insana yanlışını gösterenin kendisi kabahatli çıkar. Alaycıya yanlışını gösterme, yoksa senden nefret eder. Hikmetli kişiye yanlışını göster, seni sever.

Bir kadınla zina yapanın yüreğinde sağduyu yoktur, bunu yapan kendi kendini mahveder. Başını belaya sokar, saygınlığını kaybeder, utancı silinmez.

Cahilleri kendi isyanları öldürecek, akılsızları kendi kayıtsızlıkları yok edecek...

Eğer komşuna kefil oldun, yabancıyla el sıkışıp anlaştınsa ve ağzından çıkan sözlerle kapana kısılıp kendi sözlerinle tuzağa tutuldunsa gururu bırak, komşuna git, yalvar yakar! Tuzak kuranın elinden kendini kurtar...

Ey tembel; yoksulluk bir haydut gibi, yokluk bir eşkiya gibi üzerine gelir.

Gözlerin dosdoğru ileri baksın, bakışların önündeki yoldan hiç ayrılmasın.

Her şeyden çok yüreğini koru, çünkü hayatın kaynakları ondan çıkar.

Hikmet yüreğinde yer ettiğinde ve bilgi sana zevk verdiğinde düşünme yeteneği sana bekçilik eder, ayırt edici olman seni korur.

Hikmeti ve terbiyeyi küçümseyenler akılsızdırlar.

Hikmetli kişi dinler ve daha çok şey öğrenir. Anlayışlı adam sağlam rehberlik arayan kişidir; öyle ki, özlü, düşündürücü sözleri, hikmetlilerin deyişlerini, bilmecelerini anlasın.

Hikmetli kişiyi eğit, daha da hikmetli olur. Doğru kişiye öğret, bilgisine bilgi katar.

Hikmetli olursan yararı sanadır, alaycı olursan da zararını sen çekersin.

Hileli sözlerden uzak dur, dilin sahtekarlığa bulaşmasın.

İşe yaramaz, zararlı adam ağzında hileli sözlerle ortalıkta dolaşır; fesat yüreğindedir. Her zaman kötülük kurar, sürekli çekişme yaratır.

Kendi sarnıcının, kendi kuyunun suyundan iç. Pınarlarından sular dışarılara akıp gitmesin; onlar yalnızca senin için olsun, yabancılarla paylaşman için değil. Gençliğini paylaştığın karınla mutlu ol!

Kendi suçu kötü adamın yakasına yapışır, kendi günahının kemendi O'nu kıskıvrak yakalar; yaptığı akılsızlıkların çokluğu yüzünden yoldan çıkar, terbiyeyi kabul etmediği için ölür gider.

Oğlum, babanın verdiği terbiyeyi dinle, annenin öğrettiği kanundan sapma. Çünkü onlar senin başında bir zarafet çelengi, boynunda değerli bir gerdanlıktır.

Oğlum, günahkarlar seni ayartmaya çalışırsa, onlara uyma. Sen onlarla aynı yoldan gitme, tuttukları yola ayak basma. Çünkü onlar kötülüğe koşar adım gider. Bu yol, yolcusunu canından eder.

Tanrı'nın (Yehova) nefret ettiği ve tiksindiği şeyler: Yüksekten bakan gözler, yalancı dil, masum kanı eller, hainlik tasarlayan yürek, kötülüğe koşa koşa giden ayaklar, yalan soluyan yalancı şahit ve kardeşleri birbirine düşüren adam.

Tembelin eli O'nu yoksul eder, çalışkanın eli ise O'nu zengin eder.

Yazın hasadı kaldıran oğul sağgörülüdür, biçim zamanı uyuyakalan oğul ise yüzkarasıdır.

Yürüyeceğin yolu düzle, tuttuğun yollar sağlam olsun. Sağa sola sapma; kötülükten ayağını çek!

YILMAZ, Mehmet Yakup:

Bir ilişkideki kesintisizlik, sonunda daha keskin bir kesintiyle sonuçlanabilir.

CHANDLER, Raymond:

İlk öpücük sihirli, ikinci öpücük samimi, üçüncü öpücük rutindir.

DÖBLİN, Alfred:

İki insanın seks yaşamını bir sözleşme ile yoluna koymak ve böylece karı koca arasındaki görevleri kanunun şart koştuğu bir buyruğa bağlamak, akla gelebilen en iğrenç ve aşağılayıcı kölelikten başka bir şey değildir.

ELIOT, George (Evans, Marian ya da Anne, Mary):

Bilgeler öldüklerinde arkadaşları arasında, normal insanlar da mezar taşlarında anılır.

Hayvanlar iyi arkadaşlardır; hiç soru sormazlar, hiç eleştiride bulunmazlar.

Hiçbir zaman gökten gül yağmaz, daha çok gül istersek daha çok fidan dikmemiz gerekir.

ERCAN, D. Ali:

Hızlı nüfus artışı ağır sosyo-ekonomik sorunların temel nedenidir.

Kaotik yaşam kavgasından sadece bilimin yol göstericiliğinde teknolojiye egemen olan ulusal devletler utkuyla çıkabilirler.

Kemalistler yılmadan, yorulmadan, korkmadan ve umutsuzluğa kapılmadan mücadeleye devam etmelidirler.

ERSOY, Mehmet Akif:

Bir toplantıda genç bir adam Mehmet Akif'i küçük düşürmek ister:
- "Affedersiniz, siz veteriner misiniz?"
Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlar:
- "Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada Cüda

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası,
Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası...

Onca mazlumun gönülden kopan ahları
Elbet indirir bir gün tepenizden lanetullahı

Öğüdüm sana: saçma sapan şeylerle uğraşmayı bırak,
Adamlığın yolu nerdeyse, bul da girmeye bak!
Adam mısın: Sonsuza dek dünyada hürsün, gez;
Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.
Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere;
Küfür savurma boyun kesdiğin semercilere.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır.
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere, tükürün onlara alkış tutan kahpelere...

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

ESİNOĞLU, Bülent:

Damat Ferit'leri teslim aldılar, ama Türk halkını teslim alamadılar.

Savaş tek muharebeden ibaret değildir.

ESKENAZİ, Kemal:

Fotoğraf ışıktır, anı ölümsüzleştirmektir, gözlemdir, hissetmektir, tarihe iz düşmektir; ama bunların da ötesinde, paylaşmaktır.

EWING, Sam:

Erkek karısını bir buketle şaşırtabilir, bir kutu çikolatayla mutlu eder, bir altın kolye ile de şüpheye düşürür.

EXUPERY, Antoine Jean-Baptiste Marie Roger de Saint:

Gerçek aşk, karşılık olarak hiçbir şey beklemediğin yerde başlar.

EYİNNEN, Nadir:

Çağdaş bir devletin yöneticisi yurt sathını dolaşıp hayır hasanet sahiplerine okul yaptırmaya çalışmaz; mükellefleri vergi ödemeye teşvik eder. Bağış ve yardımdan medet ummak aşiretlere, vergi toplamak devlete ve devlet adamlarına yakışır. Yurttaştan bağış ve yardım dilenmek bir aczin ifadesidir.

Her okuyan adam olmaz; ama hiç okuyup yazmayan asla adam olmaz.

Unutmayalım ki büyük makineleri küçük çarklar çalıştırır.

FARABİ:

Lafı uzatanlara ne yapmak lazım diye Farabi'ye sormuşlar. O da şöyle demiş:
- "Uzun konuşanı kısa dinlemeli..."

Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir; ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz.

FEE, William Mc:

Dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.

FİLİPİNLER Atasözleri:

Cennete varana dek talihine güvenme.

FLETCHER, Phineas:

Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için verilmiş bir saat vardır. Mesele, o saati kaçırmamaktadır.

Hiç giyinmeyen bir güzel, en iyi biçimde giyinmiş demektir.

FORBES, Malcolm:

İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser.

FULBRIGHT, James William (9 Nisan 1905, Sumner; Missouri - 9 Şubat 1995):

Güçlü olmak ile erdemlilik birbirine karıştırılır ve güçlü kendini her şeye kaadir sanma eğilimi gösterir.

FROST, Robert Lee:

Deneyip de başaramayanları değil, yalnızca denemeye bile kalkışmayanları yargıla.

Hayatta öğrendiğim her şeyi üç kelime ile özetleyebilirim: "Hayat devam ediyor!"

Ormanda iki ayrı patika vardı ve ben en az ayak izi olanını seçtim. İşte farklılık budur.

FRANSIZ Atasözleri:

Adalet topaldır.

Adalet yorumlarımız saatlerimize benzer.

Başarının %5'i yapmayı bilmekten, %95'i yapabilmekten oluşur.

Her akılsıza hayran olacak başka bir akılsız vardır.

Herşey üstüne üstüne geliyorsa belki de sen ters gidiyorsundur.

İdealler yıldızlar gibidir, onları tutmak mümkün olmaz; ama karanlık gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler.

İstemek, başarmaktır.

Temiz bir vicdan kadar yumuşak hiçbir yastık yoktur.

ASPINALL-OGLANDER, Cecil Faber:

Bir tümen komutanının (Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsediyor) üç ayrı yerde, tek başına giriştiği hareketlerle bir savaşın ve hatta bir ulusun kaderini değiştirecek yücelikte bir zafer kazandığı tarihte pek nadirdir. (Çanakkale Muharebesi, İngilizlerin Gelibolu Seferinin Resmi Tarihi, 1934, sayfa 250)

FRANCE, Anatole:

Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir.

Aptal bir şeyi elli milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.

Ayakkabım yok diye üzülüyordum, ayakları olmayan bir çocuk görene kadar.

Az anlamak ters anlamaktan iyidir.

Babanın erdemleri, çocuklarının servetidir.

Ulusları ilerleten, yükselten, zenginleştiren kitaplardır.

Yasalar muhteşem eşitlik sağlar; köprü altında uyumak, sokaklarda dilenmek ve ekmek çalmak fakirlere olduğu gibi zenginlere de yasaktır.

LINCOLN, Abraham:

Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, söyliyeyim: Annemdir.

Ben köle de olamam, efendi de olamam.

Bir ulus; yarısı hür, yarısı tutsak olursa yaşayamaz.

Güvenlik için hürriyetten vazgeçenler kısa bir süre sonra ikisinden de olurlar.

Hayatta olduğum, olacağım her şeyi güzel anneme borçluyum.

Herkesi bir defa, bazılarını her zaman aldatabilirsiniz. Ama herkesi her zaman aldatamazsınız.

İyi bir şey yaptığımda iyi hissederim, kötü bir şey yaptığımda ise kötü hissederim; benim dinim budur.

Karakter bir ağaç gibidir ve şöhret te onun gölgesi... Gölge, olduğunu düşündüğümüzdür, ağaç ise gerçeğin kendisi.

Ne kadar mutlu olmaya karar vermişseniz o kadar mutlu olursunuz.

Abraham Lincoln'den Oğlunun Öğretmenine Mektup:
"Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret O'na: 'Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşı kendini adamış bir lider vardır.' Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret O'na. Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret O'na ve kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt O'nu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret O'na. Bırak erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını. Eğer yapabilirsen O'na kitapların mucizelerini öğret. Fakat O'na gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı. Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret O'na... O'na kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes O'na yanlış olduğunu söylediğinde dahi. Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret O'na. Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret O'na, fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret O'na. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret O'na ve aşırı ilgiye dikkat etmesini. O'na, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını, fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret O'na ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret. O'na nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü, çeliği ancak ateş saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. O'na her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır. Bu, büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsin bir bakalım. O ne kadar iyi, küçük bir insan. Oğlum.."

MORAL, Şükran:

Bedenimizin bu yüzyıldaki karşılığı ticari bir AVM'ye, metaya dönüşmesidir.

Kapitalizm, bütün vücudumuzun üzerinde gelişmiş, bedenlerimiz hakkında artık başkaları karar veriyor.

LAO-TZU:

Akıllı adam yarışmaz, böylece kimse O'na karşı kazanamaz.

Başkalarına karşı zafer kazanan kuvvetlidir, kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir.

Başkalarını bilen kimse bilgili, kendini bilen kimse ise akıllıdır.

Emretmeden yönetebiliyorsanız lidersiniz demektir.

LENOIR, Marcel:

Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil.

FROMM, Erich:

Eğer sevgi bir çiçekse, saygı onu koruyan saksıdır. Çiçek solmaya başlamışsa dikkat edin, saksı mutlaka çatlamıştır.

Geçmişin tehlikelerinden biri esir olmaktı, geleceğinki ise robot olmak...

Seni seviyorum diyebiliyorsam bu sende bütün insanlığı, bir anlamda canlı olan her şeyi ve yine sende kendimi seviyorum demektir.

Sevilene özen göster, O'na karşı sorumluluk hisset ve saygı duy. Bütün bunları da bilgiye dayalı olarak yap.

COLBINS, John:

Hayatımızda işlediğimiz hataların çoğu, düşünmemiz gereken yerde hissetmekten, hissetmemiz gereken yerde düşünmekten ileri gelmektedir.

COLLIE, G. Norman:

Erkekler torun sahibi oldukları için değil, onların büyük anneleri ile evli oldukları için kendilerini yaşlı hissederler.

COLTON, Charles Caleb:

Nasıl güneş batmadan akşam olmazsa, basının elinden özgürlüğü alınmadan da diktatörlük olmaz.

Yatak hepimiz için bir çelişkiler yumağıdır: Oraya gönülsüz bir şekilde gideriz, doyamadan kalkarız; her gece erken uyanmaya karar vererek uzanırız, ancak her sabah elimizden geldiğince gecikerek güne başlarız.

COMENIUS:

Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.

CONANT, James B.:

Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını kabuğundan çıkartıp risk aldığında ilerleyebilir.

CORCUS, F.:

İyi anlaşılan şey kolayca söylenir.

CORNEILLE, Pierre:

Gününü faydalı bir şekilde kullanmasını bilen bir insan için asıl mutluluk akşam vaktinde gelir.

Mutluluk, paylaşılmak için yaratılmıştır.

COŞKUN, Bekir:

Bakımsız, eğitimsiz, gelişmemiş kalabalıklar çağ dışı ideolojilerin tek sığınağıdır.

Vicdan bir iç sorgulama sonunda, aklın duygulara verdiği beraat kararıdır. Beraat kararı verilmediğinde ise, acısı çekilen mahkumiyettir. Kısacası bir iç adalettir vicdan...

COURTY, P.:

Mutluluk, gençlikte beklenmedik şeylerde, yaşlılıkta ise alışkanlıklarda aranır.

CÖMERT, Fatoş:

Davranış düşüncede başlar ve eylemin ilk adımı karardır.

Zihnimizde özgürleşmeden hayatımızda asla özgürleşemeyiz.

COUSINS, N.:

İlaçlar her zaman şart değildir, ama inanç her zaman şarttır.

Tarih muazzam bir erken uyarma sistemidir.

CRESCENZO, Luciano de:

Hepimiz tek kanatlı melekleriz; sadece birbirimize sarılarak uçabiliriz.

CROM, Michael A.:

Etkin bir takım çalışması için:
• Ortak bir amaç duygusu yaratın.
• Hedeflerin, takımın hedefleri haline gelmesini sağlayın.
• İnsanlara birer birey olduklarını unutmayarak yaklaşın.
• Takımın her üyesinin takımın yarattığı üründen sorumlu olmasını sağlayın.
• Zaferi paylaşın, kusurları kabul edin.
• Takımda güven yaratmak için her fırsatı deneyin.
• Takım üzerinde yoğunlaşın, onunla yakından ilgilenin.

CUCONG:

Büyük adamların hataları güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür.

CUMHURİYET Halk Fırkası:

Din anlayışı vicdani olduğundan, fırka, din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş ilerlemesinde başlıca başarı etkeni görür. (13-14.05.1931)

CYRUS, Publilius:

Çok kimse öğüt dinler, yalnız akıllılar bundan faydalanır.

ÇAĞLAYAN, Abdullah:

Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler,
Hazine soyulurken aldırmıyor öküzler.
Hayadan eser yoktur, beyhude bütün sözler.
Nafile inat etme hemen salla başını,
Uslu otur, hoş geçin, zıkkımlan maaşını.

Antalya Defterdarı merhum Abdullah Çağlayan bu hicvi 1941'de yazmış, hakkında soruşturma açılmış ama, savcılık bu dizeler ve diğerlerinin suç değil, gerçek olduğu gerekçesiyle dava açılmasına gerek görmemiştir.

ÇAMLIBEL, Faruk Nafiz:

Sayısız güzellik doğar da her günde, birini sevmek için bir ömür yetmez.

ÇAYAN, Mahir:

Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizm'in özü, emperyalizme karşı tavır alıştır.

ÇEPNİ (Dereci), Gülay:

Işığın gölgesi ile yetinme, ışık ol!

ÇİMEN, Aşık Nesimi:

Dünya cennet olsun yaşasın insan
Gelin barışalım dökülmesin kan
Son bulsun savaşlar kesilsin figan
Barış güvercini uçsun Dünya'da
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin.

DAWKINS, Richard:

Bilimin dinle ortak bir iddiası vardır: Kökenlerle, yaşamın doğasıyla ve evrenle ilgili derin soruları yanıtlayabilmek. Ama benzerlik burada sona erer. Bilimsel inançlar delillerle desteklenir ve bunlarla bir sonuç elde edilir. Mitler ve inançlar ise delillerle desteklenmez ve bir sonuca götürmez.

Dünyadaki bütün dinlerde ortak bir buluşma noktası vardır: Ezici bir çoğunluk salt ailesinin ait olduğu dini seçmektedir. En iyi delile, en iyi mucizelere, en iyi ahlaki yapıya, en iyi ibadethaneye, en iyi müziğe sahip olanı değil... Sıra tezgahtaki dinlerden birisini seçmeye gelince, dinlerin potansiyel erdemleri, aile etkisinin yanında hiçbir şey ifade etmiyor. Bu açık bir gerçek ve kimse de inkar edemez. Ama bunun nedensiz doğasını çok iyi bilen biri, bir şekilde dinine sıkıca bağlanıyor, hem de öyle bir fanatik oluyor ki, başka bir dine inananı öldürmeye hazır hale geliyor.

Gerçekleri kutsal kitaplara göre yorumlayanlarla tartışamazsınız!

Gerçekten iyi olmaya çalışmaktaki tek sebep Tanrı'nın onayını ve ödülünü almak ya da kınaması ve cezalandırmasından sakınmak mıdır? Bunun ahlaklı olmakla hiçbir ilgisi yoktur, bu yalnızca yağcılık yapmaktır, dalkavukluktur. Her hareketini, hatta derin düşüncelerini gözleyen gökyüzündeki kontrol kamerasını ya da kafanın içindeki küçük ileti cihazını gizliden gizliye kollamaktır.

İman mükemmel bir kaçamak, düşünmemek ve kanıtları değerlendirmemek için mükemmel bir mazerettir. İman, kanıtsızlığa rağmen; hatta belki de sadece bu yüzden inanmaktır.

Sonsuzluk insanın bencil genlerindedir; genlerimiz yaşamdaki donanımlarını yaratıp, bedenden bedene geçerek ölümsüzleşir.

DEFOE, Daniel:

İnsanlar hatalarını mutluyken değil, ancak mutsuzken anlar.

DEFTERDAR Sarı Mehmet Paşa:

Aslı olmayan bir suçu yükleyip yalan yere kimseye cürüm işledi demiyeler. Zira çok vakit geçmeden bunun cezasını görmeleri mukadderdir. Nitekim bir kimse kardeşi için kuyu kazsa o kuyuyu kendisi için kazmış olur.

Bir devlet hizmeti birisine rüşvetle verilirse görevi rüşvetle alan kişi devlet tarafından çeşitli zulümler yapmaya yetkilendirilmiş sayılacağından, ahaliye zulüm yaparak halkı perişan ve mamur mülkü de harap eder. Toprak ve köyler ziraatçilerden boşalınca memlekete ve hazineye günden güne zayıflık çöker; kıtlığa, kaza ve belaya sebep olmak ihtimali dahi kaçınılmaz olur.

Bütün amirler adaletli olmalıdır. Zira adalet, hazinenin artmasını ve halkın çoğalmasını sağlar. Hazine ise halkın çokluğundan ve ülkenin bayındırlığından kaynak alır. Memleketin ümranı ise adalet iledir.

Hazine vergi veren halkın çokluğu ile oluşur. Hazine toplamak ülkenin bayındırlığı ve iyi hal iledir. Ülkenin bayındırlığı da adalet, iyilik ve zalimlere karşı koyma siyasetiyle mümkündür. Başka türlü olmaz.

Her yaşlı ve genç tarafından anlaşılmıştır ki bu aldatıcı dünya kalıcı olmayıp, devamına ve yerinde durmasına itibar edilmemelidir.

İdarecilerin başlıca görevleri dar gelirliler ve ülkenin bütün kullarının güven ve rahatını, dirlik ve düzenini korumaya, halkın durumunu iyileştirerek doğruluk ve adaleti su gibi akıtıp haksızlıkları ortadan kaldırmaya, bozukluk ve zulümleri gidermeye çalışmaktır.

Kanaatkar olup aç gözlülükten çekinmek gerektir. Zira mal toplama ve saklama, sahibini dünyada huzursuz ve güçsüz kılar, sahibine azap çektirir ve onu pişman eder. Ama ne fayda!..

Maliye hazinesi kimsenin miras kalmış mülkü değildir. Bunun için gereksiz harcamalardan kaçınıp dünya ve ahiretin azap ve eziyetinden çekinmek herkese lazımdır.

Temelden alınan toprakla temele zayıflık gelir; yüzeyin ise o ağır yükü çekmeye kudreti kalmadığından evin büsbütün harap olmasına sebep olur. Vergide halkın kalkınmasını esas alıp, durumlarının denge ve düzeniyle ilgilenmek ve ülkenin şen ve esen olmasına dikkat etmek her yönden ve her şeyden elzemdir.

Zalimlerin zulmünden ve valilerin de önem vermemeleri yüzünden halk vatanını terk ederek başka diyarlara dağılıp perişan olacağı gibi, birçok yer halksız ve değerlendirilmekten uzak kalacağından hazine gelirlerinde önemli azalmalar olacaktır.

Zayıf ve miskinlerin hallerinden de gafil olmamak gerektir. Onların halini sormayı borç bilmek gerektir. Zira halkın gönlünü kazanma Hakk'ın rızasını kazanma gereğidir. Kendisine vazife verilmiş kimse kapısını kapar da mazlumlar ve muhtaçlar ona ulaşamazsa; o kimsenin de çok ihtiyacı olduğu bir yerde rahmet kapısı kapanır ve o kimse Allah'ın rahmetinden mahrum kalır.

DELACROIX, Ferdinand Victor Eugéne:

Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister.

DELEUZE, Gilles:

Sözcüklerin kabuğunu kırın, şeylerin kabuğunu kırın. Arzunun kabuğunu kırın. Hayatımızın kabuk bağlamaması için kabukları kırmak zorundayız.

DELUZY, Dorothee:

Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır.

DEMİRAL, Nusret:

Bizler; gözünde vatanını, gönlünde Atatürk ilke ve inkılaplarını tutabilen, vicdanında dinini saklayabilen, milliyetçilik ve laiklik düşüncesi içinde görev yapanlardanız.

DEMİREL, Süleyman:

Bana Türkiye'nin durumunu bir kelimeyle anlatın derseniz "İyidir" derim. İki kelimeyle anlatın derseniz "İyi değildir" derim.

Bir insanın yapmadığı şeylerden duyduğu pişmanlıklar, başaramadığı şeylerden duyduğu pişmanlıklardan fazladır.

Derin devlet, normal devletin raydan çıkmış halidir.

Galibiyetin sahibi çoktur, mağlubiyetin sahibi yoktur; yenilgi ise yetimdir!

Git dene, başaramazsan geri dön.

Mümkünü namümkün, namümkünü mümkün yapmak namümkündür.

Suyun derinliğini asla iki ayağınla birden ölçme.

Yollar yürümekle aşınmaz.

DEMİRKOL, Didem:

Evlilik sakız gibidir. Sakız çene kemiklerini güçlendirir. Evlilik de öyle... Sürekli tartışma ve bağrışma zamanla çiftlerin güçlü birer çene yapısına sahip olmalarını sağlar.

Evlilik sakız gibidir. Sakızın ağızda bıraktığı tadı sadece çiğneyen bilir. Tatlı mı yoksa acı mı olduğunu başka kimse bilemez. Onlar sadece senin sakız çiğnediğini bilirler, o kadar...

DEMOKRITOS:

Adaletsizlik eden kişi adaletsizliğe uğrayan kişiden daha mutsuzdur.

Akıllı olduğuna inanmış birini akıllı kılmaya çalışmak boşa vakit harcamaktır.

Birçok insan akıllılığın ne olduğunu bilmediği halde akıllıca bir yaşam sürdürür.

Cinsel edim kısa süren bir inmedir: cinsel edimde insan, insan olmaktan çıkar, insan olmaktan uzaklaşır, insan olmaktan ayrılır birdenbire bir darbe yemiş gibi...

Doğa ve eğitim birbirine yakındır. Çünkü eğitim insanı dönüştürür, bu dönüşümle insanda ikinci bir doğa yaratır.

Dünyalık elde etmek yararsız değildir. Adaletsizce olursa; en kötüdür.

Hekimlik bedenin kötülüklerini, bilgelik ruhun kötülüklerini iyileştirir.

İnandırma yolunda söz altından daha ağırdır.

İnceliksiz davranışa dinginlikle katlanabilmek gönül yüceliğidir.

İnsanı mutlu kılan ne bedensel güçlükler ne zenginliklerdir; insanı mutlu kılan dürüstlük ve sakınıklıktır.

İyi insan olmalı ya da iyi insanlara benzemeye çalışmalıyız.

Kalabalıklar mutsuzluk içinde bilgeleşir.

Konuşmaya değil eylemde bulunmaya ve erdemli davranmaya harcamalıyız tüm çabamızı.

Mutsuzluk içinde doğru düşünmek ne güzel şeydir.

Ödev insanı adaletsiz olmaktan engeller; en azından, kendi adaletsizliğine sahip çıkmaktan engeller.

Pers kıralı olmaktansa bir doğa yasası bulmayı yeğlerim...

Ruhun iyiliklerini aramak kutsal iyilikleri aramaktır; bedenin iyilikleriyle yetinmek insani iyiliklerle yetinmektir.

Sizin için değersiz olan birinin sizi yönetmesi sıkıcıdır.

Sözlerime kulak verseler, sözlerimi anlasalar, çok zaman şerefli insanlar olarak davranacaklar ve böylece bir çok kötü eylemden uzak durmuş olacaklar.

Utanılası eylemlerinden pişmanlık duymak, yaşamını kurtarmaktır.

Yanlışlardan sakın; korkuyla değil, ödev duygusuyla.

Yasaya, yetkeye, daha yaşlıya öncelik vermek görev duygusuna sahip olmaktır.

Zenginliklere kesin olarak egemen olan birinin sizi yönetmesi sıkıcıdır.

Zenginliklere kesin olarak egemen olan kişi iyi insan olamaz.

NIEBUHR, Reinhold:

Allahım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri tevekkül içinde kabul edecek vakarı, değiştirebileceklerimi değiştirecek cesareti ve ikisi arasındaki farkı anlayabilecek aklı nasip et.

ÇEHOV, Anton Pavloviç:

Bitap bırakan günlük yaşam, ancak bir aptalın karşılaşabileceği bir hayat krizidir.

Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi alçakça bir iştir.

Erkekler kalpleriyle değil, düşünceleriyle yaşar.

Hayat seni güldürmüyorsa, espriyi anlamadın demektir.

İnsanlar arkanızdan konuşuyorsa, onlardan öndesiniz demektir.

Son derece gururlu insanlar susmayı ve yalnızlığı severler.

FIELDING, Henry:

Her evli çiftte, en az biri budaladır.

ROCHEFOUCAULD, François de la:

Adalet aşkı nedir? Adaletsizlik ıstırabından korkmaktır. Aşk sahip olduklarımızın bizden alınması korkusudur. Aşk duyuların bir hummasıdır.

Evlenmenin iyisi olur, ama nefisi olmaz.

Modadan ayrılmayan bir kadın, kendine aşık olmuş bir kadındır.

Pek az kimse yaşlanmasını bilir.

GÜLTEKİN, Hasret:

Meyvesiz ağacı sallama boşa; ne yaprağın dök canım, ne dalın incit.

FITZGERALD, F. Scott:

Ateşin ne gücü ne de tazeliği bir insanın ruh dünyasındaki birikim ile boy ölçüşemez.

CIEN:

Güzel sözlerle, iltifatlarla kandıramayacağın kadın yoktur. Yeter ki bunları inanarak ve sadece biri için yap.

Kadını sev, koru, güven ve tatlı sert ol. Senin kölen olur.

CLARK, Frank A.:

Bir fikri öldürmek istiyorsan, onu gereğinden fazla kelimeyle ifade et!

COCTEAU, Jean:

Büyük adamların heykelleri, hayattayken üzerlerine atılan taşlardan yapılır.

CEYLAN, Eyüp:

Her şeyin temeli sevgidir, sevgiyle yaşatılır birliktelik...

CHAMFORT, Sebastien-Roch Nicolas:

Gençken bilgi ağacını dikmesek, yaşlandığımız zaman gölgesine sığınacak bir yerimiz olmayacaktır.

Kadın, insanın gölgesi gibidir; kovalarsanız kaçar, kaçarsanız kovalar.

CHARLOTTE Kuramı:

Zenginlik çok şeye sahip olmak değil, az şeye gereksinim duymaktır.

CHARTIEN, Emile:

Hiçbir şey bir fikirden daha tehlikeli değildir. Eğer o fikir sahip olduğunuz tek fikirse...

CHATEAUBRIAND, François-René de:

Bir hata işlediğin zaman tozlar içinde sürüklenebilirsin. Fakat o tozlar içinde yatıp kalmamalısın.

Türkler merhametli ve hoşgörülüdürler. İnanmadıkları gerçeklerin yanıbaşlarında yaşamasına göz yumarlar. Bu, kendi güçlerine gururlu bir şekilde güvenmekten ileri gelse bile pek asilanedir.

CHENEY, John Vance:

Gözler yaşarmadıkça gönülde gökkuşağı olmaz.

CHESTERTON, Gilbert Keith:

Neden açıldığını bilmediğiniz bir kapıyı sakın kapatmayın.

Sanatsal coşku amatör ruhlarda sıkıntı yaratan bir hastalıktır.

Yemek esnasında çalınan müzik, hem aşçıya ve hem de kemancıya hakarettir.

MACAR Atasözleri:

Tutkunun bittiği yerde mutluluk başlar.

MARRIOT, John Willard:

İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne denli güçlü eserse, ağaç da o denli sağlam olur.

MAUGHAM, William Somerset:

Bir parça ekonomik refah için onurunu feda eden ülkelerin, bir süre sonra onurları kalmadığı gibi ekonomileri de tamamen çöker.

Düşünce yeteneğini öldüren en büyük düşman alışkanlıklardır.

En sürekli aşk, karşılığı olmayan aşktır.

MAUROIS, Andre:

Güzellikleri görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.

İçinde hal ve hareket inceliği bulunmayan bir kültür hiçtir.

Mutlu olduğunuz zaman size bu mutluluğu veren faziletleri sonradan kaybetmeyiniz.

MELVILLE, Herman:

Herşeyi denerim; ama yapabildiklerimi yaparım.

GENET, Jean:

Eğer dünya hakkında birazcık bir şey anlamak istiyorsak hınçtan ve nefretten arınmamız gerekir.

GALILEI, Galileo:

Ama dünya yine de dönüyor!..

Ben, merhum Vincenzo Galilei'nin oğlu yetmiş yaşındaki Floransalı Galileo Galilei, mahkeme makamının huzurunda ve siz, Papa Hazretleri ve saygıdeğer kardinallerin, bütün Hıristiyan Cumhuriyeti'ni saran dinden sapma ahlaksızlığına karşı duran siz Engizitörlerin önünde diz çöküp, kutsal İncil'e el basarak yemin ederim ki: Kutsal Katolik ve Apostolik Roma Kilisesi tarafından benimsenen, vaaz edilen ve öğretilen her şeye daima inanmıştım, şu anda da inanıyorum ve Tanrı'nın yardımıyla bundan sonra da inanacağım. Ama ne var ki, -güneşin, evrenin merkezi ve hareketsiz olduğu ve yerin evrenin merkezi olmadığı ve hareket ettiği yolundaki yanlış görüşü terk etmem ve adı geçen doktrini benimsememem, savunmamam ya da sözlü ve yazılı olarak, her ne yolla olursa olsun öğretmemem gerektiği konusunda, Kutsal Daire tarafından yasal olarak uyarılmış olmama ve adı geçen doktrinin Kutsal İncil'e aykırı olduğu tarafıma bildirilmiş olmasına rağmen- mahkum edilmiş durumda bulunan bu doktrini tartıştığım ve sonunun nereye varacağını düşünmeksizin, bu doktrin lehine güçlü kanıtlar ileri sürdüğüm bir kitap yazdım ve bastım. Ve bu nedenledir ki, benim saptığımdan, yani güneşi evrenin merkezi ve hareketsiz olduğuna ve yerin merkez olmadığına ve hareket ettiğine inandığımdan kuvvetle şüphelenildiği, Kutsal Daire tarafından beyan edilmiştir. Dolayısıyla, benim hakkımda haklı olarak duyulan şüpheyi, siz Kardinallerin ve tüm inancı bütün Hıristiyanların kafasından silip atabilmek için, sözü edilen hata ve sapmalardan ve genel olarak, Kutsal Kilise'nin söylediklerine aykırı düşen bütün diğer hata ve sekterliklerden döndüğüme tam bir açık kalplilik ve içten gelen bir inançla yemin ediyor, bunları lanetliyor ve nefretle anıyorum. Ayrıca yemin ediyorum ki, benim hakkımda benzeri bir şüphenin duyulmasına yol açabilecek herhangi bir şeyi, yazılı ya da sözlü olarak, gelecekte de asla söylemeyeceğim ya da ileri sürmeyeceğim. Ama eğer, herhangi bir sapmanın ya da saptığından şüphelenilen bir kişinin varlığından haberdar olursam, O'nu, bu Kutsal Daire'ye ya da bulunduğum yerin Engizitörüne ve en yüksek din görevlisine ihbar edeceğim. Dahası, bu Kutsal Daire tarafından bana yüklenen ya da yüklenecek olan kefaretin hepsine bir bütün olarak katlanacağıma ve gereğini yerine getireceğime yemin ediyor ve söz veriyorum. Ve (Tanrı göstermesin) verdiğim bu sözlerden, yapmayı kabul ettiklerimden ve ettiğim yeminlerden herhangi birinin aksine hareket etmem halinde, böylesi ihmal ve hatalara karşı kutsal kanunların ve diğer ana kuralların genel ve özel olarak getirdiği bütün cezalara boyun eğiyorum. Tanrı ve üzerine el bastığım O'nun kutsal kitabı yardımcım olsun. Ben, adı geçen Galileo Galilei, yukarıda belirtilen görüşlerimden dönmüş, buna yemin etmiş, söz vermiş ve kendimi bağlamış bulunuyorum ve buna ilişkin işbu belgeyi tanıkların huzurunda kendi ellerimle yazdım ve yazdığımı sözcük sözcük Minerva Manastırı'nda 1663 yılının yirmiiki Haziran günü yüksek sesle okudum. Ben, Galileo Galilei, yukarıda kendi elimle yazdığım gibi, görüşlerimden döndüğüme yemin ediyorum.

Doğanın büyük kitabı yalnızca onun yazıldığı dili bilenler tarafından okunabilir.

Gerçeklerden daha çok kendi fikirlerine düşkünlük gösteren kişiler, bakmaya tenezzül etseler kendi duyularının onlara göstereceği yeni şeyleri inkar etmeye ve çürütmeye çalışmazlardı.

Görmedim, duymadım, bilmiyorum!

Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galileo Galilei'ye hasımlarından biri:
- "Efendim" demiş, "Kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?"
Galilei:
- "Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük, ama seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"

GANDHI, Indira:

Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Ama uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yapsanız nafile, uyandıramazsınız.

Büyükbabam, iki tür insan olduğunu söylerdi:
İşi yapanlar ve yapılan işten kendilerine pay çıkaranlar.
O benden birinci grupta yer alarak çalışmamı istedi.
Çünkü orada diğerinden daha az rekabet vardı.

Sıkılmış bir yumrukla kimseyle tokalaşamazsınız.

Yarın çocuklarımızın karşısında oturup, bizler yenildik demek zorunda kalabiliriz. Ama onların gözlerine bakıp, bizler mücadele etmeye cesaret edemediğimizden bu şekilde yaşamakta olduklarını söyleyemeyiz.

GANDHI, Mahatma:

Adalet güzel bir şey, ama karşıt grup içinse, daha da aceleci olmak gerekir.

Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız.

Basit yaşa ki başkaları da var olabilsin.

İngiltere kralı George ile görüştüğü sırada Gandi'nin üzerinde her zamanki gibi beyaz örtüsü vardır. Davetten çıkınca bir gazeteci sorar:
- "Kıyafetiniz bir kralla buluşmak için yeterli miydi?"
Gandi hiç aldırmadan cevap verir:
- "Kral ikimize de yetecek kadar giyimliydi."

Önce sizi umursamazlar, sonra size gülerler, daha sonra savaş açarlar; ama en sonunda siz kazanırsınız.

Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur.

Sevginin olduğu yerde hayat vardır.

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelerinize dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...

Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikatımın da son maddesidir.

Tek bir kişi bile olsanız, gerçek yine de gerçektir.

Tüm ülkelerin kültürlerinin evime özgür ve engelsiz girebilmesini arzu ediyorum. Ama hiçbir kültür kendi kültürümü unutturacak kadar beni etkileyemez.

Yanlışı savunup kalabalıkları arkama katmaktansa, doğrumu savunup yalnız kalmayı tercih ederim.

Yarın ölecekmiş gibi yaşa, sonsuza dek yaşayacakmış gibi öğren.

GASSON, Herbert N.:

Eğer ben genç bir adama tek nasihat verecek olsaydım şunu söylerdim:
Git, ömrün oldukça zorluklarla ve sorumluluklarla dolu bir hayat yaşa.
Çünkü bunlarsız bir hayat, taşımaya değmeyen bir yüktür.

GEIBEL, Emanuel:

Aşk yüreklerden gökyüzüne kadar uzanan ateşten bir merdivendir.

İnsanlık her gün ilerliyor, fakat insan hep aynı kalıyor.

GIDE, Andre:

Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez.

Bilgelik mantıkta değildir, aşktadır.

Güzel geleceği bekleyerek görkemli gençliklerimizi eskitiyorduk, işte burada hata yapıyorduk.

Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan yeni okyanuslar keşfedemez.

GIOVIO, Paolo:

Zamanında bir adım atmayan tembel, sonradan yüz adım atmak zorunda kalır.

GLADSTONE, William:

Beynimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.

GOLDSMITH:

Başkasından övgü bekleyenler, mutluluklarını başkalarının elinde bırakmış zavallılardır.

GOLTI:

Hakiki arkadaşlık sağlıktan farksızdır, kıymeti ancak elden gittikten sonra anlaşılır.

GÖĞÜŞ, Tuğrul:

Ağaçlar yağmurları getirir, yağmurlar ormanları geliştirir.

Dünyada rahat arayan ve rahatına düşkün olanlar en çok sıkıntı içinde olanlardır. Çünkü dünyadaki yaşam özü açısından rahata uygun değildir. Bunun için her şeyi olanlar mutluluğu yakalayamayabilir.

Elbette bilim her şeyi ortaya henüz çıkaramamıştır; ancak bilim insanları araştırmalarına devam ederek bilgi dağarcığımıza her geçen gün yeni şeyler eklemektedirler. Bu dağarcık arttıkça dünyaya ve evrene bakış açımız değişecek ve insanların kendileriyle, başka insanlarla, doğayla ve evrenle olan ilişkileri değişecektir.

En büyük silahımız sahip olduğumuz gerçeklerdir.

Engelsiz kişiler, engellilerin de yaşadığımız hayatın bir parçası olduklarını kabul etmelidirler. Toplumsal yaşama katılım bir lütuf değil, haktır.

Eşinize veya sevgilinize verdiğiniz değer, O'na kazandırdığınız değerdir. Doğru adam doğru kadını inşa eder, doğru kadın da doğru adamı...

Fırtınalara karşı koyabilmek için sert ya da büyük olmak yeterli değildir; aynı zamanda esnek olunmalıdır.

Hak ve hakkaniyet istekleri o kadar kuvvetlidir ki hiçbir güç karşısında duramaz.

Işığı ve güzelliği bulmayı hedefleyenlerin kaybedecekleri hiçbir şey yoktur.

İnsanları daha iyi anlamaya çalışmak, daha iyi ve daha az bencil bir insan olmak zorundayız.

İnsanoğlunun gerçekleştirdiği her tür şiddet ve zulüm eylemlerine karşı çıkmalı ve öfke duymalıyız.

Kendisi gibi düşünmeyenlere tahammül edemeyenlerin yaptıkları özgürlük içerikli konuşmaların gerçekle alakası yoktur.

Kusursuzluk ideali bir saplantıya dönüşürse üreticiliğin, yaratıcılığın ve çalışmanın önüne engel olarak çıkar.

Nerede hizmet verdiğin önemli değildir; kime ve nasıl hizmet verdiğin önemlidir!

Sanırım söylediklerim anlaşılmadı; ben kendimi söylediklerimden sorumlu hissediyorum, anlayıp anlamamanız sizin sorununuz!

Sevmek büyük bir sorumluluktur; sevdiğiniz her insanın hayatına bir anlam katmalısınız.

Sizlerin neye ve nasıl inandığı beni ilgilendirmiyor; ancak ben inanmama ve özgür birey olma hakkımı sonuna kadar savunacağım.

Su, uygarlıktır.

Tarihi yok edilen bir ulusun geleceği de yok edilir.

Yitirdiğiniz her şeyde kazandığınız bir şeyler vardır; kazandığınız her şeyde de biraz yitirdikleriniz...

Zarif insanlar olmakla kazancımız çok, kaybımız sıfırdır. Ancak ne yazık ki bugün ülkemizde -sanatçı olduğunu söyleyenler de dahil olmak üzere- hoyratlık almış başını gidiyor; kaba ve kırıcı olmakla mevziler kazanılmaya çalışılıyor.

DUGUIT, Leon:

Çok küçük bir başarı, çok büyük bir plandan daha iyidir.

MARLEY, Bob:

Belki de hepimiz hiç düşünmeden kalbimizin en iyi kısmını vermişizdir hem de karşılığında bizi düşünmesi bile zor olanlara...

Bu hayat bana; insanların gülemediği için ağladığını, susamadığı için konuştuğunu, ölemediği için yaşadığını öğretti.

Dünyanın en güzel ritmi, O'nun senin için çarpan kalbidir.

Düşmanından çok dostundan sakın! Çünkü dostluk biterse sana nasıl zarar verebileceğini en iyi dostun bilir.

Gerçek şu ki herkes seni incitecek; yapman gereken tek şey, acı çekmeye değecek birini bulmak...

Güneş parlıyor, hava güzel, ayakların dans etmek istiyor, ama yine de aklının bir kenarında dursun: Birileri şu an acı çekiyor.

Mutlu mu olmak istiyorsun? Kimseden bir şey bekleme...

Müzik hakkındaki olumlu noktalardan birisi de, o size çarpıcı geldiği takdirde hiçbir acı hissetmemenizdir.

Sen kim oluyorsun da benim yaşadığım hayatı yargılıyorsun? Ben mükemmel değilim ve olmak zorunda da değilim! Parmağın ile beni işaret etmeden önce ellerinin temiz olduğundan emin ol...

Senin için mücadele etmeyen insan sadece gitmeni bekliyordur.

UYGUR, Nejat:

Bir gün tiyatronun ışıkları sönecek, zil sesleri susacak ve tiyatro perdesi sonsuza kadar üzerime kapanacak; işte o zaman giderken tüm üzüntülerinizi yanımda götürerek size sadece kahkahaları bırakacağım.

Bu ülkenin esprisi koca koca adamlar üç genç fidana kıydığında bitti.

GOUGH, Russel:

Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı, doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır.

GÜLTEKİN, Mehmet Bedri:

Herkes gurur duyduğu insanlardan öğrenir ve onlar gibi hareket etmek ister.

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bölge Merkezli Dış Politikası"nı esas alan Avrasyacı bir politika Türkiye'nin biricik çıkış yoludur.

Nerede "Nato" varsa orada Amerika'nın karanlık eylemleri var olagelmiştir.

Türkiye "Nato" üyesi olarak kaldığı müddetçe teröre karşı mücadelede sonuç alamaz.

GREENBLATT, Milton:

İlk başta anne-babalarımızın çocukları,
Sonra çocuklarımızın anne-babası oluruz.
Daha sonra anne-babamızın anne-babası,
En sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz.

GÜRCAN, Fethi:

Bir babanın çocuklarına verebileceği en büyük hediye annelerini sevmektir.

Büyük adım atmaktan korkmayın... Uçurumu küçük sıçramalarla geçemezsiniz.

Türk halkının kaderi tarih boyunca aldatılmışlığın bir serüvenidir.

GÜRTUNA, Ali Müfit:

Kentlerimizde yapılan en büyük hata yüksek yoğunluklu yapılaşmadır. Kentin her boş alanına çoğunlukla da devlet eliyle yüksek yapılar inşa edilmesi ile kentin nüfusu çoğaltılmaktadır. Halbuki nüfus artışı ile sorun artışı aynı oranda olmayıp nüfus yüzde yüz çoğalırsa sorunlar yüzde bin artmaktadır.

GÜNEY, Yılmaz:

Onlar bir tavuk çalanı aşağılayarak "Hırsız!" diye suçlarken, bir kalem oyunu ile milyonları yutanı "Beyefendi" diye selamlarlar.

Sorunun esası şudur: Ya devrim yolunu seçeceğiz ya da bu düzenin baskılarına, haksızlıklarına boyun eğerek şu ya da bu biçimde teslim olarak yaşamayı seçeceğiz. Bu çeşit bir seçiş, yok olmanın bir biçimidir.

GÜLSOY, Tunçel:

Bazen en güzel şey en yakınımızda olabilir, önemli olan bakmak değil, görmektir.

Hiçbir ülkenin gerçeği sadece gazetelerden okunarak öğrenilemez. Mutlaka o ülkenin suyunu içmek, ekmeğini yemek ve insanı ile sohbet etmek gerekir.

Kendini tanımak istiyorsan köklerine git; herşey bir süreç, geleceğin geçmişinde gizli...

GOETHE, Johann Wolfgang von:

Akıl, yalnız doğrulukta bulunur.

Bazen gezegenimiz acaba evrenin tımarhanesi mi diye düşünmeden edemiyorum.

Büyük tehlike, yarı aptallarla yarı akıllıların arasında yatar.

Çözümde görev almayanlar sorunun bir parçası olurlar.

Davranış, herkesin kendi yüzünü gösterdiği bir aynadır.

Dersin yararı çoktur; ama heveslendirmenin yaptıramayacağı şey yoktur.

Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir.

Erkekler yaşlanır, kadınlar ise değişir.

İnsan hergün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir.

Malını kaybeden bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden çok şey kaybetmiştir, cesaretini kaybeden ise her şeyini kaybetmiştir.

Özgür olmadıkları halde, kendilerini özgür sananlar kadar hiç kimse tutsak olamaz.

Sanat ne kadar uzun Tanrım, hayat ne kadar kısa!

Sözleriniz yürekten gelmedikçe hiçbir zaman iki kalbi birleştiremezsiniz.

Yaşadığımız her an kendi hakkını ister.

BERK, İlhan:

Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım!

ANDREAS-SALOME, Lou:

Dünya sana hediye sunmaz, inan bana... Bir yaşam istiyorsan, çal onu!

GÜLER, Ara:

Yaşam size verilmiş boş bir film, her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın.

ROBBINS, Tom:

Doğmak ve ölmek kolaydır, zor olan hayatın kendisidir.

SHARIATI, Ali:

Okuyun, çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor.

KAFKA, Franz:

Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır.

Kendimden başka bir eksiğim yok!

Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi tepemize inip bizi uyarmadıktan sonra neye yarar?

Vicdanın derin yaralar alması iyidir.

YEATS, William Butler:

Her gidiş bir ayrılık değildir. Çünkü bazen ne kadar uzağa gidersen git, yüreğin hep bıraktığın yerdedir.

BENEZRA, Erol:

İnsanlar topraktan yaratılmıştırlar, her an çamurlaşabilirler.

CALTHORPE, Somerset Arthur Gough:

Binbaşı Noel Kürt şefleri ile görüş birliğine varırsa bundan faydalar sağlayacağını söylüyor. Kürt şeflerinden İstanbul'da (Seyit) Abdülkadir ve Bedir Han daha az önemli kimselerdir. Bunlar şüphe uyandırmamak için Noel'den ayrı olarak Kürt bölgelerine gidecekler... Kürtler henüz Mustafa Kemal'e karşı ayaklanmadı ama Noel bunu sağlayacağından emin.

CATO, Marcus Porcius:

Aptallar akıllılardan pek az şey öğrenir. Ama akıllılar aptallardan çok şey öğrenirler.

CAYCE, Edgar:

Atlantis gibi Mu kıtası'nın da batmasına neden olan etken, Atlantisliler'den satanik yol mensuplarının, ellerindeki nükleer güçleri yıkıcı amaçlarla kullanmaları yüzünden yer kabuğunun dengelerini bozmalarıydı.

CENGİZ Han:

Nerede Türk varsa, oraya kadar git! (Komutanlarından Sabutay'a Emri)

CERVANTES, Miguel de:

Bütün acılara dayanılır, yeter ki ekmeğin olsun.

Her parlayan altın değildir.

İyi bir ağaca sarılan gölgesiz kalmaz.

Kalem aklın dilidir.

Kuru pantolonla balık tutulmaz.

Namuslu adam erken evlenir, akıllı adam hiç evlenmez.

Namuslu davranmak en iyi siyasettir.

BRAUN, Heywood:

Bir insan taraf tutmaya başlar başlamaz, dünya gerçeklerini o kadar az görmeye başlar.

BRAYER:

Evlerinin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkanların çoğunlukla umumi ahlaka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vak'ası görülür.

BRECHT, Bertholt:

Barış bir armağan gibi verilmez insana...

Bugün yarına dünle beslenerek yol alır.

Büyük çözümler kör çıkmazlarda bulunur.

Büyük bir sıçrayış gerçekleştirmek isteyen birkaç adım geriye gitmek zorundadır.

En büyük çıkışlar kör çıkmazlarda bulunur.

Ey mutsuzlar; kardeşlerinizi boğazlıyorlar, göz yumuyorsunuz. Çığlıklar duyuluyor, ama siz susuyorsunuz. Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki, sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz. Halt ediyorsunuz!

Hiçbir şey bilmeyen cahildir, ama bilip de susan ahlaksızdır!

Karnını doyuranlar, açlara seslenip gelecek güzel günlerden bahsediyor.

"Savaş İstiyoruz!" En önce vuruldu bunu yazan...

Sofradan en fazla payı alanlar bize kanaatkar olmayı öğretiyor.

BREL, Jacques:

Serüvene koşmak için trenleri ve güneşi yakalayıp gözlerine yerleştirmek için beyaz yelkenlilerin gelip seni almalarını bekliyorsan; yarına inanmak için gün batımına, iyi kalpli görünmek için zayıflığa ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa demek ki hiçbir şey anlamadın!

BRENGERI:

Bir olay çok şeyi anlamaya yeter...

BRIGITTE:

İnsanlar başaklara benzerler. İçleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.

Zayıf karakter bir günah değildir; ama insanı günaha götürür.

BRILLIANT, Ashleigh:

En mükemmel lider bile, önderlik edeceği muhteşem kişiler olmadan yol katedemez.

BROWN, Pam:

At, insanların kendileri hakkındaki tüm hayallerinin izdüşümüdür; güçlü, asil, güzel... Bunun yanında bizlere kendi dünyevi varlığımızdan kısa süreli de olsa uzaklaşma şansı sunar.

Büyük anne olmak çok güzel bir duygu. Bir anda annelikten bilgeliğe ve daha sonra da tarih öncesine dönüşüyorsun...

BROWN, Phillip Marshall:

Avrupalı devletler emperyalist amaçlarına varmak için Ortadoğu halklarının gereksinimlerine kulak tıkadılar, hatta bu insanları kuvvet dengesi için kurban gibi feda ettiler.

GOLDBERG, Whoopi:

Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz? Dehanın sınırları vardır, cehaletinse hiçbir sınırı yoktur.

BRUNTON, Paul:

Çömez yakınıyormuş:
- "Bize öyküler anlatıyorsun, ama anlamlarını açmıyorsun."
Usta yanıt vermiş:
- "Biri sana meyveyi çiğneyerek ikram etse hoşuna gider miydi?"

BRUYERE, Jean de la:

Gerçek dostlukta, yaratılışları bayağı olanların alamayacakları bir tat vardır.

Sevgi aniden ve açıklanamayacak bir şekilde doğar, ama herhangi bir şekilde yok edilmesi çok zor olur.

Yaşlanmak isteriz, ama yaşlılıktan korkarız; bu, hayatı ne kadar sevip ölümden nasıl kaçmak istediğimizi gösterir.

BUCHANON, G.:

Bütün Avrupa Türkiyesi hıristiyanlara ait olmalıdır. Girit sorunu da Yunanistan lehine çözülmelidir.

BUCK, Pearl S.:

Bir çok kişi büyük mutluluklar beklerken küçük sevinçleri kaybederler.

BUCKLE, H. T.:

Karanlıkta olduğunu hissetmeyen ışığa yönelemez.

BUDİST Özdeyişleri:

Tüm insanlara cennetin kapısının anahtarı verilmiştir; aynı anahtar cehennemin kapısını da açar.

BUFFET, Warren:

Amaçlar belirle ve insanları bu amaçlara odakla!

Başkalarının söylediklerini yapmayın, sadece dinleyin. Sizi ne iyi hissettiriyorsa onu yapın.

Çocuğunuzu birkaç iş türüne başlaması için cesaretlendirin.

Çocuğunuzu yatırım yapması için cesaretlendirin.

Daima ekonomik olarak nasıl başarıya ulaşacağınızı düşünün!

Doğru insanları doğru işlere sevkedin!

En mutlu insanlar mutlaka herşeyin en iyisine sahip değillerdir. Onlar sade bir şekilde yollarında bulduklarına değer verirler.

Gerçek ihtiyacınızdan fazlasını almayın ve çocuklarınızı da böyle düşünmeleri için yönlendirin.

Gösteriş yapmaya çalışmayın, sadece kendiniz olun ve ne yapmaktan keyif alıyorsanız onu yapın...

Hayat sizin, o halde neden başkalarına hayatınızı yönetmeleri için fırsat veriyorsunuz?

Hayatınızı olduğunuz gibi, yalın yaşayın.

İnsan küçük birikimlerle birçok şey satın alabilir.

Markalara bağımlı olmayın; sadece sizi rahat hissettirecek şeyleri giyin.

Ne isen O'sun!

Para adam yapmaz, ama adam para yapar.

Paranızı boşa harcamayın, sadece gerçekten ihtiyacınız olan şeylere harcayın.

BUREN, von:

Ateşe ateşle karşılık verenlerin ellerinde kalan genellikle küldür.

BURKE, Edmund:

Boş inançlar, cılız akıllıların dinleridir.

Kötülüğün başarısı için gerekli herşey, iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.

Savaş, bulduğu ülkeyi bir daha bırakmaz.

BURTON:

Bir dilenciyi at sırtına koy da bak, nasıl dört nala sürüyor.

Her din, öteki dinler kadar doğrudur.

BUXTON, Charles:

Hiç birşey ayağınıza gelmez; en azından iyi olan hiç birşey. Her şeyi gidip elde etmeniz gerekir.

BUXTON, Noel:

Türklerin şimdi en çok savaşması gereken şey, cehalet ve vatanlarını Avrupalı hırsızlardan korumaktır.

O'BEIRNE:

Avrupalı emperyalistler amaçlarına varmak için bütün insanları yok etmeğe hazırdırlar.

Ermeni ayaklanması Türklere bir harp ilan etmenin en iyi aracıdır. Alman ordularının Türklerin yanında olması üçlü anlaşmayı kuvvetlendirecek, bu reformlara yol açacak ve sonra bir Ermeni isyanı olacaktır.

CARR, William:

Almanya'nın felaketi tek başına Hitler değildir. Alman felaketinin sorumlusu, bir Hitler yaratan ve kendi kaderini O'nun ellerine kendi isteğiyle teslim eden Alman halkıdır.

CAESAR, Julius:

Zaferlerin babaları çoktur, yenilginin hemen hiç yoktur.

CAHUN, Léon:

İnsanlar arasında Türkler, anlayış bakımından sonuncudurlar. İnançtan ötesini kavrayamazlar ve anlamaya da çalışmazlar.

CALCUTA, Teresa de (Mother Teresa):

En büyük hastalıklardan biri de hiç kimse için kimse olmamaktır.

CALLOWAY, Bertha:

Rüzgarın yönünü değiştiremeyiz belki, ama yelkenlerimizin yönünü değiştirebiliriz.

CAMBON:

Türklerin hiçbir kaynakları yoktur derken yanılıyorsunuz. Şayet Türkler kızarlarsa, Yunanlıları İzmir'den denize dökerler.

CAMİ, Nureddin Abdurrahman:

Ben annemi nasıl sevmem ki, O beni bir müddet cisminde, uzun zaman kucağında, ölünceye kadar da kalbinin şefkat köşesinde taşımıştır.

CAMUS, Albert:

Başkaldıran insan, hayır diyen insandır!

Bir insan söylediği şeylerden çok, söylemedikleriyle de insanlaşır.

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın!

Çağdaş siyasi toplum, "insanları umutsuzluğa düşürme makinesi"dir.

Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı sevmeyi, ölünceye kadar reddedeceğim.

Demokrasi çoğunluğun kanunu değil, azınlığın korunağıdır.

Din adamları ve politikacılar aklımızı karmaşık ahlaki sistemlerle karıştırmaya çalışırlar ve bu yüzden basit şeyler, olduğundan daha karışık gözükür hepimize. Oysa siyaset ve felsefe yerine futbolun basit ahlakına bakmak yeterlidir.

Futbol olmasa dünya çok daha gri, kurşuni ve acımasız olurdu.

İnsan, ne ise o olmayı reddeden tek yaratıktır.

İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.

Kışın ortasında içimde yenilmez bir yaz buldum.

Mitler, hayal gücü onları canlı tutsun diye vardır.

Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.

Yaşamdaki en önemli sorun, insanların arasına nasıl sızılacağını bilmektir.

CAO, Cao:

Savaş arabası sürücülerinin eski bir kuralı şöyle der: "Onları üç taraftan kuşatın, bir tarafı ise kurtuluş yolu olarak bırakın."

CAPOTE, Truman:

Tüm edebiyat, dedikodudan ibarettir.

CAPUS, Alfred:

Büyük adam olmaya lüzum yok, sadece adam olalım yeter.

Carlin, George - Yaşlılar için Felsefe

     Farkında mısınız, ihtiyar olmaktan sadece çocukken hoşlanırız?

     On yaşından daha küçükken, yaşlanmak sizi öylesine heyecanlandırır ki, yaşınızı buçuklu söylersiniz.

     - "Kaç yaşındasın?"

     - "Dörtbuçuk."

     Hiçbir zaman otuzaltıbuçuk yaşında olmazsınız.

     Dörtbuçuk yaşındasınız, beşe giriyorsunuz.

     Olay bu.

     Ergenlik çağına ulaştığınızdaysa bir ileriki yaşa ya da daha ileri yaşlara özenir, sıçrarsınız.

     - "Kaç yaşındasın?"

     - "Onaltı'ya giriyorum."

     Oysa onüç yaşındasınız, ama onaltı olmaya özeniyorsunuz.

     Ve yaşamınızdaki en büyük gün, yirmibir yaşına girdiğiniz gün...

     Artık yirmibirindesiniz.

     Bu yaşın söylenmesi ne kadar güzel gelir kulaklarınıza...

     Yirmibirine girdiniz. Evvvett!!!

     Otuz oluverdiniz... Ah Tanrım neler oluyor?

     Bu yaşı söylemek kulağa hiç de hoş gelmiyor!

     Her şey çok değişti. Sanki artık eğlenceden de tat alamaz oldunuz. Yolunda gitmeyen ne? Değişen ne oldu?

     Yirmibirsiniz, otuza yaklaşıyorsunuz, kırk ufukta demek. Eyvah! Frene bastınız ama patinaj çekiyorsunuz. Durumun daha farkına varmadan gelirsiniz elli yaşına ve o gün tüm düşleriniz yitip gider.

     Durun, Bekleyin!!!

     Durumun farkına ancak altmışında varırsınız.

     Bir gün ulaşacağınızı hiç ummadığınız yaştır bu!

     Yirmibire girdim derken, hop otuzundasınız, az sonra da kırk, arkadan elli ve ancak altmışa ulaştığınızda farkına varıyorsunuz.

     Yılları katetmede hızınız öylesine yükseliyor ki, yetmişine vardınız bile.

     Sonrası çok çabuk gelişiyor ve bakıyorsunuz, günlerden .. ............ 20.. Cumartesi!

     Seksenine geldiğinizde de hep aynı döngü; öğle yemeği yersiniz, çok geçmeden ikindi olmuş bile, az sonra da yatma vakti.

     Bu doksanında da değişmez. Geri geri gidiş de başlamıştır artık...

     - "Doksanikisine bastım."

     Sonra bir tuhaflıktır başlar...

     Yüzü aştığınızda yine aynı eski çocuk olursunuz.

     - "Yüzbuçuk yaşındayım."

     Belki de yapamadıklarınızın tümünü sağlıklı bir yüzbuçuk yaşında gerçekleştirirsiniz.

     George Carlin (Türkçeye Çeviren: Onur Ayangil)

Yaşam

     Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın: yaş, kilo, boy. Doktorunuz düşünsün onları. Bunun için ücret alıyor sizden.

     Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker.

     Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa. Beyniniz atıl kalmasın. Atıl kafa, iblisin tezgahıdır. İblisin adı da, "alzheimer"dır.

     Küçük şeylerden zevk almaya bakın.

     Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.

     Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.

     Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi; aile, kedi, köpek, kuş, balık, yadigarlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa. Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın.

     Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin. Bozuksa düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın.

     Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, komşu illerde ya da dış ülkelerde dolaşın; ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.

     Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta.

     Unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.

     George Carlin

CARNEGIE, Dale:

Bütün boş zamanınızı gazeteye bağlamayın, ona vereceğiniz zamanın yarısını ayırarak size yeni bir şeyler öğretecek kitapları okuyun.

Dinlemek, gösterebileceğimiz nezaketlerin en yükseğidir.

Eğer kendisi tırmanmak istemiyorsa, hiç kimseyi merdivenden yukarı itemezsin.

Haksız eleştiri çoğunlukla biçim değiştirmiş övgüdür.

İnsanlar, olağandışı bir iş yapmaya zorlanamazlar. Ancak kendileri isterlerse olağandışı işler yapabilirler.

Kendine yardım etmek istemeyen insanlara yardım etmeye çalışmanın hiçbir anlamı yoktur.

Paylaşılmadığı sürece, dünyanın en parlak fikirlerinin bile bir anlamı kalmaz.

Tanrı'nın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken... Biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki-üç yazı okumakla yargılamak hakkına sahip oluyoruz?

CARRA, Jean Louis:

Türkler hıristiyanlığın, sanat ve bilimin doğal, ezeli ve yeminli düşmanıdır. Bu nedenle onları Avrupa'dan kovmak gerekir. Ancak, önce taksim konusunda anlaşılmalıdır.

CASTILLO, Michel del:

Gerçek polis öyle davranmalı ki, insanlar boyun eğmek istesinler; işte gerçek polisin ülküsü...

ÇIĞ, Muazzez İlmiye

İnsanlar için uydurulmuş şeylere inanmak, doğruları araştırmaktan daha kolay gelir.

- A -

Acelenin meyvesi yanlışlıktır.

Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.

Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir.

Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenlerin zalimliğidir.

Adalet; halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.

Adalet ve eşitliği gözetmek siyasetlerin en iyisidir.

Adil ol, kudretin sürekli olsun.

Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir.

Affetmekten utanmayın. Cezalandırmakta da acele etmeyin.

Ahmak, her lafın başında yemin eder.

Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.

Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.

Akıl gibi zenginlik, cehalet gibi yoksulluk yoktur.

Akıllı bir insan fakir olabilir, fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.

Akıllı düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostunun fikrini geç.

Akıllı kimsenin lisanı kalbindedir, düşünerek söyler.

Akıllı insan edeple öğüt alır.

Akıllı, insanların en mutlusudur.

Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.

Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.

Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.

Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur.

Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler yalnız ahmaklardır.

Akil kişi kemal talep eder.

Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir.

Alçak gönüllük, en büyük şereftir.

Alçak gönüllülük, ilmin meyvesidir.

Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.

Alışkanlık, insana musallat olur, O'nu kontrolu altına alır.

Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir.

Allah seni özgür yaratmışken başkasının kölesi olma!

Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır.

Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır.

Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır.

Aş verirsen doyur.

Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, onlar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü saklarlar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar, verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.

Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır.

Aynı ana babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin; uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benzeyenler ise öz kardeşlerin sayılırlar.

Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.

Az ilmi olup da onunla amel eden, çok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır.

Az yemek yemek sağlıktır.

Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.

Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.

Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır.

Azla yetinen kimse zengindir.

- B -

Babana riayet edersen, sen de oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin.

Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun.

Babanın çocuğu için bıraktığı en iyi miras O'nu güzel edeple yetiştirmesidir.

Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır.

Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa çıkarma.

Başkalarını ıslah etmek istiyorsan önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en büyük ayıplardandır.

Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musibetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır.

Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Dostlarınızın hemen çoğaldığını göreceksiniz.

Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.

Beceremeyeceğin bir iş için söz verme.

Bencillik kimde olursa, helak olur.

Benim üç türlü dostum vardır: Benim dostlarım, dostlarımın dostları ve düşmanlarımın düşmanı.

Bırak bu içindeki ikiliği; atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.

Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir.

Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayallerine güvenir.

Bilgi gibi hazine olamaz.

Bilgi, tükenmeyen bir hazinedir; akıl eskimeyen, yıpranmayan bir elbisedir.

Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol.

Bilgin kişinin rütbesi, rütbelerin en üstünüdür.

Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölüdür.

Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir.

Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede ya pek ileri gitmiş görürsün ya da pek geri kalmış.

Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiye zulmetmiştir.

Bilgiyle dirilen ölmez.

Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et.

Bilmiyorum demeyi bırakan kişi, öleceği yerden yaralanır, gider.

Bin kapıdan, yüzbin kaleden içeri girebilirsin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin.

Bir devletin başı, sahip olduğu iktidardan; bilgin, ilimden; iyiliksever, yaptığı iyiliklerden; ihtiyar da yaşından ötürü saygı görür.

Bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.

Bir gerçeği savunurken ona önce kendiniz inanmalısınız, başkalarını inandırmak sonraki iş...

Bir insana başkalarının yanında verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir.

Bir işi yapmadan önce tedbir almak, insanı pişmanlıktan kurtarır.

Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en büyüğüdür.

Bir yoksul aç ise, bunun nedeni zenginin zevk ve sefa içinde yaşamasıdır.

Birbirine aykırı olarak çağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır.

Borçların çokluğu doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden dönek yapar.

Bütün dünyayı verseler ve buna karşılık bir karıncanın ağzındaki taneyi almamı isteseler, bu zulmü yapamam.

- C -

Cahil dosttan ziyade akıllı düşmana güven.

Cahil ile sakın latife etme. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar.

Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.

Cahilden uzak kalmak, akıllıya yaklaşmakla eşittir.

Cahiller çoğalınca bilginler garip olurlar.

Can gözü kör olunca, gözle görüşün bir yararı yoktur.

Cehaleti ilimle geri çevirin.

Cimri zengin, cömert yoksuldan daha yoksuldur.

Cimri, her zaman aşağılıktır; kıskanç olan her zaman işkencededir.

Cimrinin dostu bulunmaz.

Cömertlik, istemeden önce vermektir. İstendikten sonra vermek utançtandır ve kötüdür.

- Ç -

Çalışan kötülük düşünemez, çalışmayan da kötülükten kurtulamaz.

Çalışıp da bir şey elde edemeyen oturunca hiç bir şey elde edemez.

Çalışmak kadar dinlenmeyi de görev bil, ihmal etme.

Çok şakacı insanı ciddiye almazlar.

Çok yaşayanın ömrü, dostlarına ağlamakla geçecektir.

- D -

Dert ve gam ihtiyarlığın yarışıdır.

Dil aklın tercümanıdır.

Dil, insanın terazisidir.

Dili tatlı olanın arkadaşı çok olur.

Dilsiz ol, yalancı olma.

Dinle, öğrenirsin. Sus, esen kalırsın.

Doğru söz söyleyenin delili kuvvetli olur.

Doğruluk en iyi yol, bilgi en iyi kılavuzdur.

Doğruluk, hakkın dilidir.

Dost, sen yokken dostluk şartını yerine getiren kimsedir.

Dostlar ateş gibidir. Pek çoğalırlarsa yakarlar.

Dostları yitirmek gurbete düşmektir.

Dostların çoğalsın diye çırpınma. Onları bir gün ihmal etmeye kalksan çabucak düşmanın olurlar.

Dostlarının kötüsü, seni iyi gününde arayıp sıkıntılı zamanında yüz üstü bırakandır.

Dostluk, elde edilmiş akrabalıktır.

Dostluk, en yakın akrabalıktır.

Dostlukta aşırı gitme, kim bilir belki o dostun bir gün düşmanın olur; düşmanlıkta da aşırı gitme, kim bilir belki o düşmanın bir gün dostun olur.

Dostunun düşmanını kendine dost seçme.

Dünyanın en değerli hazinesi öğüttür, ama ondan ucuzu da yoktur.

Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilemezsin.

Düşmanlık, kalbi meşgul eder.

Düşünce akılların cilasıdır.

Düşünce ve prensiplerini kendi hayatlarında da uygulayan kimselerin bilgi ışıklarıyla aydınlanınız.

Düşünün, sonra konuşun; yanılgılardan kurtulacaksınız.

- E -

Edep, aklın suretidir.

Edep, en iyi mirastır.

Eğer ararsak kendimize kolayca düşman bulabiliriz, ama ne kadar ararsak dost bulmak kolay değil.

Eğer sırlarınızı birbirinize açarsanız, artık onu gizleyemezsiniz.

Eğlence ve zevke kapılan, akıldan kaybeder.

El işlerine yardım edin; çünkü bu yoksulluğu azaltır, yaşam kalitesini yükseltir.

En ahmak insan, kendini herkesten en akıllı sanandır.

En akıllı insan, öğütleri dinlemekten vazgeçmeyen insandır.

En büyük yardım, en çabuk yapılan yardımdır.

En faydalı bilgi, uygulanabilendir.

En faydalı hazine, gönüldeki sevgidir.

En kötü dost, seni şakşaklayıp eksiklerini örtendir.

En talihsiz memleket, insanlarının her türlü güvenlikten yoksun yaşadıkları memlekettir.

En yakını yitiren en uzağı yardımcı olarak bulamaz.

En yakışıklı elbise, erdem elbisesidir.

Erdemin başı ilimdir.

Erkeklerin süsü edeptir, kadınların süsü de altındır.

- F -

Fasık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçının, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur.

Fazilet, gücü yettiğinde affetmektir.

Fazilet sahibinin kıymetini, ancak fazilet sahibi bilir.

Faziletlerin başı ilimdir.

Fazla yemek ve yemek üstüne yemekten kaçının. Zira fazla yiyen kimse fazla hasta olur.

Fırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider.

Fırsat yaz bulutu gibi gelip geçer, elinize geçtiğinde faydalanmasını bilin.

Fikir çatışmalarından hakikat çıkar.

Fikir sahibi her şeyden ibret alır.

- G -

Garip, dostu olmayan kimsedir.

Gazap ve öfkeden kaçınınız. Çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır.

Gece ile gündüz seni işlerler. Onları sen işle. Onlar her gün senden bir şey koparıyor, sen de onlardan bir şey koparmaya bak.

Gençlik günlerini düşünmek, hasrettir.

Gerçek bilgin, bildiklerinin bilmedikleri yanında daha az olduğunu anlayandır.

Gerçek dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir.

Gerçek dostlar, çok vücutlu, tek kalpli varlıklardır.

Gerçek karşısında öfkelenmek ayıptır.

Gereksiz şeylerin peşinden koşan gerekli şeyleri kaçırır.

Gören göze karanlık perde olamaz, görmek istemeyen göze ışık ne yapsın?

Güler yüz göstermek, cömertlik yerine geçer.

Güler yüz, dostluk yaratır.

Günah işlememek, tövbe etmekten daha iyidir.

Güvenme karaktersizin vefasına; bugün över, yarın söver...

Güzel bir siyaset, iktidarı sürekli kılar.

Güzel huy, bir ganimettir.

- H -

Haddini bilen kimse, hakaret görmez.

Haklı olduğun zaman hiç kimseye boyun eğmeyeceksin!

Haktan sonra delaletten başka ne vardır ki...

Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.

Halk için en büyük felaket, düşünce ve bilim adamlarının düşük ahlaklı kimseler oluşudur.

Halka karşı içinizde daima sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın.

Hasetçinin huzuru, çabuk darılanın dostluğu, yalancının ise yiğitliği olmaz.

Hayırlı eş huzurun başlangıcıdır.

Her huyun en iyisini kendin için seç...

Her kişinin değeri, yaptığı güzel işiyle ölçülür.

Her şey akla muhtaçtır, akıl da eğitime...

Her şeyin en iyisi, en yeni olanıdır; ama dostların en iyisi, en eskileridir.

Hiç kimsenin hatasını yüzüne vurmayınız. O hatayı işleyene hatasını, başka birini örnek göstererek anlatınız.

Hikmet sahibi kişilerin sözleri doğruysa ilaçtır, yanlışsa hastalıktır.

Hoş geçinmek aklın yarısıdır.

- İ -

İbret alınacak şeyler ne çok, ibret alanlarsa ne az.

İhtiras; feyiz ve kemalin en büyük düşmanıdır.

İhtiyarlığın, ölüm habercindir.

İki şey vardır ki sonu bulunmaz; ilim, akıl.

İki şey vardır ki yitirmeden kadri bilinmez; gençlik ve sağlık.

İki yüzlünün dilinde tat, kalbinde fesat gizlidir.

İlim bütün iyiliklerin anahtarıdır.

İlim hakimdir, mal ise mahkum.

İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır.

İlim maldan hayırlıdır.

İlim meclisi, cennet bahçesidir.

İlim peygamberlerin, mal ise eşkıyaların mirasıdır.

İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır.

İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur.

İlim servetten üstündür. Çünkü serveti sen korursun, oysa ilim seni korur.

İlim tükenmez bir hazine, akıl eskimek bilmez bir elbisedir.

İlimden başka her şey azaldıkça değeri yükselir. İlmin ise çoğaldıkça değeri yükselir.

İlmin ayıbı, verimsiz oluşudur.

İlmin bereketi güzel ameldir.

İlmini saklayan cahil gibidir.

İnsan belayı dilden bulur.

İnsan cahil olduğu şeyin düşmanıdır.

İnsan dilinin altında gizlidir.

İnsandaki edep, O'nun altınından daha iyidir.

İnsanın değeri, önem verdiği şeye göredir.

İnsanın kendisine iyilik edeni övmesi, iyiliği arttırır.

İnsanın kurtuluşu doğruluktadır.

İnsanın parası arttıkça düşmanı artar; ilmi arttıkça dostu artar.

İnsanın tevazu sahibi olması, kendisine ikram getirir.

İnsanın utanması, örtüsüdür.

İnsanlar yaşarken uyur, ölürken uyanırlar.

İnsanlar; akıl, ilim, huy, yoksulluk ve zenginlik yönünden farklı oldukları sürece, birbirleriyle güzel geçinirler. Eğer mezkur sıfatlarda eşit olsalardı, (yükümlülük üstlenmekten kaçarak) helak olurlardı.

İnsanlara faydası olmayanı ölüler arasında say, git.

İnsanların değerlerini ölçmek için değerli olmak gerek.

İnsanların en acizi insanlardan kardeş edinemeyenidir. Bundan daha acizi de kardeş edindikten sonra O'nu yitirendir.

İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlarıdr.

İnsanlarla öyle geçinin ki, öldüğünüzde size ağlasınlar; sağ kalırsanız sevgiyle çağrışsınlar sizin için.

İyi niyetlilik; gönle ferahlık, bedene esenliktir.

İyi ve kötü insana aynı değeri vermek doğru değildir, bu suretle birincisini iyilikten soğutur, ikincisini kötülük yolunda cesaretlendirirsin.

İyiliği emret ki, iyi ehlinden (iyilerden) olasın.

İyilik yapandan şüphelenmek, haksızlıkların en çirkini ve günahların en büyüğüdür.

İyilikle, hür adamı köle yaparsın.

- K -

Kadına aşırı düşkünlük ahmakların işidir.

Kadına saygılı ol; çünkü insanoğlunun anasıdır.

Kadının hayırlısı sevgi dolu, doğurgan olanıdır.

Kalp kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur.

Kendi görüşüyle yetinen, canını tehlikeye atmıştır.

Kendi kadrini bilen helak olmaz.

Kendin için istediğini başkaları için de iste.

Kendini bilmeyen başkasını nasıl bilir?

Kıskançlık hasta eder.

Kıskançlık hastalıkların en kötüsüdür.

Kıskançlık, ateşin odunu yediği gibi iyilikleri yer.

Kıskançlık, ruhun hapsidir.

Kıskançlık, vücudu kemirir.

Kimsenin yanlışını yüzüne vurmayınız. Başka birisini göstererek 'gelinim sen anla' gibisinden uyarınız.

Kitaplar bilginlerin bahçeleridir.

Konuşun, tanışın; çünkü kişi dilinin altında gizlidir.

Korkulan her şey zarar vermez.

Kötü evlat, ailenin şerefini yıkar ve geçmişine leke sürer.

Kötü insan hiç kimseye iyi niyet beslemez; çünkü O, herkesi kendisi gibi görür!

Kötü insanlarla oturup kalkmak, iyi insanlar hakkında su-i zan doğurur.

Kötü zanlı olup, dostlarını elinden çıkarma.

Kötülükten çekinmek, iyi bir iş yapmaktan yeğdir.

Küçük bir insandan gelen büyük bir fikri küçümseme.

- M -

Mal çokluğu kalpleri bozar, günahları doğurur.

Mal, isteklerin temelidir.

Mal, mülk insanın gözünü doyurmaz; kalp zenginliğine çalış.

Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim uzun zaman sürecinde tükenmez ve eksilmez.

Mal vermekle azalır, ilim öğretmekle artar.

Malından vermeyeni zenginlerden sayma.

Mazideki esefli ve üzüntülü olaylarla kalbini doldurma, gelecekte uğraşmaya zaman bulamazsın.

Mazlumun öç alma günü, zalimin zulmettiği günden daha korkunçtur.

Milletlerin ölçü ve terazisi adalettir.

Mutlu ile arkadaş olan, mutlu olur.

Mümin, kardeşi açken doyasıya yemez.

- N -

Namus, güzelliğin sadakasıdır.

Ne kadar tenha bir yerde olursa olsun bir fenalık yaparken, seni hiç kimsenin görmediğine hükmetme. Seni mutlaka bir gören vardır. O da Allah'tır.

Nerede bir bilgin görürsen, hemen buyruğunu kabul edip hizmetine gir.

Nerede bir bolluk görsem onun yanı başında mutlaka çiğnenmiş bir hak görmüşümdür.

Nice kan vardır ki, onu dil döker.

- O -

Oyun hayranı biri saadete eremez.

- Ö -

Öfke delilikten bir bölümdür. Çünkü sahibi nadim olur, nadim olmuyorsa deliliği adamakıllı pekişmiş demektir.

Öfke korkunç ateştir. Onu bastıran, ateşi söndürür; yapamayan, içinde yanıp gider.

Öl de alçalma, azı yeter bul da yüzsuyu dökme.

Öldükten sonra yaşamak isterseniz kalıcı bir eser bırakınız.

Ölmüşlerini unutma ki, yarın öldüğün zaman seni de unutmasınlar.

Ölüm ahiretin kapısıdır.

Ölüm cebimizde bize hep eşlik etmektedir, neden cahillerde feryatla karşılanır, ölüm neden böyle şaşkınlık yaratır?

Ölümü unutmak, kalbi paslandırır.

Ölümü unutmayan, güzel şeylere tutkun olur.

Ölümün belirtisi doğmaktır.

- P -

Parçalayıcı ve yiyici yırtıcı hayvan, zalim ve zorba bir validen iyidir.

- R -

Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmaklığın alametlerindendir.

Rezil kişilerin başa geçmesi, insanlara afettir.

- S -

Sabır acılığının meyvesi zaferdir.

Sabır en güzel huy, ilim de en şerefli süs eşyasıdır.

Sabır iki türlüdür: İstemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek; sevdiğin, istediğin şeye sabretmek...

Sağlığınıza eza etmeyin, sağlığın bozulması kolay; elde etmek ise zordur.

Sakın başkasının kölesi olma; çünkü Allah seni hür yaratmıştır.

Sana cefa edeni utandırman için hoşça geçinmeye çalış.

Sana niçin yaptığını sorduklarında utanacağın ve yalanlamaya kalkacağın işleri yapmaktan çekin.

Sana öğüt veren kredi açmış tüccara benzer.

Seni yalnız iyi günlerinde arayan, düşkün günlerinde senden kaçacaktır.

Seni, sende bulunmayan özellikler ve değerler icat ederek koltuklayan, bir gün gelir yapmadığın suçları da üstüne yığarak seni çekiştirmeye, çeliştirmeye kalkar.

Senin hakkında iyi zanda bulunanın zannını gerçekleştir.

Sırlarını ona buna açıyorsan, başına gelecek zilletlere razı ol.

Sızlanmak, sabırdan zordur.

Siyaseti başaramayan başkan olamaz.

Sizler mallarınızla halkı kuşatamazsınız (onların gönüllerini hoş edemezsiniz); öyleyse açık sözlülük ve güzel davranışlarınızla onları kuşatınız; çünkü ben Allah Resulünün şöyle buyurduğunu duydum: "Sizler, mallarınızla halkın gönüllerini hoş edemezsiniz; o halde ahlakınızla onların gönüllerini hoş edin."

Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır.

Söylemediğin sözün hakimi, söylediğin sözün mahkumusun.

Söyleyene bakma, söylenene bak.

Söz ilaçtır; azı yaşatır, çoğu öldürür.

Söz; ok ve mızraktan daha tesirlidir.

Sözün güzelliği, kısalığındadır.

Susmak, ağırbaşlılığı arttırır.

Susmak, sana ağırbaşlı bir elbise giydirir ve sonunda özür dileme zorundan korur.

- Ş -

Şahsınıza kötülük eden bir düşmanı affediniz. Lakin vatanınıza ve milletinize kötülük eden bir kimseyi asla affetmeyiniz.

Şehvet bir kapıdan girer, akıl öbür kapıdan çıkar.

Şeref ve soyluluk, yüksek özellik ve niteliklerden gelir, ataların çürümüş kemiklerinden değil.

Şerefli ve önemli bir mevkiiniz olması için bilime sarılınız.

- T -

Tamah mihneti davet eder.

Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa çeker.

Terbiyesizlikle kendisini düşüreni, soydan gelme asalet yükseltemez.

Tövbe etmek elindeyken, ümidini kesene şaşarım.

- U -

Uygunsuz yerlere giren, kendini töhmete kaptırır.

Utancın üstünü, insanın kendinden utanmasıdır.

- Ü -

Üç şey hayatı tatsızlaştırır: kin, kıskançlık ve kötü huy.

Üç şey insana hayatı zindan eder: Ağırlaşan aile yükü, borçların baskısı ve bir hastalığın sürüp gitmesi.

BALFOUR, Arthur James:

İzmir'de oturan İngilizler Yunanlıların İzmir'i idaresinin çok kötü ve çok haince olduğunu söylüyorlar. Bunun nedeni, Yunanlıların çok kötü yaradılışta insanlar olmaları. Amerikalılar, Türkleri tehdit ederek, Ermenilere bir şey olursa kendilerinin son adamlarına kadar ortadan kaldırılacağını söylüyorlar.

BONNEVAL, Comte de:

Haksızlık, tefecilik, tekelcilik ve hırsızlık gibi suçlar Türkler arasında meçhuldür. Öyle bir dürüstlük gösterirler ki insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır.

BONO, Edward de:

Yarının bugünden daha iyi olacağı ümidiyle yetinmek yerine, hemen bugün yarın uyandığımızda kendimizi önceki günden biraz daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.

BOREAU:

Şeref limansız bir adadır; orayı terk edersen bir daha geri dönemezsin.

BORGE, Victor:

Gülümseme iki insan arasındaki en kısa mesafedir.

BORGES, Jorge Luis:

Sonsuz bir akış içinde hangi gerçek, bir düşten daha sahici olduğunu iddia edebilir ki?

Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın. O düş bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin.

Yeryüzünde gizemli olmayan hiçbir şey yoktur, ama gizem bazı şeylerde diğerlerinde olduğundan daha belirgindir: Denizde, yaşlıların gözlerinde, sarı renkte ve müzikte...

ABALIOĞLU, Nadir Nadi:

Çağdaş uygarlığa sırt çevirmek Atatürkçülükse, biz Atatürkçü değiliz. Hayatta en hakiki mürşit ilim değilse, biz Atatürkçü değiliz. Vicdan ve fikir özgürlüğü doğruyu savunmak hakkını bize vermiyorsa, biz Atatürkçü değiliz. Ulusal bağımsızlık başkalarının uydusu halinde yaşamak anlamına geliyorsa ve halkçılık ilkesi, halkın bir mutlu azınlık elinde cennet vaatleriyle ömrü billah sömürülmesi sayılıyorsa, biz Atatürkçü değiliz.

NIEMOLLER, Martin:

Almanya'da Naziler komünistleri içeri attı. Sesimi çıkarmadım!.. Çünkü komünist değildim.
Sonra Yahudileri içeri tıktılar. Bu kez de sesimi çıkarmadım!.. Çünkü Yahudi de değildim.
Derken sıra sendikacılara geldi. Hala susuyordum!.. Çünkü sendikacı da değildim. Sonunda beni de götürdüler. Ama sesini çıkaracak kimse kalmamıştı!

NİJERYA Atasözleri:

Küçük üzüntüler konuşurlar, büyük dertler dilsizdir.

HUMBOLDT, Alexander von:

En tehlikeli görüş, dünyayı hiç görmemiş olan insanların dünya görüşüdür.

HUXLEY, Aldous:

Başka gezegenlerde hayat var mı diye merak ederiz, sanki bu gezegende yaşamayı becerebilmişiz gibi...

Ben ağaçların hepsini severim, ama zeytin ağacı bir başka... Her şeyden önce onun simgeledikleri; yapraklarıyla barış, altın sarısıyla mutluluk!

Eğer farklıysanız yalnızlığa mahkum olursunuz!

Her şeyin üstüne geldiği falan yok, sadece senin çok üstüne düştüğün şeyler var.

Siz görmezden gelseniz de gerçekler var olmayı sürdürürler.

ADRİAN, Cem:

Umut, hiç görmeyen birisine gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız...

Yalnızlık, senden daha çok seviyor beni...

HULL, R.:

Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler.

HUGO, Victor:

Aşk bir ağaca benzer, kendiliğinden biter, köklerini bütün varlığımızın içlerine dek uzatır ve yıkıntı haline gelmiş bir kalpte de yeşermeye devam eder. Açıklanması çok güç olan da şudur ki; bu tutku ne ölçüde kör olursa o ölçüde de ısrarcıdır. En çok da mantıksız olduğunda dayanıklıdır.

Aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır.

Az yalan söylenemez, yalan söyleyen her yalanı söyler.

Bazen alabileceğin en büyük intikam, affetmektir. Ve bazen karşındakine verilebilecek en güzel cevap gülüp geçmektir.

Bir çocuğa "yalan söyleme" demeyin, "doğruyu söyle" deyin. Birincisinde  suçlamış, ikincisinde yol göstermiş olursunuz.

Hiçbir ordu, vakti gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir.

İnsanlar, yalan söylemek zorunda kaldıkları kimselerden nefret ederler.

Kadını güzel yapan Tanrı, sevimli yapan da şeytandır.

Kalabalıklar her zaman tehlikelidir, içlerinde ruhlarını ucuza satan alçaklar barındırır.

Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, bizse ortadan kaldırılmış yoksulluk...

Yumuşak olma, ezilirsin; sert olma, kırılırsın.

FISHBURNE, Laurence:

Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü? Ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasındaki farkı nasıl ayırd ederdin?

HUBBARD, L. Ron:

İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal çabalar sarf eder.

HOPİ Kabilesi:

Bir düşman çok, yüz dost azdır.

Ölüler güç ve bilgilerini beraberlerinde götürmez, yaşayanlara ilave ederler.

HOLLANDA Atasözleri:

Yatağa yattığın zaman sorunlarını elbiselerinde bırak...

HİKMET, Nazım:

30 Ağustos yalnız biz Türklerin değil, insanlığın büyük zaferlerindendir. Çünkü 30 Ağustos'ta ilk defa biz Türkler insanlığa, sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı muzaffer olabilmenin yollarından birini gösterdik. Bu, sömürgeciliğe karşı silah elde çarpışmakla mümkün oldu.

Alçaklığın, hainliğin, ikiyüzlülüğün, puştluğun, kısacası cümle kokuşmuşluğun at oynattığı bir dönemde yaşamdan zevk alabilmek ancak zayıfların bahtiyarlığıdır. Esas olan sadece yaşamak değil, insana yakışır şekilde ve onurlu yaşamaktır. Teslim olmadan, boyun eğmeden, sürünmeden, el etek öpmeden yaşamaktır...

Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği, elimi sıkarken sapladığı bıçak. Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman...

Gitmek sadece bir eylemdir; unutmak ise kocaman bir devrim...

Gülümsemek, adaleti bozuk düzene sessiz bir küfürdür. Gülümseyin...

Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu...

Kardeşlerim, bakmayın sarı saçlı olduğuma; ben Asya'lıyım, Afrika'lıyım...

Kimi der ki kadın uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki ayalimdir, boynumda taşıdığım vebalimdir. Kimi der ki hamur yoğuran... Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal. O benim kollarım, bacaklarım, yavrum, annem, kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.

Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi? Çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin...

Onlar ki...
Sana düşman, bana düşman,
Düşünen insana düşman,
Vatan ki bu insanların evidir,
Sevgilim, onlar vatana düşman...

Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir. Çünkü aşk, O'nunla yaşamak değil, O'nu yaşamaktır aslında...

Sorma bana ne kadar seviyorsun diye! O kadar işte! Tavanı kadar sokağın, dibi kadar cehennemin.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...

Yeryüzünde tek esir yurt, tek esir insan; gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz...

Yüz Türkiye olsa, elinizden gelse yüzünü de zincire vurur, yüz kere satarsınız. Milletimin en talihsiz gecesi, ana rahmine düştüğünüz gecedir.

HEROLD, Don:

Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızlı çarpma. Geri dönmek isteyebilirsin.

HAYYAM, Ömer:

Aşk benim, şarap benim
Kime ne zararım var?
İçerim, tozarım ama ilmimle
İnsanlığa hizmetim var.
Sense yetimin hakkını yersin,
Sonra da "Allah derim, unuturlar" dersin.
Senden daha arsız, senden daha zalim mi var?

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok...

Beni özene bezene yaratan kim? Sen...
Ne yapacağımı da yazmışsın önceden...
Demek günah işleten de sensin bana...
Öyleyse nedir o cennet cehennem?

Bir insan olmalı; hem dinleyen, hep dinleyen, söz'ü sesli de sessiz de ileten, iziyle yürüten, gözüyle titreten... Bir insan olmalı, güneş'e ışığını yansıtan... Gölgeye, ötedeki aydınlığı anlatan; hayalin acısına, gerçeğin tadını katan... Bir insan olmalı; en yalın haliyle, en zor anlaşılan, gönlüne sırça bir köprüyle ulaşılan, bazen uzaklaşan, bazen de uzlaşılan... Bir insan olmalı; hem ateşi, hem suyu barındıran, kah durgun, kah bir volkanı andıran, zıtları barıştırıp, dengeye inandıran... Bir insan olmalı; amaçları aşan, salt yaşayan... Bir insan ki, insanlığa yaraşan... Ulaşan...

Gezdim Halep ile Şam'ı, eyledim ilmi talep...
Meğer ilim bir hiç imiş, illa edep, illa edep!

Her ağızda bir yemin artık,
Sakın ha inanmayınız.
Biri bir şey mi söyledi;
Söz'e değil, söyleyene bakınız.

Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun
Cenneti ala meyhane midir?
Her mümine iki huri diyorsun
Cenneti ala kerhane midir?

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Türban, çarşaf, takke, sarık
Tanrı kanar mı bunlara be alık...

Kim senin yasanı çiğnemedi ki söyle
Günahsız bir ömrün tadı ne ki söyle

Niteliksiz insanlarla birlikte yaşamak zorunda olmak, gerçekten cehennemde yaşamaktır.

Seninle bir pergelin iki ayrı kolu gibiyiz, ne kadar dönersen dön yine aynı yerde karşılaşırız.

Yaptığım kötülüğü
Kötülükle ödetirsen sen;
Sen ile ben arasında
Ne fark kalır ki Tanrım söyle?

HATEM bin Yusuf:

Hatem bin Yusuf Belh'de doğmuş ve miladi 852 yılında vefat etmiştir. "Hatem-i Esam" diye anılmaktadır. Esam "sağır" demektir. Bu lakapla anılmasına şu olay neden olmuştur:
Kendisi kundura tamirciliği yapmaktaydı. Bir gün dükkanına ayakkabısını tamir ettirmek için gelen bir kadın kazayla ayıp bir ses çıkardı ve utancından yerin dibine girecek şekle geldi. Hatem ayakkabısını tamir edince kadın borcunu sordu. Hatem kadının hatasını anlamamış gibi davranarak:
- Kadın, yüksek sesle konuş, duyamıyorum! diyerek sağır gibi davrandı.
Kadın, o kadar rahat bir nefes aldı ki, yeniden doğmuş gibi oldu.
Hatem bin Yusuf o günden sonra o kadının ölümüne kadar tam kırk yıl herkese sağır gibi davrandı. Bu yüzden kendisine "Esam (sağır)" denildi.

NIETZSCHE, Friedrich Wilhelm:

Arkadaşlık vardır; dilerim dostluk da olsun.

Bazı kişiler için düşünmek kadar acı veren başka bir şey yoktur.

Beni yıkamayan herşey beni güçlendirir.

Benim arzum, başkalarının bir kitapta anlattıkları şeyleri on cümlede anlatmaktır.

Bilginin her türü ızdıraptan gelir.

Bir ülkede akıl ve sanattan çok servete değer verilirse bilinmelidir ki, orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır.

Biz aslında karşımızdaki insanı sevmiyor; O'nun bizde yarattığı duyguyu, heyecanı, hissi seviyoruz. Sevgiyi değil, sevilmeyi seviyoruz; işte insan bu kadar bencil...

Cennette, ilginç insanların hiçbiri yoktur.

Çevrene sınırlar, çemberler çiz dostum. Gittikçe yükselen dağlara seninle birlikte çıkanların sayısı her geçen gün azalsa da, yükselen dağlardan bir sıradağ kur kendine.

Çoğunluk yola, azınlık hedefe bakar.

Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz.

Düşün...
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Herşey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
Ya çare sizsiniz ya da çaresizsiniz...

Eğer müzik akla ve duygunun üst katlarına seslenmemiş olsaydı ona sanat diyemezdik, onu basit gösteri sanatlarının estetik katına alırdık. Bütün sanatlar içinde, yapısı gereği, insan duyularını en çok avucu içine alan, fiziksel olarak insanı büyüleme gücü en yüksek olan sanattır müzik. Seslerin aklın üzerinde büyük bir güç kurması, hareketin duyuları körüklemesi, bilgili ama çığırından çıkmış bir müziğin bizde bırakacağı duyu sarhoşluğu, bu tür müziğin başlıca niteliğidir. Bu sarhoşluk sadece estetik değildir, dinleyicinin düşünce bütünlüğünü ve irade gücünü elinden alır.

En kof ceviz dahi kırılmak ister.

Gerçeğin dağlarına umutsuzlukla çıkılmaz.

Gidene kal demeyeceksin...
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır;
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,
Yoksa değersiz olan hep sen olursun...

Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır, ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır.

Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar.

Hiçbir şey yozlaşan insandan daha çirkin değildir.

İnsan ağrılarda incelir.

İnsan da ağaca benzer, ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar yere; aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kötülüğe...

Kaderini sev, belki seninki en iyisidir!

Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan hayatı yalnızca seyredeceksin.

Öyle bir hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım
Öyle değerliymiş ki zaman acele etmem bundan, anladım
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendimi bir sahnede buldum, oynadım
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.

Öyle kolay bir sanat değildir uyumak. Onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.

Özgürlük, yapmak istemediklerimizi yapmamaktır.

Seafahat; duraklamak ve geriye bakmamak eğilimindedir, oysa acı hep nedenleri sorar.

Sürekli kurcalayan, törpüleyen acı, ruhun toprağını altüst eder. Yeni düşünce meyveleri için gerekli havalandırmayı sağlayan da bu altüst oluştur.

Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden...

Ümit; kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.

Yalvarırım kardeşlerim, dünyaya bağlı kalın; size dünyadakinden üstün umutlardan söz edenlere inanmayın! Bilerek ya da bilmeyerek sizi zehirliyor onlar...

Yetişmiş her insanın içinde oynamak isteyen bir çocuk vardır.

Yiğitlik, en büyük korkunun ve en büyük ümidin üstüne üstüne gitmektir.

PORTER, Tony:

Eğer bir erkek çocuğu kendisine "kız gibisin" denilince çıldırıyorsa, biz bu çocuklara kadınlar hakkında ne öğretiyoruz demektir?

MONTESQUİEU, Charles-Louis de Secondat:

Cumhuriyetler zenginlikten, diktatörler de yoksulluk yüzünden yıkılırlar.

Dünyada başarı kazanabilmek için aptal görünmeli, akıllı olunmalıdır.

Her biri ayrı ayrı birer ahlaksız olan insanlar toplu olarak bir araya geldikleri zaman namuslu kişiler olurlar.

İnsan ne kadar az düşünürse, o kadar çok konuşur.

TEW, Robert:

Bugünün mücadelesi yarın gereksinim duyacağın gücü hazırlar.

NORVEÇ Atasözleri:

Yalan dört nala gider, gerçek adım adım yürür; fakat, yine de vaktinde yetişir.

NOLTE, Dorothy:

Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
Kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.

Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
Kavga etmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
Sıkılıp utanmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk devamlı utanç duygusuyla eğitilmişse,
Kendisini suçlamayı öğrenir.

Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
Takdir etmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk devamlı desteklenip yüreklendirilmişse,
Kendine güven duymayı öğrenir.

Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyümüşse,
Adil olmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
İnançlı olmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
Kendini sevmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

İBN-İ Sina:

Benim gönlümün kırılmaz sabrı, senin gönlünün yumuşamaz katılığı var.
Şu halde sevgilim aşk yolunda ikimiz de sert taşız.

İLHAN, Atilla:

Atatürk olmasaydı siz hain bile olamazdınız! [Sicilli Atatürk düşmanlarına söylenmiştir.]

Atatürk İstanbul'daki hükümete başkaldırdığı zaman ihtilalci, devraldığı toplumu dönüştürmeye koyulunca inkılapçıdır.

Ülkemizin sağlıksız ve çetrefil durumu besbelli "radikal" bir çözüm gerektiriyor; yani Gazi'nin ve "Türkiye Büyük Millet Meclisi"nin o zaman başlattığı anti-emperyalist, laik ve demokratik halk iktidarı sürecinin eski rayına oturtulması...

İNCİLİ Çavuş:

İncili Çavuş Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralı'na gönderildiğinde elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış.
Kral bunları görünce dayanamayıp:
- "Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı?" diye sorunca İncili Çavuş:
- "Osmanlılar adamına göre adam gönderirler. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek." cevabını vermiş.

İSVEÇ Atasözü:

Gençliğin güzel bir yüzü, ihtiyarlığın güzel bir ruhu vardır.

İTALYAN Atasözleri:

Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşenir.

Çocuğa çalışmayı öğretmemenin, O'na çalmayı öğretmekten farkı yoktur.

Duymak istemeyen kadar kötü sağır yoktur.

Mutluluktan acıya bir adımda varırsın, ama acıdan mutluluğa gidiş sonsuza dek sürebilir.

Oyun bittiği zaman şah da piyon da aynı kutuya atılır.

Rüzgara tüküren, kendi yüzüne tükürür.

İSKOÇ Atasözleri:

İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar.

İNÖNÜ, İsmet:

Bir insan hayatına sığan değişimler hayret vericidir.

Bir memleketi karış karış müdafaa etmeye o memleketin halkı, insanları kararlı ise o memleketi işgal etmeye dünyanın bütün ordularının gücü yetmez.

Biz en çok bilgiye muhtacız. Siyasette ve idarede en zararlı şey, milletler ve toplumlar için onarılması en zor felaket, yarım bilgili adamların yetki sahibi olmasıdır.

Devletimizin banisi, milletimizin fedakar sadık hadimi, insanlık idealinin aşık ve mümtaz siması eşsiz kahraman Atatürk'tür.

Dış politikada ne daimi dostluklar söz konusudur ne de daimi düşmanlıklar...

En zor zamanlarınızda bile kurtuluş yolu belli ve tektir, doğruyu söylemek ve savunmak...

İktidarlar mecliste, muhalefetin gösterdiği yol üzerine yürürler.

İyi bir sanatkar olmanın yanında "iyi ve karakteri sağlam insanlar" olmaya çalışmalısınız.

Lozan Konferansı, tüm cihanı yöneten devletlerin deneyimli temsilcilerine karşı, bir ulusun tüm varlığını ortaya koyarak verdiği büyük bir sınavdır.

Şimdi iktidarda bulunanların, iktidarı ellerinde bulunduranların milletleri ihtilale nasıl zorladıkları "İnsan Hakları Beyannamesi"ne girmiştir. Eğer bir idare insan haklarını tanımaz, baskı rejimi kurarsa, o memlekette ayaklanma olur. Buna mahal vermemek için idarelerin demokratik yolda olması, insan haklarının yürürlükte olması şarttır. Bu fikir beyannamenin ruhunu teşkil etmektedir.

Yalanı ve iftirayı hakikat yapacak tılsım henüz keşfedilmemiştir.

ERDEM, Sinan:

Olimpiyatlar taşla, tuğlayla değil; insanla yapılır.

SAYGUN, Ergin:

Türk milletinin kaderini belirleyen ve "Türkiye Cumhuriyeti"nin kurulmasında mihenk taşı olan üç nokta vardır: "Çanakkale", "Sakarya", "Kocatepe".

İNTERNETİN On Emri:

  1. Başkalarının elektronik iletişim kaynaklarını izinsiz kullanmayacaksın...
  2. Başkalarının entellektüel ürünlerini kendi malınmış gibi sunmayacaksın...
  3. Başkalarının gizli ve kişisel dosyalarına girmeyeceksin...
  4. Başkalarının internette yaptığı çalışmalara engel olmayacaksın...
  5. Elektronik iletişim ortamını başkalarının haklarına saygı göstererek kullanacaksın.
  6. İnternet yoluyla çalmayacaksın...
  7. İnterneti insanlara zarar vermek için kullanmayacaksın...
  8. İnterneti yalancı şahit olarak kullanmayacaksın...
  9. Parasını ödemediğin yazılımları kopyalamayıp kendi malın gibi kullanmayacaksın...
10. Tasarımladığın programların doğuracağı toplumsal sonuçları önceden düşüneceksin...

KANT, Immanuel:

Aydınlanma, kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.

Her yandan "Düşünmeyin, aklınızı kullanmayın!" diye baskı yapıldığını duyuyorum. Subay, "Düşünme, denileni yap!", maliyeci "Düşünme, vergini öde!", din adamı "Düşünme, inan!" diyor.

Yasalar karşısında insan, başkalarının hakkına tecavüz ettiği zaman suçludur. Etiksel olarak ise bunu aklından geçirdiği anda bile suçludur.

KAZANCI, Ertuğrul:

Adalet kuvvetli, kuvvet de adil olmalıdır.

KENYA Atasözleri:

Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat ona yetişip geçer.

KIŞLALI, Ahmet Taner:

Kemalizm geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür.

KUNDERA, Milan:

Güçlüler güçsüzleri incitemeyecek kadar güçsüz olunca, güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundadırlar.

Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.

KÜRKÇÜ, Ertuğrul:

Demokrasinin tek olanağı halkın kendi öz eylemliliğidir... Bunun dışında bir demokrasi olanağı yoktur...

KUCURADI, Ioanna:

Bir tane insan hakkı ihlali vardır, o da kişiye farklı davranmaktır.

KULİN, Ayşe:

Dünyanın en güzel hissi, birinin yüzündeki gülümsemenin sebebi olduğunu bilmektir.

KÖSE, Mustafa:

Din, mezhep, ulus ve etnik ayrılıkları körükleyerek, her türlü olanağı kullanmak yolu ile Osmanlı Devletini yıkıp parçalayan ve bölgemizde iyi komşuluk ilişkileri içinde süren barış atmosferini ortadan kaldıran emperyalist güçler savaşlar, açlık, salgın hastalıklar ve eşkiyalıklar sonucu vuku bulan milyonlarca ölümün gerçek sorumlularıdırlar.

KOTZEBUE, F. von:

İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar.

KENNEDY, John Fitzgerald:

Çince de kriz kelimesinin yazılışı iki karakterden oluşur. Bir tanesi tehlikeyi simgeler, diğeri ise fırsatı.

Düşmanlarınızı affedin, bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir aptallıktır.

KING, Martin Luther:

Bir insanın uğruna öleceği bir şeyi yoksa, yaşamaya da hakkı yoktur.

Bir yerdeki haksızlık, adalet için her yerde tehlikelidir.

Her şey sona erdiğinde düşmanca davrananların kelimelerini bile hatırlamayacağız. Tek hatırladığımız dost görünenlerin sessiz kalmaları olacak...

Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk, kardeş olarak yaşamayı...

Yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşanıldığı önemlidir.

ADAMS, John Quincy:

Bir ulusu fethetmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır. Birisi kılıçla, diğeri borçla...

Bu dünya, olası dünyaların en iyisi olabilirdi, tabii eğer içinde din olmasaydı.

Bütün insanlarda bir tehlike vardır. Özgür bir ülke için tek kural şudur; güce sahip olan herkes halkın özgürlüğü için bir tehlikedir.

İnsanlığın içine düştüğü kederlerin suistimal edilmesinin en kötü örneğinin iması bile beni neredeyse ürpertiyor; örneğin İsa'nın çarmıha gerildiği haç. Bu üzüntü makinesinin ne gibi felaketlere yol açtığını düşünün!

Mürettebat farklı yönlere kürek çekiyorsa, kaptanın limanı görmesi hiçbir işe yaramaz.

ADDISON, Joseph:

Gerçek mutluluk kendisini gizler... O önce insanın içinde bulunur.

Renkler her dili konuşur.

ADIVAR, Halide Edip:

Kadınlar kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler.

Yalnız topla tüfekle değil, iradenle de cesur olacaksın.

ADLER, Paul S.:

Hiyerarşinin işlediği yerde elemanları geliştirmeyi unut.

ESCHENBACH, Marie Ebner von

Eğer itiraz etmeksizin yeni alışkanlıklar kabul edilir ve öğrenilirse uzun süre genç kalabilmek mümkündür.

En kötü insanlar, birine muhtaç olduklarında, dünyanın en iyi insanı kesilirler.

ECO, Umberto:

Gülmek kuşkunun kışkırtıcısıdır.

EDMAN, Irvin:

Kalitenizin ölçüsü, boş zamanlarınızda ne yaptığınızdır. Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sağladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür.

EDRI, La:

Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene,
Çünkü cahil ne gelirse söyler diline...

Nokta kadar menfaat için virgül gibi eğilenler, sonunda düz hat olup çiğnenmeye mahkumdurlar.

Not: "La Edri" Arapça'da "bilinmeyen" anlamına gelir. Arap edebiyatında yazarı belli olmayan edebi eserlerin sonuna yazılır. Bazen yazar ya da şairler edebiyata yeni başladıklarında eserlerinin sonuna "La Edri" yazarlar.

EFLATUN (Platon):

Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.

Akıl noksanlığı iki türlüdür. Biri delilik, diğeri cahilliktir.

Akıllı ol, ama bunları başkasına zorla göstermeye çalışma.

Aşk, bir çeşit şuur bozukluğudur.

Başlıca üç çeşit insan vardır: Bilgisever, ünsever ve parasever...

Bilgisizlik kötüdür; çünkü cahil kişi güzellikten, iyilikten, akıldan yoksunken hepsinin kendisinde toplanmış olduğunu sanır.

Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar kötüdür.

Bir ulus için yararlı olan şey, o ulusun tabiatına ve bünyesine uygun olandır.

Cahil olanın merhameti ve lütfu azdır.

Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekanın kullanılmasıdır.

Devletlerin yönetimi namussuzların ve utanmazların eline bırakılırsa, bunlar iyilerin başına bela ve yıkım getirir.

Felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır.

Haksızlık yapanın sefaleti, haksızlığa uğrayanın sefaletinden daima daha fecidir.

Haktan ve faziletlerden mahrum olan bilgi, hilekarlıktır; onun akıl ve zeka ile alakası yoktur.

Her aşık, şairdir.

Her toplumda yönetim kimde ise, güçlü O'dur. Her yönetim, kanunlarını işine geldiği gibi koyar. Demokratlar demokratlığa uygun kanunlar, zorbalar zorbalığa uygun kanunlar, ötekiler de öyle... Bu kanunları koyarken kendi işlerine gelen şeylerin, yönetilenler için de doğru olduğunu söylerler, kendi işlerine gelmeyenlerle geleneklerden ayrılanları da kanuna, doğruluğa aykırı diye cezalandırırlar... Doğruluklar her yerde birdir; yönetenin işine gelendir. Güç de yönetende olduğuna göre, düşünmesini bilen her adam bundan şu sonuca varır: Doğruluk güçlünün işine gelendir.

Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla hoşgörebiliriz. Yaşamdaki asıl trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.

Kendi kendini yenmek, zaferlerin en büyüğüdür.

Konuşma, insanın aklını kullanması sanatıdır.

Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.

Önemli olan hayatta çok şeye sahip olmak değil, en az şeye gereksinim duymaktır.

Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.

Toplumdan uzaklaştıkça kendine yakınlaşırsın.

Yaşamdaki asıl trajedi; yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.

Yöneticiler toplumu bilgeliğin ışığında düzenleyen kişilerdir. Bu nedenle ya yöneticiler bilge ya da bilgeler yönetici olmalıdır.

YÜMLÜ, Zafer

İnsanlığı bulmak istiyorsanız çevrenizdeki hayvanların gözlerine bakın.

ZEMAHŞERİ

Karanlık geceleri ben uykusuz geçirirken, sen sabaha kadar uyuyorsun. Ondan sonra da bana yetişmek istiyorsun. Ne gezer...

ZİMBABWE Atasözleri

Konuşabilirsen şarkı söyleyebilir, yürüyebilirsen dans edebilirsin.

ZİYA Paşa

Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde...

Canan gide
Rindan (alçak gönüllüler) dağıla
Mey (şarap) ola rizan (akan)
Böyle gecenin hayır umulur mu seherinde

Çok hacıların çıktı haç'ı zir-i bagalde (Çok hacıların koltuk altlarından haç çıktı)

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm
Dolaştım mülk-i İslam’ı bütün viraneler gördüm

İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez,
Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez.

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.

ZOLA, Emile

Adalet ancak 'gerçek'ten; mutluluk ancak adaletten doğar.

Kabiliyet yoksa sanatçı olunmaz, ama çalışılmadıkça kabiliyet hiçbir işe yaramaz.

ZWEIG, Stefan

Bugünümüzle dünümüz ve önceki günümüz arasındaki tüm köprüler yıkılmıştır... Yeni bir dönemeçte, yeni bir bitişte ve yeni bir başlangıç çizgisindeyiz.

İnsanlar ve toplumlar, gerçek ve kutsal ölçütlerini ancak kişilerüstü ve gerçekleştirilmesi neredeyse olanaksız ideallerin evreninde bulabilirler.

Kaynağını akılda ve yalnızca ahlaki güçte bulan hiçbir düşünce ve söz, yararsız ve boşuna değildir.

YAHUDİ Atasözleri

Ayrılmış düşman yarı yarıya yenilmiştir.

YALÇIN, Orhan

Başlangıçların muhatabı "nokta" olmayan bir nokta dahi gösteremezsiniz.

Bütünlerin parçalardan oluşabilmesi için gereken en küçük birim dahi noktadır.

Evrende özel olarak seçilmiş dünya da bir noktadır.

Evreni bir daire düşününce hayat bu dairenin tam da orta noktasıdır.

Gerçeği ifade eden bitmiş bir cümle yoktur.

Her defasında farklı bir sahne seyrettiren yazarın kalem ucu da bir noktadır.

İlk oluştuğundan beri dünya, bu alemde cilveler saçan bir noktadır.

Mükemmellik ve sonsuzluk olgusu evrene ihtiyacımız olduğunu biliyor...

Noktasız hayat düşünemeyiz. Bu noktadan da hayatı düşünmeliyiz.

Noktayı bir son kabul etmek, güneşi yok saymak gibidir.

Noktayla yaşantıyı anlayan, sonsuz anlamlar denizinde yüzen her şeyden anlayabilir.

Sonsuzluktan sonluluğa geçişte bütün güzellikler, incelikler, gizlilikler halledilmiştir.

Sonsuzu gösteren varsın noktayla tanışık olsun.

Uzaylıların iyi niyetli olmadıklarını söylemek, onları tanımakla mümkün olur.

Yanlış yoldaki çıkışlar da iniştir.

YAMANİ, Zeki

Taş devri taş bittiği için bitmemiştir; petrol çağı da dünyada petrolün bitmesinden çok daha önce bitecektir.

YAVUZ SULTAN SELİM

Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.

YILDIRIM, Abdurrahman

Kendinizi düşününüz. Vermeden önce kazanınız. Başkalarını aydınlatmadan önce kendinizi aydınlatınız. Toplumdaki yeriniz, dereceniz ne olursa olsun, herşeyden önce iyi bir insan olunuz. Kin dolu kırıcı sözlerle kimseye saldırmayınız. Yetkinleşmemiş bir düşünce yapısıyla, olumlu ya da olumsuz toplumsal tartışmalara girmeyiniz. Bu tür tartışmalar kendini beğenmekten, kısacası bilgisizlikten doğar ve bilgisizlikle bağnazlığın arası sadece bir adımdır. Hoşgörü kendi işlerinizin, dostlarınızın, eşinizin, çocuklarınızın iyiliğine ve yararına sizi olgunlaştırır, sevdirir. Kişisel mutluluğunuzu size sevgi duyanların mutluluğu ile birlikte, toplumun yararına birleştiriniz.

YILMAZ, Nedret

Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; eğitim ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir.

YÖRÜK Ali Efe

Güce boyun eğene karşı temkinli olmak gerekir.

YÖRÜKOĞLU, Atalay

Ben çocuklarla oyun oynar, ailelerini tedavi ederim.

Koşmayan tay at olmaz, oynamayan çocuk adam olmaz.

YÜCEL, Hasan Ali

Biz, "İstiklal Mücadelesi"nden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü, ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin verene dek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hakimidir. Bu manevi hakimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermeyi isteriz.

"Yeni bir söz söyledim" diyen, sözlerin en eskisini tekrarlamış olur. Fakat, ne yazık ki hakikatleri tekrara hafızamızdan çok idrakimiz muhtaçtır. (1937)

Yaşamak ölüme hazırlanmaktır. İnsanlığın takdirini kazanacak şekilde ölmek için, takdire layık bir hayat geçirmek gerekir.

JAMAİKA Atasözleri:

Küçük kazançlar servet getirir.

ÇERKES Atasözleri

Atın başı geçtikten sonra kuyruğundan yakalamaya kalkma.

Kuşu yükselten kanat, insanı yükselten akıldır.

EISENHOWER, Dwight David:

İnsanlara kafalarına vurarak liderlik edemezsiniz. Bu saldırıdır, liderlik değil. Ben insanları ikna etmeye çalışırım. İkna ederseniz karşınızdaki kişi kalır. Korkutursanız, korktuğu kadar kalır, sonra çekip gider.

Kemal Atatürk için daimi bir anıt tesisi münasebetiyle Türkiye'ye tebriklerimi arz ile gurur duyuyorum. O'nun gösterdiği yolda yürüyen ulusunuz çok önemli başarılar elde etmiştir. Türk birliğinin ve ilerleyişinin mimarı Atatürk'ün hatırasını anmak için yapılan bu tören, dünyanın her tarafından hür insanlara ilham kaynağı bir Zat'a çok yerinde bir saygıdır. (Anıtkabir Özel Defteri'nden - 1953)

AIKEN, George:

Bir gün uyanıp da insanoğlunun aynı ırk, renk ve dine ait olduğunu görseydik, öğlene kadar yeni önyargılar bulmak zorunda kalırdık.

ALCOTT, Louisa May:

Benim en yüksek emellerim uzakta, güneşin ışıklarındadır. Onlara ulaşamayabilirim; ama başımı kaldırıp onlara bakabilir ve güzelliklerini görebilir, onlara inanabilir ve peşlerinden gitmeye çabalayabilirim.

ALDERSON, M. H.:

Eğer ilk defasında başaramadıysanız ortalamaya yaklaşıyorsunuz demektir.

ALIGHIERI, Dante

Bugünün bir daha asla doğmayacağını düşünün.

Geniş varlık denizinin her yanında büyük bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yaşam, zihinsel yaşam... Hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. Aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aşka uyar. Kötülükler aşktan uzaklaşma oranında bir takım derecelere sahiptir ve kötülük aşka yaklaşmak için sarf ettiği güç oranında erdeme yaklaşmış olur... Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir.

İnsan özgür olmadan mutlu olamaz.

Küçük bir kıvılcım, yangına sebep olur.

ÇAĞLAR, Behçet Kemal:

Bestekarlar, dünyanın Tanrı'ya en yakın kullarıdır. Duyarlar, içlerine sindirirler; duyururlar ve yaşatırlar...

FARMANFARMAIAN, Roxane:

Birçok ülkedeki bilgisayar sayısı, yönetici sayısının neredeyse dört katı kadardır.

FORD, Henry:

Düşünmek en güç meslektir. Bu işle pek az kişinin uğraşmasının nedeni bu olsa gerektir.

Hata değil, çare bulun.

İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır.

Yapabileceğinize de inansanız, yapamayacağınıza da inansanız haklı çıkarsınız.

FOUQUET:

Büyük bir acı içinde bulunduğumuz zaman, yok olmayı vahşi bir zevkle düşünürüz.

FOWLER, Gerald:

İnsanlar size karşı değildirler. Sadece kendilerinden yanadırlar, o kadar.

FORD, William Clay Jr.:

İyi şirketle mükemmel şirket arasında fark vardır. İyi şirket mükemmel ürünler ve hizmetler sunar. Mükemmel şirket de mükemmel ürünler ve hizmetler sunar, ama aynı zamanda dünyayı daha yaşanacak bir yer yapmak için çaba harcar.

FARRERE, Claude:

Atatürk'ü sizler layıkıyla takdir edemezsiniz. Büyüklüğünü gereği kadar ölçemezsiniz. O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yaşayanlar, bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için O'na uzaklardan bakmak gerekir.

FARS Atasözleri:

Dünyada ne ekersen onu biçersin.

FAYOL, Henri:

Tüm güzel ilkeler, yol gösteren deniz fenerine benzerler ve ancak limanı bilenlerin işine yararlar.

FÉNELON, François de Salignac de la Mothe:

Dünyadaki tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir.

Felaketler karşısında dayanıklı durmak ve kader diyerek eğilmemek, kahramanlıkların en büyüğüdür.

Kimseye köle olmayan ve kimseyi köle yapma hırsına sahip olmayan insana ne mutlu!

Övgülerin çoğu onu hak edenleri yüreklendirmek içindir.

NACAR, Mehmet:

Yanlışlar musibetleri, musibetler felaketleri getirir.

NAMIK Kemal:

Kendini insan bilenler, halka hizmetten usanmazlar.

Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi;
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

NASH, Frederic Ogden:

Büyük baba ve büyük anneler eve girdiklerinde disiplin pencereden kaçar.

Evliliğinizi iyi götürmek istiyorsanız hatalı olduğunuzda itiraf edin ve haklı olduğunuzda susmayı bilin.

NAZIM Hikmet:

Her özgürlüğün içinde bir tutsaklık vardır!

Şekli öylesine öze uydurmak istiyorum ki, şekil, özü bir kat daha belirtsin, ama kendisi, yani şekil belli olmasın. Güzel bir kadın bacağını bir kat daha güzelleştiren, fakat kendisi belli olmayan ince bir çorap gibi...

AIKMAN, Leo:

Bir insan hakkında, başkalarının O'nun için söylediklerinden çok, O'nun başkaları için söylediklerinden fikir edinilebilir.

ALTAY, Fahrettin:

Bir ulusun devlet adamları memleketin ulusal çıkarlarını unutup kişisel çıkarları ile sen-ben kavgasına kapılırlarsa, o memleketin her türlü gücü yok olmuş ve fenaya gidiş başlamış demektir.

AMICIS, Edmondo de:

İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. O kadar müsamahakardırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğümüz kolaylığın fazlasını görürsünüz. (1880)

- A -

Acımak sevgi değildir, üstün olduğunuzu düşünmektir.

Açtığın her yaradan, hesap sorar Yaradan.

Adalet, erdemlerin kraliçesidir.

Adaletsiz bir düzende yasalar örümcek ağları gibidir; zayıfları yakalar, güçlüler deler geçer.

Adam olmayana düşman bile olmam!

Adamlık, karakter ölçülerine göre biçilmiş bir kılıftır; içi boyla posla doldurulamaz!

Ağacın çürüğü özünden, adamın çürüğü sözünden belli olur.

Ağaç devrilince gölgesini ararız.

Ahlak bozulduğunda ve iyiler bir şeyler yapmadığında kötülük serpilir.

Akıl, suçlu fikir ve eylemleri, hücrelerinde zincirlemiş olan bir gardiyandır. Bazen onun, kendini zincirleyip suçluların kaçmasına göz yumduğu görülür.

Akılları pazara çıkarmışlar, herkes gidip kendi aklını almış!

Akıllı, şakadan bile öğüt alır; ahmak, her öğüdü şaka sanır!

Aklı boş insandan hikaye dinlersin, aklı başında insandan hayatı öğrenirsin.

Aklımız, şımarık ve gemi azıya almış bir yabani kısraktır; jokeyini ileriye olduğu kadar geriye de götürür ve türlü şahlanmalarla da ayaklarının altında süründürür.

 1) Aklını kullan.
 2) Alkol alınca kontrolünü yitirenlerle asla tartışma.
 3) Asla dönüp de arkana bakma.
 4) Bardağının yarısı boş ise kalk doldur.
 5) Başkalarına değer verdiğin ölçüde, başkaları da sana değer verecektir.
 6) Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma; acı çeken sen olursun.
 7) Çocuğunuza susmasını öğretin, o nasıl olsa konuşmasını öğrenecektir.
 8) Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
 9) Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
10) Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle.

Aklını kullanacak kadar akıllı ol.

Aldatanın aldatmasına aldananların şikayet etme hakkı yoktur.

Aldatmayan erkek beceriksiz değil, onurludur.

Amerikalı iş adamı, Çinliyle alay ederek sormuş:
- "Mezarlarınıza koyduğunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek?"
Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş:
- "Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman..."

Analar Yaratıcının ilahi merhametinden en fazla nasip almış varlıklardır.

Anlamayanı kendi haline bırak, zaman O'na anlatsın.

Anlatabilmek, susmaktan geçer bazen...

Anlatırsan unutulur, gösterirsen hatırlanır, yaptırırsan öğrenilir.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az...

Ara sıra eşinize sürpriz yaparak eve bir buket çiçekle gidiniz; belirli günlerde de iyi bir restoranda akşam yemeğine çıkarınız.

Aramaya çıkmadan önce mutluluğun olduğunu kabullenmek gerekir.

Arkadaş bir kavgadan sonra herşeyin bittiğini düşünür, dost ise tekrar arar.

Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir; dost ise sana yardım etmek için erken gelir, toparlanman için geç gider.

Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır, dost ise geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır.

Arkadaş senin ağladığını görmez, dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır.

Arkadaş senin daima O'nun arkanda olmanı ister, dost ise her zaman senin arkandadır.

Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır, dost ise sıkıntınız olduğunda size koşar.

Arkadaş sizi ikinci görmek ister, dost ise ikinciniz olmaktan şeref duyar.

Arkadaş yattıktan sonra O'nu ararsan rahatsız olur, dost ise derdini anlatman için neden bu kadar geciktiğini sorar.

Arkadaş zaaflarınızı öğrenip onları kullanabilir, dost ise zevklerinizi öğrenerek onlara hitap eder.

Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakabilir, dost ise zayıflıklarınızı bildiği takdirde onları örtmeye çalışır.

Arkadaşının başındaki sineği çekiçle öldürme!

Arkadaşlarını koru!

Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız, dostlarınız ise size huzur vermeye çalışırlar.

Arkadaşsız hayat cehennem gibidir.

Asalet boyda değil, soyda olmalı
İncelik belde değil, dilde olmalı
Doğruluk sözde değil, özde olmalı
Güzellik yüzde değil, yürekte olmalı...

Asla zamanından önce umudunu yitirme, asla zamanından önce kutlama yapma, asla savaş bitmeden bulunduğun konumu terk etme...

Aslanlar kendi tarihlerini yazamadıkları sürece avcıların hikayelerine kananlar olacaktır.

Aşık alemi kör, dört yanını duvar sanır.

Aşık kör olunca, sevdiğini dünya güzeli zanneder.

Aşk, bir piyango rastlantısındaki büyük ikramiyedir ki sahibini ya baştan çıkarır ya da şaşkına çevirir.

Aşk karakter yaratmaz, var olan karakteri açığa çıkarır.

Aşk kızamık hastalığı gibidir; insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçirir.

Aşkla sarılmış iki kol arasındaki her kadın mutludur.

Atalarından bir dahi yetişmiştir diye kendilerini pek soylu sanan divanelerin çoğaldığı bir toplumda en büyük mucize, bu divaneleri yola getiren yeni bir dahinin türemesidir.

Attığınız tokada karşılık vermeyen kişiden sakının: O, hem sizi bağışlamaz hem de kendinizi bağışlamanıza olanak bırakmaz.

Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni tartar!

Aydın insan araştırır, yargılar ve sonuca varır; cahil ve yobaz insan duyar, görür ve hükme varır.

Ayrık otu tohumu ekip, hasat zamanı buğday toplayabilir miyiz? Yaşamda özgür seçimlerimiz sebepleri, sebepler de sonuçları oluşturur. Sebeplerin nasıl bir sonuca yol açacağını ise evrensel ilkeler belirler. İlke merkezli bir yaşam, insana hem iç huzuru verir, hem de O'nu güçlendirerek geliştirir. Olduğumuz gibi görünmenin konforu ise hiçbir şeye değişilmez.

Azdan az, çoktan çok gider.

- S -

Sabah uyandığımızda iki basit seçeneğimiz vardır. Tekrar uyuyup rüya görmek veya uyanıp rüyanın peşinden koşmak.

Sahne senin; devam et, ama sıra bana gelmesin, dua et!

Sakın unutma; bir umut öldürür insanı bir de vicdan...

Sanat uzun, fakat yaşam kısadır.

Seçenekleri başkaları belirlediği sürece sen oyunun sadece bir figüranısındır.

Sen kendi hayalini yaşayamadıktan sonra, başkalarının senden ne beklediğinin hiçbir önemi yoktur.

Senden önce kimse olmadı yalanını söylemeye gerek yok; senden sonra kimse olmayacak sözünü tutsak yeter.

Seni düşünmez insanlar; sadece öyleymiş gibi yapıp öyle olduğuna inandırırlar.

Seni iki şey anlatır: Hiçbir şeyin yokken gösterdiğin sabır, her şeyin varken sergilediğin tavır...

Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman hayatı önemsememeye başlıyorsun.

Sevmeyi bilmeyen, ölmeyi de bilmez.

Sıradan öğretmen anlatır, iyi öğretmen açıklar, yetenekli öğretmen yapıp gösterir, büyük öğretmen ilham kaynağı olur.

Silahlanmaya ayrılan para, dünyadaki açlığın giderilmesi için harcanması gereken paranın yüz katıdır.

Siz güçlü olursanız size uyarlar, siz zayıf olursanız sizi uydururlar.

Sorun cahil olman değil, kendini alim sanman!

Söylenmemiş tüm güzel sözleri biriktiriyoruz içimizde; belki karşımıza doğru biri çıkacak ve O'na söyleyeceğiz diye...

Sözü herkes söyler, eylem özgür insanın yapabileceği bir iştir.

- Ş -

Şalvarı şaltağ Osmanlı
Eğeri kaltağ Osmanlı
Ekende yok, biçende yok
Yiyende ortağ Osmanlı

Şanslı olanlar sadece iyinin iyisi değildirler. Onlar yalnızca yollarına çıkan güzel şeyleri ararlar.

Şerefsizlik ağacın gövdesine açılmış yarık gibidir, gün geçtikçe büyür.

Şeytan, soframıza kendiliğinden gelen bir konuk değildir. O'nun ikramlarımıza karşı sunmuş olduğu armağanlardan, konuklarımızla birlikte zehirleniriz.

Şiddet gören kadınlar için kadın sığınma evleri yapılacağına, şiddet gösteren erkekler için hayvan barınakları yapılmalıdır!

- T -

Taç giyen baş akıllanır!

Tanıma sevgiyi, sevgi sahiplenmeyi getirir.

Tanışmak kaderdir, arkadaşlık seçim; aşık olmak ise tamamen tesadüf...

Tarihten ders alınsaydı hiç, tekerrür eder miydi?

Tek bir şarkı size öyle anılarınızı hatırlatır ki kendinizi kızarmış gözlerinize hakim olmaya çalışırken bulursunuz.

Terk edilmek tüm canlılara aynı acıyı verir!

Tüm hayvanların bilinçleri ve duyguları vardır!

- R -

Rakibini geç, sınıfını geç, ama gülüp geçme!

Ruh 'güven' gibidir, çıktığı yere bir daha geri dönmez!

Rüzgar estiği zaman kimileri önüne duvar çeker zarar vermesin diye, kimileri ise rüzgardan yararlanarak değirmen yapar un öğütmek için...

Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren!

- J -

- K -

Kalabalıktan hoşlanmıyorum, yalnız hissettiriyor.

Kadın özgürse, insan özgürdür.

Kadın, sosyal hayatta dişiliğiyle değil; kişiliğiyle var olmalıdır.

Kadındır derler adamı deli eden; ne denilirse denilsin, yine kadındır deliyi de adam eden...

Kadınlar, hiç kimsenin malı ya da eşyası değildir!

Kardan adamın saltanatı güneş doğuncaya kadardır!

Kendini vazgeçilmez sanma, mükemmelliğin benim görmek istediğim kadar!

Kendinle mutluysan, kimseyle derdin olmaz.

Keser döner, sap döner; gün gelir, hesap döner!

Kitap okumak karın doyurmaz; doğrudur. Ancak karnı tok, beyni boş insanlardan neler çektiğimiz açık değil mi?

Kitap okumanın tadını bilenler bilir ki, okumak deniz suyu içmek gibidir. İçtikçe susarsınız, susadıkça içersiniz.

Kişiler unutulsa da söyledikleri unutulmuyor.

Konuşurken kendini iyi hissettiğin insanı sakın kaybetme!

Korku kültürünün olduğu yerde sohbete izin verilmez.

Kötü günde katkısı olmayanın, iyi günde hissesi yoktur.

Küçük şeylerden zevk al, gün gelip geriye bakınca hayata anlam katanın bu küçük şeyler olduğunu göreceksin.

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.

- H -

Haddinden fazla kıymet verip, gereğinden çok israr ettiğin herkes -istisnasız herkes- seni buna pişman edecektir.

Hakiki arkadaşlık sıhhatten farksızdır; kıymeti ancak elden gittikten sonra anlaşılır.

Halk gücünün farkına varmalı; itaatin bittiği gün efendilik de biter.

Halk, hortumuna bataklık suyu doldurmuş bir file benzer. Kimin yüzüne, ne vakit tüküreceği bilinmez.

Halkı itaate değil, emretmeye alıştıran rejime demokrasi denilir. Zira emretmeyi bilmeyenler, özgürlüğün olduğu kadar egemenliğin ne olduğunu bilemezler.

Hatalar ders almak içindir. Utanmak için değildir.

Hatalarını bil ve onlarla yüzleş!

Hatıralarımız oldukça dün yaşar,
Umduğumuz oldukça yarın bekler,
Dostluğumuz var oldukça
Hiçbir günümüz boşa geçmez...

Hayaller mutsuz insanları ayakta tutan tek şeydir.

Hayaller vardır, hayalken bile güzel olan...

Hayalleriniz varsa, kitap okuyun.

Hayat aynaya benzer, sen ona küsersen o da sana küser. Sen ona gülümsersen o da sana gülümser.

Hayat, bir fotoğraf makinesi objektifi değil; ne yazık ki her karesinde gülemiyorsun.

Hayat, bir mucize gerçekleşmesini bekleyecek kadar uzun değildir.

Hayat, ders alınmak üzere yaşanmak zorunda kalınmış bir dersler manzumesinden ibarettir!

Hayat gerçekleri sırtlayıp taşıyamayacak kadar ağır ve bir kuşun kanadına konup ta ona bile hissettirmeden uçabilecek kadar hafiftir.

Hayatı korkarak yaşıyorsan, sadece izleyeceksin!

Hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır; ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şeyler öğretirler.

Hayatın dürüst olacağını bekleme!

Hayatın zevklerini keşfet: Yemeyi, nefes almayı, yürümeyi, tatmayı, dokunmayı, görmeyi, uyumayı...

Hayatını dolu dolu yaşa, başkaları göz yaşlarına boğulsalar bile sen yüzünden tebessümü eksik etme.

Hayatla her türlü zorluğa karşı savaşıp, mücadele veren insanlar aslında en güçlü insanlardır.

Hayatta bir tek başarısızlık vardır, o da denememektir.

Hayatta öyle anlar vardır ki, birini çok özlersin ve O'na sarılıp kollarında sıkmak için rüyalarından ayılmak istersin!

Hayatta ya tozu dumana katarsın ya da tozu dumanı yutarsın.

Hayattaki en güzel şey; tüm kusurlarınızı bilmesine rağmen sizin hala muhteşem olduğunuzu düşünen bir eşinizin olmasıdır.

Hayvanlara sevgi ve huzur vermeyen bir toplumun kendisi de huzur bulamaz!

Hedefe koş, yardıma koş, ama ortak koşma!

Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez.

Hep iyi niyetimizden kaybettik, sonra iyi niyetimizi de kaybettik.

Hep meşgul olduğunu söylersen hiç müsait olamazsın. Hep zamanın olmadığını söylersen hiç zamanın olmaz.

Hep yarın yapacağını söylersen yarın hiç gelmeyecektir.

Her duyduğuna inanma!

Her duyduğunu söyleme, her düşündüğünü de açıklama!

Her gülümseme güneş gibi sıcaktır, her sorun kar gibi soğuktur. Güneşi gören karlar nasıl erirse gülümseyen bir yüzü gören sorunlar da erir.

Her gün çocuğunuza özel bir zaman ayırın.

Her gün iyi olmayabilir; ancak her günün içinde iyi bir şey mutlaka vardır.

Her haksız kazanç cebimizde bir yılandır, mutlaka bizi zehirler.

Her insanın içinde kendini bulduğu bir şarkı vardır.

Her insanın içinde uyuyan bir dev vardır; o dev uyanınca mucizeler başlar.

Her kime olursa olsun kefil olacaksanız ödeyebileceğiniz rakamdan fazlasına kefil olmayınız; kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza atmayınız.

Her korkan kaçmaz; ama, her kaçan korkaktır!

Her özgürlüğün içinde bir tutsaklık vardır.

Her rüzgarda bir ot gibi sallanırsan, dağlar kadar da olsan bir ottan farkın yoktur.

Her saniye, yaşamın her anında, sorunlarla karşılaştığınızda dahi mutlu olmaya çabalamak gerekir. Çünkü hayat bir tanedir; yaşamdan ayrıldığında pişmanlık duymamak ve esef etmemek için sana verilmiş bu muazzam olanaktan istifade et, koru ve hayatı sev...

Her toplum, kendisinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.

Her yemekten ve tatlı yedikten sonra dişinizi fırçalayınız. Yemek aralarındaki aperatiflerden sonra ağzınızı suyla çalkalayınız.

Her yıl yeni bir tatil yöresinde tatilinizi geçirmeye özen gösteriniz. Bu ömrünüz boyunca en az kırk ya da elli farklı yerde tatil yapmanız anlamına gelir.

Her zaman aldığın iltifatları hatırla ve kaba sözlerin hepsini unut.

Her zaman umut vardır.

Herhangi bir gerçek, bitmeyen şüphelerden her zaman daha iyidir!

Herhangi birinin senden nefret etmesinin tek sebebi, aslında yalnızca senin gibi olmak istemesidir.

Herkes bir dost ister, ama hiç kimse bir dost olmak için çaba göstermez.

Herkesin haksız olması senin haklı olduğunu göstermez.

Herkesin hayatları, sevgileri, inançları, düşünceleri farklı; ama herkesin yalnızlığı aynı...

Herkesin işi hiç kimsenin işi değildir.

Herkesin yarın yapacağı şeyi sen bugünden yapmalısın!

Herşey seninle başlar!

Herşeyi uzun uzun düşünmekten vazgeç, her sorunun yanıtını bulmak zorunda değilsin. Zamanı gelince hayat bu yanıtları sana verecektir.

Heyecan hem yaşatır, hem öldürür!

Hırsızlık, başkasına ait olan bir malı çalmaktır. Hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz. Çalan en çok kendinden çalar. Bir insan başkasının eşyasını çalarken kendisi de onurundan, insanlığından, şerefinden çok şey kaybeder.

Hiç beklemediğin şeyleri hiç beklemediğin insanlar yapar.

Hiçbir durumda unutmamamız gereken tek şey akıp giden zamandır.

Hiçbir insan öylesine girmiyor hayatımıza; kimileri ceza, kimileri bela, kimileri sınav, kimileri ise armağan...

Hiçbir pazar günü, tüm gün uyuyarak geçirilecek kadar değersiz değildir.

- I -

Irkçı olarak doğmazsınız, sonradan öğretirler!

Işığın da bir sesi, sesin de bir ışığı vardır. Senin kulakların tıkalı, duyguların gevşemiştir diye, var olanların yok olduğuna mı inanalım?

Işığın olduğu yerde karanlık da vardır.

- İ -

İki saniye sonrasına garantisi olmayan bir hayat için döneklik yapmaya gerek yoktur.

İlgisizliğin ardından soğukluk girince artık geriye mecburiyet kalır.

İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor.

İnsan hakları; onurlu, eşit ve özgür yaşamaktır.

İnsana yapılacak en büyük kötülük O'nu bir umudun içine hapsetmektir!

İnsanın özü ne ise gözü de onu görür.

İnsanlar anlayamadıkları şeylerle sadece dalga geçmeyi bilirler.

İnsanlar değil, onlardan beklediklerimiz bizi üzer.

İnsanlar değişmez; sadece yalan söylemenin yeni bir yolunu bulurlar.

İnsanlar sevilmek için yaratıldılar, eşyalar ise kullanılmak için... Dünyadaki kaosun nedeni, eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmalarıdır.

İnsanları kahraman yapan inançları değil, seçimleridir.

İnsanları tanıdıkça yalnızlık güzelleşiyor.

İnsanların hepsi maskelidir, yalnız bazılarınınki incedir.

İnsanların veremediği huzuru şarkılar verir.

İş bitmeden tüm parayı ödeme.

İşini beğen, eşini beğen, aşını beğen, ama kendini beğenme!

İtil, atıl, ama satılma!

İyi bir koca sağır, iyi bir kadın da kör olmalıdır.

İyi olmak, bazen yanlış anlaşılmaktır.

İyi ya da kötü olun, hiç fark etmez. İnsanlar hakkınızda mutlaka olumsuz şeyler söyleyecektir.

- G -

Gazeteler de tarih kitapları gibi gelecek kuşaklara yazılmış mektuplardır.

Geçen zaman ve fırsatlar ile söylediğin sözlerden geri dönüş yoktur!

Geçmişlerinden utananlar, geleceklerinden de iğrenirler. Çünkü bunlar, yörüngelerinden sapamayan gezegenler gibi, kendilerine ışın verenlerin çekiminden kurtulamazlar.

Geçti bülbül soldu gül, ister ağla ister gül.

Gelecek nesillere bırakılacak en güzel miras zenginlik içinde, altın dolu bir dünya değil; barış içinde, sevgi dolu bir dünyadır.

Gençlerin nelerine imreniyorsun? Ataklık ve sağlıklarına... Aldanıyorsun dostum. Doğanın kanunu devrimlerin anahtarlarını yaşlı olanlara; süngülerini daha toy atılganlara emanet etmiştir.

Gençlik için kadın bir roman, erkek bir kahramandır. Piyes başlayınca, çoğu zaman ikisinin de bunalım rolüne çıktığı görülür.

Gerçeğin yarısı, gerçek değildir.

Gerçek dostlar yıldızlara benzerler, karanlık çökünce ilk onlar gözükürler.

Gerçek dostluk asla sona ermez.

Gerçek sevgi iyilik gördüğü nde artmayan, kötülük gördüğünde eksilmeyendir.

Gerici, özgür kadın istemez!
Çünkü özgür kadın O'nun sonudur.
Özgür kadın kültür demektir.
Özgür kadın; sanat, resim, edebiyat, kitap, dergi, gazete, heykel, sinema, tiyatro, müzik demektir.

Geride bıraktıkların mı var? Boşver. Sana iyi gelen insanların geride ne işi var?

Gittiğin yol seni düşündürüyorsa, yanlış yoldasındır.

Giydiklerinizin içinde size en çok yakışanı tebessümünüzdür.

Gökyüzü ağlamazsa yeryüzü gülmez.

Gökyüzü düşse de bırak adalet yerini bulsun.

Gönül sözünün üstüne söz yazılmaz.

Görevli devlet memurlarına karşı saygılı olmayı ihmal etmeyiniz.

Görmezden gelmek verilebilecek en büyük cezalardan birisidir.

Görünen şeyler zamana bağlıdır, ama görünmeyenler ebediyete kadar sürer.

Görünenin diğer yüzünü tanımaya çalış...

Gösterdim! Gördü anlamına gelmez.
Söyledim! Duydu anlamına gelmez.
Duydu! Doğru anladı anlamına gelmez.
Anladı! Hak verdi anlamına gelmez.
Hak verdi! İnandı anlamına gelmez.
İnandı! Uyguladı anlamına gelmez.
Uyguladı! Sürdürecek anlamına gelmez...

Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar.Buna rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı.

Göz yaşının % 1'i sudur, % 99'u duygu...

Gözyaşları kadının üzüntüsünün, tasalarının, sevgisinin, yalnızlığının, çektiği acıların ve gururunun göstergesidir.

Güçlü olmak acı çekerken bile başkasını mutlu etmeye çabalamak, acısını herkese haykırmak yerine susmaktır.

Güçlü olmak bıkmaksızın beklemektir.

Güçlü olmak birini sessizce sevmektir.

Güçlü olmak en ümitsiz durumda dahi sakin olmak, ağlamak istediğinde bile gülebilmektir.

Güçlü olmak layık olmadığı halde birini affetmektir.

Güçlü olmak mutsuz olduğunda dahi etrafına mutlu görünmek, neşesizken bile neşeli davranabilmektir.

Güçlü olmak teselliye gereksinme duyduğunda başkasını teselli edebilmektir.

Güçlü olmak yaşamın katı gerçeklerine ve güçlüklerine rağmen hayata tutunmaktır.

Güçlülerin yüzüne gerçekleri söylemekten kaçınma ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için yalan söyleme...

Güler yüzlü olmanın her kapıyı açtığını unutma.

Gülmeden geçen yedi gün bizi güçsüzleştirir!

Gülümsediğinde güzelleşmeyen hiçbir yüz yoktur.

Gün doğuşunu hiç olmazsa senede bir kez seyredin!

Güneşini kaybettiysen sakın gözlerini kapama, yoksa yıldızlarını da kaybedersin.

Günlerini say, servetini say, büyüklerini say, ama yerinde sayma!

Güvenebileceğiniz bir tamircinin telefonu her zaman yanınızda olsun.

Güzel sözler konuşmayı kısaltır ve kolaylaştırır. Çünkü asla unutulmazlar!

Güzellik başkalarının kusurlarını toleransla karşılayabilecek anlayıştadır.

Güzellik, güzel düşünüp, güzel üretmek, güzellikle paylaşabilmek ve güzellikle yaşayabilmektir.

Güzellik hem öz varlığına hem de çevresine umut, olumlu düşünü, sevgi ve ilgi yansıtmadır.

Güzellik insanları sadece insan oldukları için sevgiyle kucaklayabilecek yetkinliktedir.

Güzellik kendi olanaklarını en özenli şekilde kullanmaktır.

Güzellik, kendini bilmededir.

Güzellik kendisini eleştirebilecek olgunluktadır.

Güzellik, özündeki engin sevgiyi ve gittikçe artan zenginliği açığa çıkartabilmek, onu insanlığın paylaşımına sunabilmektir.

Güzelliklerden zevk al!

- F -

Farkında olmak düşmanı bertaraf etmenin ilk koşuludur!

Fırsat, aramayı bilmeyenlerin önüne çıkan bir servettir; fakat gerçek servetin ne olduğunu bilmeyenler, onu pek ucuza satarlar.

Fidan büyüt, garip doyur, çocuk besle, ama kin besleme!

Filozoflar, alimler hiçbir zaman din adamı öldürmemiştir; ama bağnaz din adamları her zaman alimleri ve filozofları katletmiştir!

Filozofların çoğu, her şeye akılları erer gibi görünen vurdumduymazlardır. Onlar, hastalarına verdikleri ilaçları kendileri içmeyen hekimlere benzerler.

Fiziksel ve ruhsal zindeliğini koru.

KAYKI, Ali:

Akıl bilginizden değil, daha çok gönül bilginizden emin olun. Akıl insanı her zaman olmasa da çok kere yanıltabilir, fakat gönül öyle değil...

Akıl ne kadar bilgili olursa olsun aşkın bir damlasıdır. Çünkü; gönül coşar, aşk yaratır ve akıl öğrenir. Bunun için aklın her zaman bir sınırı vardır. Ama gönlün ve aşkın sınırı yoktur.

Aramak düşüncenin hareket noktası, bulmak varıştır. Düşünen insan, varılan her hedeften sonrasının da olduğunu / olabileceğini varsayandır.

Asalet insanın özündedir. Asil insan, özü ile bütünleşmiş olandır.

Asıl gelişmişlik teknolojide değil, insanda olmalıdır. Böylelikle doğa da tahrip edilmemiş olur.

Aşk ile temizlenen/aydınlatılan gönül pırıl pırıldır. İnsan, işte bu parıltıda kendi gerçekliğini görür.

Aykırılık; insanlık için doğru yerde ise güzellik, yanlış yerde ise ihanettir.

Baba oğlunu kendinden ileriye taşıyamamışsa ya beceriksizliğindendir ya da oğlunun haylazlığından...

Bazı insanlar gereksiz o kadar çok şey okurlar ve öğrenirler ki, asıl okumaları ve öğrenmeleri gerekenleri düşünmezler. Yani kendilerini...

Benliğini aşmış, hakikatte evrenselleşmiş insan birey olmaktan çıkmış ve kendi varlığını insana değil, insanlığa adamış olandır.

Bilim ile bilimsellik içiçedir. Gönlümüzün arılığa ihtiyacı olduğu kadar, akıla da ihtiyacı vardır. Akıl bilmek ile olur, insan ne kadar çok bilirse o kadar akıllıdır.

Bilmek anlamak değildir. Ezbercilik de dolaylı bir bilme metodudur. Bilinen hemen unutulabilir, ama anlaşılmış olan kolay kolay unutulmaz.

Bir kimse düşünce ve davranışlarıyla eşeklikte diretirse O'na insan olduğunu hatırlatmakta israrcı olmayın.

Çabaları insanlara zulüm edip sonlarını hazırlamak olanlar, bunun yanlışlığını ancak kendi sonları gelince anlarlar; ama ne çare, sondadırlar.

Deryanın ortasına atılan bir leş arınır, derenin ortasına atılan kokutur.

Dilleri, dinleri ve renkleri ne olursa olsun insanlar hep aynıdırlar. Farklılık, bildikleri ve isteklerindedir.

Dünyanın en aptal insanı, kendinden cahil olanın öğüdünü tutandır.

Düşmanına bile dürüst ol. Dürüstlüğün O'na örnek olsun.

Gönül, bilgisini gönül gözü ile gösterir. Gönül gözü de ancak arındırılmış, aydınlanmış gönülden görür.

Güneş orada ise, aydınlığını görebilecek göz sendedir.

Güzelliği yaşayamamış insanlar, kötülüğün ne derece zararlı olduğunu bilemezler.

Hakk'ın huzuruna genişlemiş göbek ile değil, arınmış ve aydınlanmış gönül ile çık. Bunu gören Rabbin, mekanından hoşnut ve senden de razı olsun...

Hakk'ın sevgilisi olmuş insanlar, ölümsüzlüğün de kaderleri olduğunu bilsinler.

Her ağacın kurdu kendinden olsa da bu her meyvesi kurtlu olacak anlamına gelmez.

Her nesne önce pişer, devamında yanar. Oysa insan yana yana pişer.

Herşey en iyi yaşanıldığı kadar bilinir.

Hiçbir şey yok olmaz, aslına döner.

İnsan bildiğinden değil, bilmediğinden korkmalıdır. Korkusuz olmak için bilmediklerinizi öğreniniz. Öğrendiğiniz güzelliği ise sevip sahipleniniz.

Karşılığı olmasa da insanlık için yapılan her fedakarlık, güzelliğe doğru atılan bir adımdır.

Mutlaka unutmamamız ve olması gereken, düşüncemizin kaynağının sevgi olmasıdır. Düşüncenin temelindeki sevgi bizi doğruya, güzelliğe, dolayısı ile özgürlüğümüze götürür.

Sadece bir şeye koşullanıp ondan başkasını kabul etmemek cahilliktir.

Size birisi bir fenalık ettiğinde kızıp karşılık vermişseniz, biliniz ki gururunuz okşanmıştır. Siz birine bir fenalık ettiğinizde kendinize kızıp, O'ndan hemen özür dilemişseniz biliniz ki onurunuz okşanmıştır.

Var olan herşey insanda mevcuttur. Öğrendiğiniz her yeni şey, varlık alemindeki keşiflerimizdir. Kendimizi bugün keşfedersek yarınlardaki aramalara gerek kalmaz.

Zaman içinde sabır ile hareket ederek bilmek istemek ve aramak, insana istediğini ve aradığını buldurur.

KEMAL, Namık:

Bir ülkedeki ahlak bunalımının bir kaynağı da ana babaların çocuk eğitiminde tuttukları yoldur.

Görmeden ölürsem millette ümit ettiğim feyzi, yazılsın seng-i kabrime vatan mahzun, ben mahzun...

KESKİN, Haldun:

Zeytinyağı doğallıktır, sağlıktır, lezzettir... Binlerce yıllık bir kültürdür... Hayattır... Sıkılan ilk danedir, süzülen ilk damladır, bandırılan ilk ekmektir... Alınteridir... Sevinçtir... Mutluluktur... Zeytinyağı yaşama biçimidir... Sadakattır... Tutkudur... Berekettir... Ciddiyettir... Zeytinyağı bir gelenektir...

KISAKÜREK, Necip Fazıl:

Dün geçti, bugünü düşünüyorum, yarın var mı?
Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı?

KIŞANAK, Gültan:

Tarihe ve kültüre sahip çıkmak, insanlığa sahip çıkmaktır.

KIZILDERİLİ Atasözleri:

Ağlamaktan korkma! Zihnindeki ızdırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.

Bana söylersen unutabilirim,
Gösterirsen anımsayabilirim,
Ama beni de katarsan anlarım.

Barış ve mutluluk her anda mevcuttur. Barış ve mutluluk her adımdadır. Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.

Bir kere "al şunu" demek, iki kere "ben vereceğim" demekten iyidir.

Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar.

Derinin rengi insanları farklı kılmaz. İyi iyidir, kötü kötüdür. Büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır.

Dünyadaki herşeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür ve her insan bir görevle yaratılmıştır.

Eğer bir ülkede gölgelerin boyu insanların boyunu geçmişse o ülkede güneş batıyor demektir.

Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil... Ama inanıyorum ki insanlar bu yolu öğrenecekler.

Eğer sorsanız: "Sessizlik nedir?" Cevap veririz: "O, Büyük Ruh'un sesidir." Yine sorsanız: "Sessizliğin meyveleri nelerdir?" Cevap veririz: "Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar ve saygı."

Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.

Gözün ile değil, yüreğin ile hüküm ver.

Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Herşey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir.

Herşey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir.

İnsan doğadan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.

İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.

Nimet te külfet te "Büyük Ruh"un elindedir. Bazen O'nun külfeti bizi nimetinden daha fazla akıllandırır.

Senin vicdanını senden başkası temsil edemez.

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenilmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

Su gibi olmalıyız. Herşeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli.

Şeytan hakkında konuşmayın. Gençlerin kalbinde merak uyandırır.

Üç barış vardır: Birinci barış en önemli barıştır. İnsanın ruhundadır o... İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini fark ettiğinde, kainatın merkezinde "Büyük Ruh"un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu fark ettiğinde birinci barış sağlanmıştır. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce anlamalısınız ki "gerçek barış" dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.

Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar.

Yağmur iyilerin üzerine de yağar, kötülerin de... Her birimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlatmakta fayda var.

Yanlışı gören ve önlemek için elini uzatmayan, yanlışı yapan kadar suçludur.

Yeryüzü bize atalarımızdan miras kalmadı, biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık.

Yükün dürüstlükse gücün düşer belki, ama "başın düşmez!"

RACHMANINOV, Sergei Vasilievich:

Müzik bir ömür için yeter, fakat bir ömür müzik için yetmez.

RACINE, Jean Baptiste:

Başa kakılan bir iyilik daima hakaret yerini tutar.

RAJNEESH, Bhagwan Shree (OSHO):

Bir çocuk doğduğu anda bir anne doğmuş olur.

Eğer cesur değilsen samimi olamazsın, eğer cesur değilsen sevemezsin, eğer cesur değilsen güvenemezsin, eğer cesur değilsen gerçeğin peşine düşemezsin... O yüzden her şeyden önce cesaret gelir ve diğer her şey onu izler.

İçten olan insan içtenlikle gülebilir, içtenlikle dans edebilir, içtenlikle neşelenebilir. İçtenliğin, ciddiyetle hiçbir ilgisi yoktur.

Kendim olmak bana yetiyor.

Yaşam, fırtınanın geçmesini beklemek değildir. Yaşam, yağmurda dans etmeyi öğrenmektir!

RASTGELDİ, Kemal:

Arkadaş olmak istediğiniz kimseye sunabileceğiniz değerler bulunmalıdır.

Bir toplum ne denli dindarlaştırılmışsa o denli geri bırakılmış, bilinci körleştirilmiştir.

Bir toplumda bireyler özgürlük, eşitlik, insan (ve özellikle de kadın, çocuk) hakları, adalet, insanlık (hümanizma) gibi kavramların ne olduğunu anlamıyor, daha kötüsü anlamak istemiyor ve önemsemiyorsa, sadece yasalar yardımıyla o topluma kazandırılacak değerleri benimsetmek son derece zordur.

Cehaletin en büyük kaynağı hurafeler ve kör inançtır.

Din, insanları korkutmanın, yıldırmanın, cahil bırakmanın ve aynı zamanda türlü şekillerde sömürmenin en etkili, güçlü aracıdır.

Din korkuya, korkutmaya, kandırmaya dayalı kutsallaştırılmış, örgütlenmiş bilim ve akılcılık karşıtlığıdır.

Dini duygular sömürülmeye, istismar edilmeye gayet müsaittir. Başka araç ve yöntemlerle yaptıramayacağınız çılgınlıkları, dinsel tahriklerle kitlelere kolayca yaptırabilirsiniz.

Dostluk, maddiden çok manevi bir alış veriş ilişkisidir.

Dünyadaki hiçbir din "gelişen çağdaş dünya koşullarını ve günün gereksinimlerini karşılayabilecek" olanaklara sahip değildir.

En etkili ve uzun ömürlü uyku ilacı dindir.

En iyi ibadet çalışmak, üretmek, topluma yararlı olmaktır.

En önce, insan kendi özüyle dostluk kurabilmeli, yani kendisiyle barışık olabilmelidir.

Gelenekler, töreler, özellikle de inançlar uygarlaşma yönünde çağdaş, evrensel yasalarla belirlenmek istenen girişimlere, yönlendirmelere en büyük engeli teşkil eder ki bunları değiştirmek, düzeltmek, günün koşullarına uydurmak bazen olanaksızdır.

Günümüzün sorunları sadece bilimle, akılcılıkla, çağdaş yöntemlerle en doğru, etkili ve insancıl şekilde çözülebilir.

Hata yapmak insana mahsustur, herkes yanılabilir; fakat akıllı olanlar, kendilerini sonsuza dek o hatalara zincirlemez.

İnsan başkaları tarafından övülmek istemiyorsa, en kolay yolu, kendi kendisini övmesidir.

İnsanlığın en büyük talihsizliği, peygamberlerin bilim insanlarından çok daha önce dünyaya gelmiş olmalarıdır.

Karanlık çağları artık geride bırakıp aydınlanmış olması gereken bir dünyada çoğunluğun hala kör inancı bilime, akılcılığa; hayal ürünü alemleri dünyamızın gerçeklerine; zihinsel tutsaklığı düşünce özgürlüğüne tercih etmesine şaşırıyorum.

Kendisiyle iyi dostluk kuran insan yalnızlıktan korkmaz; kendini geliştirmek için yalnızlığı zaman zaman bir gereklilik olarak görür.

Laik eğitimden uzaklaşılarak emperyalizmin ilerlemesine hizmet eden kaderci bir gençlik yetiştirilmiştir.

Nitelik ve nicelik bakımından ülkemizde yeterince aydın yetişmemektedir, bunun başlıca nedenlerinden birisi de kör inançlardır.

Özgürlük ve bağımsızlığın bedeli çok ağırdır. Akıl, bilim ve uygarlık yolundan sapan toplumlar bu bedeli yok oluşla öderler...

Sadece cahil bırakılmış kesimlerde değil, okumuş, hatta yüksek eğitim görmüş çevrelerde de sorunların dinle, imanla çözülebileceğine inanılmakta ve batı uygarlığı karşısında diz çöküp bocalayan, sömürülen geri kalmış diğer tüm islam ülkelerinde olduğu gibi Kuran'dan ve Allah'tan nafile yere medet umulmaktadır.

Tarih boyunca inanç, insanları kandırmak, sömürmek, bazen çatışmalara, savaşlara sürmek için en etkili araç olarak kullanılmıştır. Bilinçlenmemiş olan kimseler, toplumlar zor durumda kaldıklarında, sığınacak bir doğa üstü gücün varlığına inanmayı çoğu zaman tek çare olarak görmüşler ve daha akılcı, bilimsel yöntemlere yönelememişlerdir.

AQUINAS, Thomas

Devletin gücü ve yaptırımları keyfi, zalimce ve acımasız olamaz. Devletin gücü Tanrının istencini yansıtan Tanrısal yasa ile sınırlıdır.

Hayatın ortaya koyduğu en büyük gerçek; her canlının kendi yaptıklarını kendisinin belirlediğidir. Eğer birşey bir diğeri tarafından yönlendiriliyorsa, o ölü birşeydir.

İktidar gücü Tanrıdan halk aracılığıyla gelir.

İnsanın iyi bir hayat sürmesi iki koşula bağlıdır: Birincisi, erdeme uygun davranmak; ikincisi ise erdemli bir eylem için gerekli olan maddi gereksinimleri sağlamaktır.

ARDOĞAN, Leman:

Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir.
Yukarı çekersin, ayak parmakların isyan eder.
Aşağı çekersin, omuzların titrer.
Ama yine de neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarırlar...

ARPAD, Alp:

Dilinden kes, aklına ekle.

Estetikle ilkellik ters orantılıdır, ama paralel yürür. Biri gidiyorken diğeri hemen gelir.

LAMARTINE, Alphonse Marie Louise Prat de:

Bir tek varlığın yokluğunu hissedersiniz ve dünya bomboştur.

Orada (Türkiye'de) Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe değer.

Sanatçıya iki göz yetmez.

Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır... Onların yurdu efendiler diyarıdır; kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah beni korusun.

ÖMA:

Hayatta en anlamlı kelime "biz", en anlamsız kelime ise "ben"dir.

XENTIUS:

Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.

Aşka burun kıvırma sakın; o, çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

Gürültü patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol; telaşsız, kısa ve açık-seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Hatırlar mısın doğduğun zamanları; sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlaka gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin senin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.

Kaybetmeyi, ahlaksızca bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Lider rüzgarın yönünü değiştiremeyeceğini anladığında, yelkenlerinin yönünü rüzgara göre değiştiren kişidir.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun, ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

Ormanların tarihini aslanlar değil, avcılar; insanoğlunun tarihini ise haklılar değil, galipler yazar.

Yalnız planlarının değil, başka şeylerin de tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış olmazsın. İşini öyle sev ki başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış ol.

Yapamayacağın şeylerin yapabildiklerini engellemesine izin verme.

Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe...

ARCHIMEDES, Domenico-Fetti:

Bana yeterince uzun bir kaldıraç ve sağlam bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatırım.

ARF, Cahit

Güzellik, insanda sonsuzluk duygusu uyandırandır.

Üniversite kurulmaz, üniversite olunur.

ARİF, Ahmed:

Asıl iş anlamak durdurulmaz çığı
Sonsuz akımı...

Dayan kitap ile;
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile.
Dayan rüsva etme beni!...

Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun?

ARNOLD, Matthew:

Gazetecilik, aceleye getirilmiş edebiyattır.

Herkes kendi kişiliğinin yıldızıdır, bütün iş ve davranışlarımız ya iyilik ya da kötülük içindir.

ARPAD, Hasan Behçet:

İnsanlar sivri köşelerle doludur. Büyük bir kısmını yaşam, kalanını kendileri törpüler, tesviye eder. Sivri kısımlar yuvarlanır, yaşlandıklarında yusyuvarlak olurlar. Yuvarlanamayanın hali harap, şekli ezik büzüktür.

AUSEY:

Çevresinde olan olayların tümünden kendisini sorumlu tutan insan bireysel olarak dünyayı değiştirmeye yönelik ilk adımı atmış olur.

Evrensel anlamda yükselmek ancak başkalarını yükselterek gerçekleşir.

AYTMATOV, Cengiz:

Her insan bir romandır, biraz kahramandır. Gün gelir anlar ki en çok harcadığı şey hayalleri değil, zamandır.

İnsanın vicdanı tohumdaki öz gibidir; o öz olmadan tohum filizlenemez, gelişmez.

ARCHIDAMUS:

Büyük bir ordu için en asil ve güvenli şey, tek bir ruh hali içinde hareket ediyor gözükmesidir.

ATABEK, Erdal:

Acımak sevgi değildir, üstünlüğün kabulüdür; hoşgörü sevgi değildir, istemediğine katlanmaktır; bağımlılık sevgi değildir, gereksinmenin karşılanmasıdır.

Çocuklarımızı refahımızın değil, hayatımızın ortağı yapalım.

AUSTIN, Alfred:

Göz yaşları, insan ruhunun yaz yağmurlarıdır.

AŞIK Veysel:

Cahil insan gül ise de koklama.

Derdim yüreğimde, eller ne bilsin...

Seversin; alırsın, karın olur. Seversin; alamazsın, kara sevdan olur.

Umman olmak güzeldir; ama ummana karışmaya çalışan bir ırmak olup ıpıldamak daha güzel...

- Z -

Zararın neresinden dönülse kardır.

Zengin devesini dağdan aşırtır, fukara ise düzde yolunu şaşırır.

Zenginimiz bedel öder, askerimiz fakirdendir.

Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.

Zırva tevil götürmez.

Zora dağlar dayanmaz.

Zorla güzellik olmaz.

Zulme rıza zulümdür.

- V -

Vakitsiz açan gül, tez solar.

- Ü -

Üzümünü ye, bağını sorma.

- U -

Umut fakirin ekmeğidir.

- T -

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

Taşıma suyla değirmen dönmez.

Tedbirde kusur koyup takdire bahane bulma!

Tencere dibin kara, seninki benden kara!

Tok, açın halinden anlamaz.

Turp'un büyüğü heybede...

Türk milletinin bilgisi yoktur, fikri çoktur.

THIERS, Adolf:

Eğer bir Türk devleti olmasaydı mutlaka yaratmak gerekirdi.

HAMMER-PURGSTALL, Joseph Freiherr von:

Tarih, Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler var ki bunlar medeniyetin birer süsüdür.

LOVELACE, Ada Byron:

En büyük cezaevi taş duvarların, demir parmaklıkların değil, insan kafasının içidir.

- R -

Rüzgara karşı tüküren kendi yüzüne tükürür.

- S -

Sabah ola, hayır ola...

Sabahın şerri, gecenin hayrından iyidir.

Sabır ağacına çıkmak güçtür, lakin meyvesi çok lezzetlidir.

Sabır kökü acı bir ağaçtır, ama yemişleri çok tatlıdır.

Sen iyiysen arkadaşın da iyidir.

Senden iyilere yerini vermesini bil.

Sessizlik bir çeşit konuşma sanatıdır.

Söyle, inananlar gelsin izinden; canına mal olsa dönme sözünden!

Söz bilirsen konuş, senden ibret alsınlar; söz bilmezsen sükut et, seni insan saysınlar!

Söz gümüşse, sükut altındır.

Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz.

Sözünü bil pişir, ağzını der devşir.

Sözünü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz!

Su akarken yolunu bulur.

Su testisi su yolunda kırılır!

Suyun değeri kuyu kuruyunca anlaşılır.

Sükut ikrardan gelir.

- P -

Papaz her gün pilav yemez.

Para çoğu kapıyı açar, ama kilitleyemez.

Para; iyi bir uşak, kötü bir efendidir.

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.

Pirincin taşı, pirincin değerini azaltmaz.

- O -

Oğlunu seven hocaya vermez, kızını seven kocaya vermez.

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.

- N -

Nasihat vereceğine, para ver.

Nerede çokluk, orada bokluk.

- M -

Mahkeme kadıya mülk değil.

Merhametten maraz doğar.

Misafir misafiri istemez, ev sahibi hiçbirini istemez.

- L -

Laf dinlemeyeni, tecrübeye hürmet etmeyeni, dertler adam eder.

Lafla peynir gemisi yürümez.

- Ö -

Öfke baldan tatlıdır.

Öfke ile kalkan zararla oturur.

Öfkesine egemen olmasını bilen, kederden de kurtulur.

Önce düşün, sonra söyle...

- K -

Kadı, anlatana göre fetva verir.

Kartal sinek avlamaz, köpek kuşa havlamaz; aklı olan gelin, kaynanaya hırlamaz.

Katranı kaynatsan olmaz şeker, cinsi batasıca cinsine çeker.

Kedi ile kadın sürer sefayı, eşek ile erkek çeker cefayı.

Kem alatla kemalat olmaz. (Kötü aletlerle doğru iş yapılamaz.)

Kem söz duyanları hep düşman eder, ederse insanı söz sultan eder.

Kendi odununu kesersen seni iki kat fazla ısıtır.

Kervan yolda düzelir.

Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz.

Kimi yer, kimi bakar; kıyamet ondan kopar.

Kişiyi tanımak istiyorsan O'na ya makam ya da bol para ver.

Konuşulan bir sevinç iki kat olur, paylaşılan bir acı yarıya iner.

Konuşuyorsan, suskunken elde ettiğinden daha iyi sonuç almayı becer.

Korkak olduğunu bilmeyen herkes cesurdur.

Kör, sadece ağzının yolunu bilir.

Körler, sağırlar; birbirlerini ağırlar.

Kurunun yanında yaş da yanar.

HALVETİ, İbrahim:

Gönül kalsın ama yol kalmasın!

- H -

Harama el uzatılmaz.

Harama uçkur çözülmez.

Herkesin aklı bir olsa, sürüyü güdecek çoban bulunmaz.

Hesabını bilmeyen çavuşlar saçlarını avuçlar.

Hiç bir yara kurcalamakla iyileşmez.

Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.

Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.

- E -

Eğri otur, doğru konuş.

El elden üstündür.

Erken kalkan yol alır.

Eski dost düşman olmaz.

Eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir.

Eti tadan çoban köpeğinden hayır gelmez.

- F -

Fazla konuşan düşünmeye fırsat bulamaz.

Fazla mal göz çıkarmaz.

- G -

Garibanı Padişah yapmışlar, önce babasını kesmiş.

Gavurun ekmeğini yiyen, gavurun kılıcını sallar.

Gelen gideni aratır.

Gençler yaşlıların aptal olduklarını sanırlar, yaşlılar ise gençlerin aptal olduklarını bilirler.

Geçmişe hayranlık, rüzgarı kovalamaktan farksızdır.

Geçmişine taş atanın, geleceğine gülle atarlar!

Gizlide gebe kalan, aşikarede doğurur.

Gönül çalap'ın tahtı, çalap gönüle aktı; kim gönül yıkar ise, iki cihan bedbahtı...

Göz görmeyince gönül katlanır.

Göz ola, dağın arkasını göre; akıl ola, geleceği bile...

Gözün ile görmediğini söyleme.

Gözündeki çöpü görmez, elaleme şaşı der.

Gün ola, harman ola.

Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.

Güzele bakmak sevaptır.

- B -

Baba bilgisiyle adam olunmaz.

Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana...

Baba malı tükenir.

Bahar, çiçeği ile birlikte güzeldir.

Balık baştan kokar.

Balın iyiyse, alıcısı Bağdat'tan gelir.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.

Başını acemi berbere teslim eden, pamuğunu cebinden eksik etmesin.

Başlamak için asla çok erken, bitirmek için ise asla çok geç değildir.

Beş parmağın beşi birbirine benzemez.

Bıçak yarası geçer, geçmeyen dil yarası...

Bilen bilir, bilmeyen aslı var sanır.

Bilge herkesle iletişim kurar, ama budala kendi dışında kimseyle olamaz.

Bilinmeyen yolda kim koşmak ister?

Biliyorsan konuş, alim sansınlar; bilmiyorsan sus, insan sansınlar.

Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp...

Bir bakışı çözemeyene kitaplar dolusu anlatsan boşuna...

Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

Bir felakete uğramayan elindekinin kıymetini bilemez.

Bir gemiyi iki reis batırır.

Bir pire için yorgan yakılmaz.

Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar.

Birlikten kuvvet doğar.

Bugün bana, yarın sana...

Bulut dağlara, karga bağlara, cahil çağlara gölge düşürür.

Bülbülün çektiği dili belası.

- C -

Cahil savaş davuluna benzer; sesi çok, içi boştur.

Can çıkmayınca huy çıkmaz.

Canı yanan eşek attan yörük olur.

- Ç -

Çocuklar uyuya uyuya büyür, ihtiyarlar uyuya uyuya ölür.

Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz.

- D -

Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.

Damlaya damlaya göl olur.

Deli kız ablasının saçıyla övünür.

Demir tava geldi, kömür bitti; akıl başa geldi, ömür bitti.

Dil bir arslandır ki eşikte yatar, başıboş kalırsa başını yutar.

Dil ile düğümlenen diş ile çözülmez.

Dilim, sensin zorum.

Dilin çok oynarsa dökülür dişin, diline dikkat et; gitmesin başın!

Dilsiz olmak, çok söylemekten yeğdir.

Dizgin kimin elindeyse at O'nun istediği yöne gider!

Dizginsiz dil bela getirir.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

Dost kara günde belli olur.

Duvara dayanma yıkılır, insana güvenme ölür.

Düşenin dostu olmaz.

Düşmanın karınca gibi ise sen onu fil gibi san.

BLAKE, William:

Acının fazlası güldürür, neşenin fazlası ağlatır.

Aydınlığı içinde taşımaya bak! İşte o zaman karanlıkta bile yolunu bulabilirsin.

Bazılarına sevinç gözyaşları döktüren ağaç, diğerlerinin gözünde sadece yolda duran yeşil bir şeydir. Bazıları doğayı tamamen gülünç ve çirkin bulur ve bazıları nadiren doğayı görür. Ama yaratıcı insanın gözünde doğa, yaratıcılığın kendisidir.

Ölümcül siyahlara bürünmüş, kısık sesli şafağın kuzguni rahiplerinin, mutluluğun oğullarına lanetler yağdırmasına artık izin vermeyin.

TANAR, Müfit:

Hayata değer bir yaşamdan, sevmeye değer bir aşktan, dostluğa değer bir arkadaşlıktan, Türkiye'den ve Atatürk'ten asla vazgeçmeyin...

TZEU, Lao (M.Ö. 600):

Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar, bir kapı kapanırken başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.

Aç gözlülükten daha büyük felaket yoktur.

Ağaç diken sonsuzluğa inanıyor demektir.

Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile tek bir adımla başlamak zorundadır. Kalk ve hayata yürü!

Bir memlekette ne kadar çok yasa ve kural varsa, orada o kadar da çok hırsıza ve hayduta rastlanır.

En iyi asker saldırmaz. Üstün savaşçı sessiz başarır. En büyük fatih mücadele etmeden kazanandır. En başarılı yönetici emretmeden yönlendirendir.

Halk kendisine dürüst davranılmadığı için dürüst olmaktan çıktı ve güzel işlerle sonuçlanmayan güzel sözler dinleye dinleye güvenini yitirdi.

TITO, Josip Broz:

Ülkemiz bir kristal küredir. Ben bu küreyi ellerimle tutarak değil, alttan nefesimle üfleyerek havada tutuyorum. Umarım benim nefesim tükendiğinde birisi bu görevi devralır. Yoksa kristal küre yere düşer ve tuz buz olur. İşte o zaman dünyanın kaderinin korunması başka bağımsız ülkelere kalır. Dünyanın geleceğinin korunması Anadolu'ya düşer. Anadolu'da Kemalistler tarafından kurulan devletin temeli bağımsızlıktır. Bu yüzden Anadolu, dünyanın kaderini kurtarma görevini omuzlarına alır. (12 Mart 1978)

TAGORE, Rabindranath:

Aleve aydınlığı için teşekkür et, ama tükenmeyen bir sabırla gölgede durarak lambayı tutanı da unutma...

Boş zaman yoktur, boşa geçen zaman vardır.

Denizin kenarında durarak ve suya bakarak denizi aşamazsınız.

Düşünüyorum da
Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması,
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Dünyada ilk açan çiçek, henüz duyulmamış bir şarkıya davetti.

Güneş olamazsan yıldız ol, ama gökteki en parlak yıldız ol.

Sevilmeyen yol kalabalık bile olsa ıssızdır!

Yaşamı sevdiğim gibi ölümü de seveceğim.

TANNER, Nathan Eldon:

Hizmet etme, bu dünyada yaşama ayrıcalığı için ödediğimiz bir kiradır.

TANPINAR, Ahmet Hamdi:

Haklı olmak, haklı olduğunu bilmek insanı bir ordu içinde bile güçlü yapar.

Hiç kimse değişime karşı değildir. Yeter ki ucu kendisine dokunmasın.

Sorumluluğunu taşıyacağın fikrin adamı ol.

TARCAN, Haluk:

Dünya tarihinden Türkleri çıkartırsak geriye tarih diye bir şey kalmaz.

GARDINER, Marguerite (Blessington Kontesi):

Aşk Fransa'da bir komedi, İngiltere'de bir trajedi, İtalya'da bir opera, Almanya'da bir melodramdır.

TAŞ, Nilgün:

Gönül denizdir, dil kıyı; deniz dalgalanınca içindekileri sahile atar. Ben bunu bilir, bunu söylerim: göz iki, kulak iki, ağız tek; çok görüp, çok dinleyip, az konuşmak gerek...

TAŞER, Suat:

Dil, adamın beyanıdır.

TASSO, Torquato (İtalyan Şair/1544-1595):

Deviren, kırıp döken, silip süpüren yaman bir kasırgayı seher yeli gibi yumuşaklaştırmak mümkün müdür? Korkunç dalgalarını kabarta kabarta yürüyen bir denizi birden sakinleştirmek kabil midir? Yıldırımı güle çevirmek imkanı var mıdır? İnsanlar ve hatta tabiat bu sorulara: "Hayır, hayır, hayır" demekte tereddüt etmez, değil mi?... Halbuki ben kasırganın seher yeline, coşmuş denizin sevimli bir göle, yıldırımın güle inkılab ettiğini gördüm! Türk'ten bahsediyorum. Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk, dost yanında ve silahsız kalmış düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli kasırgaya, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize, ıtrında asalet uçan bu gülü yıldırıma çevirmek, tabiatı da inciten bir gaflet olur.

Kimimiz el arabasına benzeriz, itildiğimiz zaman işe yararız.

TAYLAND Atasözleri:

Evlilk, bir kale gibidir. Dışarıdakiler oraya girmek için, içindekiler de dışarı çıkmak için uğraşır, dururlar.

TAYLOR, John:

Bilim ile doğaötesi fenomenlerin çoğu arasında açık bir çelişki vardır.

Bizi hayattan şikayete yönelten şey karşılaştığımız zorlukların büyüklüğü değil, mücadele gücümüzün azlığıdır.

Kültür ya da uygarlık, bir toplumun üyesi olarak, insanoğlunun öğrendiği bilgi, sanat, gelenek-görenek ve benzeri yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütündür.

TEVFİK Fikret:

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın gider ayak,
Yarın bakarsınız, söner bugün çatırdayan ocak,
Bugün mideler kavi, bugün ki çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin,
Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin...

Ebedi bir şifadır aldanmak!

Türkçemize sahip çıkalım.

TEVRAT:

Bir insanı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir.

THOREAU, Henry David:

Gerçeği söylemenin tek yolu iyilikle konuşmaktır. Yalnızca sevgi dolu bir insanın sözcükleri duyulabilir.

Haklıların mahkum edildiği bir ülkede, bütün doğruların yeri cezaevidir.

İnsan, vazgeçebildiği eşya oranında zengindir.

Tek başına olan bugün yola çıkabilir; ama bir başkasıyla seyahat edecek olan diğeri hazır olana kadar beklemek zorundadır ve ikisinin de hazır olması çok uzun zaman alabilir.

TİBET Atasözleri:

Ne kadar az yüksekten uçarsan. düştüğün zaman o kadar az incinirsin.

TOLSTOY, Leo Nikolayevich:

Bir insanı bulunduğu mevki ile değil, göz koyduğu mevki ile ölçmek gerekir.

Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; ilk önce senin ellerin kirlenecek!

Bütün mutsuzluklar yokluktan değil, çokluktan gelir.

Denizde yüzen kocaman bir gemi hayal edin. Bu gemi hareket ederken, önünde şiddetli bir akıntı oluşturur. Burada hareket ettiren güç gemidir, akıntı ise yüzen geminin şiddetinin göstergesidir.

Dünyayı değiştirmeyi düşünen çok, ama kendisini değiştirmeyi düşünen hiç yok.

En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.

Gerek yokken yanındalar, ihtiyacın olduğunda uzakta... Unutma ki kimi hayatına girdiğinde hayatını aydınlatır, kimisi çıktığında!

Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir.

Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneşe benzer.

Hareket etmezsen, zincirlerini fark edemezsin.

Herkes, insanlığın kötüye gittiğini kabul eder de kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez.

İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu kendinde canlandırdıktan sonra, aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket, ses, çizgi, renk veya kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme gereksiniminden sanat ortaya çıkmıştır.

İnsanlar daima yanıldılar ve yanılacaklar; hem de her şeyden çok, doğru olduğunu sandıkları şeylerde...

Kadın öyle bir konudur ki, O'nu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir.

Kibir ve inat; bir kişinin kendini önce mükemmel görmesini, sonra da sonunu oluşturur.

Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir bilmelisin; küçümsediğin herşey için gün gelir önemsediğin bir bedel ödersin.

Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar.

Mahkemeler, sınıf çıkarlarının korunması, bir sınıfın çıkarına olan yürürlükteki düzenin devamını sağlamak için kurulmuş bir yönetim silahıdır. Mahkemelerin tek amacı toplumun bugünkü durumunu sürdürmesini sağlamaktır.

Öyle zamanlar olur ki nereye gittiğin önemini yitirir; çünkü asıl önemli olan yanında kiminle gittiğindir.

Sahip olduğunuz şeylere sevinerek, sahip olamadıklarınızı düşünmeyerek mutlu olunuz.

Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman hayatı önemsememeye başlıyorsun.

Uzak ve olanaksız gözüken bir şey, bir anda yakın ve mümkün olabilir.

TONGUÇ, İsmail Hakkı:

Ümid edelim ki yarının dünyası imanını göklerden gelecek görünmez kuvvetlerle ve fizik ötesi fikirlerle beslemesin. Eğer onun kuvvetli ve mesut bir temeli olsun istiyorsak biz insanlar yeni dünyaya şamil, ihtirassız, yalansız, insani, rasyonel ve reel taze bir din vermeliyiz.

TOP, Zehra:

Adaletsizliği önleyecek gücümüzün olmadığı zamanlar olabilir, ama adaletsizliğe itiraz etmeyi beceremeyeceğimiz bir zaman asla olmamalıdır.

TORBES, M. S.:

Eğitimin amacı boş bir zihnin yerine açık bir zihin koymaktır.

TORLAKON, Alperhan:

Annelerin şefkati çocuklarına da yansımış olsaydı, dünyada zulüm diye bir şey olmazdı. Fedakarlık denen şey olmasaydı, vatan ve insanlıktan eser kalmazdı.

Asalaklar, kendilerini taşıyanların kanlarını emerek teşekkür ederler.

Bir milletin bahtını adam yetiştirmeye adanmış ömürler belirler.

Bu dünyada aptala acıyan kimse bulmak mümkün değildir.

Doğru bilgiyle desteklenmeyen mantık terazisi yanlış tartar.

Dostun tokadı uyanma şansı tanır, düşmanınki tanımaz!

Her potansiyeli değerlendir, her kinetiği yönlendir.

İlkesi olmayanın kişiliği, kişiliği olmayanın ülküsü, ülküsü olmayanın da ülkesi olmaz.

İnsan hangi ırk, din veya kültürden olursa olsun, cana yapılan haksızlığa kendine yapılmış gibi tepki veren bir canlıdır.

Kendi aklına hakim olamayanlar başkalarının aklına mahkum olurlar.

Kullar cennete Tanrı'nın yardımıyla, cehenneme ise kendi gayretleriyle girerler.

Önder, akıl sürüsünü yöneten aklın sahibidir.

Tarih mezarlığı yanlış ata oynayan bahisçilerle doludur. Kraldan fazla kralcı olanın ölümü de kralın elinden olur.

Tüm canlıların hayat hakkına saygılı ol; karınca da dünyaya bir kez gelir.

Yeryüzünü cennete çevirme gayretinde olmayanların, Tanrı'nın cennetini istemeye de hakları olmaz.

TOWNSHEND, Sir Charles:

Başarı için plan yapmıyorsanız, o zaman hükmen başarısızlığı planlıyorsunuz demektir.

Ben şimdiye kadar onbeş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.

Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.

TOYOTOME, Masumi:

Eğer değil, çünkü değil, rağmen sevin..!

TOZZER, Alfred Marston:

Kültür, toplumsal olarak öğrenilen ve aynı yoldan kuşaklara aşılanan davranış örüntüleri ya da kalıplarıdır.

TUNCER, Ümit:

Kahkahaları tebessüme tercih etmeyiniz, kahkahalar duyulmak için atılır.

TÜRKER, Masum:

Ailede huzur, ülkede huzur demektir.

Başarılı olmak için zamanın ruhunun yakalanması gerekir. Geçmişten güç alarak geleceği planlamalı, sonra da bu planlarımızı yaşama geçirmeliyiz. Gelecek planlamasında kadınlarımızın zekalarına, öngörülerine, dirençlerine ihtiyacımız var.

Çocukları için ömürleri boyunca yol gösterici bir rol üstlenmiş olan babalar; sevgi, saygı, hoşgörü ve dayanışma gibi değerlere dayanan güçlü aile yapısının temel direkleridir.

Devrim, bizi emperyalistlerden, Türkiye'yi sömürmek isteyenlerden kurtaracaktır.

Geçmişin değer yargılarıyla, geleceğin amaçlarını saptamak mümkün değildir.

Hayal kurun. Hayalleriniz büyük olsun. O zaman onlara ulaşırsınız.

Hedefimiz tam bağımsız ve özgür bir Türkiye'dir.

Kadınlarımızın siyasette ve karar verme mekanizmalarında bulundukları konum istenilen düzeyde değildir. Kadınlarımızın yalnızca karar verme süreçlerinde değil, ülkenin geleceğinin belirlenmesinde ve gelişme yolunda atılacak tüm adımlarda görev almaları, söz sahibi olmaları sağlanmalı, siyasal yaşamda da etkinlik alanları genişletilmelidir.

Kadınların özgürlüğü, ülkenin özgürlüğünün önünü açacaktır.

Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde dünya tarihine de damgasını vuran Ulu Önder Atatürk, sadece Türk insanının değil, dünyanın da saygı duyduğu bir lider olarak tarihteki yerini almıştır. Atatürk'ün fikirlerine, düşüncelerine, ilkelerine ve ülkemize armağan ettiği Cumhuriyet'e sahip çıkmak, her Türkiye vatandaşının temel sorumluluğudur.

Olağanüstü bir duruma karşı sergilenecek duruş da olağanüstü yöntemlerle olmalıdır.

Sermaye gücü olmadan, yalnız içindeki güçle egemenlere karşı dik durabilecek olan halktır.

Siyasetçi olmak sadece kendiniz için değil, başta çocuklar olmak üzere herkes için yaşamaktır.

Türkiye'nin yarınlarına şekil verecek olan çocuklardır.

Ülkelerin huzur ve mutluluğu, aile huzuruna ve annelerin mutluluğuna bağlıdır.

Yaşamını, ulusumuzun bağımsızlığına vakfeden, "Türk Ordusu"nun temellerini Atatürk'le birlikte atan İnönü, milli bir kahramandır! Türk ulusu yokluklar içindeki vatan topraklarında dünyaya karşı var gücüyle mücadele eden, "Türkiye Cumhuriyeti"ni kuran, ileriye taşıyan, zaferlerini "Lozan Barış Anlaşması" ile taçlandıran, 30 Ekim 1923'te ilk "Cumhuriyet Hükümeti"ni kuran ve ulu önder Atatürk'le birlikte tarih yazan İnönü'yü asla unutmayacaktır.

Yaşamınızda üç şeye çok önem verin:
1. Değerinizi anlatın ve ne olduğunuzu ortaya koyacak duruş içinde olun.
2. Savunun. Görüşlerinizi, duruşunuzu, ideolojinizi savunun.
3. Özgüveninizi belirleyin. Kararlı, kendine güvenen, bulunduğu yerin doğru olduğuna inanan bir tavır sergileyin. Nerede olursanız olun daha güçlü, daha dinamik hedefler belirleyin.

TÜRKMEN, Kemal:

Beyin insanın sadece görmesini sağlar. Fark edebilmek için sürülerin içinden yükselmek gerekir.

Bir eser, okuyanı düşünmeye zorladığı oranda yarar sağlar.

Dolu dolu yaşamak, her an ölmeye hazır olmaktır.

"Emredersiniz" sihirli bir kelimedir ve söyleyenle söyleteni körü körüne bir otorite ve inanç sarmalına sokar.

Hep yarını düşünüp kaygılanıyor, geçmişteki hataları anımsayıp kahroluyoruz. O sırada bugün sessizce tükenip geçmişe süzülüyor.

Hiçbir canlı mükemmel değildir ve ideal olana erişilemez.

Liderler, aklın hüküm sürmesi yerine, onları yüreklerimizle sevmemizi arzu ederler.

Özgür toplulukların liderleri halka önderlik ederken aynı zamanda onların yolunda da gider.

Şarkı söyleyenlerin alkış beklemediği, dinleyenlerin alkışlamadığı, ama şarkı söylemenin ödülün kendisi olduğuna inanan bir toplum düşlüyorum.

TÜRKOĞLU, Ünal:

Kötülerin kazanması için iyilerin seyirci kalması yeterlidir.

TWAIN, Mark:

Bağışlamak, menekşenin kendisini ezen topuğa kokusunu bulaştırmasıdır.

Bir sahtekar, bir aptala rastladığında din ortaya çıkar.

Eğitim kafayı geliştirmek içindir, belleği bilgiyle doldurmak için değil...

Eğitimin yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey onun ulaşamayacağı yerde değildir. Kötü ahlakı iyiye çevirir; kötü ilkeleri yok edip iyilerini yaratır. İnsanı melek düzeyine yükseltir.

Her zaman doğruyu söyle, ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.

İnsan yüzü kızaran hayvandır.

İnsanları kandırmak, kandırılmış olduklarına ikna etmekten daha kolaydır.

Kitap okumayan bir kimsenin, okuma bilmeyene karşı bir üstünlüğü yoktur.

Medeniyet, lüzumsuz ihtiyaçların sonsuz sayıda artmasıdır.

O şekilde yaşamalısın ki, öldüğün zaman tabutçu bile matem tutsun.

Şefkat öyle bir dildir ki sağır da duyabilir, kör de okuyabilir.

DANGERFIELD, Rodney:

Karımla ben yirmi yıl çok mutlu yaşadık. Sonra da tanıştık.

FERROLA, Douglas:

Aşk kızamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer.

FİRDEVSİ:

İster kul ister padişah olsun, bu dünyada mesut sayılabilecek kimse, öldükten sonra iyiliğini yadigar bırakabilendir.

Olmayacaksa İran, olmasın benim için ten,
Kalmasın bu topraklarda bir canlı ten,
Vatanımız ve çocuklarımız uğruna,
Namusumuz, küçük çocuklarımız ve yakınlarımız uğruna,
Vatanımızı düşmana teslim etmekten,
Daha iyidir hep birlikte gitmemiz ölüme.

Sonuçta hiç kimse bu dünyada kendi vücudundan daha büyük yere sahip olamaz.

Yeryüzü ancak kılıcın vereceği hükme boyun eğer.

Yeryüzünde bütün ıstıraplar, aza kanaat etmemekten doğar.

FLAUBERT, Gustave:

Başarısız insanların yollarındaki taşlar, başarılı olanlar için birer basamaktır.

Edebiyatın en tatlı zevklerinden biri, tanımadığımız kişilerde bir yakınlık uyandırmaktır.

GALLER Atasözleri:

Bazen sevginin en güzeli ilk torun ile birlikte gelir.

MacARTHUR, Douglas:

Asker - Devlet Adamı, çağımızın en büyüklerinden biriydi. Kendisi, Türkiye'nin en ileri memleketler arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. O, Türklere bir milletin büyüklüğünün temel taşını oluşturan kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir. Ben Atatürk'ün sadık arkadaşlarından biri olmakla büyük övünç duyuyorum.

Askerlik dehasıyla insanlık idealini O'nun kadar nefsinde birleştirmiş bir adam tanımıyorum. Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim.

MACHIAVELLI, Niccolo:

Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şereften, onurdan, ahlaktan yoksun davranışlarını, hırsızlıklarını yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren millet, bir gün vatanını yitirir.

İnsanlar korktuklarına saygı duyarlar; sevdiklerini ise kırmaktan, üzmekten çekinmezler.

İnsanlar öylesine saf ve zayıftırlar ki; aldatmak isteyen, dilediği kadar ahmağı kolayca bulur.

Namussuz kişilerin ortasında tam anlamıyla namuslu olmak isteyen bir adam, er geç mahvolmaktan kurtulamaz.

MacMILLAN, Harold:

Geçmişten tramplen gibi yararlanmalıyız, kanepe gibi değil.

MAHLER, Gustav:

Gelenek küllere tapmak değil, ateşi korumaktır.

MAILER, Norman:

Bir gazete bir öyküye el attığı zaman, öykünün kahramanı bile gerçeklerin nasıl bu kadar kolayca şekil değiştirebildiğini anlayamaz.

MANN, Louis:

İnsanın üzerinde olanlar değil, o insanın içinde olanlar önemlidir.

MANZONI, Alessandro Francesco Tomasso:

Dostluğun en iyi yanı, sırlarınızı açabileceğiniz birisi olmasıdır.

Hatadan kaynaklanan kötülüğün kuşku uyandırdığı azdır.

MARDEN, Orison Swett:

İnsanoğlunun içinde uyuyan güçler vardır. Kendisi bile şaşırır. Çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından bile geçmez. Bu güçleri uyandırıp eyleme geçebilseydi, o kişinin hayatında büyük bir devrim olurdu.

MAREE, Marcy de:

Büyükanne sanki bütün gün torununu beklemiş gibi hissettirir ve O geldiğinde gün tamamlanmış olur.

MARQUET, Albert:

Kültür, bir grubun yaşama biçimidir.

MARQUEZ, Gabriel Garcia:

Akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından...

Bir adam yaşlandığını babasına benzemeye başladığı zaman anlar.

Çok fazla uğraşma, en iyi şeyler ummadığın zamanlarda olur.

Eğer O'na bir şans daha veriyorsan, kendini bir daha kandırmayı göze alıyorsun demektir.

Gazeteci yaşadığı çağın tanığıdır.

MARSIGLI, Comte de:

Türkler hiçbir din farkı gözetmeksizin bütün yabancılara karşı son derece konukseverdirler. Ana yollar civarındaki köylerde oturanlardan hali vakti yerinde olanlar öğleden evvel ve akşamüstü gezintiye çıkıp yolcu bulmaya çalışırlar. Eğer bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta çok defa misafirin hangi evde ağırlanacağını tayin ederken kavgaya bile tutuşurlar.

Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında, sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür.

Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum. 

JAMI, Nur ad-Din Abd ar-Rahman:

Analar, Yaratıcının ilahi merhametinden en fazla nasip almış varlıklardır.

Ben annemi nasıl sevmem ki, O beni bir müddet cisminde, uzun zaman kucağında, ölünceye kadar da kalbinin şefkat köşesinde taşımıştır.

JOHNSON, Robert Kirthwood:

Esaslı konular karşısında canının sıkılması, küçük kafaların özelliğidir.

YÜCEL, Can:

Aileniz her zaman yanınızda olamaz; akrabanız olmayan insanlardan da ilgi, sevgi ve güven öğrenebilirsiniz. Aile her zaman biyolojik değildir.

Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa anlam yükü o kadar azalır.

Başkalarını affetmek yetmiyor; bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Ben aptallığa, haksızlığa kızıyorum. İnsanın iki boyutu var bence: Bir olan insan, bir de olabilecek insan... İnsanın olabileceği boyuta engel olan ne kadar unsur varsa ben buna öfke duyuyorum.

Biliyorum, biliyorum. İçerisi de bombok, dışarısı da bombok. Ama hiç olmazsa içeride, içeriye düşme korkusu yok.

Bir eşi olmalı insanın
Rüzgar O'nun kokusunu getirmeli,
Yağmur O'nun sesini.
Akşam... O'nu görecek diye pırpır etmeli yüreği,
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken,
Cennetten köşe almışçasına
Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...
Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!
Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!!
Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim...

Bir insan görünce insan oluyorum, bir ağaç görünce ağaç, bir çiçek görünce çiçek, bir çocuk görünce çocuk, bir kadın görünce erkek, bir faşist görünce kahroluyor, kahrediyorum.

Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.

En uzak mesafe ne Afrika'dır, ne Çin, ne Hindistan, ne seyyareler, ne yıldızlar geceleri ışıldayan... En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir, birbirini anlamayan...

Fakirin gayri meşru çocuğu olursa piç, zenginin olursa yasak aşkın meyvesi olur. Fakir, kız peşinde koşarsa sapık; zengin koşarsa playboy olur. Fakirler bir araya gelirse çete, zenginler bir araya gelirse toplantı olur. Fakir çalarsa hırsızlık, zengin çalarsa yolsuzluk olur.

Gerçek arkadaşların ve gerçek aşkların arasına mesafe girmez.

Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme, bil ki...
Ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi...

Sakın bitti sanma...
Her şey sende gizli.
Boyun eğme asla.
Cumhuriyet'e sahip çık.

Her çöpçü devrimci olmasa bile her devrimci biraz da çöpçüdür. Çöpe boğulmuş düzenleri tarihin çöplüğüne doğru süpürdükleri için...

Her sorun kendi içinde bir fırsat saklar ve sorun fırsatın yanında cüce kalır.

İki kişi münakaşa ediyorlarsa bu, birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasındaki çizginin nereden geçtiğini bulmak zordur.

Kavramların bile cepteki paraya göre değiştiği bir dünya'da adalet arıyoruz.

Ne kadar yakın olurlarsa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.

Seveceksen, yalnız kaldığında aklına geleni değil; hiç aklından çıkmayanı seveceksin.

Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

Şartlar ve olaylar kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Toprak gibi olmalısın, ezildikçe sertleşmelisin! Seni ezenler sana muhtaç kalmalı, hayatı sende bulmalı!

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememek marifettir.

Yarın sana göz açtırmayacak olanlar, bugün göz yumduklarındır.

Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın, dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

YUNUS Emre:

Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür.

Beni bende demen, bende değilim
Bir ben vardır bende, benden içeri.

Benlik davasını bırak
Muhabbetten olma ırak
Sevgi ile dolsun yürek
Hoşgörülü olmaya bak.

Bir kez gönül yıktın ise,
Bu kıldığın namaz değil.
Yetmişiki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil.

Cümleler doğrudur sen doğru isen,
Doğruluk bulunmaz sen eğri isen...

Din-ü millet sorarısan aşıklara din ne hacet,
Aşık kişi harab olur, harab bilmez din-diyanet.

Dost isteyen gelsin bana,
Göstereyim dostu O'na,
Budur sözüm önden sona,
Ben bilirim kendi özümü...

Emeksiz zengin olanın, kitapsız bilgin olanın, sermayesi din olanın rehberi "şeytan" olmuştur.

Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.

Kıl gibi köprü gerersin geç deyü
Gel seni sen tuzağımdan seç deyü
Ya düşer, ya dayanır, yahut uçar
Kıl gibi köprüden Adem mi geçer...

Oruç, namaz, gusül, hacc hicabdur aşıklara
Aşık ondan münezzeh Hassu'l-Havas içinde.

BÜYÜK İskender:

Benim gerçek babam Filip değil, Aristo'dur. Çünkü birincisi dış varlığımın, ikincisi iç varlığımın oluşumuna sebep olmuştur.

Büyük İskender, felsefenin en donanımlı isimlerinden sayılan Aristo'ya bir mektup yazarak "Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?" diye sormuş:
"1. Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
 2. Ülkenin ileri gelen insanlarını hapise mi atayım?
 3. Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim?"
Aristo ise şöyle yanıt vermiş:
"1. Sürgünde toplanıp sana karşı baş kaldırırlar,
 2. Hapishaneler isyancı yuvası olur ve kontrolden çıkar,
 3. Kılıçtan geçirdiğin insanlardan sonra gelen kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar." demiş ve çözüm olarak şu öğüdü vermiş:
"İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin, ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın."

ERICKSON, Milton:

İnsanlar kendi bilinçaltları ile uyumu yitirdikleri için hasta olurlar... Hastalar aşırı programlamadan geçmiş insanlardır, dış programlama o kadar fazladır ki kendi benlikleriyle bağlantıları kopmuştur.

ŞARK Atasözleri:

Dostunuzu sık sık ziyaret edin; çünkü üzerinde yürünmeyen yollar diken ve çalılıklarla kaplanır.

ŞİRAZİ, Hafız-ı:

Bir yerde gören göz yoksa, orada güzelliklerle çirkinlikler birbirine eşittir.

ŞAİR Eşref:

Biri soğan soyuyor yaşarıyor gözler
Biri devlet soyuyor aldırmıyor öküzler...

Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için
Gelmesin, reddeylerim billahi öz kardeşimi
Gözlerim ebna-yı ademden o kadar yıldı ki,
İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı...

Kişi, kamil oldu mu üstad mertebesinde,
Ona madde üstünde bir değer vereceksin...
Baktın ki; hali, tavrı değişti meclise gelişte,
Çüüşşş... deyip, sırtına bir semer vereceksin!..

BERNHARD, Willem Alexander:

Milliyetçilik kavramıyla yetiştirilmiş insanları, egemenliklerinin bir bölümünü tek ulusun siyasi olanaklarıyla sınırlanmamış bir yapıya terk etme düşüncesini kabullenecek şekilde şartlamak güçtür.

HEALY, Denis Winston:

Dünyamızda olgular kazara yaşanmaz; ister ulusal sorunlara yönelik olsunlar, ister ticari, hayata geçirilmek üzere tasarlanırlar. Bunların çoğu sahnelenmiş ve ipleri ellerinde tutanlar tarafından hazırlanmıştır.

DAVIGNON, Etienne:

İş dünyası toplumu etkiler, siyaset toplumu etkiler; sağduyudur bu. İş dünyası demokratik seçimlerle belirlenmiş liderlerin haklarıyla yarışmaya kalkamaz.

ROTHSCHILD, Edmond James de

Bir Rothschild; zengin, musevi, banker ve hayata yön veren bir işadamı değilse, gerçek bir Rothschild değildir.

KRISHNAMURTI, Jiddu:

Düşünmek gerçekten de acı vericidir. Çünkü farkındalık yaratır ve şüpheye yol açar. Düşünmek insana bir yük gibi görünür. Bu yüzden; insanların çok büyük bir bölümü düşünmekten kaçmak için, kendilerini bir ideoloji veya inançla hipnotize ederler.

Gerçek eğitim, insana düşünmeyi öğretir.

HENTSCHEL, Jesko:

Bugün Türk toplumunda önemli eşitsizlikler mevcut. Kızlar ise bu konuda özellikle dezavantajlı. İlkokul mezunu, yoksul bir anne-babanın çocuğu olarak uzak bir köyde dünyaya gelen bir kız çocuğu, büyük bir olasılıkla gelişiminin neredeyse tüm alanlarında zorlu bir mücadele verecektir. Batının kıyı şeridindeki bir kentte, yüksek öğrenim görmüş varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bir erkek çocuğa göre, böyle bir kız çocuğunun düşük kilolu doğma olasılığı dört kat, yetersiz beslenme sebebiyle büyüme geriliği yaşama olasılığı ise on kat daha fazladır. Ayrıca bu kız çocuğunun aşılanma olasılığı, erkek çocuğa göre üç kat daha azdır. Benzer biçimde, bu kız çocuğunun lise eğitimini tamamlama olasılığı beşte bir iken, erkek çocuk büyük bir olasılıkla liseyi bitirip üniversiteye devam edecektir.

ZACHAU, Ulrich

Farklı geçmişlere sahip çocuklara fırsatlar sunduğunuz zaman, çocukların yoksulluk içinde büyümesine ve yaşamları boyunca yoksul kalmasına sebep olan yoksulluk döngüsünü kırmalarına imkan tanıyarak ekonomik büyümeyi teşvik etmiş olursunuz.

SHAKESPEARE, William:

Dünyada en akıllıca yer yaşlı insanların dizlerinin dibidir.

En ölümcül sürgün, sevdiklerinizden ayrı kalmaktır.

Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez.

Hiç kimse, duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz.

İnsanlar göründükleri gibi olmalıdırlar; eğer değillerse, hiç görünmesinler daha iyi...

İnsanlar görüştükleri insanları titizlikle seçmeli, çünkü davranışlar bulaşıcı hastalıklar gibi birbirine geçerler.

Koca selleri meydana getirenler, küçük dereciklerdir.

Ne olacağımızı değil, ne olduğumuzu biliriz.

Para önden gidip insana bütün yolları açar.

TARA, Şarık:

Ben tecrübeye fazla değer vermeyen bir insanım. Tamam, tecrübe de önemli; ama daha önemli şeyler var: Yaratıcı olmak, yenilikleri takip etmek ve onlara adapte olmak. Son on senede olan değişiklikler, İsa'nın doğumundan bu yana olanlardan daha fazla...

ALLEN, Woody:

Bıraktığında sana acı verecek kadar hiç bir şeyi sahiplenme!

Eğer arada bir başarısız olmuyorsanız, yaptıklarınız pek yenilikçi değil demektir.

Yaşlanmanın sağladığı hiçbir avantaj yoktur. Ne daha akıllı, ne daha zeki, ne daha nazik olursunuz. Buna karşın sırtınız daha fazla ağrır, yediklerinizi daha zor hazmedersiniz, gözünüz daha az görür, işitmek için kulağınıza aygıt takarsınız. Eğer mümkünse yaşlanmayın...

HUNTINGTON, Samuel P.

Belirmekte olan çağda, medeniyetlerin çatışması dünya barışının karşısındaki en büyük tehlikedir.

Eğer Batılı olmayan toplumlar modernleşmek istiyorlarsa, bunu Batılılar gibi değil, tıpkı Japonya gibi, kendi yöntemleriyle, kendi gelenek, kurum ve değerlerini kullanarak ve geliştirerek başarmak zorundadırlar.

Hem barışın hem de medeniyetin geleceği, dünyanın büyük medeniyetlerinin siyasal, ruhani ve düşünsel merkezleri ve önderleri arasında anlayış ve işbirliğine bağlıdır.

Kim olduğumuzu, bir tek kim olmadığımızı bildiğimizde ve çoğunlukla da kime karşı olduğumuzu bildiğimizde biliriz.

Kişinin ait olduğu medeniyet, o kişinin kendisini güçlü bir şekilde özdeşleştirdiği en geniş kimlik düzeyidir.

NADİ, Nadir:

Atatürk devrimciydi, İnönü evrimcidir.

NASO, Publius Ovidius:

Ya başlamamalı ya da bitirmeli...

NECATİGİL, BEhçet:

Her şey yarım yârim.

Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz.

NUH Peygamber:

Öncelikle komşularınızı ve mahallenizi içinizden gelerek koruyun. Çünkü düşman, komşunun evini talan ederse sıra sendedir.

NOTARO, Domingo:

Çocuklar bizim şimdimizdir, geleceğimiz değil. Şimdi yoksa gelecek de yoktur.

NUTHAR, Jean George:

Hiç kimse yumrukları sıkılıyken net düşünemez.

İMAMOĞLU, Yaşar:

Bir milletin genç nesli ilimli, kültürlü yetişmemişse o millet erimeye maruz kalır!

AÇAR, Mehmet:

Bir halkın sahip olduğu topraklardaki zenginliği isterseniz önce o halkı düşman edersiniz kendinize...

Akvaryum

Bir laboratuvarda deney yapılıyor. İçinde bir büyük ve çokça küçük balığın olduğu kocaman bir akvaryum konuyor. Haliyle, büyük olan acıktıkça küçükleri yiyor...

Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor, böylece akvaryum ikiye ayrılıyor. Büyük balık bir tarafa, küçük balıklar da diğer tarafa yerleştiriliyor. Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük balıkları yemek için defalarca deneme yapıyor. Bu durum tam 28 saat boyunca sürüyor. 28 saatin sonunda büyük balık artık diğer tarafa geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor.

Deneyin sonunda cam bölme kaldırılıyor. O da ne!!! Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmıyor. Saatler geçtiği halde onları yemediği görülüyor. Buna psikolojide "Öğrenilmiş Güçsüzlük" deniyor.

İstatistiklere göre bir çocuk ergenlik yaşına gelinceye kadar ortalama 148.000 defa anne babasının, "yapma, elleme, dokunma" gibi sözlerini duyuyormuş. Böyle olunca da çocukta büyüyünce "yapamama, edememe" gibi özellikler gelişiyor ve özgüveni olmayan bireyler haline geliyor.

İşte "Öğrenilmiş Güçsüzlük!"

RUSK, Dean:

İnsanları ikna etmenin en iyi yollarından biri onları dinlemektir.

HİTİT Atasözleri:

Aşağıda yer alan sözler dört bin yıllık bir "Hitit Duası"na aittir:


Tanrım, beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir...
Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele...
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver...
Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol...
Anlık güzellikleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret...
Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim...
Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır...
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi, yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi...
Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve hikmet, beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver...

LOMBARDI, Vince:

Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkamamandır.

LİVANELİ, Zülfü:

Benim tek pusulam vicdandır, vicdanı olmayan her insan Nazi'dir.

Bir halkın türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür. Haydi gücünüz yetiyorsa silin bakalım Pir Sultan'ı, Karacaoğlan'ı, Nazım'ı...

Eskiden köleler hiç olmazsa ayaklarına geçirilen prangaların farkındalardı, şimdikiler zincirlerini bile göremiyorlar.

Ne çok isterdim tek bir çocuğun ahının koskoca devletleri tuzla buz etmesini, orduları bozmasını, ölüm kusan savaş uçaklarını düşürmesini...

Unutmayın ki her zaman sizden daha kurnaz biri çıkar.

ÖZAKMAN, Turgut:

Avrupa'da ülkesini savaşta zafere kavuşturan birçok komutan vardır. Milletini daha ileri bir toplum yapmak için çalışmış birçok önder vardır. Ama yokluk, yoksulluk içinde ikisini birden başarmış tek bir kişi vardır: Atatürk... Sıfır imkanla işgal edilen vatanını kurtarmış, emperyalizmi ve yardakçılarını yenmiş, ükesini tam bağımsız yapmış, bununla kalmamış milletini çağdaşlaştırmak, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, halkını uyandırmak, kalkındırmak için devrimler gerçekleştirmiş, bir doğu ülkesinde demokrasinin kapısını açmış böyle bir önder, bilge, millet atası hiçbir ülkenin tarihinde yer almıyor. Yabancılar işte bu yüzden Atatürk'e saygımızı anlayamıyorlar.

Batının bize dönük, tüm dünyaya dönük bilim ve sanatla ilgili temiz bir yüzü var. Bir de sömürgeci, emperyalist, kandırıcı, pis bir yüzü var. Yalnız güzel yüzüne mağlup olup da, pis yüzünü hazmetmemize imkan yok. Türkiye, batının bu pis yüzünü çok yakından gördü. Ya kendi yaptı bu pisliği ya da birilerini paralı asker olarak tuttu, onlara yaptırdı. Onun için biz, emperyalizmin ne olduğunu bilmeyenlere ders verebilecek bir ülkeyiz. Ama Türkiye'de de ne yazık ki emperyalizm, bir sol terimdir diye söylenemez oldu.

Gençler; emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin!

İstiklal Savaşı dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir.

ÖZBEKİSTAN Atasözleri:

Bir adam köprü yapar, bin adam üstünden geçer.

İğne kadar delikten, deve kadar soğuk girer.

JEFFERSON, Thomas:

Bir gazetenin en güvenilir sayfaları ilan sayfalarıdır.

Gazetesiz bir hükümet idaresine, hükümetsiz bir gazete idaresini tercih ederim.

Özgürlüğümüz basın özgürlüğüne dayanır.

BAKİ:

Üç çeşit dost vardır:
Bir dost vardır; gıda gibidir, sen O'nu her gün ararsın.
Bir dost vardır; ilaç gibidir, gerektiğinde ararsın.
Bir dost vardır; hastalık gibidir, O seni arar.

ÇELLEK, Tülay:

İçinizde, yüreğinizde, beyninizde bulunan yaratı korlarının üzerleri küllerle kaplı... Bu külleri silkelemeli, altındaki ateşi, koru, yaratıyı ortaya çıkartmalısınız.

Önce insan olmalı; sonra sanatçı, sonra eğitimci, sonra bilim insanı...

Yaratıcılıkta hayal gücü çok önemlidir. Tasarım yaparken bilgi hayal gücüyle sarmaş dolaş olmazsa anlamı eksik kalır. Gereksinmelerin tacıdır hayal gücü tasarımda...

EKER, Özge Umut:

Felaketi bekleyerek endişelenmek, felaketi yaşamaktan daha kötüdür.

ESENDEMİR, Hakan:

Hayat her ne kadar şaşırtıcı olsa da bil ki güzel olan neyse seni beklemektedir.

ÖZÜERMAN, Tülay:

Demokrasinin ne olduğu konusu giderek muğlaklaştırılsa bile, insanı aşağılayan totaliter uygulamaları reddedecek, insanı öne alan birikimi var dünyanın...

Günümüzde "korku"nun yaşamın bir parçası haline getirilmesi sürecini içgüdüsel bir alışkanlığa dönüştürmeden reddetmek için pek çok nedenimiz var.

WOOLF, Virginia:

Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir.

Tek kelime yeter; ama ya insan o kelimeyi bulamazsa?

Acının Gizlediği Armağan

Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı.

Gemiden sağ kurtulan tek kişiyi dalgalar küçük, ıssız bir adaya kadar sürükledi.

Adam, ilk günler kendisini kurtarması için Allah'a yakardı ve yardım bulurum umuduyla ufka baktı. Ama ne gelen oldu ne de giden...

Daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve tehlikeli hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklardan bir kulübe yaptı.

Sahilde bulduğu gemiden arta kalan konserve, pusula gibi eşyaları bu kulübeye koydu.

Günler hep aynı şekilde geçiyordu.

Balık avlıyor, pişirip yiyor ve ufku gözlüyor, kendisini kurtarması için Allah'a dua ediyordu.

Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkmıştı, geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yandığını gördü.

Duman, dans ede ede göğe yükseliyordu.

Başına gelebilecek en kötü şeydi bu.

Keder ve öfke içinde donakaldı.

Şimdi bu ıssız adada, başını sokabileceği bir kulübe bile kalmamıştı.

- "Allah'ım, bunu bana nasıl yapabildin?" diye feryat etti.

O geceyi keder ve üzüntü içinde geçirdi.

O kadar dua ettiği halde, başına bu olay geldiği için sitemler etti.

Ertesi sabah erken saatlerde, adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyandı!

Bitkin adam kendisini kurtaranlara sordu:

- "Benim burada olduğumu nasıl anladınız?"

Cevap O'nu hem şaşırttı, hem de utandırdı:

- "Dumanla verdiğiniz işareti gördük!"

Canımızı sıkan, göz yaşlarımızı inci gibi döküveren olaylar sessiz bir kurtuluş çağrısı, bir mutluluk davetiyesidir belki de...

İlk bakışta dayanılmaz gelen acı anlar, sonrasında kalbimizi kuş gibi hafifleten, ruhumuzu ısıtan tatlı tecrübelere dönüşüyor.

Aydınlıkta seçemeyeceğimiz bir ışık, karanlık basınca fenerimiz oluyor.

Öyküdeki yanan kulübenin dumanıyla kurtuluş umudunun yeşermesi gibi, yaşamımızdaki kırık dökükler, yıkıntı ve ziyanlar, kayıp ve yenilgiler yenilenmenin, yeniden doğuşun tohumlarını ekiyor aslında...

Acı, derinlerinde gizlenen tatlı hediyelerle dolu.

Yapmamız gereken, acıyla barışıp onu çözümlemek, gizlediği armağanı kalbimize buyur etmektir...

KAMALAK, Mustafa:

Dünyada en acınacak insanlar idealini yitirmiş, davasını satmış insanlardır. Bunların elde ettikleri makam ve mevkiler sattıkları davanın bedelidir.

ISTRATI, Panait:

Her servet haset yaratır, iştah uyandırır. İnsanın hiçbir şeyi olmamalı. O zaman dünyaya sahip demektir.

BOZOKLAR, Ayşe Öztuna:

Bilinmeyeni yönetecek lider kadrolarına ihtiyacımız var. Çok yakında lider açığı kritik düzeye ulaşacak...

LENIN, Vladimir Ilyich:

Her sosyalist; ezilen, bağımlı, eşit olmayan devletin; ezen, köleci, soyguncu 'büyük' devlete karşı kazanacağı zaferi sevgi ile karşılar!

GÜLSEREN, Ahmet:

Bir iş yeri açmak çok kolaydır, ama asıl olan sağlıklı ve risksiz yönetebilmektir.

İş görülürken oluşacak tehlikelere karşı işçinin yaşamı ve sağlığı korunursa, ancak iş sağlığı ve güvenliğinden bahsedilebilir.

İş kazası ve meslek hastalığı eğer bir risk ise, riski gidermenin yolu da tedbir almaktır.

İş kazası ve meslek hastalığı tedbirsizliği asla affetmez! Zira risk her zaman vardır, ancak tedbir alınmazsa daha da artacaktır.

İş kazası ve meslek hastalıklarını önlemenin en önemli yolu, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşmasından geçer.

İş kazası ve meslek hastalığını önlemek, ilk önce işverenin vicdanında başlar.

İşe sadece para kazanmak hırsıyla başlamak, iş kazası ve meslek hastalığına davetiye çıkarmaktır.

İşverenin işçisine olan borcu, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önleme borcudur.

İşverenin işçiyi gözetme ve koruma borcu, işçinin sadakat borcunda karşılık bulur.

Unutmayalım! İş kazası ve meslek hastalığı doğuştan değil, sonradan olur.

- A -

Acizler için imkansız, korkaklar için müthiş görünen şeyler kahramanlar için idealdir.

Adliyemizin emin olduğumuz yüksek gücü sayesindedir ki, Cumhuriyet, kaçınılmaz gelişimi işleyebilecek ve türlü şekil ve türdeki saldırılara karşı vatandaşın hukukunu ve ülkenin düzenini koruyabilecektir. (1930, TBMM)

Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk istiklalini feda ediyorlar.

Aklınızı başınıza toplayınız. Ulusumuz ve yurdumuz için sakıncalı olan yabancılara vicdanlarınızı satarak yaptığınız alçaklığın ulusça yükletilecek sorumluluğunu göz önünde tutunuz. Güvendiğiniz kişilerin ve gücün sonunu öğrendiğiniz zaman kendi sonunuzla karşılaştırmayı unutmayınız.

Amazonların yurdu Sinop'tur. Tarihi ilişkiler içinde oldukları memleket te Kırım'dır. Bu iki memleket te bilinen tarihten çok eski günlerden beri Türk memleketleridir. Dünyada Türklerden başka hiçbir ulus "asker kadın" töresini bilmez. Türk kadını cesurdur. Gözü pektir. Hiçbir özellikte erkekten ayrı değildir.

Artık mazinin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları tashih edeceğiz. Bu hataların tashih olunmasında bütün vatandaşların faaliyetini isterim.

Atatürk İçin Neler Dediler:

Dodd, Clement Henry:

Atatürk Devrimi, insan haklarına ve halk egemenliğine dayalı bir devrimdir. Bu devrimde totaliter bir siyasal görüş hiçbir zaman görülmemiştir.

* * *

George, David Lloyd:

1922'de Türk ordularının zaferi neticesi Anadolu'daki emelleri gerçekleşmeyen İngiltere'nin Türk düşmanı olarak bilinen Başbakanı David Lloyd George, "İngiliz Parlamentosu"nda kendisine yöneltilen suçlama ve tenkitleri şöyle cevaplandırmıştır:

- "Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk milletine nasip oldu. Mustafa Kemal'in dehasına karşı elden ne gelirdi?" (David Lloyd George, İngiltere Başbakanı, 1922)

* * *

Kılıç Ali:

Gazi bizim Gazimiz, kainat ve insanlığın ulu Gazisi... Gaziantep'in yüreğinden coşan sesi dinliyor musun? Bu ses, tek ses olarak neden senin büyük yüreğine akıyor? Gaziantep seninle yeniden kuruldu, çünkü sana inandı, bağlandı. Sana inanan, sana bağlanan kendi varlığına inanır. Hakka inanır, sonsuzluğa bağlanır. Sen her şeysin, Gazisin. Büyük Türk'ün bizzat kendisisin, özüsün, kütük adın Gazi Mustafa Kemal'dir. Fakat doğuş adın, tarih adın, asıl adın Türkiye'dir.

* * *

Körpınar, Mehmet Ali:

Her kim ne yaparsa yapsın, bizlere padişaha kul olma yerine, bağımsız ulus ve özgür vatandaş olma bilincini aşılayan yüce önderimize duyulan sevgi ve saygı, sonsuza kadar kalbimizde ve benliğimizde yaşayacaktır.

* * *

Ludwig, Emil:

Gazi Hazretleri ile görüşmem o kadar kıymetlidir ki, bunu bir-iki kelime ile sınırlama imkanı yoktur. Bütün dünya Gazi Hazretleri'nin yalnız faaliyetini bilir. Fakat ben kendileri ile görüşürken, dünyanın meçhulü olan diğer bir meziyetini keşfettim. Gazi Hazretleri eylem adamı oldukları kadar da bir düşünürdürler.

* * *

Mango, Andrew:

Ben tarafsız olduğuma inanıyorum. Ama Atatürk karşısında tarafsız kalamıyorum.

* * *

Mengi, Güngör:

Atatürk, yerel bir başarı hikayesi değildir. O, evrensel ölçülere bile sığmayan bir kahramandır.

* * *

Osmanoğlu, Ertuğrul (Sultan Abdülhamit'in Torunu):

Bir şeyi unutmayın. Eğer Mustafa Kemal Paşa olmasaydı hiçbirimiz olmazdık. Yaptığı devrim belki hanedan için kötü oldu ama Türkiye O'nun sayesinde var. Siz, ben, hepimiz varlığımızı O'na borçluyuz.

* * *

Özakman, Turgut:

Avrupa'da ülkesini savaşta zafere kavuşturan birçok komutan vardır. Milletini daha ileri bir toplum yapmak için çalışmış birçok önder vardır. Ama yokluk, yoksulluk içinde ikisini birden başarmış tek bir kişi vardır: Atatürk... Sıfır imkanla işgal edilen vatanını kurtarmış, emperyalizmi ve yardakçılarını yenmiş, ükesini tam bağımsız yapmış, bununla kalmamış milletini çağdaşlaştırmak, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, halkını uyandırmak, kalkındırmak için devrimler gerçekleştirmiş, bir doğu ülkesinde demokrasinin kapısını açmış böyle bir önder, bilge, millet atası hiçbir ülkenin tarihinde yer almıyor. Yabancılar işte bu yüzden Atatürk'e saygımızı anlayamıyorlar.

* * *

Salman, Tansu:

Büyük Önder Atatürk, aşmak zorunda kaldığınız çetin ve köklü zorluklara karşı verilen mücadeleyi örnek alarak barışa, özgürlüğe ve laik düzene ulaşmak için akıl ve bilim rehberliğinde ilkelerinizi benimseyerek yol almaya çalışıyoruz. Ülkemize ve tüm insanlığa miras bıraktığınız Cumhuriyet değerlerinin bilincinde olarak çağdaş uygarlık düzeyinde kazandırdığınız devrimlere sahip çıkacağımıza söz veriyoruz.

* * *

Soyak, Hasan Rıza:

Atatürk, "Birinci Dünya Harbi"nden sonra Avrupa'nın muhtelif memleketlerinde, bir takım şeflerin ortaya attıkları ideolojilerle onların tabii neticesi olarak meydana gelen idare sistemlerinin şiddetle aleyhineydi.

* * *

Türker, Masum:

Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde dünya tarihine de damgasını vuran Ulu Önder Atatürk, sadece Türk insanının değil, dünyanın da saygı duyduğu bir lider olarak tarihteki yerini almıştır. Atatürk'ün fikirlerine, düşüncelerine, ilkelerine ve ülkemize armağan ettiği Cumhuriyet'e sahip çıkmak, her Türkiye vatandaşının temel sorumluluğudur.

* * *

Velidedeoğlu, Hıfzı Veldet:

Eğer Atatürk "Kurtuluş Savaşı"nda ve daha sonra yanılgıya düşerek tarihsel fırsatları iyi kullanmasaydı, bugünkü bağımsız "Türkiye Cumhuriyeti" yer yüzünde olamazdı. Bunu görmemek için ya bilinçsizlik içinde ya da Türk vatanına ve O'nun çocuklarına karşı beslenen korkunç kin ve düşmanlığın oluşturduğu ahlaksal bir körlük içinde bulunmak gerekir!

* * *

- C -

Cumhuriyet, ahlaksal erdeme dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet erdemdir. Cumhuriyet yönetimi erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık ise korkuya, tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir. (1925)

Cumhuriyet, fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister.

- Ç -

Çiftçilerimizin gayretiyle memleketimizin verimli tarlaları birer kalkınma kaynağı olacaktır. Şüphesiz bu kalkınma kaynaklarını dünyadaki düşmanlara karşı savunmak için de kıymetli bir ordumuz bulunacaktır.

Çocuklarımızın ve gelecek nesillerin musikisi garp medeniyetinin musikisidir.

ÇITAK, Mustafa:

Bilgisayarlardaki yazılım hatalarını düzeltmek olanaklıdır; ama kadınlardaki yazılım hatalarını düzeltmek asla mümkün değildir.

GEYİKÇİ, Nazım:

Belirli bir göreve odaklandığınızda hayal dahi edilemeyecek kadar büyük başarılar elde edersiniz.

KARAY, Refik Halit:

Anadolu'da bir patırtı, bir gürültü, kongreler, beyannameler falan, sanki bir şey yapabilecekler. Blöf yapmanın sırası mı? Hangi teşkilatın, hangi kuvvetin var? Bu ne hayal... Kuzum Mustafa, sen deli misin? (1919)

İkbal sarhoşu en çabuk ayılan bir sarhoştur. Masa başındaki koltuğunu altından çeker çekmez süt dökmüş kediye, sarığı alınmış hocaya, karaya vurmuş balığa, gerdeğe girmiş alığa veya zifaf odasından çıkmış hadıma döner, sünepeleşir.

İnsan başkalarını aldatmak idmanını önce kendi yapar.

KOCADAĞ, Kazım:

Barış ve uyum içinde yaşayan çağdaş, atılımcı ve üretici bir toplum ancak sağlam temeller üzerinde kurulacak dostluklar sayesinde oluşur.

ÇULHAOĞLU, Gökçe Fırat

Emperyalist güçler "böl-yönet" uyguluyorsa bizim yapmamız gereken tek bir şey var: "Birleş ve yönet." Ey Türk halkı, sen hepsinden kalabalıksın, sen hepsinden güçlüsün, birleş!

Her kuşak, yaşadığı toplumsal dönemin birer ürünü ve yaratıcısı olarak girer yaşama; biçimlenir ve biçimlendirir kendini ve dünyayı.

UŞAKLIGİL, Halit Ziya:

Eserlerinde insanlık örnekleri yaratarak bunları bir olayın değişik evreleri arasında, şu ya da bu düşünce ve durum içinde yaşatarak düşündüren, hareket ettiren yazarlar; kendi kişiliklerinden sıyrılarak hayallerinde yarattıkları kişilerce emilir gibi onlardan biri olur. Onların egemeni yazarın yaratıcı düşüncesi, ruhu onun soluğudur. Bu kişilerde yaratıcının kendisinden bütünüyle soyutlayabilmesine pek seyrek rastlanır. Çoğunlukla bunların derileri altında saklanan asıl kişiliğin ta kendisidir.

URGAN, Mina:

Ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. Sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok. Hayat çok kısa.

"Çağımıza uymak zorundayız" palavrasına hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?

SCHILLER, Johann Christoph Friedrich von:

Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır.

Akıl ve dirayetin ak saçlılar gibi, ama yüreğin masum çocukluk yüreği olsun.

Böcek olmayı kabullenenler, ezilince şikayet etmemelidirler.

Brutus'un yaşadığı yerde Sezar ölmeye mahkumdur.

Gençliğimizin rüyalarından ayılmalıyız.

Gözyaşları biçmek istemeyen kimse sevgi ekmelidir.

Salim limanda olanlar, rahat öğüt verirler.

Sanatlar, hürriyet tarafından emzirilince büyürler.

TURGENYEV, Ivan Sergeyeviç:

Akşam yemeğine geç ya da erken gelmemle içten bir şekilde ilgilenecek bir kadın uğruna bütün dehamı ve tüm eserlerimi feda etmeye hazırım.

Mezarlarda gömülü olan yürekler ne kadar ihtiraslı, ne kadar günah işlemiş, ne kadar isyancı olurlarsa olsunlar, üzerlerinde biten çiçekler bizlere masum gözleriyle sakin sakin bakarlar. Bu çiçekler bizlere sonsuz bir uzlaşmayı, ölümsüz bir hayatı da anlatırlar.

NESİN, Aziz:

Düşünmeye alışmamış olanlar sorunların ne büyüğünü ne de küçüğünü düşünürler.

Gerici güçlerin en belirgin özelliği şudur: İlerici olan, yeni olan her şeyi, önce ona karşı gelerek yıkmaya çalışırlar; beceremezlerse kendi içlerine alarak boğar, yok ederler.

İşin zoruna gideceksin. Her zaman zoru dene... Zoru yapamasan bile, zoru yapmaya çalışarak hiç olmazsa kolayını yaparsın.

Kıçımla verdimse reverans,
Bağışlayınız ekselans!..
Çünkü bir Hazret-i Dangalak,
Zorla geçmişse başa,
O'nu kıçıyla selamlamak düşer,
Her onurlu yurttaşa...

Ne zaman kar yağsa; yoksulları, evsiz barksızları, açları, bu karda kıyamette üşüyenleri düşünürüm. Şu karın keyfini bir türlü çıkaramadım, çıkaramam.

Öyle bir ölsem, öyle bir ölsem ki çocuklar; size hiç ölüm kalmasa!

Sizler beni öldürmek isteyen bağnazlar ve yobazlardan çok daha kötüsünüz. Çünkü onlar sizlerin korkaklığı, yüreksizliği, ödlekliği, pısırıklığı, sünepeliği, ikiyüzlülüğü sayesinde var olmuşlardır ve artarak var olmaktadırlar. Daha ne zamana dek susarak ödün vereceksiniz?

Şimdiye dek olduğu gibi, şimdi de haber veriyorum; önceleri yavaş yavaş, ağır ağır, adım adım kötülük uçurumuna doğru giderken, gittikçe hızlanarak, şimdi koşar adım gidiyoruz. Olacak toplumsal depremin uğultularını duymaktayım. Çevremizde aptal aptal suçlu aramayalım. Aynaya bakalım. Aynamız yoksa bir durgun suya bakalım. Orada suçluyu göreceğiz. İş işten geçtikten sonra 'Kendim ettim, kendim buldum' demenin hiçbir yararı yok...

Türk insanının çoğunluğu düşünmüyor, lütfen düşünsünler; başka bir şey istemiyorum. Artık düşünün, benim için değil; kendiniz için düşünün.

Türkiye'deki gericilik, emperyalizmin ancak bir dış belirtisidir. Gericiliği söküp atmak istiyorsak, önce kökü dışarıda gericiliğin besleyicileri olan emperyalizmin kökünü yurdumuzdan kazımalıyız!

NESİN, Ali:

Kendinizi çevrenizle sınırlamayın, herkesi aşın.

FOLLEREAU, Raoul:

Ekilen her sevgi er veya geç çiçek açar.

FONTAINE, Jean de la:

Ayrılık sevdanın merhemi olduğu gibi öfkeyi de, kini de azaltır.

Bazı insanlar koca evreni bilirler de kendilerini bilmezler.

Büyüye de, şeytana da başvursan, hiçbir varlığı bahtından ayıramazsın.

Namuslu birini aldatmak kadar kolay bir şey yoktur.

Ölü bir imparator olmaktansa, yaşayan bir dilenci olmak daha iyidir.

FONTAINE, Oskar la:

Savaş, çevreye zarar vermenin en kötü biçimidir.

S. İbn Eşref:

Türklerin bedenleri ve sesleri gibi konuştukları dil de uludur. Her Türk kendini aslan, düşmanını av, atını ceylan sayar.

SAID, Edward:

Gözünüz haminizin üstündeyken bir entellektüel gibi düşünemezsiniz.

Uygarlığın üretilmiş görkeminden çok, birlikte yaşayan, birbirinden etkilenen kültürlerin ortak çalışmaları üzerine yoğunlaşmalıyız.

JOSHI, Hemant:

Evlendikten sonra erkek ve kadın yazı-tura gibidir; asla yüz yüze gelmezler, ancak hep beraberdirler.

JOUHANDEAU, Marcel:

Zaman en değerli varlığımızsa, onu gereksiz harcamaktan daha büyük savurganlık olamaz.

ŞEMS-i Tebrizi:

Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir, korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihlenir. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: "Bırak kendini, ko gitsin!" Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşkın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde...

Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda kimsenin bilmediği gizli bir patika açılır.

Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Biz dile, söze bakmayız. Gönle, hale bakarız.

Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

Değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

Edep bilenler başkadır, canı ruhu yanmış aşıklar başka.

Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Daima şu "an"ın hakikatini yaşa...

Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.

Hayatta her şey olabilirsin; önemli olan, hayat içerisinde insan olabilmektir.

Hayatta ne yaparsak yapalım niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

Sen ol da ister yar ol, ister yara; lütfun da başım üstüne, kahrın da...

Sevgisini kaybeden hemen kusur görmeye başlar.

ENGELS, Friedrich:

Erkeğin insanlaşması ancak tam olarak tüm kadın dünyasının özgürleşmesiyle, erkek egemenliğinin kökünün kazınmasıyla mümkündür.

Eskiden yalnızca saldırıların öcünü almak ya da yetersiz duruma gelen bir toprağı genişletmek için yapılan savaş, artık sadece soygun amacıyla yapılmaya başlandı ve sürekli bir sanayi kolu durumuna dönüştü.

İnsanlar yaşadıkları gibi düşünürler.

Önce siz ateş edin Mösyö Burjuvazi!

ABASIYANIK, Sait Faik:

Ben bayrakları değil, insanları severim.

Bir insanı sevmekle başlar her şey...

ACHARD, Marcel:

Kadın duyduğuna inanır, erkek gördüğüne.

ADAMS, Henry:

Bir öğretmen ebediyete hükmeden insandır. Tesirlerinin nerede biteceği asla bilinemez.

ADORNO, Theodor Ludwig Wiesengrund:

Bilim, itaatsiz olana gereksinim duyar.

Kültür endüstrisi yapay gereksinimler yaratır. Kapitalist sistem tarafından yaratılan bu yapay gereksinimler yine kapitalist sistem tarafından doyurulur. İnsanların gerçek gereksinimleri olan özgürlük, kendini ifade gücü ve yaratıcılık yerini yapay mutluluklar ve güdümlü bir yaşam tarzına bırakır.

AHMET Efendi (Saray Müftüsü):

Üzerimize düşen vazife, memleketimizi muhafaza ve müdafaa etmektir. Boşu boşuna oturursak miskinlik ve zilleti kabul etmiş oluruz. ("Kurtuluş Savaşı"mızda doğru tavır alabilen ender din adamlarımızdan)

AKPINAR, A. Metin:

Gerçek liderler halkta umut yaratanlar değil, umudu gerçeğe dönüştürenlerdir.

AKSU, Sezen:

Müzik hayatı ve zevkleri inceltir; daha rafine, daha toleranslı, daha esnek, hayata daha geniş vizyonla bakan insanlar yetişmesine büyük katkı sağlar.

ANDERSEN, Hans Christian:

Kişi kendi kusurlarını açıklamaktan hoşlanmaz. Bu işi başkaları zaten yeterince yapmaktadır.

ARITMAN, Canan:

Cumhuriyet devrimleri toplumumuzda kadını sadece erkeklerle eşit birey yapmakla kalmamış; kadının statüsünü yükseltmiş, kadına saygıyı da sağlamıştır. O nedenle de en çok kadınlar "Cumhuriyet"e, "Cumhuriyet Devrimleri"ne sahip çıkmalıdırlar.

ARUOBA, Oruç:

Kendi olarak sana gelen, sana gereksinimi olmadan seni isteyen, sensiz de olabilecekken senin ile olmayı seçen, kendi olmasını senin ile olmaya bağlayan... O, işte...

AŞIK Paşa:

Acı dirliğim isteyen
Tatlı dirilsin dünyaya
Kim ölümüm ister ise
Bin yıl ömür olsun O'na...
(13. yüzyıl)

ATA, Asıf:

Vatan için yaşamak, vatan için ölmekten çetindir.

AKAN, Tarık:

Ben sanatın gücüne inananlardanım.

AUDUBON, John James:

Gerçek muhafazakar, dünyanın kendisine bir miras olmayıp, çocukları için bir emanet olduğunu bilendir.

AUGUSTINE, St. (Aziz Augustinus):

Saadete erme dışında insanoğlunun felsefe yapması için hiçbir sebep yoktur.

Sabır, bilgeliğin yoldaşıdır.

Sevgi, ruhun güzelliğidir.

AVAR, Banu:

Atatürk'ün dış politikası bize öğretilmemiş, hatta saklanmıştır. Balkanlar hakkında, güney ve doğudaki ülkeler hakkında, Araplarla ilişkilerimiz konusundaki dahiyane önerilerini Milli (!) Eğitim bize okutmamıştır. Başta "Nutuk" olmak üzere, birçok belge ve bilgi özellikle dikkatlerden kaçırılmıştır.

Bu milleti tanıyın, O'nu duyun ve anlayın! Aynı türküleri dinleyip zevk alabiliyor musunuz? Önce bunu bir tartın...

Kadın en önemli birleştirici ve örgütleyici ögedir. Emperyalizm o nedenle kadınları pasifize etmeyi ya da cinsel bölünmenin aktörleri haline getirerek işlevsiz kılmayı hedefler.

AVUSTRALYA Atasözleri:

Hepimiz bu anda ve bulunduğumuz yerde birer misafiriz. Bir geçiş yapıyoruz sadece. Gözlemlemek, öğrenmek, büyümek, sevmek ve evimize dönmek için geldik buraya...

AYAN, Tamer:

İnsan, doğumundan ölümüne kadar ömür denilen merdivene tırmanır. Zamanı gelince aşağı yuvarlanıverir.

AYFER, Murat Özgen:

Bana "Sen adam olmazsın!" demişti.
Yıllar geçti. Çeşitli yerler gezip gördüm.
Değişik insanlar tanıdım; dostlar edindim.
Okudum, inceledim, çalıştım, öğrendim.
Biraz da düşündüm, özgürce...
Noksanlarımın, yanılgılarımın farkına vardım.
Adamlar aradım, örnek almak için.
Acaba adam olabildim mi?

ALTIOK, Metin:

Ay dokundu omzuma irkildim
Göğün puslu balkonunda
Birdenbire insanları özledim.

ARMSTRONG, Louis:

İki tür müzik vardır, iyi ve kötü... Ben iyi olanını yaparım.

CAAN, James:

Çıplak göğüs modasından nefret ediyorum. Bir hediye almanın en güzel anı, paketi açmaktır.

CANSEN, Ege:

Çabuk çıkan, çabuk iner.

Kollektif haklar arttıkça, bireysel haklar azalır.

Sebeple sonuç birbirini kovalar.

Teşhirin rantına tamah eden, saygınlığından ödün verir.

BACALL, Lauren:

Sürekli havlayan bir köpeğim, habire küfreden bir papağanım, dumanı tüten bir sobam ve geceyi hep dışarıda geçiren bir kedim varken, niye evleneyim?

PACES, Gaston:

Erkekler, hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler. O da doğdukları günden üç yaşına kadar oldukları zamandır.

PAMUKOĞLU, Osman:

Adem'den beri çok az sayıda iki ayaklı, adam denilmeyi hak etmiştir.

Asıl mesele toplum değil, bireydir.

Bir devlet yöneticisinin veya bir toplumun yaptıklarına razı olan, onlardan sayılır. Onlardan sayılan kişinin de iki suçu vardır: o suçu işlemek ve o suça razı olmak...

Bir millet siyasi ve ekonomik bağımsızlığını kaybedince o millette herkes hiç olur.

Bir tavuk hırsızından hiçbir zaman bir adam ya da erdemli bir idareci çıkmaz.

Bir ülkede adalet, güçlü sineklerin delip geçtiği, küçük sineklerin takılıp kaldığı örümcek ağı olmamalıdır!

Bir ülkeyi korkak, bencil ve tabansızlardan arındırıp yükseltecek olanlar, o ülkenin erdemli insanlarıdır.

Bir ülkede kötü gidişin bedeli ödenir. Güçlüler de, zayıflarda; akıllılar da, alıklar da öder. Fark: Zayıflar ve alıklar daha erken öderler, diğerleri biraz daha geç.

Düşünme yeteneğini öldüren en büyük düşman alışkanlık, korku ve şüphedir.

Evrende hiçbir güç sonradan olacak şeyleri önceden göremez.

Gevşek zihin gevşek bedene sebep olur ve bedeni yetenek azalınca da iş, insanların çenesine vurur.

Görünen ya da görünmeyen zaman içerisinde herkes kötülüklerinin bedelini öder, ektiğini biçer. Kader, eninde sonunda şöyle veya böyle yaptıklarınızın karşılığını önünüze koyacaktır.

Gözleri kapalı bir insana teleskopun hiçbir yararı yoktur.

Kimse kaçarak özgür olamaz! Hayat laf değil, karar ve eylemdir.

Küçük insanlar ellerine imkan geçtiğinde emretmeyi çok severler.

Korktuğun şey olur. Çekindiğin şey başına gelir. Bu ikisinden nasıl kurtulacağını öğrenmek ister misin? O zaman cevabı: Cesur ol, yeter!

Lidersiz kalan bir ulus öksüzdür.

Memleketin başına gelen her şeyden, yurttaş olan herkes, birebir sorumludur.

Sinsilik pis bir karakterdir ve küçük ülkelerde sinsilerin nesli tükenmez.

Üç türlü beyin vardır: Biri kendiliğinden anlar, öteki başkaları açıkladığında anlar, üçüncüsü ne kendiliğinden ne de başkaları açıkladığında anlamaz. Bir insanın gelişmişlik ölçüsü O'nun anlama düzeyidir.

Ülkenin yazgısı, sonunda, kişilerin de yazgısı olacaktır.

Vatan toprağında pazarlık olmaz. Yılgınlık göstermeyin, eliniz kolunuz bağlı oturmayın.

Zayıfı yenmek haz değil, utanç verir. Siz, kuvvetli düşmanlarla savaşmayı sevin.

PERİNÇEK, Doğu:

Ana dil, rüyada konuştuğunuz dildir.

Atatürk, gerçekçidir. O, gerçeğe boyun eğmedi; gerçeği değiştirdi.

Atatürk, olmazları olur yapan büyük bir devrimci ruhtur. Devrimci Batı'yı benimsedi, çürüyen Batı'ya karşı ayaklandı. Büyük zorlukları yenmek için büyük güçleri birleştirdi. O, bir öncü devrimciydi.

Atatürk'ü bulutların üzerinden indirmeliyiz, çünkü fırtına büyüdükçe O'na duyulan ihtiyaç artacaktır.

Birleşmek özgürleştirir, bölünmek köleleştirir.

Günümüzün demokratik çağdaş toplumu, dünyanın hiçbir yerinde dinsel kaynaklara gönderme yaparak kurulmamıştır. Geleceğin toplumu da, kutuplardan ekvatora kadar dinsel kaynaklara göre kurulmayacaktır.

İstiklal Savaşı, köylü sayesinde kazanıldı. Ancak savaştan sonra toprak talep eden güçlü bir köylü hareketi yaşanmadı. Bu nedenle aşağıdan yukarı bir toprak devrimi gündeme gelmedi. Marx'ın belirttiği gibi, devrim olması için, devrimci bir sınıfın bulunması gerekir. Bu, her deneyimde yeniden doğrulanmıştır. Devrimci sınıf yoksa, öncünün iradesi herhangi bir devrimci uygulamayı gerçekleştirmeye yetmiyor.

Mustafa Kemal'in devrimci subayı Türk ordusunun ruhudur.

Ölmek yenilmek değildir. Yenilmek pes etmektir. Yenilmek burnu nefes alıp da, iradesi nefes almayanların durumudur.

Özgüvenli insanlar, davranışlarını muhataplarına cevap olarak belirlemezler.

Tesettürün kurbanı, kadının kendisidir.

Türban, kadının cinselliğine vurgudur.

Türban, kadının cinselliğine vurgu yapan bir kültürün simgesidir; kadını insan yerine koymayan, onu yalnız cinsel bir nesne olarak gören bir anlayışın aletidir.

Türkiye, Atatürk rotasından çıktığı için bu hale geldi. Devletin ve toplumun temelinde bir 'İstiklal Savaşı', toplam olarak bir devrim vardı. Bağımsızlık, birlik, bütünlük, özgürlük, çağdaşlık, hepsi o temelde kazanılmıştı. O temel yıkılınca Türkiye bugünlere geldi.

Vatanseverliği mahkum etmeye kalkanlar, Türk milletinin ayakları altında kesinlikle kalacaklardır!

PAGELS, Heinz Rudolf:

Doğa, kusur konusunda hiçbir şey bilmez. Kusur, doğanın insan tarafından kavranışıdır. Doğanın bir parçası olduğumuz ölçüde, biz de mükemmeliz, mükemmel olmayan şey insanlığımızdır. Kusursuzluk ve hata konusundaki kapasitemiz nedeniyle biz özgür yaratıklarız, hiçbir taş ya da hayvanın zevkine varamayacağı bir özgürlüktür bu...

PANDITA, Chanakya:

Milyonlarca altın liranız bile olsa yaşamın bir anını satın alamazsınız. O halde zamanınızı boş yere harcamanız çok büyük bir kayıp değil mi?

PANIN, Ivan:

Gençlikte günler kısa, yıllar uzundur; yaşlılıkta günler uzun, yıllar kısadır.

İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar. Oysa yaşamadıkça yaşlanırlar.

PARKER, Theodore:

Demokrasi demek "Sen de benim kadar iyisin" demektir.

ZEDUNG, Mao:

Ben, Çin'in Atatürk'üyüm.

Bir ülkede sık sık dinden ve Tanrı'dan bahsediliyorsa, ya malınıza ya da canınıza kasıt vardır!

Cesaret edersen doruklara tırmanmaya, hiçbir şey zor değildir bu dünyada...

Siyaset, kan dökülmeyen savaş; savaş ise kan dökülen siyasettir.

ZELINSKI, Ernie J.:

Mutluluğun Reçetesi

Doyum sağlayacak kadar bir amaç,
Geçinebilecek kadar bir iş,
Temel gereksinimlere yetecek kadar zenginlik,
İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl,
Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını da sevecek kadar şefkat,
Kendini sevecek kadar özsaygı,
Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu,
Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret,
Her an gülecek kadar mizah duygusu,
İyi bir yarını bekleyecek kadar umut,
Hayatı bütün değerleri ile yaşayacak kadar bir sağlık,
Sahip oldukların için şükran duygusu...

BAILEY, Pearl:

Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır.

Büyük işler gibi büyük düşüncelerin de davula ihtiyacı yoktur.

En tatlı gelen sevinç ve en kötü gelen acı aşktır.

BARAN, Galip:

İnsan bildiğinden sorumludur. Bilen insan bilmeyen insandan da sorumludur.

BARLEAU, Nicolas:

Sahip olunabilmesi için, özgürlüğün de sınırları olması gerekir.

BARTON, Bernard:

Düşüncelerde inat ve şiddet, aptallığın en açık belirtileridir.

BARTON, Bruce Fairchild:

Bazen küçük şeylerden ne müthiş sonuçlar alındığını gördükçe, içimden küçük şey diye bir kavram olmadığını düşünüyorum.

BAŞTUĞ, Latife:

Durağanlık üretkenliğe mani olur; hareket etmek gereklidir.

BAYAR, Celal:

Atatürk'ü sevmek ibadettir.

BAYLAN, Erdem:

Bilgi yaşamı kolaylaştırmanın en muhteşem aracıdır.

BAYRAKTAR, H.:

Mutluluğun sırrı, bir insanın istediği işi yapmasında değil, yaptığı işi sevmesindedir.

BEATTY, Warren:

Kadın fil gibidir. Herkes bakmayı sever. Ama kimse evinde beslemek istemez...

BECKENSTEIN, Jay:

Zor zamanlar size elinizde olan için daha çok teşekkür etmeyi öğretir. Geçen sene şikayet ettiğim hiçbir şeyden bu sene şikayet etmiyorum, hala çalışabildiğim için çok mutluyum.

BECKER, H. W.:

Kendini senden beklenen standartlardan çok daha fazlası için sorumlu tut ve asla mazeret bulmaya çalışma...

BECKETT, Samuel:

Aman o gençlik yılları mı! Geri dönmek istemem; o çırpınmaları, ateşleri, hırsları yeniden yaşayamam.

Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil.

BEECHER, Henry Ward:

Ana-babaların çocuklarına gösterebileceği en büyük sevgi, onlarla kuracağı arkadaşlıktır.

Doktrinin derisi soğuktur, ama içi tıka basa samanla doludur.

BEETHOVEN, Ludwig van:

Dünya, evrenin havada uçuşan sırlarıyla doludur. Benim yaptığım, onlardan bulabildiklerimi bir araya getirip size sunmaktan başka bir şey değildir...

İnsanlar arasında iyilikten başka hiçbir üstünlük kabul etmem. Karakterin olmadığı yerde ne büyük sanatçı ne de büyük mücadele adamı vardır. Orada var olan zamanın yok ettiği, içleri boş yaratıklardır. Bütün mesele büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmaktır.

BEKTAŞİ Deyişleri:

Rakı ağızdan değil, kulaktan içilir ve ona içki değil, dem denilir!

Verecek şeyin çok, verecek kimsen olmadıktan sonra ne kıymeti var?

BENEDICT:

Kültür, büyütülerek ekrana yansıtılmış bireysel psikolojidir.

BENTHAM, Jeremy:

Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğurulmuştur.

BERGUIER, Edouard de:

Yalnız kültürlü insanlar öğrenmeyi sever, cahiller ise ders vermeyi tercih eder.

BERLE, Milton:

İyi bir kadın, kendisinin yaptığı her hatada kocasını affedendir.

BERNARD, Claude:

Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz.

Bildiğimizi zannetmek öğrenmenin en büyük düşmanıdır.

BEYDEBA:

Akıllı bir kimse, düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez.

Yastık diye başını ateşe dayayan, yatak diye yılanların üzerine yatan bir adam, emniyet ettiği bir dostundan, düşmanlık sezen bir insandan daha rahat uyur.

BIBESCO, Elizabeth:

Verdiğini hatırlamayan ve aldığını unutamayanlar kutsal insanlardır.

KUTLUĞ Kül Bilge Kağan:

Ey Türk ulusu! Silkin ve kendine dön! Niçin yanılıyorsun? Bütün bunlar kendinden, kendi öz benliğinden uzaklaşıp düşmana dönük yaşadığın için oldu.

BILLINGS, Josh:

Aşkın gözü kördür derler... Yalan! Seven, sevdiğinde başkalarının gördüğünün en az iki katını görür.

Bir aptalı yanıldığına inandırmanın en iyi yolu, onu kendi bildiğini yapmaya bırakmaktır.

BISMARCK, Otto von:

Büyük bir devlet parti görüşlerine göre idare olunamaz.

Siyaset, karakteri bozar.

BOEHME, Jacob:

İstek, hareket, genişleme ve yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde aşk olur.

BOETIE, Etienne de la:

Halklar kendini sevene karşı kuşkulu, kendisini aldatana karşı ise saftır. Ağızlarına çalınan iki parmak bal ile cezbedilen halkların; avcı düdüğüne kanıp tuzağa düşen bir kuştan daha saf, yem için oltaya takılan bir balıktan daha alık olabileceğini düşündünüz mü hiç?

İnsanlar bir kere kullaşmaya görsün, özgürlüğü öylesine unutuyor ki, artık yeniden uyanıp özgürlüğünü ele geçirmesi olanaksız oluyor.

BOILEAU, Nicolas:

Kusurlarınızı söyleyebilecek arkadaşlar bulun.

Sersemler bile ara sıra iyi öğütler verir.

BOLITH, William:

Yaşamda en önemli şey kazançlarımızı kullanmak değildir. Bunu herkes yapar. Asıl önemli olan kayıplarımızdan kazanç sağlamamızdır. Bu zeka gerektirir; akıllı insanlarla aptal insanlar arasındaki fark budur.

BOLİVYA Atasözleri:

Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çıkarır.

DİYALEKTİK Düşünce:

Diyalektik düşüncenin dört temel kuralı vardır:
1) Her şey her zaman değişir.
2) Değişme sırasında bütün varlık ve ögeler, zıtlar da dahil olmak üzere, birbirini etkiler.
3) Her şey kendi zıddını da beraberinde getirir ve kendi zıddını yaratır. (Yadsınmanın yadsınması)
4) Nicelik değişmesi belli bir aşamadan sonra nitelik değişmesine dönüşür.

DİKKAT Edilmesi Gereken Çok Önemli Temel Kurallar:

1. Temel ahlaki kurallar
2. Dürüstlük
3. Sorumluluk
4. Kanun ve kurallara saygı
5. Başkalarının hakkına saygı
6. Çalışkanlık
7. Tasarruf ve yatırım yapma isteği
8. İrade
9. Dakiklik

DAMAT Ferit Paşa (Sadrazam - Vatan Haini):

Padişah'ın ve benim yegane ümidimiz, Allah'tan sonra İngiltere'dir.

DARWIN, Charles:

Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk olur. Tavuk toplum önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.

Bir saatini bile boşa harcamaya cesaret eden insan, yaşamın değerini henüz keşfedememiş demektir.

Hayatta kalmasını bilenler ne çok güçlü ve ne de çok zeki olanlar değil, değişime ayak uydurmasını becerebilenlerdir.

Zevki ve acıyı, mutluluğu ve ızdırabı hissetme yetenekleri esas alındığında, insanlar ve hayvanlar arasında fark yoktur.

BRADBURY, Ray:

Okullarda nasıl yazı yazacağınızı öğrenemezsiniz. Bu kurumlar yazar olmak isteyenler için çok kötü yerlerdir; çünkü öğretmenler her zaman sizden daha fazla şey bildiklerini sanırlar, ama bu doğru değildir. Onlar önyargılar içerisindedirler. Belki Henry James'tan hoşlanıyorlardır, ancak ya siz Henry James gibi yazmak istemiyorsanız? Belki öğretmenleriniz örneğin gelmiş geçmiş en sıkıcı isim olan John Irving'i seviyorlardır. Son otuz yıl içinde okullarda eserleri öğretilen çok sayıda ismin yaratılarının neden okunduğunu ve öğretildiğini anlayamıyorum. Öte yandan kütüphaneler hiçbir önyargı taşımazlar. Kitaplıklardaki tüm bilgiler yorumlamanız için oradadırlar. Size neyi nasıl düşünmeniz gerektiğini söyleyecek hiç kimse yoktur. Orada kendiniz için keşifler yaparsınız.

ÇELEBİ, Mehmet Ali:

Adalet ve hukuk gerçeğe sadakatin en yüksek ve en şerefli biçimidir.

Genç olmak heyecanlı, dipdiri, idealist ve geri adım atmaz olmak demektir.

Hepimiz insan olarak adalete ve doğruluğa borçlu olarak doğduk ve bu dünyadan bu borçları ödeyerek ayrılmak bir insan için en büyük teselli olacaktır.

Hukukun bize tanıdığı haklar çerçevesinde fikirlerimizi savunmak en temel hakkımızdır.

Yolları kapattılar, açacağız.
Ufku kararttılar, ağartacağız.
Yurdumuz virandır, şenleteceğiz.

FAIRBANKS, Douglas:

İstatistiklere göre 80 yaşındaki her erkeğe aynı yaştaki 5 kadın düşüyor. Bir erkek için bu orana o yaşta sahip olmak ne acı...

FAWCETT, Farah:

Bir kızın daha akıllı görünmek yerine daha güzel görünmeyi tercih etmesi doğaldır. Çünkü erkekler de her zaman olduklarından daha kibar görünürler.

FOSDICK, Harry Emerson:

Mutluluğu bulmak için değil, paylaşmak için evlenilir.

FOSTER, William:

Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil, aranan kişi olmaya da bağlıdır.

FREUD, Sigmund:

Aslında unutmak, artık acıyı hissetmemektir. Çünkü yapılanları zihinsel olarak unutmak, fizik kurallarına göre mümkün değildir.

Birinin yalan söylemesine kızmam da yalan söylerken yakalanacak kadar salak birinin beni kandırmaya çalışmasına kızarım.

Düşünebilen herkesin insan olması, insan olan herkesin düşünebildiği anlamına gelmez.

Hiç yanıtlayamadığım en büyük soru şu olagelmiştir: "Bir kadın ne ister?"

İnsan, kendi yanlışlarından çok şey öğrenebilir.

Saplantı nevrozunu bir dinin oluşumunun patolojik karşılığı olarak değerlendirip bu nevrozu bireysel bir din, dini ise evrensel bir saplantı nevrozu olarak tanımlayabiliriz. Dindarlar bazı nevrotik hastalıklara karşı büyük ölçüde korunaklıdırlar; evrensel bir nevrozu kabul etmiş olmaları onları bireysel bir tane edinme külfetinden kurtarır.

FRISCH, Max:

Herhangi bir gelecek her zaman bulunur.

FULLER, Buckminster:

Varolan gerçeklikle savaşarak asla bir şeyleri değiştiremezsiniz. Bir şeyi değiştirmek için mevcut modeli geçersiz kılacak yeni bir model inşa edin.

FULLER, Thomas:

Arkadaşsız ederiz, ama komşusuz edemeyiz.

Bir kedinin dokuz canı, bir kadının da dokuz kedi kadar canı vardır.

Cahillik üç türlüdür:
1. Hiçbir şeyi bilmemek,
2. Gerekenleri bilmemek,
3. Bir sürü gereksiz şey bilmek.

Ne kadar yüksekte olursan ol, yasalar senden de yüksektir.

Zenginliğin zevkleri, yoksulların gözyaşları ile satın alınır.

FISCHER, Lord:

Az korkun, çok ümit edin; az yiyin, çok çiğneyin; az konuşun, çok şey ifade edin; az kızın, çok sevin; iyi şeyler sizindir...

KUBELIK, Rafael:

Orkestra yönetkeni, istediği her şeyi orkestradan mutlaka almayı bilen otoritedir.

Çan Dörtten Fazla Çalınırsa

     Çok eski yıllarda krallıkla idare edilen bir ülke varmış. Ama bu ülkede hukuk ve hakimler de varmış.

     Törelere göre, bir vatandaş öldüğünde, şehir merkezindeki dev çan bir defa çalınırmış. Uzun uznun da yankılanırmış.

     Eşraftan birisi ölürse çan iki defa, büyük bir devlet adamı ölürse üç defa çalınırmış.

     Ya kral? O öldüğünde, çan dört defa çalınırmış.

     Gel zaman git zaman... Şehirde bir olay olmuş, iş mahkemeye intikal etmiş...

     Davanın sanığı olarak mahkeme huzuruna çıkarılan kişinin masumiyetini ise bütün vatandaşlar bilmekteymiş.

     Bir formalite olarak görülmesi gereken ve beraat kararı beklenen davadan sürpriz bir karar çıkmış ve sanık para cezasına mahkum olmuş...

     Hakim dava sonunda sanığa bir diyeceği olup olmadığını sormuş. Sanık ise olumsuz yanıt vermiş.

     Mahkeme bitmiş, dinleyiciler dağılmış. Ancak, hepsinin kafasında derin bir kaygı oluşmuş.

     Kısa bir süre sonra çanın sesi duyulmuş. Herkes birbirine bakmış; acaba kim öldü diye düşünmüşler.

     Çan bir kez daha çalmış. Bu durumda eşraftan kimin öldüğünü soruşturmaya başlamışlar.

     Tüm kent çan sesi ile bir kez daha sarsılmış. Herkes büyük bir devlet adamının öldüğünü sanmış. Acaba kim diye tahmin yürütürlerken çan bir kez daha çalarak yeri, göğü inletmiş.

     Kent halkı inlemiş: "Eyvah!.. Kralımız öldü!.."

     Ancak, hiç alışıldık olmayan bir şekilde çan beşinci ve son kez çalmış. Bir müddet sonra mutlak bir sessizlik kent meydanına egemen olmuş. Herkes bu beşinci çanın ne anlama geldiğini öğrenmek için çan kulesine koşmuş.

     Bir de bakmışlar ki çanı, haksız yere mahkum edilen adam çalmaktaymış. Kendisine heyecanla bu beşinci çanın ne anlama geldiğini sormuşlar.

     "Acaba kraldan daha önemli biri mi öldü?" demişler.

     Yanıt şaşırtıcı olduğu kadar derin bir anlam da içermekteymiş:

     "Evet! Adalet öldü!.."

JACKSON, Kate:

Kadınlar yarış atları gibidir. Erkekler en hızlı olanına bahis yatırmaktan hoşlanır.

DANİMARKA Atasözleri:

Sağır bir kocayla, kör bir kadın mutlu bir çifttir.

DALOKAY, Vedat:

Her zaman kültür yobazları olmuştur.

MacGRAW, Ali:

Geniş ailelerin gücüne inanırım. Bu nedenle bir kadının en az üç kocası olmalı...

MARTIĞ, Selma:

Çocukla çiçek yetiştirmek birbirine benzer. Çiçeği yetiştirmek için bir bilene danışarak uygun toprağı seçeriz, zamanında sularız ve zararlılardan koruruz. Çiçeğin ne kadar büyüyebileceği ve renklerinin ne kadar canlı olacağı sağladığımız ortamda, kendi gelişim çizgisine bağlıdır. Anne ve baba olarak da çocuğumuza özgün yetiştirme koşullarını sağlamalıyız. Çiçeğimizin ve çocuğumuzun, kendimize uygun biçim verilebilir oyun hamuru olmadığını bilmelisiniz.

MASLOW, Abraham:

İnsanın kendini tamamlaması, potansiyel olarak sahip olduğu yetenekleri ortaya koyarak kendini ve bu isteğini gerçekleştirmesi sürecidir.

MARX, Karl:

Celladını kurtarıcısı olarak gören bir toplum, kasabın bıçağını yalayan aptal danaya benzer.

Din gerçek sefaletin ifadesi, gerçek sefalete karşı protesto, ezilen yaratıkların iç geçirmesi, kalpsiz bir dünyanın duygusu, ruhsuz koşulların ruhu... İnsanların afyonudur.

Fatih ülkeler, fethettikleri ülkelerin kültürlerinin etkisi altına girerler.

Gereksinmelerin pençesinde kıvranan insanlar özgür değillerdir.

Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.

Kültür, doğanın yarattıklarına karşılık insanoğlunun yarattığı hemen herşeydir.

Metalar dünyası büyüdükçe insanlar dünyası küçülür.

Sosyal ilişkiler iktisadi ilişkileri belirler.

Tarih tekerrür eder. Ancak birincisi trajedi, ikincisi komedidir.

Tarihte her ne olmuşsa, başka türlü olamadığından öyle olmuştur.

MEKTUPÇU, Agah:

Hiddet, cinnetin küçük kardeşidir.

MERİÇ, Cemil:

Acılar hatıralaşınca güzelleşir.

Her yüzyılda birkaç kişi düşünür, diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.

Kitap, zekayı kibarlaştırır!

Kuşlara benzer kelimeler, odana dolarlar bir akşam. Nereden gelirler bilinmez. Kah çığlık çığlığadırlar, kah sesleri işitilmez.

Yalnızlıktan nasıl şikayet edersin? Benim olmadığım yerde yalnızlık en güzeli değil mi?

MÜFTÜOĞLU, Osman:

Kadınla erkek suyla una benzer. Evlendikten sonra hamur haline gelmişlerse, o mükemmel bir karışımdır. Ayrılamazlar. Suya veya una geri dönüş yoktur.

MİMAROĞLU, İlhan Kemal:

Türkiye'de müziğe en büyük kötülüğü yapanlar müzisyenlerdir.

MUMCU, Uğur:

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.

Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerine getirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline tek bir taş bile konmuş olamaz. Unutmayalım ki "cesur bir kez, korkak bin kez" ölür. Önemli olan, insanın böyle bir toplumda "mezar taşı" gibi suskunluk simgesi olmamasıdır.

Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar; güç merkezi değiştikçe dönerler, fırıldak olurlar.

Mustafa Kemal'i savunmak her devrimcinin namus borcudur. Mustafa Kemal'i küçümseyen, hor gören devrimcilerle bizim bir işimiz olamaz.

TANJEVIC, Bogdan:

Türkiye, Türk insanı mutlu oldukça, kendimi iyi hissediyorum. (Türk Basketbol Milli Takımı Çalıştırıcısı)

DEMİR, Kartal:

Olumsuzluğu, olumluluğa dönüştürmek mümkündür.

UGANDA Atasözleri:

Biri öteki kadar zengin olunca, kardeşler birbirlerini severler.

USTINOV, Peter:

Bir başbakan sahneye çıkıp soytarılık yapsa yarım dakika beceremez, foyası ortaya çıkar. Ama bir soytarı, kimseye hissettirmeden yıllarca başbakan koltuğunda oturabilir...

Yoksulların savaşına terör, zenginlerin terörüne savaş denir.

MOLLER, Claus:

"Değişim ne zaman gerekli?" sorusuna verilecek en iyi yanıt "gerekli hale gelmeden"dir.

PARKINSON, Cyril Northcote:

Çok toplantı yapmak, kötü yapılan organizasyonun belirtisidir.

PERU Atasözleri:

Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmıştır.

JAMES, William:

Bir siyasetçi gelecek seçimi, bir devlet adamı gelecek kuşağı düşünür.

Bizim neslimizin en büyük keşfi, insanların düşünce tarzlarını değiştirerek hayatlarını değiştirebilmesidir. Düşünüyorsanız, varsınız.

Kimse mutsuz değildir, sadece bazıları çocukluğunu kaybetmiştir.

JOHNSON, Samuel:

Bir tek kitap yazmak için yarım kitaplık eser okunmalıdır.

Büyük işler kuvvetle değil, sebatla başarılır.

Geleceği satın alabilecek tek şey, bugündür.

Her insanın düşündüğünü söylemeye, her dinleyenin de ona karşı çıkmaya hakkı vardır.

ABDURRAHMAN Efendi (Adana Valisi):

Ayaklanma için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar. (05.11.1920)

AKKAPILI, Deniz Tuncay:

Bu toplum daha doğmamış çocuğu için bile vatanına, milletine, ana-babasına, kendisine hayırlı bir evlat olsun diye dua eder. Bunu da tüm kalbiyle söyler. Ne para, ne şan, ne şöhret ne de biat; vatanına, milletine hayırlı bir evlat!

ALDİNÇ, Ayşegül:

Kırkına kadar Tanrı'nın size verdiği hediyelerle idare edersiniz. O yaştan sonra da hak ettiğiniz görüntüde olursunuz.

ALİ Rüştü (Medrese Çıkışlı Adliye Nazırı - Vatan Haini):

Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Yunan ordusunun ilerlemesi hükümetimizin programına uygundur. Bu ordu bizim ordumuzdur! (12.07.1920)

ANZAVUR Ahmet (Kuvva-i Muhammediye Birlikleri Komutanı - Vatan Haini):

Göğsümde iman, başımda kuran ve elimde padişah fermanıyla geliyorum. Başta Kemal olmak üzere Kuvva-i Milliyeci subayların hepsini keseceğim, Kemal'in kafasını padişaha götüreceğim. (01.10.1919)

Padişah Yunanlılarla harp edilmesine razı değildir. Yunanlılar bizim dostumuzdur. Padişahın emir ve rızası hilafına olarak, onlara silah çekmek küfürdür, isyandır. (1920)

AVCIOĞLU, Doğan:

Çok uluslu şirketlerle onların işbirlikçilerinin 'kapitalist enternasyonalizm' dünyasında, milliyetçilik ve milli kurtuluşçuluk, 'proleter enternasyonalizmi' gibi bağışlanmaz bir suçtur!

Önümüzde iki yol var; ilk yol Batı merkezlerinde çoktan çizilmiştir ve "Sevr Antlaşması"nın ekonomik planda yürürlüğe konulmasından ibarettir. Bu neo-koloniyal ekonomik büyüme modelinin siyasal sistemi örtülü ya da örtüsüz faşizmdir. İkinci yol, "Sevr"i yırtıp günümüz koşullarında Lozan'a yönelmektir.

YALÇINKAYA, Fahamet:

Asırlar boyunca her alandaki sanatçılara esin kaynağı olmuş ve itici güç oluşturmuş ulvi ve romantik aşktan korkmamak gerekir.

Her insan kendine özgü bir kişiliktir. O'na kendi özünü bulmasında yardımcı olabiliriz. Fakat O'nu istediğimiz gibi planlayamayız.

YALÇINTAŞ, Murat:

Eğer ekonomik olarak ilerlemeyi düşünüyorsak, bunu mutlaka kültürel ve sanatsal açıdan da desteklemek zorundayız.

YONG, A.:

Kültür, insanın tabiatı ve kendisini idare etme yolu ile bizzat meydana getirdiği eserlerdir.

BALBAY, Mustafa:

Korku ve endişenin gözleri çoktur, her şeyi korku olarak algılar... Umut ve kararlılığın enerjisi çoktur, hedefe ulaşma gücüne güç katar...

BARLAS, Selçuk:

Neşelenmek, bilgilenmek, duygusallaşmak, hayatı yaşamak, dünyayı takip etmek, düşünmek için elinizdekileri başkalarıyla paylaşınız.

BAYHAN, Mehmet:

Fotoğraf sanatı ile bir koro arasındaki en önemli benzerlik "ritm"dir.

BEAUVOIR, Simone de:

Kurtuluşu başkasında görmek, yıkılmanın en güvenli yoludur.

Yıllar bütün omuzlara aynı ağırlıkta çökmez.

BEIGBEDER, Frédéric:

"Reklamcıyım. Kainatı kirletiyorum. Ben size pis şeyleri bile satan biriyim. Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran... Photoshop'ta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk... Kılı kırk yararak oluşturulmuş görüntüler, moda müzikler... Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyada itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum. Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmamasıdır. Salyalarınızı akıtmak: Benim görevim bu... Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, çünkü mutlu insanlar tüketmezler. Çektiğiniz acı, ticareti canlandırıyor."

Her şey satılıktır. Aşk, sanat, dünya, sen, ben... Özellikle de ben...

İhtiyaçlar meydana getirmek için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekir.

Okuyorum, çünkü hayat bana yetmiyor.

BOZOKLAR, Kutsiye:

Bazı hayatlar, vakti gelince sorulacak hesapların tutanakçasıdır.

Hırsızlar Kasabası

     Bir kasabada her gün hava kararınca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanlarına alır, komşularının evlerini soymaya giderlermiş.

     Fakat, gün doğarken geri döndüklerinde her seferinde kendi evlerini de soyulmuş durumda bulurlarmış. Ama ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalarmış.

     Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmış. Geceleri, diğerleri gibi çantasını fenerini alıp hırsızlığa çıkmaktansa, evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş bu adam. Hırsızlar da O'nun evinin önüne geldiklerinde içeride ışık yandığını görünce döner giderlermiş. Fakat bu durum böyle bir süre devam edince, ahali O'na kızmaya başlamış:

     "Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını engellemeye hakkın yok" demişler.

     Bunun üzerine dürüst adam, geceleri ışığını söndürüp dışarı çıkmaya başlamış. Her gece, hırsızlık yapmadan orada burada dolaşır durur, sonunda yatmaya evine dönermiş. Fakat her döndüğünde evini soyulmuş bulurmuş. Sonuçta bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek içecek hiç bir şeyi kalmamış ve memleketini terketmek zorunda kalmış.

     Kasabada hırsızlıkta ustalaşıp giderek zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar. Zamanla zengin fakir ayrımı çoğalmış. Zenginler mallarını korumak için bekçiler tutmuşlar, hapishaneler kurmuşlar. Kendi mallarının çalınmasını da yasa dışı ilan etmişler! Ancak yoksulların mallarını çalmak hala serbestmiş!

     Bir süre geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmez olmuş. Çünkü, yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da oraları terk edip gitmişler. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise ortada soyacakları kimse kalmadığından servetlerini yavaş yavaş yitirmeye başlamışlar.

     Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için oraları ilk terk eden dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler. Sora sora nerede yaşadığını öğrenmişler. Evine gittiklerinde kapıda yazılı bir kağıt görmüşler. Kağıtta şunlar yazıyormuş:

     "Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa, her şey için çok geç olmuş demektir.."

     Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Ama uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yapsanız nafile, uyandıramazsınız.

HANSEN, Marc Victor:

Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır.

AMATO, Giuliano:

Gerçek şudur ki, ulus devletlerin elinden alınacak egemenlik gücü, buharlaşıp kaybolacaktır. Artık, açıkça tanımlanabilir egemenlikler kalmayacaktır.

ARIBURNU, Orhan Murat:

Umut fakirin ekmeği, ye Memet ye!..

BUNDY, McGeorge:

"Ford Vakfı"nın yaptığı her şey dünyayı kapitalizm için güvenli hale getirmek olarak görülebilir, olumsuz etkilenenlerin rahatlatılmasına yardımcı olarak toplumsal gerilimleri azaltmak, kızgın olanlar için emniyet sübabı sağlamak ve hükümetin işleyişini kolaylaştırmak...

Muhalefet, muhalefetin hedefi olan aynı şirketlerce akçelendirildiği sürece anlamlı bir kitle hareketi olamaz.

ATAM, Zahit:

İcazetle sanat yapılmaz, gerçek ödül de alınmaz.

ÖCALAN, Abdullah:

1920'lerde Kürtler, "Ulusal Kurtuluş Savaşı"na bir kardeş olarak katılmışlardır. Sonrasında Kürtler üzerinde iyice gelişen feodalite hem Kürtleri perişan etti hem de Türkiye'ye büyük zarar verdi. (20.12.2013)

Anayasal vatandaşlığa dayalı bir devlet, bir soy devleti değil, vatandaşlık devletidir. (20.12.2013)

Ben öyle halis muhlis Kürt değilim, Türk'ten daha iyi Türk hissederim. (20.12.2013)

Bütün Türkiye ile demokratik birliktelik demek, "Cumhuriyet" demektir. Bu, sonuna kadar Türkçülükle bağlantılıdır. (20.12.2013)

Cumhuriyet halkın idaresi değil midir? Ağalar, şeyhler, tarikatlar demek değildir. (20.12.2013)

"Cumhuriyet"in kuruluş felsefesi "Misak-ı Milli" ile bağlantılıdır. (20.12.2013)

Feodal, aşiretçi ve dinci yapılanma kırılırsa, o zaman inanılmaz gelişme olacaktır. (20.12.2013)

Feodalite meselesini küçümsememek gerekir, Türkiye'deki demokrasiyi de zehirleyen budur; feodalitenin ilişkiler yumağıdır. (20.12.2013)

Feodalite öyle bir çürüme yaratmış ki gerçekten halka nefes aldırmamış... (20.12.2013)

Küçük bir devlet kurulmak istendiğinde bunu hiç kimse kabul etmez; velev ki kurduk, dağın başında bu devletin hiçbir şekilde gelişme şansı yoktur. (20.12.2013)

Kürt halkı akılsızdır, menfaatine düşkündür, güce tapar. (16.02.1999)

Mesela, Hakkari'de eskisinden daha fazla Türkçe öğretilmeli; bakın Kürtçe değil, Türkçe diyorum. Her bakımdam İstanbul Türkçesi olsun. (20.12.2013)

Mükemmel Türkçe merkezli, yani bir kısmı Arapça, bir kısmı da Kürtçe bilen, ana ekseni herkesin Türkçe konuştuğu bir nüfus Türkiye'nin en büyük zenginliği olacaktır. Bununla İran'a, Arabistan'a, Türkmenistan'a ve hatta Afganistan'a kadar etkili olabiliriz. (20.12.2013)

Neden ayrılma gereği doğsun ki, ekonomik olarak hiçbir gereği yok; dikkat edelim, tam tersine dağlarda ekonomi falan kurulamaz, iki sosyal zenginlik desem zaten içiçe geçmişiz. Hiç kimse bu sosyal dokuları parçalayamaz; parçalarsa bir gövdenin kolunu koparmış gibi olur. Bu gerçekten çok anlamsızdır, koparsa siyasal olarak daha geri bir duruma düşeriz. (20.12.2013)

Türk ulusu ağacın asıl köküdür, Kürtler büyük bir dalıdır, Çerkezler küçük bir dalıdır. Çürümüş dalı temizleyip düzgün bir aşı ile bu dalı tekrar filizlendireceğiz. (20.12.2013)

Türkiye'de zaten demokrasi var, isteyen istediği partiyi kurabiliyor. (20.12.2013)

Türkiye'nin tarihinden daha büyük bir gücü kendimiz yaratalım, Türkiye'nin kullanabileceği bir güç yaratalım, Türk-Kürt kardeşliğini yeniden düzenleyelim. (20.12.2013)

HACI Bektaş-ı Veli:

Arslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda...

Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.

Bir olalım, iri olalım, diri olalım.

Dikkat et; lokma seni yemesin, sen lokmayı ye...

Dili, dini, rengi ne olursa olsun; iyiler iyidir.

Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu!

Eğer bir insan hem çalışkan hem akıllı ise takdir et; çalışkan fakat akıllı değilse dikkat et; akıllı fakat tembel ise ikaz et!

Eline, beline, diline sahip ol!

En yüce servet ilimdir.

Hararet nardadır, sac'da değil
Keramet başdadır, tac'da değil
Her ne arar isen, kendinde ara,
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değil.

Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız.

İlim beşikte başlar, mezarda biter.

İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.

İncinsen de incitme!

Kadınları okutunuz, kadınlarını okutmayan milletler yükselemez.

Nefsinize ağır geleni kimseye uygulamayınız.

Yetmişiki milleti bir gör!

Yolumuz ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur.

O'CESEY, S.:

Tanrı'nın en yüce eseri namuslu insandır.

ORHUN Yazıtları:

Bugüne kadar etle beslenen halk, bundan böyle pirinçle beslenecek; öldürmenin kınandığı ülke, iyilik öğütlenen ülke olacak.

Niçin yanılıyorsun? Bütün bunlar kendi öz benliğinden uzaklaşıp düşmana dönük yaşadığın için oldu. Hakan'ını dinle. Üstte gök basmasa, altta yer çökmese, senin ilini töreni kim bozabilir?

Türk milleti; yurdundan ayrıldın, dağıldın, aç kaldın, sefil düştün, ayakta ölü gibi oldun. Ey Türk milleti! Silkin, kendine dön!..

OKYAR, Ali Fethi:

Cumhuriyet kurumunun bir zorba eline geçeceğini mezarımda bile duysam, millete karşı haykırmak isterim. (1930)

OSBORN, T. L.:

Daima doğru söyleyin ki, söylediklerinizi hatırlamak zorunda kalmayın.

Zaman; bekleyenler için çok yavaş, korkanlar için çok hızlı, yas tutanlar için çok uzun, sevinenler için çok kısa, ama sevenler için sonsuzdur.

OLIVIER, Tarquin:

Kahramanlıklarını göz önüne aldığımda, özetle diyebilirim ki, tarihte ülkesi için, Mustafa Kemal Atatürk'ten daha büyük işler başarmış hiç kimse yoktur.

OECH, Roger von:

Herkesin benzer şeyleri düşündüğü bir ortamda, kimsenin düşündüğü söylenemez.

OLIPHANT, Margaret:

Bana bir mutluluk söyleyin ki acı karşılığında elde edilmiş olmasın.

OZANKAYA, Özer:

Bireyler olarak da, ulus olarak da şeref, haysiyet, namus ve insanlığa sahip olabilmek ve böyle yaşayabilmek, ancak ve yalnız özgür ve bağımsız olmakla olanaklıdır.

OSMAN Gazi:

Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilmez. Osmancık, geçmişini bil ki geleceğe sağlam basasın.

OĞUZCAN, Ümit Yaşar:

Kimine çözülmeyen kördüğümdür yaşamak, kimine yaşadıkça bir ölümdür yaşamak, varoluşun gizine erenlerse diyorlar ki 'ölmezlik kitabında' bir bölümdür yaşamak.

Öyle bir gel demelisin ki mesafeler anlamını yitirmeli...

ORWELL, George:

Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa, gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder.

Burnumuzun ucundaki şeyi görmek sürekli mücadele gerektirir.

Gerçekte iktidar, ancak karşıtların uzlaştırılması yoluyla, sonsuza dek elde tutulabilir.

Ortaçağların Katolik Kilisesi bile, çağdaş ölçülerle, liberal sayılır. Eski hükümetlerden hiçbirinin, yönettikleri kişileri sürekli denetim altında bulundurma olanakları yoktu. Televizyonun yapımı ve aynı aygıtın hem alıcı hem de verici olarak kullanılmasını sağlayan teknik gelişmeler özel hayata son verdi. Her yurttaşın ya da en azından gözetlenmesi gerekecek kadar önemli herkesin sürekli bir resmi propaganda bombardımanı altında tutulabilmesi olası kılındı.

EKİNCİ, Turgut:

Tanrı ideal kocayı yaratırken kadınlara, onları dünyanın her köşesinde bulabileceklerine dair söz vermiş. Sonra, dünyayı yuvarlak yaratmış!

EASTWOOD, Clint:

Mutlu evliliğin bir tek yolu var. O yolu bulduğumda evleneceğim.

EBU'l Huzeyl:

Gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter.

KREISLER, Fritz:

Çok aşırı öğretim, çok az öğretmekten daha zararlı olabilir.

- Y -

Yalan kötülüğe, kötülük cehenneme götürür. İnsan yalancılık yapa yapa nihayet Allah katında yalancılardan yazılır.

ÖZEL, Mehmet:

Bizim milletimiz ekmeğin üzerine basmaz ama, insanının üstüne basmakta üzerine yoktur.

İnsanlar alışkanlıkları üzerine yaşarlar ve alışkanlıklarını değiştirebildikleri ölçüde daha etkili olurlar.

ÖZOK, Arzu:

Aklın sınırı elbette olabilir. Bu ancak bireyin kendi aklının sınırlı olduğunu düşünmesi ve bu nedenle de baştan sınır koymuş olmasındandır. Herkesin özgür iradesi vardır. Ben özgür irademi, "aklımı her türlü bilgiye ve her türlü olabilirliğe açık tutmak" yönünde kullanıyorum ve bu da beni düşüncelerimde, duygularımda ve inançlarımda özgürleştiriyor. Sadece "ben" olarak kalmamı sağlıyor.

ÖZTÜRK, Yaşar Nuri:

Dünyanın 'dincilik' diye şikayetçi olduğu bela, aslında Kuran'ın, büyük zulüm ve en büyük düşman ilan ettiği şirkin ta kendisidir. Dincilik maskeli, sinsi bir şirktir. İslam Peygamberi'nin, 'Ümmetim adına en çok korktuğum şey' dediği de işte budur.

Müslümanlık namazsız olur, ama ahlaksız olmaz!

RITSOS, Yannis:

Kalkmanın zamanıdır.
Sırtı yerdeyken yürüyemez hiç kimse.
Ve bekleme ki biri gelip kaldıracak seni.
Zamanıdır.

ROONEY, Andy:

Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar. Onlara günah çıkarmanıza hiç gerek yoktur. Onlar her haltınızı bilirler.

ROTHFIE, Sherry:

Uzlaşmak, "pasta"yı herkesin en büyük parçayı kendisinin aldığını hissettirecek şekilde paylaştırma sanatıdır.

ROBERTS, Catherine:

Bir insanın elinden geldiği kadar insan olması muhteşem bir şeydir.

McCARTHY, Justin:

Atatürk olmasaydı Türk belki Özbekistan'da olurdu; ama Trakya ve Anadolu'da kalmazdı. Yüz yılda tüm civar büyük coğrafyadan sürülmüş ve katledilmiş Türklerin Konya Ovası'ndan sürülmeleri ve atılmaları ne kadar sürerdi sanıyorsunuz? Ne Türk ne de Türkiye kalırdı. Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!

Siz Türkler kibar ve nazik insanlarsınız. Haklı olduğunuzu bile bile sessiz kalıyorsunuz.

ÇEÇEN, Anıl:

Ulus devletin laik yapısı nedeniyle dini kisveler, Avrupa'daki gibi kamusal alanın dışında kalmalıdır.

THORNBURG, Max von:

Yalnız sermayemizi değil; hizmetlerimizi, geleneklerimizi, kültürümüzü ve ideallerimizi de geri kalmış ülkelerde konuşlandıracağız. (Ekim 1947) (Amerikalı uzman)

TUTKUN, Nurhan:

Dağlar ne kadar yüksek olsalar bile yollar üstlerinden geçerler.

En büyük zaman hırsızı kararsızlıktır.

Yapmak isteyen yol, istemeyen mazeret bulur.

SAYGUN, Ahmed Adnan:

Kimseyi taklit etmeye çalışmayın, kendinizi ve kendi öz kültürünüzü ortaya koyun.

ORHON, Fazlı Orhun:

Anadolu'nun kimliğini bulması, yüksek sanat ürünleri çıkarması kimsenin işine gelmez.

- Y -

Yemek mideyi doyurur, ruhu değil. Para açlığı giderir, mutsuzluğu değil.

TERZİ, Fikret:

Çocuk oyununa düşen "sanatsal estetik ve duyarlılık kazandırmak"tan öte "yarının kurucuları olacak çocuklarda sorumluluğunu üstlenecekleri yarınları, insana yakışandan yana değiştirme istemi uyandırmaktır."

Çocuk tiyatroya seyretmek için değil, oynamak için gelir.

HALEFOĞLU, Yusuf Ziya:

Aşk ile yaptığınız her şey güzeldir; zira aşk hayatın aslıdır, özüdür. Kainatın yaratılış sebebidir.

Erdem adil olmaktır; iyi, doğru ve güzele gidiştir.

Erdem, bilgidir.

Erdem, kişinin kendisine karşı sorumluluklarını yerine getirmesidir.

Erdem, "komşun farkına vardığında, utanacağın bir şey yapma..." ilkesine dayanır.

Erdemli insan yaşamını aklı ile yöneten, tüm karar ve davranışlarına aklı ile karar veren insandır.

Farkına varılmış, itiraf edilmiş her yanılgı çok daha kolay düzeltilebilir, yinelenmesinin önüne geçilebilir. Her türlü yanıltımızın veya kusurumuzun tespit edilmesi, açıklanması kendimize karşı kazanmış olduğumuz bir utku ve başarı yapıtına eklenmiş bir yapraktır.

Hem oyuncu, hem seyirci ya da hem oyuncu, hem eleştirmen olmak zordur.

Kendimizin ve yaptıklarımızın tutsaklığından kurtulmalı, başkalarının da yaptıklarının doğru veya haklı olabileceğini kabullenebilmeliyiz.

Kendini tanıyan insan yavaş yavaş özüne inmeye başlar ki bu o insanın kendine gelmesini sağlar.

Tolerans göstermek bir erdemdir.

DİNK, Hrant:

Amerika bu... Gelir kendi hesabını yapar, işine bakar, işi bittiğinde de çeker gider; ondan sonra da burada insanları kendi didişmesi içerisinde bırakır.

Kürtleri, Ermenilerin düştükleri hataya düşmemeleri konusunda uyarıyorum.

ALİLİ, Teoman:

Türkiye, Yugoslavya olmaz!

BACH, Richard:

Öğretmek, hatırlatmaktır.

BENBASA, Izak:

Dünyamızda söylenip de yapılmayan şeylerin boşluğundan daha büyük boşluk yoktur.

Simgeler gerçek gibi görülmeye başlandığında sıkıntı yaratırlar.

BAŞER, Hayri:

Akıl fehmeder, idrak eder; iman vahyeder, ilham eder.

Akılla imandan her biri yarım, ikisi bir bütündür.

Akılsız iman kör, imansız akıl kötürümdür.

Aklın gidemediği yolu iman tamamlar.

Aklın menzili ilimle ileri gider.

Aklın takattan kesildiği noktada iman başlar.

Hayat felsefemizi, görüş ufuklarımızı hapishaneye çeviren dogmaların prangasını kırıp atmanın zamanı çoktan gelmiştir. Hedefimiz bu kurtuluş hareketine tam bir inanç ve samimiyetle yönelmek ve bu hedefe doğru kanat açarak yükselmek olmalıdır.

Siyasi özgürlük, ekonomik özgürlük çağdaş uygarlıkta ne kadar önemli ise, bütün bu önemli olanların en önemlisi de insanlık şeref ve haysiyetine en çok yakışan düşünce özgürlüğüdür.

- T -

Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür. (1922)

Türk demek dil demektir. Milliyetin en bariz vasıflarından biri dilidir. Türk her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.

Türk ulusu güçlükleri ulusal birlik ve beraberlikle yenmesini bilmiştir.

Türkiye halkı asırlardan beri hür ve bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı hayatın şartı kabul etmiş bir ulusun kahraman çocuklarıdır. Bu ulus bağımlı yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır. (İzmit, 1922)

Türkiye'de tek kimlik Türklük'tür efendiler!

Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gaziantepliler'i kahramanlık örneği olarak alabilir.

ÖNDER, Dilek:

Herkes hayatında mutlaka en az bir kere, en fazla da bir kere evlenmelidir.

ALÇI, Rüştü:

Adalet yoksa, cennet te güzel değildir.

Ayak genellikle ele hizmet eder, ama bu durum ele üstünlük sağlamaz.

Bir fikrin doğruluğu inananların çokluğu ile ölçülmez.

Çukura baş eğmeden bakılmaz.

Elmanın içindeki kurt dışarı çıkmadan elmayı tarif edemez.

Ezerek yükselemez, ezdiğiniz kadar alçalırsınız.

Fakir parayı harcarken, zengin kazanırken mutlu olur.

İnsana arya yapmak yakışır, bağırmak yakışmaz.

İnsanlığı alçaltan herhalde kendisini de alçaltır.

Milletvekili olmak kolay, milletin vekili olmak zordur.

Öğünmek ayıptır, ben hiç öğünmedim demek de...

Para, kazanırken değil harcarken mutluluk veriyorsa güzeldir.

Rahatlamanın önünde sıkıntı vardır.

Sofrayı seyretmekle tadına varılmaz.

Şöhret aniden gelmişse ağır bir yüktür.

Üretimdeki başarı insana rahatlık, paylaşmadaki başarı ise huzur verir.

Üstün insan yoktur, gelişmiş insan vardır.

JENNEY, J. Petit:

İyi bir kadınla evlenmek, fırtınalı havada sakin bir limanda olmaya benzer. Kötü bir kadınla evlenmek ise, sakin bir havada fırtınalı bir limanda olmak demektir.

OVIDIUS, Publius Naso:

Akıllıca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen.

Kitap aklın ilacıdır.

YILDIZHAN, Reyhan:

Duvar saati ile geveze bir kadın arasındaki fark, duvar saatinin hiç olmazsa arada bir durmasıdır.

Gençken "deli" gibi sevilir. Yaşlıyken sevince "deli" denir!

UÇAR, Zahide:

Kişinin eseri nüfus cüzdanı gibidir. Kimlik bilgilerini açıklar.

UNESCO:

Atatürk, bütün insanlık için gerçek bir onur simgesidir.

RAY, John:

Ağaç meyvasından bilinir, yaprağından değil...

RENAN, Ernest:

Geçmişi değiştirilmeden hiçbir ulus devlet kurulamaz!

ÖMER Faiz Efendi:

Avrupalı memleketlerden her şeyi alalım, hatta müslümanlığı bile! Evet, müslümanlığı dahi bu memleketlerden alalım; çünkü onlar, ilim, irfan, medeniyet, çalışkanlık, adalet, müsavatları ile müslümanlığın asıl emirlerini, hıristiyan oldukları halde tatbik ediyorlar, yani bilmeden hidayete mazhar olmuşlar. Böylelikle “diyar-ı küfür” olarak onlardan en çok tehaşi ettiğimiz, çekindiğimiz ve sakındığımız sebep aslında mevcut değil… Bunu idrak edersek gerisi kolay, çünkü biz Osmanlılar, medeniyet, refah ve ümranın bizler için nasıl manevi ve dini vazife-i asliye olduğunu idrak etmeliyiz. Cehaleti bırakıp ilmi, iptidailiği bırakıp medeniyeti, tembelliği bırakıp çalışkanlığı, el emeği biçareliğini bırakıp makineyi, şehirlerde ve köylerde pisliği bırakıp temizliği, üfürüğü bırakıp ilacı, deveyi bırakıp treni, yelkeni bırakıp uskurlu gemiyi alır, kadın-erkeğimizle birlikte ve beraber bir tam millet olursak hem dinimizin, hem devletimizin bekasını ve izz-ü şan ile devamını temin ederiz. Evvela buna karar verelim, bunun asli ve ulvi vazifemiz olduğunu idrak ve kabul edelim, gerisi kolay...

CHRISTIE, Agatha:

Mükemmel cinayet yoktur.

IONESCO, Eugene:

Bütün dünyaya karşı kendimi savunacağım. Ben son insanım, sonuna kadar da öyle kalacağım. Boyun eğmiyorum.

Kalbin yaşı yoktur.

KONAK, Volkan:

Biz Türkiye'nin içindekileri sevdik insanıyla, otuyla, akarsuyuyla, kayan yıldızlarıyla. Ama şunu da söyleyeyim; bestelerimi beğenmezseniz size kırılmam, sizle ahbaplık edebilirim. Tuttuğum takımdan hoşlanmayabilirsiniz, sizle ahbaplık edebilirim, bir masada yemek yiyebilirim. Sevdiğim ya da çıktığım bir kadından hoşlanmayabilirsiniz, sizle ahbaplık kurabilirim. Ama Mustafa Kemal'i sevmeyen bir adamla ahbaplık edemem, O'nun dostu olamam. Çünkü Mustafa Kemal uygarlıktır, çağdaşlıktır.

SİRMEN, Ali:

Hep geride tutulmak istenen kadın toplumun öncüsü olabilir ve orada insanlığın yıldızını parlatıverir.

SİCİLYA Atasözleri:

Yalnızca gerçek dostlarınız size yüzünüzün ne zaman kirli olduğunu söylerler.

HAKAN, Ahmet:

Hiçbir zaman figüran olmamak, her zaman kahraman olmaktır yalnızlık.

Yüreğinin derinliklerinden ara sıra kafayı çıkaran o esrarlı sancıyı saymazsak yeryüzünün en şahane şeyidir yalnızlık.

HAMZATOV, Resul:

İnsanoğluna konuşmayı öğrenebilmesi için iki yıl, dilini tutmasını öğrenebilmesi için altmış yıl gereklidir.

ÖZHAZDAY, Nedi:

Hayat; önüne gelen fırsatları değerlendirip kullanan cesur insanların sahnesidir. Korkaklara yer yoktur. Korkaklar sadece sahneyi tamamlayan dekorlardır.

DEMİRDAMAR, Rümeysa:

Şerefsizlik; ağacın gövdesine açılmış yarık gibidir, gün geçtikçe büyür.

Yarını satın alacak tek şey bugündür.

PASCAL, Blaise:

Bilgili insan diplomalı olan değil, isteklerini başkalarının haklarını çiğnemeden elde etmeyi öğrenmiş insandır.

Eğer herkes dost sandığı kimselerin bir de kendi arkasından söylemiş olduklarını duysaydı, dünyada dost kalmazdı.

Görmek isteyenler için yeterince ışık, istemeyenler için yeterince karanlık vardır.

Hürmet mi görmek istiyorsun: Asla kendinden bahsetme ve hiçbir zaman kendini öne çıkarma. Böyle yapmak sana anlamsız görünebilir, ama doğrusu budur.

Ormanları çaldılar ve yerlerine çirkin betonlar koydular.

SAYLAN, Türkan:

Ben sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimim. Ülkemi, insan haklarına ve hukuka saygılı, demokrasiye inanan hükümetlerin idare etmesini isteyen bir vatanseverim!..

Bir doktorun tek arzusu hastasını sağlığına kavuşturmak, yaşamını uzatmaktır. Ben bundan fazlasını yaptım; hastalarıma yaşam şartlarını da hazırladım, onlara iş ve aş buldum, çocuklarına kanat gerdim. Yoksul olmaları, çaresiz olmaları koşuluyla, hiç ayırım yapmadan...

Eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. Işıyacaksın! Ölüme saniyeler kalmış olsa bile...

SALİH Paşa (Sadrazam - Vatan Haini):

İngiltere'ye direnip durmak gereksiz ve tehlikelidir.

WORDSWORTH, William:

Bırakın da doğa size dadılık etsin.

Küğ Ansiklopedisi

Küğ Ansiklopedisi

PASTEUR, Louis:

Şans, her zaman akıllıları tercih eder.

PEIFFER, Vera:

Rüzgarın nasıl estiği fark etmez. Farkı yaratan yelkenlerinizi nasıl açtığınızdır.

WERNER, Hans Ulrich:

Çevrenizi dikkatle dinlerseniz en küçük seslerin, tıkırtıların bile ezgisi olduğunu fark edersiniz.

VURAL, İbrahim:

Anadolu coğrafyası milletler mezarlığıdır. Bağımsız ve güçlü olmayan yaşayamaz!

VIVEKANANDA, Swami:

Bütün dinlerin amacı aynı, fakat öğretmenleri farklıdır.

YÜKSEL, Mehmet:

Hayat, her anını dibine kadar yaşamaya çalışmak için nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar dolu ve bütün yaşadıklarının sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar da boştur.

VISCOTT, David:

Sonuçta başarısız olan tek insan, denemeyendir.

MANDELA, Nelson:

Çok ırklılık esasını hiçbir zaman kabul etmedik; önemli olan ırk değil, fikirdir.

Dürüstlük, içtenlik, sadelik, alçakgönüllülük, karşılıksız cömertlik, başkalarına hizmete hazır olmak ruhsal yaşamın temelidir ve herkesin elinin altında dilediği miktarda bulunur.

Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir.

Hücre kendinizi tanımak, zihinsel ve duygusal süreçlerinizi gerçekçi ve düzenli bir şekilde gözden geçirmek için ideal bir yerdir.

Liderlik iki kategoriye ayrılır:
a) Tutarsızlar, ne yapacağı kestirilemeyenler, bugün kabul ettiğini ertesi gün inkar edenler,
b) Tutarlılar, onur ve vizyon anlayışına sahip olanlar...

Onuru ancak, gidişatın karanlık ve vahim göründüğü anlarda bile doğrulardan vazgeçmeyen, inatla tekrar deneyen, tacizlerden, aşağılanmalardan, hatta bozgunlardan yılmayanlar hak eder.

Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok, ruhunuzu satmayın yeter...

Tüm insanların uyum içinde birlikte yaşadıkları ve eşit haklara sahip oldukları demokratik ve özgür bir toplum hayali hiç aklımdan çıkmıyor. Uğrunda yaşadığım ideal bu, ama gerekirse bunun için ölmeye de hazırım.

Unutmayın, azizler yılmadan çabalayan günahkarlardır.

AHMEDİNEJAD, Mahmud:

Düşmanlıklar, ancak düşmanlara zarar verir.

GOEBBELS, Joseph:

Bana vicdansız bir medya temin et; sana bilinçsiz bir halk sunayım.

Eğer bir yalan, uzun süre yeterince tekrarlanırsa, sonunda o yalan bir gerçekmiş gibi algılanır.

Yalan ne kadar büyükse inanması o kadar kolaydır.

MACİT, Hasan:

Kadına şiddeti azaltabilmek için gelir düzeyini yükseltmek gerekir.

KELLY, Liz:

Şiddete maruz kalan bir kadının her şeyden önce yaşadıkları hakkında konuşmaya ve düşünmeye gereksinmesi vardır. Böylece kadın, yaşadıklarının şiddet olduğunu anlayabilir.

KINISON, Sam:

Terörizm beni hiç endişelendirmez. İki yıldır evliyim.

LATİN Atasözleri:

Bir aslanın idare ettiği ceylan ordusu, bir ceylanın idare ettiği aslan ordusundan çok daha iyidir.

Gördüklerimiz gerçektir, ama görmediklerimiz daha da gerçektir.

PATTON, George:

İnsanlara nereye gideceklerini söyleyip, oraya nasıl gideceklerine kendilerinin karar vermelerini sağlarsanız, alınacak sonuçlara hayran kalırsınız.

PEKDEMİR, Melih:

Faşizm, sözün bittiği yerdir.

KIPLING, Rudyard:

Eğer hayal kurabilir, fakat hayallerinin esiri olmazsan;
Eğer düşünebilir, fakat düşüncelerinin kölesi olmazsan;
Eğer iş işten geçtikten sonra kalbini, sinirlerini ve enerjini tekrar seferber edebilir ve gayene ulaşmaya çalışabilirsen;
Eğer ne sevdiğin dostlarının ne de düşmanlarının sözleri seni incitmezse;
Eğer herkese kıymet verir, fakat kimseye fazla güvenmemeyi bilirsen;
Eğer her dakikanın altmış saniyesini faydalı olarak doldurabilirsen;
İşte o vakit, dünya da, içindeki her şey de senindir.

SAINT-EXUPERY, Antoine de:

Aşk insanların birbirlerine bakması değil, birlikte aynı yöne bakabilmeleridir.

Gözler kördür, insan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçekleri görebilir.

İnsanlar bir bahçenin içinde binlerce gül yetiştiriyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar; aslında aradıklarını tek bir gülde ya da bir damla suda bulabilirler.

Nereye gittiğini bilen bir kişi gördü mü, insanlar hemen O'nu uzaklaştırırlar.

KANUNİ Sultan Süleyman:

Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık da ölüme götürür.

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...

PAVESE, Cesare:

Acı çekmiş hiç kimse, artık eskisi gibi değildir.

Bir başka insanın çocukluğunu öğrenmek, onu yeniden yaşamak istemek, belli bir sevgi belirtisidir.

Gene de bir iştir beklemek. Bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan...

Kendimi aradım. Bunun dışında bir şey aramaz insan...

PICASSO, Pablo:

Ben başkalarını değil, kendimi kopya etmekten korkarım.

Bir tek doğru olsaydı, aynı konuda yüzlerce tablo yapılmazdı.

Sanatın amacı, günlük hayatın tozunu ruhumuzdan temizlemektir.

PAVLOV, Ivan:

Her şeyi bildiğini sanma! Gerçekte çok bilgili olsan da kendine cahilim diyebilecek cesaretin olmalı...

PIRE, D.:

İnsanların çoğu duvar, pek azı da aralarında köprü kurarlar.

JORDON, Andre Starr:

Bilgelik bundan sonra ne yapılacağını, beceri bundan sonra nasıl yapılacağını bilmektir. Erdem ise onu yapmaktır.

CÜCELOĞLU, Doğan:

İlişki gelişmeyince, ilişki içerisindeki insanlar da gelişmez.

LAROSH:

Düşman kazanmak istiyorsan dostlarını geç, dost kazanmak istiyorsan bırak dostların seni geçsin.

PEAT, F. David:

Düşünce, düşüneni değiştirir.

REYNOLDS, Burt:

Bir insanın asıl karakteri eğlence tarzının içinde saklıdır.

Evlilik insana çok şey öğretir. Sadakat, sorumluluk, hoşgörü, anlayış gibi... Ancak bekar kalırsanız, zaten bunların hiçbirine ihtiyacınız olmaz...

BRUTUS-Caepio, Marcus Junius:

Fazilet, sen bir sözcükten başka bir şey değilsin.

PENROSE, Boies (Amerikalı Senatör):

İş bölümüne inanıyorum. Siz bizi Kongre'ye yolluyorsunuz; biz sizin para kazanmanızı sağlayacak yasaları geçiriyoruz... Ve siz de bu kazançlarınızın bir kısmını bizim seçim kampanyamıza harcıyorsunuz ki, yeniden seçilip daha da fazla kazanmanız için gerekli yasaları kabul edelim.

KARŞILAYAN, Ali:

Kriz dönemleri hem tehlike, hem de fırsat zamanlarıdır.

AKYOL, Mehmet:

Politik arenanın çirkinliği, herşeyin politik rant sağlayan bir meta olarak algılanması ve maalesef sanatın da acımasızca ve kaba bir şekilde bu arenaya çekilmek istenmesi Türkiye sanatı ve sanat kültürü adına bir kayıp, bir düşmanlıktır.

ALTAN, Sanem:

Gücü yaratan sahip olduklarımız değil, sahip olduklarımızı nasıl kullanabildiğimizdir.

Siyaset değildir dünyayı yöneten, dünyayı ekonomi yönetir. Hatta artık teknolojinin bu kadar ilerlediği bir çağda dünyayı bir fikir, bir küçük alet, tek bir kişi şekillendirebilir.

Yönetimde kim olursa olsun erkek egemenliğini tehdit edecek her kadın 'kötü kadın' muamelesi görür.

AVCU, Bahattin:

Tanıkların sustuğu yerde suçlular kahraman olur; gün gelir, an döner tanıklar da suçlu olur.

AYKAL, Gürer:

Müzikte bir uyum var; do, mi, sol. Bunu ortak bastınız mı güzel... Kulağa güzel... Müzik öğrenimi görmüş kişinin kulağına güzel gelebilir bu... Ama sokaktaki adam? O'nun kulağına güzel gelmeyebilir. Bir başka deyişle sokaktaki adamı ilgilendirmez bile... Verimin tümü, içindeki espriler, orkestrasyon, anlattığı şeyler, verdiği mesajlar, bunlar önemli...

Uyuşturucu bir müzik türü yaygınlaştırıldı, alışkanlık haline getirildi. Tüm dünya tarihinde ilerlemenin ilk hareket noktası olarak görülen müzik; Türkiye'de kaderciliğin, razı olmanın, sinikleşmenin, alın yazısının simgesi oldu. Elbette arabesk müzik insanın beynini uyuşturmakta, zihni yavaşlatmakta, mücadele azmini yok etmektedir.

HÜSEYİN, Burhan:

Müzik ilahi kudretin seslerle ifadesidir.

Tanrı verdiklerini bir bir geri alır.
Önce çocukluk ve gençliği, sonra orta yaşlılık ve yaşlılığı alır; geriye ölüm kalır.

Yaşam iki karanlık arasında, elmas gibi parlayan bir ışıktır.

ÖZAL, Turgut:

Benim memurum işini bilir.

Bir defa delmekle "Anayasa"ya bir şey olmaz.

ÖZKALE, Durmuş Ali:

Algılama, yorumlama kişinin bilgi ve kapasitesine bağlıdır; her kişi bunu farklı yapar, bazıları hiç yapamaz.

Aşk; bir ırmağın akması, bülbülün şakıması, sevginin kanat takıp uçmasıdır.

Bir gül koklamadan bir ömür bitti.

Bir kadın kocasının dışarıda aslan, içeride kedi olmasını bekler.

Bir kadının yaptığı en güçlü anlaşma şeytanla yaptığı anlaşmadır.

Dört mevsimi yaşar gibidir dünyevi aşık.

Erkeğin mutluluğu mutfaktan ve yatak odasından, kadınınki ise erkeğin cüzdanından ve gönül odasından geçer.

Evde bir kadın vardır; ister buyurmaya fırsat bulsun, isterse buyruk altında ezilsin dursun.

Gönlü güzel olanın yüzü de güzel olur, sözü de.

Güzelliğin kaynağı aşkla yanmış gönüldür.

Her kadının en son başvuracağı silah masum görünüp döktüğü gözyaşlarıdır.

Sevgi yüceltir, aşk göklerde uçurur.

Susarak konuşan bir aşıkım ben.

Şaşmaz bir pusuladır aşk, gönlünün istediği yere götürür.

SIĞIRCI, Durmuş:

Arada bulutlar gölgeler güneşi, bilerek akşamları mola verir karanlıklara, ama sabahları bir doğuşu vardır ki uzaklardan, balçıkla sıvayamazsınız güneşi.

Durdum divana, uydum imama anlayışı, namaz ve niyazda geçerlidir. Onun dışında, özel ve genel yaşamda herkes özgürce kanun ve kurallara uyarak yaşar; ama robot gibi yetişenler, herkesin kendisine tabii olmasını, robotik davranışlar sergilemesini isterler.

İnsanlar bir kızarken bir de gülerken aynaya baksınlar. Hangi halde görünmek istediklerine kendileri karar versinler. Ne var ki yaratılan güzelliğe imreni ile bakanlar kızgınlığa sırt çevirirler.

İnsanlar kuş değil ki kafese koyasın, günümüzün çocukları afacan, kapıyı kapasanız bacadan girmeyi başarırlar, ah bir de hepinizin bildiği ulusal isteklerimiz doğrultusunda, bacadan girmelerini istemiyoruz ama, ne istediğimizi başarsalar!

İnsanları içki, kumar ve yolculukta tanımak yetersiz kalır. Arabasına hafif toslayacak, otobüsten inerken yeni ayakkabısına basacak, çıkarlarına dokunacaksınız; işte o zaman hoşgörü sınırları zorlandığında sergilediği tavırları göreceksiniz ya da kısaca düşman olduklarına yaklaşımına, onlara kullandığı dile bakarak değerlendireceksiniz.

Kızdığınızdaki yüz ifadeniz, güldüğünüzde de kaybolmaz.

Kin ve nefret ekenler, kin ve nefret biçerler.

Özgür birey; düşünerek doğruyu bulan, inandığı dava için yılmadan mücadele eden, ram olmayan bireydir. Demokratik yaşamda özgür birey yetiştirmek çok kolay, ancak antidemokratik düzende o kararlılığı gösterenler daha azdır; ya riyakar, ya yalancı ya da yalaka olurlar.

Sanat, insanın yaşam zenginliğidir.

Yaratan demiş ki; bakmayın sizleri eşit yaratmadığıma, kiminiz kör, kiminiz topal, kiminiz varsıl, kiminiz yoksul olabilirsiniz, bana "Ram"sınız, itiraz etme hakkınız yok. Ama ben size akıl verdim, adaletten ayrılmayın, çocuklarınızı ayırd etmeyin; insanlara, hayvanlara, doğaya gözünüz gibi bakın. Eğer benim gibi size "Ram" olacaklarınız yoksa vay halinize. Sizden hesap soracaklardan kurtulamazsınız.

LANGEL, W.:

Müzik insanların evrensel dilidir.

ÖZDEMİR, Coşkun:

Cumhuriyetin devrimci atılımlarının çok partili düzene girişimizle birlikte baltalanması, aydınlanmanın önünün kesilmesi, özgür ve bilinçli insan yetişmesini engellemiştir.

Doğaldır ki dinci ve şeriatçılar Atatürk'e ve O'nun öncülüğünü yaptığı devrimlere ve aydınlanmaya karşıdırlar. Çünkü onlara göre tek doğru İslamın -kendi yorumlarına göre- hem birey, hem toplum için getirdiği kurallardır. Buna karşı olan her yasa, her kural bidattır, küfürdür.

Sağlıklı insanlar kendilerine güvenen, özgürce düşünüp karar verebilen, tercihlerini bağımsızca yapan insanlardır.

Yurtsever aydınlara büyük görev düşmektedir: Onları, toplumu yeniden sağlığına kavuşturmak gibi çok önemli bir tarihi misyon beklemektedir.

ÖZDEN, Yekta Güngör:

Atatürk düşmanlığı Türkiye düşmanlığıdır!

Hak arama özgürlüğü olmayan bir toplumda demokrasi olamaz.

Ne altın gemi, ne gümüş gemi, önemli olan dostluk gemisi...

HALLOCK, Addison H.:

Bir arkadaşınızdan ödünç para istemeden önce, hangisine daha çok gereksinmeniz olduğuna karar verin.

HAUPTMANN, Gerhart:

Ruhu öldürmek, cismi öldürmekten daha büyük bir cinayettir.

HENDRIX, Jimmy:

Sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde bu dünya aydınlığı tanıyacak!

Zamanım gelince ölecek olan benim; o halde bırakın da hayatımı istediğim gibi yaşayayım.

HERZBERG, Frederick:

İnsanların iyi işler yapmalarını bekliyorsanız, onlara öncelikle yapacakları iyi işler vermelisiniz.

HURSF, Fannie:

Bir erkek terbiyeli olursa, bir kişi terbiyeli olmuş olur. Ancak kadın terbiyeli olursa, bir aile terbiyeli olmuş olur.

HUMBOLDT, Friedrich Wilhelm Christian Carl Ferdinand von:

Dilin gidişi, toplumun gidişiyle aynı yöndedir.

HENZE, Paul (CIA İstasyon Şefi):

Türk halkına sabah akşam 'federasyon'dan bahsedilmeli, kulakları bu duruma alıştırılmalıdır.

HENRY, M.:

Kimse, duymak istemeyen kadar sağır olamaz.

ECKHART, Meister:

İçindeki ortaya çıkacaksa kabuk kırılıp yarılmalıdır. Çünkü çekirdeğin özünde ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız kabuğu kırıp yarmanız gerekir.

BENJAMIN, Walter:

Fotoğraf insansız yapamaz.

BOÇKAY, Hami:

Baban fakirse suç senin değil, ama kayınpederin fakirse suç senindir...

BOHM, David:

Her şey, her şeyin altında yatan bir düzenin, ikinci kademede ortaya çıkan görüntüsünden başka bir şey değildir.

BOND, John:

Hayat, ileriye doğru yaşamak, geriye doğru anlamak içindir.

BOTTOME, P.:

Zorlukları aşmanın iki yolu vardır: Ya zorluk yaratan durumları değiştirirsiniz ya da zorluklara yaklaşımınızı...

BOUBAT, Edouard:

Zaman akıp gider, an kalır. Çektiğin kişi ölmüştür, ama fotoğrafa baktığında tekrar yaşar. Bu fotoğrafın sihiridir. Gördüğüne inanırsın.

BRESSON, Henri Cartier:

Ben ne ekonomi uzmanıyım ne de önemli binaların fotoğraflarını çeken bir fotoğrafçı. Sadece belli durumlarda gazeteciyim. Öncelikli olarak yaşamda uyanık olmaya çalışırım.

Fotoğraflarımda neredeyse sadece insanla ilgileniyorum. Benim acelem var. Manzaraların ise zamanı hayli boldur.

GODDAR, B.:

Mutluluk, elin erişebileceği çiçeklerden bir demet yapma sanatıdır.

RHINE:

Telepatinin kanıtlanması... maddeciliğin başarıyla çürütülmesi olacaktır.

RICAUT:

Her şeyin iyisini yapan Tanrı, bu güçlü milleti (Türkleri) sanki Hıristiyanların günahlarını ve kusurlarını cezalandırmak için yüceltmiş ve desteklemiş gibidir.

IKEDA, Hayato:

Atatürk'ün "Türk Dil Devrimi"ni gerçekleştirmesi ve dinle siyaseti ayırarak Türk toplumunun modernleşmesini sağlamak yolundaki çabalarına büyük bir hayranlık duymaktayız. (Japonya Başbakanı - 1963)

NAZARBAYEV, Nursultan:

Dünya tarihinde ilk kez bir nükleer deneme sitesi halkın isteği ile kapatıldı ve Kazakistan dünyanın önünde bir örnek olarak durmaktadır. (Kazakistan Cumhuriyeti Başkanı, 09.09.2010 - "Birleşmiş Milletler"de yaptığı konuşmadan)

NOLAN, M.:

Gücüne eşit hayaller için dua etme. Hayallerine eşit güç için dua et.

SPITZER, Eliot:

Aldatırken yakalandığınızda, beyhude inkarlar ve zayıf özürlerden daha kolay bir şeyler denemelisiniz.

SERDAROĞLU, Rıfat:

Ey Türk insanı! Özgür olmak istersin, ama izin beklersin. Hakkını talep edersin, ama lütuf istersin. En kutsal değerlerine saldırılır, suspus olursun. Her şeyin düzelmesini arzularsın, ama sadece ve sadece durur, seyredersin.

Gelişmemiş, kalkınmamış, zenginleşmemiş toplumlarda demokratik rejimi yaşatmak mümkün değildir. Bu toplumlar, dine veya güce dayalı diktatörler tarafından yönetilmeye mahkumdurlar!

Milletlerin yurtseverlikten başka surları yoktur.

Yerkürenin verebileceğinden fazlasını alırsak o zaman yerküreyi tüketiriz. Ayrıca yerküreden aldığımızı kirletip, tekrar yerküreye verdiğimiz zaman yerküreye daha da zarar vermiş oluruz.

SUDAN Atasözleri:

Hiç bir mutfak, iki kadını alacak kadar zengin değildir.

SZENT-GYORGYI, Albert von:

Keşfetmek herkesin gördüğünü görüp, düşünmediğini düşünmektir.

SÜMER Atasözleri:

Biliyorsun neden öğretmiyorsun, boş vakit geçirdin, neye yaradı?

SİVASİ, Abdülmecid:

Devlet zulm ile değil, adl (adalet) ile ayakta durur!

ERÇELEBİ, Hasan:

Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.

Genç yaşta siyasete girerseniz devlet adamı, emekli olduktan sonra girerseniz milletvekili olursunuz.

Siyasetin çıraklığı ve kalfalığı uzun sürer.

Siyaset yapa yapa öğrenilir.

ENGELBREIT, Mary:

Bir şeyi sevmiyorsanız onu değiştirin; değiştiremiyorsanız onunla ilgili düşünce biçiminizi değiştirin.

BEARER, Seed:

İçinde bulunduğumuz alemde gördüğümüz ve anladığımız şeyler yarı dereceye bile çıkmaz. Bu nedenle bizlerin durumu bir yaprak üzerinde beslenen tırtıllara benzer. Bu tırtılların bütün bilgisi, tüm ilmi ancak üzerinde süründüğü yaprağın çevresine kadar gidebilir. Bu tırtıl için yaprağın sınırını aşmak, daha geniş bir köşeye sahip olmak, üzerinde bulunduğu yaprağın daha milyonlarca yaprağa sahip bulunan ağacın küçücük bir parçası olduğunu anlamak ne kadar zordur!.. Dahası var, o ağacın bir hayatı var; bu hayat ta ondan önce gelmiş binlerce ağacın hayatı ile ilgilidir. Bu ağaçtan daha binlercesi o ormanın içinde yaşamaktadırlar. Bütün bunlar tırtılın minimini beyni için ne düşünülemeyecek, idrak edilemeyecek hakikatlerdir... Örneğin, bir gün, bu tırtıl etrafındaki büyük alemi görse ve görüşlerini kendi akran ve benzerlerine anlatmaya kalkışsa, herhalde öteki tırtıllar bu sözlere inanmayacaklar, onunla eğlenecekler ve hayali sözlerle kendi zamanlarını israf etmeye uğraşan bu zavallıya hücum edeceklerdir. Çünkü onlar düşünürler ki hayat ancak bir yaprağın üzerindedir. Bütün gerçekler o kadardır. Ve bir kimse için hayatın amacı, olsa olsa, o yaprağın üzerinde en iyi yeri bulup seçebilmektir. Ancak, bu tırtıl bir gün kelebek olur. O zaman görüş alanı genişlemiş olur ve eskiden hayatta varlığına bir dakika bile ihtimal vermediği güzellik, şiir ve zevk ile temasa gelir. O zaman, kendisine eskisinden farklı görünen bu dünya eski dünyasının aynısıdır, ta kendisidir; sonuç itibarı ile şimdi o alemi daha fazla görmek ve daha başka tarzda hareket edebilmek yeteneğini kazanmıştır. Her tırtıl, günün birinde kanatlanarak hayatın ve doğanın anlamını daha kapsamlı anlayacak bir kelebek olma kapasitesini taşır. Bu aşamayı aşma başarısını yakalayan insanoğlu da tırtılın kelebek olması türünden bir başkalaşım geçirir. Hayata, gerçeklere daha fazla yaklaşır ve daha fazla iyilik etme gereksinimi ve heyecanı duyar.

ÖZKAN, Tuncay:

Umut ve sevgi olmadan asla olmaz. Mutluluğunuzu hep koruyun...

ULUNAY, Refi Cevat (Vatan Haini):

Anadolu ile değil, Yunanistan ile anlaşmalıyız. (15.10.1920)

Anadolu'daki milliyetçi hareketi yok etmek, millet için var olma meselesidir. O alçaklara karşı çıkanlar islama, halifeye, padişahımıza unutulmaz hizmette bulunmuş olacaklardır. (04.04.1920)

İstiklal diye bağıranlar kötü niyetlidir. (31.08.1919)

Tek çarenin galiplerle uyuşmak ve anlaşmak olacağı bu kafasızlarca ne zaman anlaşılacak? (23.03.1920)

Türkler kendi güçleri ile adam olamazlar. İngilizler elimizden tutup bizi kurtaracak. (21.05.1919)

Yunanistan kısa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denen çapulcuları tamamen tepeleyecektir. (08.09.1920)

ŞİNASİ, İbrahim:

Aklın ışığıdır iyiyi kötüden ayıran...

Kuvvetli zayıfı zorla ve eziyetle sindirir. İnsan aklı yasa yaptı bu zorbalığı önlemek için, buna felsefe dilinde adalet ve hak denildi.

Milletim insanlıktır, vatanım bütün yeryüzü.

GENÇ Abdal:

Tanrı'yı sevenler Tanrı ile beraberdir, onlar Tanrı'nın içindedir, onlar Tanrı'dır.

GÖKALP, Ziya:

Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar manasını namazdaki duanın,
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'an okunur,
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Huda'nın,
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın.

EMİNOĞLU, Erdal:

Daha çok gül isteyen daha çok gül fidanı dikmelidir.

Verimli gün, en çok ürünün toplandığı gün değildir. Verimli gün, en çok tohumun ekildiği gündür. Çünkü toplanan ürün geride kalmış günlerde ekilmiş tohumların bizlere armağanıdır.

FOX, James A.:

İnsanoğlu anlamını ve içeriğini her zaman anlamamış olsa bile fotoğrafın değerini bilmiştir. Yazılı kelimelerin aksine insanlar beş kıtada bu görme ve   -umuyorum- anlama diline sahiptir. Çünkü fotoğrafın yansıttığı yaşam ve ölüm görüntüleri uygarlığın eşiğindeki tüm insanlar tarafından anlaşılır.

HEMINGWAY, Ernest:

Bilgeliğin, yapabilme gücünün ve kavrayışın sırrı alçak gönüllülüktür!

Hayata kendimizden ne katıyorsak, hayattan da onu alırız.

NEAL, Ryan O':

Evlilik, dünyanın en usta sihirbazıdır. Önünüze konan harika bir meze tabağını, kısa sürede kirli bir bulaşığa çevirir.

NEUMARK, Fritz:

Avrupalılar bin yıla yakın bir süre Asya'nın ve Türklerin tehdidi altında kalmış ve savaşmışlardır. Türkleri (ve müslümanları) hep öteki olarak görmüşlerdir. Bu stratejik derinliğin ve toplumsal dokuya işlemiş tarihsel birikimin birkaç nesil içinde değişeceğini sanmak hiç de gerçekçi olmaz.

NEWMAN, Paul Leonard:

Karımı asla aldatmam. Evde biftek beni beklerken, sokakta niye köfte peşinde koşayım?

GRENIER, Roger:

İnsanlara eşlik eden köpekler, yaşamlarının kısalığı nedeniyle bizlere onları kaybetmenin acısını yaşatırlar.

GÜL, Abdullah:

Türkiye'de şiddetle hiçbir şey hallolmaz. Kim şiddete başvurursa kaybeder.

DISRAELI, Benjamin:

Alışkanlıkların zinciri önce hissedilmeyecek kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlü olur.

Kişi zengin ya da yoksul olsun, hastalığı iyileştiren de mutsuzluğu mutlu kılan da zihindir.

Umutsuzluk, sersemlerin elde ettiği bir sonuçtur.

JANET, Paul Alexandre René:

Thomas Aquinas'ın demokrasisi, başına teokrasi tacı giydirilmiş bir demokrasidir.

JORDAN, M.:

Yetenekli olanlar oyun kazanır; ekip çalışması ve zeka ise şampiyonluk...

GALDOS, Benito Perez:

Sevgi, kurallara ve kanunlara uymayan bir tiran gibidir.

GASSET, Ortega y:

Ben kendimin ve çevremin toplamıyım!

Bu dünyada hiçbir şey, kitle kültüründeki kötü zevk kadar bulaşıcı değildir.

GOLDMAN, Emma:

Gerdanımda pırlantalar olacağına, masamda güller olmasını tercih ederim.

Kadınlar çenelerini kapatıp bacaklarını açmak zorunda değillerdir!

Toplumdaki en vahşi element önemsememektir.

GÖKŞEN, İsmail:

Doğal ormanlarda yüzlerce tür ağaç, bitki, hayvan bir arada uyum içinde yaşayan bir ekosistem oluşturur ve insan eliyle oluşturulan hiçbir ağaçlandırma, asla doğal olanın yerini tutamaz. Bu nedenle doğal ormanların korunmasına özen gösterilmelidir.

GRACIAN, G.:

Basit bir adamın elinden geleni yapmaya çalışması, zeki bir adamın tembelliğinden iyidir.

GREEN, Julian:

İnsanların çoğu, gençliğine ihanet eder.

GREY, E.:

Yunanistan'ın adaları alacağı konusunda anlaştık. Size söyleyeceğim en iyi husus kuvvetlerin Yunanistan lehine Türkleri oyalamakta olduklarıdır. Ermeniler hakkında yapacağımız teklifleri Türkleri korumak gibi göstermeliyiz. Türkiye dağıldığı zaman Almanlar da kendi paylarını alacaklardır. Türkiye yeni borçlar bulamazsa çökecektir.

GÜVEN, Saim:

Keşke pin kodunu üç kere yanlış girince kilitlenen telefonlarımız gibi, kalplerimiz de üç kere yanlış insanları sevince kilitlense...

GÜRBİLEK, Nurdan:

Bir zaman gelir, çocuk için ev olmaktan çıkar ev. Ne erken çocuklukta olduğu gibi keşfedilecek bir dıştır artık ne de dış dünyaya karşı sığınılacak bir iç. Tam olarak ne zaman yaşarız bunu? Evin dışarıya karşı bir sığınak olduğu kadar bir engel olduğunu fark ettiğimiz an mı? Evin geçici, ana-babamızın güçsüz, ölümlü olduklarını sezdiğimiz an mı? Yoksa evin bize bir iç dünya bağışlarken aynı zamanda büyük bir iç sıkıntısı da verdiğini, bu iç dünya olmanın bedelinin bu iç sıkıntısı olduğunu fark ettiğimiz an mı?

GÜRSEL, Cemal:

Garp kafasıyla araba yaptık, şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk!

GÜÇER, Sıdıka:

Bir ülkenin eğitim ve refah seviyesi yükselmeden sanat topallamaya devam eder.

GUIN, Ursula K. Le:

Çocuklar ölümün yoğun bir biçimde farkındadırlar. Kendilerinin de ölümlü olduklarını, öleceklerini anladıkları anda çocukluk biter ve yeni bir hayat başlar.

GUEVARA, Ernesto Che:

Bir yalan, hangi amaç için söylenmiş olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.

Gerçekçi olalım, imkansızı isteyelim.

Her gün yeni bir gemi kalkar insanın umut limanından; özgürlük için, yaşamak için ve fırtınaya inat, dalgaya inat, ölüme inat...

Siz bana din ile refaha ulaşmış bir toplum gösterin, ben de size devrim ile geri kalmış bir toplum göstereyim.

Yoksula gülmedim, zengine özenmedim; faşistleri sevmedim, ezilenleri dövmedim; ben devrimci doğdum, devrimci öleceğim.

GÜRBÜZ, Servet:

Acelen varsa; zaman hızlanır, herşey yavaşlar.

Açılan iki kol arasına sığmayacak dünya yoktur.

Aslan, gücünün bir kısmını karşısındaki avının korkusundan alır.

Aynı günler birbirini götürür. Farklı günlerinizi toplayıp, yaşadığınız gün sayısını bulun.

Bugüne, geçmişten ya da gelecekten bakabilseydik anlardık yaptığımız kötülüklerin anlamsızlığını...

Dişine göre, pençesine göre, boynuzuna göre bakar canlılar.

YAĞMUR, Mahmut:

Aydın, tutsaklığın her türlüsünden iğrenir. İnsan onurunun özgürlük içerisinde gelişeceğine inanır. Yurt sorunlarına eğilir, mutluluk için yiğitçe savaşır. Erdemli ve özgür düşünceyi savunur, asla klişeci değildir. Eylemleri uslarının ürünüdür ve düşünceyi kutsal bir ibadet sayarlar. Hak bildikleri yoldan ayrılmazlar, kimsenin oy ve düşünce namusuna el uzatmazlar. Öz çabaları ile engelleri aşmak isterken, bir çıkar beklemezler.

YEĞİNSU, Vedat:

Çağın gerçeklerini kavramalı ve insanlığın çözüm bekleyen çağdaş sorunları ile yakından ilgilenmeliyiz.

YOUNGMAN, Henny:

Bazı kişiler uzun evliliğimizin sırlarını sorarlar. Biz haftada iki kez restorana gideriz. Biraz mum ışığı, akşam yemeği, hafif müzik ve dans... O salı günleri gider, ben cuma.

Evlenmeden önce ne yaptım, biliyor musunuz? İstediğim her şeyi...

YUGOSLAV Atasözleri;

Bir şekilde doğar, fakat binbir şekilde ölürüz.

Geçmiş en belirsiz dönemdir, çünkü her gün yeniden yazılır.

YUNAN Atasözleri:

Arkadaşımı seviyorum, ama gerçeği daha çok seviyorum.

Hak yenir, ama hazmedilmez.

XIAOPING, Deng:

Kedinin siyah veya beyaz olması önemli değil, yeter ki fareyi yakalasın.

WAGNER, Robert:

Başarılı bir evlilik, insanın pek çok kez aşık olmasını gerektirir. Aynı insana...

WALDRIP, Mary H.:

Torunlar yaşlanmamız için Tanrı'nın bize vermiş olduğu hediyelerdir.

WALES, Jimmy:

Dünya üzerindeki her insanın, insanoğlunun tüm bilgi birikimine ücretsiz ve sınırsız erişebildiğini hayal edin...

WALTERS, D.:

Başarı açılan bir kapı değil, çıkılan bir merdivendir.

WARD, William Arthur:

Gerçek iyimser problemlerin farkındadır, ama çözümleri de bilir.
Zorlukları görür, ama üstesinden gelineceklerine de inanır.

Karamsar, ters esen rüzgardan yakınır.
İyimser, rüzgarın dönmesini bekler.
Gerçekçi ise yelkenlerini esen rüzgara göre ayarlar.

Sıradan öğretmen anlatır,
İyi öğretmen açıklar,
Yetenekli öğretmen yapar ve gösterir,
Büyük öğretmen esin kaynağı olur.

WARE, Eugene Fitch:

Bütün görkem başlamaya cüret edebilmektedir.

WASHINGTON, George:

Başkaları konuşurken uyumayın, başkaları ayakta dururken oturmayın, sakince susmanız gereken zamanda konuşmayın ve başkaları dururken yürümeye devam etmeyin.

Belirli bir millete sevdayla bağlanmaktan kaçınınız. Başka bir ülkeye nefret ya da sevgi duyguları beslemeyi adet edinen milletler köleleşirler, kendi görev ve çıkarlarını unuturlar. Büyük ve güçlü bir ülkeyle öyle bir ilişki kuran küçük ya da zayıf bir millet, ötekinin uydusu olmaktan kurtulamaz. Yabancı entrikaların aleti durumundaki kişiler, güvenini ve alkışını aldıkları halkı aldatarak, onun çıkarlarını başkalarına teslim etmesini sağlarken, bütün bunlara karşı çıkan gerçek yurtseverler şüpheli duruma düşürülüp lanetlenebilirler (17 Eylül 1796).

WATSON, William:

Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun...

WEATHERFORD, David L.:

Bir güçlükle karşılaştığınızda kendinize bir kaçış yolu değil, bir çıkış yolu arayın.

WEBB, Sir Richard (Amiral):

"Çanakkale Savaşı"nda bir hayli şöhret yapan Mustafa Kemal sadr-ı azam (başbakan) tarafından Samsun'a müfettiş olarak gönderildi. Başbakanın niyeti kötü değildi, ama Mustafa Kemal Samsun'a gitmesinden itibaren milliyetçi hareketlere girişti. Başbakan O'nu geri çağıracağına söz verdi.

WEBER, Max:

Demokraside, halk güvendiği bir önder seçer. Seçilen önder, 'Şimdi sesinizi kesin ve bana itaat edin' der. Artık halk ve parti O'nun işine karışamazlar.

WEBSTER, Daniel:

Dünyada gerçek kadar güçlü ve gerçek kadar garip hiçbir şey yoktur.

WEIL, Andre:

Birinci sınıf insanlar, birinci sınıf insanları yanlarına alırlar; ikinci sınıf insanlar ise üçüncü sınıf insanları yanlarına alırlar.

WELCH, Raquel:

Genç kız, ideal erkeği bulma çabasından vazgeçip, bir koca aramaya başladı mı, kadın olmuş demektir.

WELLS, Carolyn:

Zeki oluşuyla övünen insan, hücresinin büyüklüğüyle övünen idam mahkumu gibidir.

WELLS, Herbert George:

Gerçeği her zaman savun, anlayan olmasa bile vicdanına karşı hesap vermekten kurtulursun.

WERNER, I.:

Yönetim, öğrenilebilen ama öğretilemeyen bir sanattır.

WHARTON, Edith:

Işığı yaymanın iki yolu vardır; mum ya da yansıtan ayna olmak.

WHATELY, William:

Sabahleyin kaybedeceğin bir saatin zararını bütün gün çekersin.

Sakın sofrada tartışmaya kalkmayın, nasıl olsa aç olmayan kazanacaktır.

WHITE, J. Gustav:

Ufak tefek sıkıntılar sineklere benzer, biraz hareket onları dağıtır.

WHITE, Terence Hanbury:

Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir.

WHITE:

Kültür; maddi ögelerin, davranışların, düşünce ve duyguların, simgelerden oluşan ve simgelere dayalı bir örgütlenmesidir.

WIESEL, Elie:

Adaletsizliği önleyecek gücümüzün olmadığı zamanlar olabilir, fakat itiraz etmeyi beceremediğimiz bir zaman asla olmamalı...

WILDE, Oscar:

Akrabalar ne yaşamasını ne de ölecek zamanı bilen insanlardır.

Ama yine de herkes sevdiğini öldürür,
Bu böylece biline,
Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
Kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
Korkak
bir öpücükle,
Yüreklisi kılıçla,
bir kılıçla öldürür!

Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
Kimi sevgilisini yaşlılığına saklar;
Bazıları öldürür
Arzunun elleriyle,
Altın'ın elleriyle
boğar bazı insanlar:
Bunların en üstünü bıçak kullanır
çünkü
Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar...

Az samimiyet tehlikeli, çok samimiyet de çok tehlikelidir.

Bir erkek her kadınla mutlu olabilir. Yeter ki O'na aşık olmasın.

Bu dünyada sadece iki çeşit felaket vardır; biri amacına ulaşamamak, diğeri ise ulaşmak...

Bir dostun üzüntüsünü herkes paylaşabilir, ama dostunun başarılarına içtenlikle sevinmek bir ruh hasleti gerektirir.

Çocuklarımın ahlakı bozulmasın diye "Kutsal Kitap"ı onlara okutmuyorum.

Dünyada en inanılmaz şey insanların acı çekmesidir. Yoksulluk ve mutsuzluktan daha büyük gizem olamaz.

Dünyada, kendi hakkında konuşulmaktan daha kötü bir şey vardır; kendi hakkında konuşulmamak...

Düşen bir çığda hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.

Düşünebilen her canlının insan olması, insan olan herkesin düşünebildiği anlamına gelmiyor ne yazık ki...

Erkekler bıkkınlıklarından evlenirler, kadınlar meraklarından; ikisi de hayal kırıklığına uğrarlar.

Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak isterler.

Eskiden işkence aletleri vardı, şimdi gazeteler var.

Evlilik bir bardak taze süt için evde inek beslemeye benzer.

Evlilik, üstünde bütün kadınların anlaştığı, bütün erkeklerin de anlaşamadığı bir konudur.

Gerçek yaşını söyleyen bir kadına asla inanmayın. Yaşını saklamayan bir kadından her şey beklenir.

Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.

Herkes benim düşünceme katılırsa, yanılmış olmaktan korkarım.

Hiç kimse geçmişini geri alacak kadar zengin değildir.

İngiliz toplumunun hiçbir zaman affedemediği şeyler; gençlik, güç ve istektir.

İyi etki diye bir şey yoktur. Etki denen şey tümüyle ahlaka aykırıdır, yani bilimsel yönden ahlak dışıdır.

Kadın kocasını daha az sevmeli, fakat daha çok anlamalı... Erkek karısını daha çok sevmeli, fakat daha az anlamalı...

Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakarlar.

Moda denilen şey öyle dayanılmaz, öyle çirkin bir şeydir ki, onu her altı ayda bir değiştirmek zorunda kalırlar.

Mutlu olduğumuz kadar iyi oluruz, ama iyi olduğumuz kadar mutlu olamayız.

Ne zaman insanlar benimle aynı fikirde olsa, hatalı olduğumu düşünürüm.

Sorular patavatsız olmaz. Yanıtlar, bazen evet...

Şanssızlığa katlanabiliriz, çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan, yaptığımız hatalara hayıflanmaktır.

Tecrübe, insanların hatalarına verdiği isimdir.

Tehlikesiz bir fikir, fikir denemeyecek kadar değersizdir.

Yankı, yinelediği sesten güzeldir.

Yaşamak, dünyadaki en nadir şeydir. İnsanların çoğu var oluyorlar, hepsi bu...

Yaşlılar her şeye inanırlar, orta yaştakiler her şeyden şüphe duyarlar, gençler her şeyi bilirler.

WILKINS, Richard:

Acı, mutluluğa göre daha çok şarkı bestelemiştir.

Ana babanız doğumunuzdan sorumludur, yaşamınızdan değil.

Birçok insan hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder.

Cennete gitmenin iki yolu vardır: Gerçekten öldüğünüz zaman ya da gerçekten yaşadığınız zaman...

Dostluk, ayrı oldukları zaman insanları birlikte tutar.

Eğer kendinize yön arıyorsanız yolunu kaybetmiş birine sormayın.

Eğer siz kendinizi sevmiyorsanız başkası neden sevsin?

Fedakarlık, çiçeğin köküdür.

Geçmişi bir kitap gibi kullanın, eviniz gibi değil.

Gerçek değişim kimi eski şeyleri farklı görmeye başlamaktır.

Gerçek zenginlik vaktinizi insanlara vermektir, para karşılığı satmak değil.

Hayatınızı bir para kazanma denemesi olarak kullanmayın.

Her davranışında başkalarının onayını arayan kimseler hayatın birçok güzelliklerini ıskalarlar.

İkiyüzlülük sadece sahibi tarafından görülemez.

İlerlemenizin önündeki en büyük engel kendinize güvensizliğinizdir.

Kahkaha, ruhun dansıdır.

Karşınızdakini dinliyor musunuz, yoksa konuşmak için sıra mı bekliyorsunuz?

Mucize, enerjinizi korkularınıza değil, rüyalarınıza verdiğiniz zaman başlar.

Müziği, notaların arasındaki sessizlik yaratır.

Pencerenizin camı kirliyse, dışarı çıkıp manzarayı parlatmanız boşunadır.

Yüzeyde hazine bulamazsınız.

WILLEMS, Emilio:

Bireyin, yalnızca biyolojik bir varlık olmaktan çıkıp belli bir toplum ve kültürle bütünleşmesi sürecine 'toplumsallaşma süreci' denir.

RICCIARDONE, Francis Joseph:

Demokrasi için bazı temel koşullar var. Birincisi medya özgürlüğüdür. Medyanın, basının özgür olması demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır. Eleştirel de olsa basın özgür olmalıdır.

ROMEN Atasözleri:

Biri sizi bir kez aldatırsa suç O'nundur. İki kez aldatırsa suç sizindir.

WILLIAMS, John:

Gerçekten değerli bir şeye ulaşmanın kestirme bir yolu yoktur.

WILLIAMS, William Carlos:

Yeni bir evren için bütün gereken yeni bir akıldır.

WILMOT, John (Rochester Dükü):

Evlenmeden önce çocuğum yoktu, fakat çocuk yetiştirmeyle ilgili teorilerim vardı. Şimdi üç çocuğum var, fakat hiç teorim yok.

WILSON, Colin:

Düş gücü; gerçeklikten kaçmak için değil, onu oluşturmak için kullanılmalıdır.

WILSON, Earle:

Dün yaptığınız şey size hala çok iyi görünüyorsa, bugün yeterli değilsiniz demektir.

Eğer bir şeyi yazmak ve altına imzanı koymak istemiyorsan, o şeyi sakın söyleme.

WILSON, Thomas Woodrow:

Amerikan kapitalizminin temel hedefi, zayıf ülkelerin hammaddelerini ve ulusal pazarlarını açık birer kapı olarak tutmaktır. Bunun için diplomasi ve gerekirse zor kullanılmalıdır.

Türkler Avrupa'da çok uzun zaman kaldılar ve oradan tamamen temizlenmelidirler.

WINTERS, Shelley:

Bir kadını asla küçük görmeyin. Tabii yaşı ve kilosu dışında...

WIRFS, Eberhard:

Birine gereksinim duyuluyorsa, o kişi ihtiyacı olanlara yardım etmekle yükümlüdür.

Geleceğin kökleri geçmiştedir. Gelecek için vizyon gereklidir. Uygulanmayan vizyon sadece bir rüyadan ibarettir.

Sadece aktif olun, başarının sırıı budur.

WISE, Lois:

Eğer torunların bu kadar tatlı olduklarını bilseydim, ilk önce onlara sahip olurdum.

WISLER, C.:

Kültür, bir halkın yaşam tarzıdır.

WITTGENSTEIN, Ludwig:

Dünyamın sınırları kelimelerim kadardır.

Düşüncenin sınırı, dilin sınırıdır.

Üzerinde konuşulamayan konularda susulmalıdır.

WOLF, Friedrich August:

Bir milletin fertlerinin iştirak halinde bulundukları manevi hayat kültürdür.

WOLLSTONECRAFT, Mary:

Yeteneklerin en fazla geliştiği zaman, insanın bütün bir dünyayı karşısına aldığı zamandır.

WOOD, Charles Foster:

Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil, aranan kişi olmaya da bağlıdır.

WOODEN, John:

Karakteriniz, şöhretinizden önemlidir. Karakteriniz, siz ne iseniz odur. Oysa şöhretiniz, başkaları sizi ne sanıyorsa odur.

WOOLLCOTT, Alexander:

Hiç kimsenin hayatında önemsiz gün diye bir şey yoktur.

WORSHAM, James A.:

Küçük bir fikrin arkasındaki aktivite, bir dahinin uygulanmayan planından daha üretkendir.

VAHDETTİN Sultan (Vatan Haini):

İngiliz ulusuna karşı beslediğim sevgi ve hayranlık duygularımı babam Sultan Abdülmecit'ten miras aldım. Ümidimi Allah'tan sonra İngiltere'ye bağladım.

VALERY, Paul:

Bilmezler ne dediklerini... Çünkü, bilmezler ne olduklarını!

Her zaman yazabileceğimi hiçbir zaman yazmam.

Meydan boş olunca, geçen bir köpek bile büyük etki yaratır.

Sanat yapmak, çocuk yapmaya benzemez; sanat yapmak büyük bir piramit yapmak gibidir. Önce o piramiti taşıyacak olan toprağı bulacaksın, sonra piramitin oranlarını ve dengesini kuracaksın. Taş taşıyacaksın, taş taşıyacaksın; terleyeceksin, terleyeceksin.

VAMBERY, Arminius:

Bütün Türk anane ve efsaneleri, Türkler'in en eski devirlerden beri maden işleyen bir millet olduğunu göstermektedir.

VAUVENARQUES, Marquis Luc de Clapiers:

Büyük düşünceler yürekten doğar.

İnsancıl olmadıkça adil olamazsın.

İnsanlar herkes tarafından, özellikle kendileri tarafından kandırılmak için dünyaya gelmişlerdir.

Zayıfların kini, dostlukları kadar tehlikeli değildir.

VENEZUELLA Atasözleri:

Kadınlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman ağlarlar.

VENGEROV, Maxim:

Bir ailenin bir araya gelip müzik yapması harika bir gelenektir. İnsanlar birlikte müzik yaptığında, müziğin birbirlerini daha iyi anlamalarında yardımcı olduğu söylenir. Onlar, müziği insanlarla paylaşmaya muktedirdirler.

VENIZELOS, Eleftherios Kyriakos:

İmkanı olsa Türklere silahtan başka bir yol kullanabiliriz, fakat Türkler silahtan başka bir şeyden anlamazlar.

Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milletine nasip oldu. Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir. Bu olağanüstü işleri yapanlar hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.

VERCORS, Jean Bruller:

İnsan bilmediğini fark edip doğadan ayrıldıktan ve bilgisizliğe boyun eğmeyeceğine, onu yeneceğine karar verip ayaklandıktan ve baş kaldırdıktan sonra insan olmaya başladı. O halde insan baş kaldırıştır, savaştır.

VERGA, Giovanni:

Dünya böyledir işte, herkes kendi değirmenine su çekmeye bakar.

VERON:

Beni diğerlerinden ayıran özellik, diğerlerinin sormadığı soruları sormam ve sormaya devam etmemdir!

VIDAL, Gore:

Bir insan eğer çok gülümsüyorsa emin olun ruhunda depremler vardır. Çünkü acıyan kalbinse kimse bilsin istemezsin.

Sen asla çocuk sahibi olamazsın, yalnızca torunlar...

VIGNY, Alfred de:

Akıl, vücudun efendisidir.

Hiç bir insana rastlamadım ki, onda öğrenilecek bir şey olmasın.

VILLALTA, Jorge Blanco:

Atatürk yalnızca tüm zamanların en iyi komutanlarından biri değil, aynı zamanda siyaset kuramının büyük filozoflarından biridir.

VINCI, Leonardo da:

Engeller beni durduramaz, her bir engel kararlılığımı daha da güçlendirir.

Gerçek, zamanın tek kızıdır.

Güzel olan herşey insanın belleğinden kaybolabilir, fakat sanatta asla...

İnsan ne kadar büyük ruhlu olursa aşkı o kadar derin bir şekilde duyar.

İyi geçen bir gün nasıl mutlu bir uyku getirirse, iyi geçen bir ömür de mutlu bir ölüm getirir.

İyi geçirilen bir ömür yeterince uzundur.

Küçük bir hakikat, büyük bir yalandan iyidir.

BADIS, Abdülhamid bin:

Allahü Teala'nın Kemal [Mustafa Kemal Atatürk] aracılığıyla ihsan ettiği mucize olmasaydı, Türkiye de giderdi; onunla birlikte Şark da yok olurdu.

MARESCEAU, Marc:

Atatürk olmasaydı Türkiye yok olur giderdi.

DUMOULIN, Daniel:

Türkiye! Atatürk'ü Allah'a borçlusun; geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...

CONK, Cemil:

Mustafa Kemal Bey'i [Atatürk] Allah'ın lütfuna, zaferi de Mustafa Kemal Bey'e borçluyuz.

KEKEVİ, Aydoğan:

Mustafa Kemal Atatürk sadece Türk ulusunun ak yazgısı değil, aynı zamanda laik Türkiye Cumhuriyeti'nin olduğu kadar "sömürülen uluslar"ın ilham kaynağı ve geleceğidir.

DELACOUR:

Bazı kadınlar "kendilerini almış olmaları"ndan dolayı hiçbir zaman affetmezler kocalarını... Bazı erkekler de karılarını hiç affetmezler "kendilerine varmış olmaları"ndan dolayı...

KARAMAN, Suay:

Ülkemizin aydınlık geleceği için, emperyalistleri ve yerli işbirlikçilerini kovmak için bilinçlenmeli ve örgütlenmeliyiz.

Özel bir insana rastlamak bir an, özel biri olduğunu anlamak belki bir saat, o özel birini sevmekse belki bir gün sürebilir. Ama, o insan ömür boyu unutulmaz.

VOLTAIRE, François Marie Arouet:

Akıllı kişilerin en büyük talihsizliği, salakların olur olmaz işleriyle başa çıkmak zorunda kalmalarıdır.

Bağnazlar yaratmanın en bilindik yöntemi, öğretmeden inandırmaktır.

Batıl inanç ve cehaletten oluşan fanatizm yüzyıllar boyunca bir hastalık olagelmiştir.

Ben büyük adamları ancak insanlığa yaptıkları hizmetlerle tanırım.

Bir çok gerçek vardır ki herkese söylenemeyeceği gibi her zaman ağıza da alınmazlar.

Bir musibete ne kadar önem verirseniz tesiri o kadar kötü gelir.

Can sıkıcı bir adam olmak isterseniz aklınıza gelen herşeyi söyleyin.

Çalışmak bizi şu üç beladan kurtarır: Can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar ve yoksulluk.

Dinin ne olduğunu anlamadan önce Allah'ın ne olduğunu anlamanız gerekir.

Eğer Tanrı gerçekten yoksa, O'nu yaratmamız gerekir.

Eğer ki bir filozof dünya üzerinde olan biteni anlamak istiyorsa önce bütün sanatların beşiği, Batı'nın her şeyi borçlu olduğu Doğu'ya dönmelidir yüzünü...

Fikirlerinizden nefret ediyorum, ama onları savunabilmeniz için hayatımı feda etmeye hazırım.

Gerçeği arayanlar, bütün insanlığın malı olur.

Gözyaşları, acının sessiz sözleridir.

Hiçbir sorun, sürekli düşünmenin saldırısından kurtulamaz.

İnanılmayacak şeylere inanıyorum demek, yalan söylemektir.

İnsan doğası gereği hayvandır; onu toplum içinde bir insan durumuna getiren uygarlık alanındaki gelişmelerdir.

İnsan zeka karşısında eğilir, ama şefkat karşısında diz çöker.

Kendini akıllı sanan herkes aptaldır.

Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler, yalnızca kölelerdir.

Kim özgürlüğünü yitirmişse onu savunamadığı için yitirmiştir.

Korkaklar, kendilerinden daha güçsüz olanlara güç gösterisinde bulunanlardır.

Küçük insanların büyük gururları olur.

Para söz konusu olduğunda herkesin dini aynıdır.

Sadece iki günümüz var yaşamak için; bu günleri de aşağılık heriflerin önünde diz çökerek geçirmeye değmez.

Sizi saçmalıklara inandırabilenler, size katliam yaptırabilirler.

Tanrı'ya ettiğim dua pek kısadır: "Tanrım, düşmanlarımı gülünç duruma düşür."

Uzun bir tartışma her iki tarafın da haksız olduğunun delilidir.

Yabani uluslar dışındaki her ülke kitaplar tarafından yönetilir.

SOKRATES:

Bütün bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir.

Dürüst bir insan daima çocuk kalır.

Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız cehaletin bedelini hesaplayın!

Hiç kimse beslenmeleriyle ve eğitimleriyle sonuna kadar ilgilenmeyeceği çocukları dünyaya getirmemelidir. Çocuklar zevk tohumu değildir.

İnsan gülmediği günü yaşadım diye hayat defterine kaydetmemelidir.

İnsanlar yüksek mevkilere ulaştıkça Tanrılaştıklarını zannederler, düştükleri zaman insanlıklarının da elden gittiğini görürler.

Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz; yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.

Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatı, kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir. Onların denetimi dışarıdan gelmektedir.

Zulme karşı çıkmak, zalime boyun eğmemek delilik değil, bilgeliktir. İlkel insanlar, büyük zalimlerin gölgesinde üreyen ve yürüyen küçük zalimler bunu anlayamaz!

ÜLKÜ, Vural:

Aydınların yetişmesi bilimsel, çağdaş eğitim yöntemlerinin uygulanması ile ancak mümkündür.

Ulusça en büyük talihsizliğimiz, Atatürk'ten bu yana, ülkenin başına gerçek anlamda aydınların gelmemiş olmasıdır.

UYAR, Turgut:

Herkes ne zaman ölür?
Elbet gülünün solduğu akşam...

UBICINI, Abdolonyme:

Bu muazzam payitahtta (İstanbul) dükkan sahipleri namaz saatlerinde dükkanlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde senede dört hırsızlık vakası bile olmaz.

HEATHCOTE, Edwin:

İstanbul, benim hep eleştirdiğim burjuva tek kültürlülüğe karşı bir antitez oluşturmaktadır.

ÇOBANOĞLU, Hande:

Zor soru yoktur; zor olan gereksiz sorulara yanıt vermektir.

ÇİLESİZ, A.:

İnsanlar evrim dizgesinde gelişme gösterdiklerini, ancak bilinç düzeyinde ispat edebilirler. Yani bilinçteliğimiz arttıkça insanlık basamaklarında yükseliriz. Toplumların bilinçteliğinin arttığını, içinde var olduğu doğaya gösterdiği anlayış ve sevgiden anlamak olanaklıdır. Doğada insanın farklı bir yeri olduğu doğrudur, ancak doğanın dışında bir hiçiz ve bilinçliliğimiz arttıkça bunun bilincine daha fazla varıyoruz. Hatta daha önemlisi, doğanın sorumluluklarının bilincinde olması gereken bir "uzantısıyız".

ARUN, Nazlı Çetinok:

Başka insanlardan nasıl yardım isteyeceğinizi öğrenin.

Biliyoruz ki, biz mutlu isek herkes mutlu; herkes mutlu ise biz de mutluyuz...

Genel geçer ahlak/etik ve görgü kurallarını ihlal edenlere hoşgörü göstermeyin. Bu hem size, hem de bunlara dikkat etmesi gerekenlere en hayırlı davranış olacaktır.

Gerçekten ihtiyacınız olmayan hiçbir şeyi almayın.

"Hayır" demeyi öğrenin...

Her ne kadar evren mükemmel bir uyum ve akış ile varoluyor ise de siz yine de planlı olun, anın tadını çıkarırken gelecek için sadece olumluyu ve en hayırlı olanı dileyin. Harika bir sözümüz vardır: "Her işte bir hayır vardır". Bir an için olumsuz gelen bir durum, mutlaka gelecekte size hayır getirecektir.

Her türlü alanda kendi kural ve prensiplerinizi belirleyin.

Her zaman dürüst olun.

Herhangi bir durumda, halde, eylemde; içiniz huzursuz, endişe dolu ise bir süre, kısa bir süre ara verin, düşünün, tartın, öyle eyleme devam edin. Mutlaka bu durumda olumsuz bir hal vardır, bunu keşfetmeye çalışın.

Hukuksal hak ve özgürlüklerinizi mutlaka öğrenin. Yasaların size verdiği hakları bilin.

İnsan böyle deneyim kazanıyor, böyle öğreniyor "Düşe Kalka."

İnsiyatif vermeyi, delege etmeyi öğrenin.

Karar aşamasında kendinize zaman tanıyın, tartın, sağduyu ile karar verin.

Kararlarınızı size keyif veren şeyleri temel alarak verin.

Kendinizi önemli hissetme duygusundan vazgeçin: "Ben olmaz isem bu iş asla olmaz" gibi...

Olabilecek her yerde en basit seçeneği tercih edin.

Özgürlüklerinizin, başkalarının özgürlüklerinin başladığı yerde bittiğini bilin.

Yapmak istemediğiniz ve sevmediğiniz şeyleri bildirin.

AĞIRBAŞ, Jale:

Sivil toplum örgütü üyelerinin de siyasi partilerde emek vermeleri gerekir.

TANE, Evren:

Atatürk, emperyalizmin yenilebileceğini bütün dünyaya ispat etmiş, mazlum milletlere direnme gücü veren, bağımsızlık şuurunu uyandıran bir lider olmuştur.

İnsanoğlu binlerce yıldır geleceği merak edip durur. Yağmur yağacak mı? Kuraklık olacak mı? Savaş çıkacak mı? Çocuk doğacak mı? Aşk olacak mı?... Günümüzde ise merak edilenlere yeni sorular katılmıştır: Evimiz olacak mı? Arabamız olacak mı? Piyango çıkacak mı? İş bulabilecek miyim? Çocuğum üniversiteyi kazanacak mı? Milyarlarca insanın katrilyonlarca sorusu var. Çoğu gelecekle ilgili. Niye bilmek ister insanoğlu geleceği? Gelecekle ilgili herşey bilinse idi yaşamın zevki ve heyecanı olur muydu?

ROCKEFELLER, David:

Düşmanı yok etmenin bir yolu da onların birbirlerini öldürmelerini sağlamaktır.

DANIEL, Samuel:

Eğlence gençlikte günah, yaşlılıkta çılgınlıktır.

- B -

Basın, milletin müşterek sesidir.

Ben Anteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki, onlar yalnız Antep'i değil, Türkiye'yi kurtardılar.

Ben inkılap ruhunu Tevfik Fikret'ten aldım. Tevfik Fikret'in "Tarih-i Kadim"i yok mu, işte o, yapılması gereken bütün devrimlerin kaynağıdır.

Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir.

Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

Bir milletin kültür düzeyi üç safhada; devlet, düşünce ve ekonomideki çalışma ve başarılarının özüyle ölçülür.

Bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlak o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara çok ehemmiyet veririm. Milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir.

Bir milletin ıslahı, kötülerin imhası ile değil; neslin eğitim ve terbiyesi ile mümkündür.

Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.

Bir ulus, bir toplum yalnız bir kişinin çabası ile adımcık bile atamaz.

Bir zaman gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkar edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve o kadar kuvvetlidir ki bu fikirler Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır; yine gelir, feyizli neticeleri kalpleri doldurur.

Biz, milliyet fikirlerini tatbikte çok gecikmiş ve ilgisizlik göstermiş bir milletiz. Bunun zararlarını fazla faaliyetle telafiye çalışmalıyız. Çünkü tarih, hadiseler ve müşahedeler, insanlar ve milletler arasında, hep milliyetin hakim olduğunu göstermiştir. Özellikle bizim milletimiz, milliyetini ihmal edişinin çok acı cezasını çekmiştir. Osmanlı devleti içindeki çeşitli toplumlar hep milli inançlara sarılarak milliyetçilik idealinin kuvvetiyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Kuvvetimizin zayıfladığı anda bizi hor ve hakir gördüler. Anladık ki kabahatimiz kendimizi unutmuş olduğumuzmuş. Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak ilk önce biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti, hissi, fikri ve fiili olarak bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim, bilelim ki milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır.

Bizim milliyetçiliğimiz, medeni dünyada onun esaslı bir unsuru olarak, insanlığın yücelip yükselmesine ve bütün dünyayı mutluluk ve refah içinde yaşatmaya yönelmiş bir milliyetçiliktir!

Bugün, bütün dünya milletleri, aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bu itibarla, insan mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar, bütün cihan milletlerinin huzur ve refahını da düşünmelidir. Dünya'da ve dünya milletleri arasında sükun, dürüstlük ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan mahrumdur. Onun için, sevdiklerime ben, şunu tavsiye ederim. Milletleri sevk ve idare eden adamlar, tabii ilkin kendi milletlerinin varlık ve mutluluğunu isterler. Fakat aynı zamanda, bütün milletler için aynı şeyi istemelidirler. Bütün dünya olayları, bize, bu durumu açıktan açığa ispat eder; en uzakta zannettiğimiz bir olayın bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için, insanlığın hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir uzvu saymak icap eder; bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir. Dünyanın filan yerinde bir rahatsızlık var ise, bundan bana ne dememeliyiz; böyle bir rahatsızlık olursa, tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla meşgul olmalıyız. Bu olay, ne kadar uzakta olursa olsun, bu esastan şaşmamak lazımdır. İşte bu düşünüş insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır; bencillik, şahsi olsun, milli olsun daima fena telakki edilmelidir. O halde, konuştuklarımdan şu neticeyi çıkaracağım; tabii olarak kendimiz için bütün gereken şeyleri düşüneceğiz ve icabını yapacağız. Fakat bundan sonra bütün dünya ile alakadar olacağız. Bir devlet ve milleti idare vaziyetinde bulunanların daima göz önünde tutmaları gereken mesele budur.

ŞENGÖR, Celal:

Cehalet tüm fenalıkların anasıdır.

Memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım.

TAMER, Rauf:

Bilgisizliği giderebilirsin, ama fırsatçılığı ve tenezzülcülüğü tedavi edemezsin.

TAHİR, Kemal:

İnsanları seviyorum diyemeyiz, çünkü 'insanlar'ın içinde sevgimizi hak etmeyen pek çok kişi de var. Ancak sevilmeyi hak edenleri sevebiliriz.

TANİLLİ, Server:

Din, felsefeye karşı daima dişlerini göstermiştir.

Doğrudur veya yanlıştır, taraftar olunur veya olunmaz... Bir bilim adamı olarak kabul ettiğim metod, görüş ve düşüncelerimden dolayı kime karşı sorumluyum? Yaşadığım çağa ve topluma... Ya mahkemelere? Asla...

Doğruya inançlar değil, bilgi götürür.

Egemen ideoloji, kitlelere yanlış bir tarih bilinci aşılamak için her konuda olanca çarpıtma yapmış, gözler önüne bir "duman perdesi" çekmiştir.

İnsanlık, mağara döneminden bu yana, sürekli bir ilerleme içinde evrilmiştir ve bu ilerleme, daha güzel bir dünyanın kuruluşu adına geleceğe doğru uzanmaktadır.

İnsanlık tarihini incelerken görürüz ki; insanlık tüm tarihi boyunca çok çetin koşullardan geçmiş, umut kadar umutsuzluğun ve yılgınlığın da alabildiğine yaygın olduğu dönemler yaşanmıştır.

Türkiye'de bilmediğimiz şeylerden biri tarihtir; kendi tarihimizi bilmeyiz, ayrılmaz bir parçası olduğumuz insanlığın tarihini ise hiç bilmeyiz; bildiklerimiz, derme çatma şeylerdir.

TANRIYAR, Emin:

Kadınlar hakkında bilmeniz gereken en önemli şey, ayrıntıların onlar için her şey olduğudur.

JUNG, Carl Gustav:

Başkalarının bizi kızdıran tarafları, kendimizi daha iyi anlamamıza yol açar.

Hayatta anlamı olan en küçük şey, anlamı olmayan en büyük şeye göre çok daha değerlidir.

CAPA, Robert:

Savaş fotoğrafçılığına "İspanyol İç Savaşı"nda başladım; ardından "İkinci Dünya savaşı"nı yaşadım. Bunlar bittiği zaman işsiz bir savaş fotoğrafçısı olmaktan mutluydum. Umarım hayatımın sonuna kadar işsiz bir savaş fotoğrafçısı olarak kalırım.

ERDURAN, Refik:

Eziklik duygusunun tek panzehiri, kişinin kendi gücüyle kazandığı başarıdır.

Akrep ile Kaplumbağa'nın Öyküsü

Birgün ormanda bir akrep ile kaplumbağa arkadaş olmuşlar... Bu iki dost ormanda mutlu mesut yaşarlarken bulundukları bölgede yiyecek kıtlığı baş göstermiş...

Bu iki dost birlikte yaşayabilecekleri, daha kolay yiyecek bulabilecekleri bir yer aramaya karar vermişler ve bu karar doğrultusunda yola koyulmuşlar...

Güle oynaya yol aldıktan sonra önlerine birden büyük bir nehir çıkıvermiş...

Akrep mahzunlaşıp boynunu bükmüş...

Dostunun halini gören kaplumbağa O'na dönüp:

- "Ey vefakar arkadaşım, neden hüzünlendin aniden?.." diye sormuş...

- "Sorma" demiş akrep... "Seninle yolculuğumuz buraya kadarmış dostum... Buradan sonra yollarımız ayrılıyor.."

- "Niye?" diye sormuş kaplumbağa...

- "Sen gidersin, senin ardından gözümün yaşı gider... Müşkül odur ki kişi kalır, yoldaşı gider."

Bu sözleri duyan kaplumbağa:

- "Neden ayrılacağız ki..?" demiş...

Akrep cevap vermiş:

- "Önümüzde akan şu azgın nehri görmüyor musun ey dostum?.. Ben bu bedenle bu nehirden nasıl geçeyim..?"

* * *

Dostunu böyle güç bir durumda yalnız bırakmayı aklından bile geçirmeyen kaplumbağa:

- "Ettiğin lafa bak!! Ben ne güne duruyorum ki... Biz kötü gün dostu değil miyiz?.. Atla sırtıma seni karşıya sağ salim geçireyim..." demiş...

Akrep, kaplumbağanın sırtına atlamış, kaplumbağa da nehrin azgın sularına kendini bırakmış...

Tam nehrin ortasına geldiklerinde kaplumbağanın kulağına tık tık diye sesler gelmeye başlamış...

Bu seslere bir anlam veremeyen kaplumbağa, sırtına aldığı dostuna seslenmiş:

- "Kulağıma tuhaf sesler geliyor, sen de bu sesleri duyuyor musun?.."

Akrep hemen cevaplamış:

- "Evet" demiş... "Duyuyorum, o ses benden geliyor. Seni iğnemle sokmaya çalışıyorum..."

Tam anlamıyla dünyası başına yıkılan kaplumbağa akrebe:

- "Biz seninle dost değil miydik?.. Bak ben sana karşı dostluk görevimi yerine getiriyorum ve seni karşı kıyıya sırtımda taşıyorum..."

Akrep kaplumbağaya şu cevabı vermiş:

- "Evet dostum, sen yaradılışın gereği dostun için yapman gerekeni yapıyorsun, ama benim yaradılışım da bunu gerektiriyor... Ben yaradılışım gereği her fırsatta iğnemi başkalarına batırırım; kusura bakma..."

Çöp Kamyonu Kanunu

Kadın taksiye binmiş ve hava alanına gitmek istediğini söylemişti.

Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önlerine çıktı.

Taksinin sürücüsü çarpmamak için sert şekilde frene bastı.

Taksi kaydı, ama diğer arabaya çarpmaktan kıl payı farkla kurtuldu. Siyah arabanın sürücüsü ise camdan başını çıkarıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.

Taksinin sürücüsü ise gayet sakin O'na gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı.

Kadın bütün bu olanların şokunu yaşarken, taksi sürücüsünün tavrına daha da şaşırmıştı. Sordu:

- "Neden böyle davrandınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastanelik edecekti."

Taksi sürücüsü gülümsemeye devam ederek:

- "Çöp kamyonu kanunu" dedi.

Kadın:

- "Çöp kamyonu kanunu mu?" diye sordu, anlamamıştı.

Sürücü açıkladı:

- "Pek çok insan, çöp kamyonu gibidir. Her tarafta içleri çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlığı, öfkeyi ve hayal kırıklığını biriktiriyorlar. Ancak, doldukça çöpleri bırakacak bir yere gereksinim duyuyorlar. Bu bazen ben, bazen de siz olabilirsiniz. Böyle bir durumda sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp iş yerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın."

Başarılı insanlar, çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler.

Hayat, sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısadır. Dolayısıyla size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için iyi temennilerde bulunun.

Hayat, "%10" onunla ne yaptığınız, "%90" onu nasıl alıp karşıladığınızdır...

ÇITIRIK, Erçin:

İnsanoğlu, doğanın garip bir yaratığı olarak doğmuştur. Doğanın içindedir, ama buna karşın doğayı aşmak zorundadır.

İnsanoğlunun bilinçlilik için ödediği bedel güvensizliktir.

DEMİRCİOĞLU, Nejat:

Yeni evli bir çift gülüyorsa nedenini herkes bilir. On yıllık evli bir çift gülüyorsa nedenini herkes merak eder.

DENİZ, Vahit:

İnsan olmanın erdemi, bireyi ve toplumu huzura götürecek insani nitelikleri yaşatmak için gereken özveride bulunmaktır.

İnsanın yüksek değerleri ve kültürleri kazanabilmesi bazı kurallardan ve onlara saygılı davranmaktan geçmektedir.

Korkan insan özgür düşünemez, insan korktuğu şeyleri de sevemez.

Özgürlüğüne sahip çıkmayan insan biyolojik olarak canlı olmakla birlikte, beyin açısından bir robottur. Robotlaşarak çağdan ve bilimden kopan insanları ve toplumları kendilerinin dışındaki güçler, hem de katı bir biçimde yönetirler.

TAYLAN, Mehmet Gökhan:

Fotoğraf sanatın üretilmesinde, güzellik sütununun süslenmesinde bir araç olarak kullanılmaya devam edecek; şekil değiştirse de...

TEKER, İlmay:

Aydınları korkak olan milletler, ezilmeye mahkumdurlar.

NEWLON, Howard:

Bir insan başarısızlığından dolayı başkalarını suçluyorsa, başarılarının şerefini de başkalarına vermelidir.

RIIS, Jacob:

Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur, onu seyrederim. Adam belki yüz kere vurur taşa. Ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden, yüzbirinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşte o zaman anlarım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir.

ROSENBAUM, Alissa Zinovievna:

Yaratıcı insanı motive eden şey, başarma arzusudur. Ötekileri yenme arzusu değil!..

FRIEDMAN, George:

Tek bir yüzyıl olaylarla ilgilidir, on yıl ise insanlarla...

HANCOCK, John:

Kendi küçük işlerine sahip olanların sayıları arttıkça ülkeler daha güvenli yerler olacaklardır. En iyi vatandaşlar, ülkelerinin gelişmelerinde en çok çıkarı olanlardır.

HEPBURN, Audrey:

Bir kadının güzelliği ne giydiği kıyafetleri, ne sahip olduğu bedeni ne de saçını tarama şeklidir. Bir kadının güzelliği gözlerinden okunur, çünkü gözler O'nun kalbine açılan kapılardır ve sevginin ikametgahıdır. Bir kadının güzelliği geçen yıllarla artar. Çünkü bir kadının gerçek güzelliğini yansıtan ruhu, şefkati ve tutkusu zamanla gelişir.

Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan insanlara iyiliklerle bak.

Eğer saçların güzel olsun istiyorsan bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından.

Güzel dudaklara sahip olabilmek için sadece güzel sözler söyle.

Hiçbir zaman yalnız olmadığınızı bilmenin huzuruyla yürüyün.

İlk önce diğerleri, sonra sen diyen anlayışa göre diğerleri senden önce gelir. Onun için söylenme, buna alış...

DEVLET Memurluğu Yemini:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasada ifadesini bulan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik bir hukuk devleti olan "Türkiye Cumhuriyeti"ne karşı görev ve sorumluluklarını bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.

DORAN, Nancy:

İnsanlara inanırsanız olanaksızı başarırlar.

TEALİ-İ İslam (İslamı Yüceltme) Cemiyeti Bildirisi'nden:

Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara'dadır. (1920) / (Vatan hainlerinden oluşan bu topluluk "Halifenin Yardımcısı Ulemalar Teşkilatı" adıyla da anılmaktaydı).

KIM, Sang H.:

Mağlubiyet, son derece motive edicidir. Dibe vurduğunuzda, en tepeden başka gidecek yeriniz kalmaz.

CLEMENCEAU, George:

Bir karar almak için tek kişi yeterlidir, üç kişi ise çok fazladır.

TYLOR, Edward Burnett:

Kültür bilgiyi, sanatı, ahlaki örf ve adetleri, ferdin mensubu olduğu cemiyetin bir üyesi olması itibarıyla kazandığı alışkanlıkları ve diğer bütün maharetleri içine alan gayet karışık bir bütündür.

TEM Gazetesi (Edirne - "Vatan Hainleri"nin Çıkardığı Bir Yayın Organı):

Müftü Hilmi Efendi, "Selimiye Camisi"nde hürriyetin ve adaletin saygı değer temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sağlığı için güzel bir dua okumuş ve hazır bulunanlar şükran duygularını belirterek duaya katılmışlardır. (13.08.1920)

TEVFİK Paşa (Sadrazam - Vatan Haini):

Ankara, "Sevr Antlaşması"nı kabul etmelidir.

TİRİTOĞLU, Çağatay:

Bizlere düşen görev "Atatürk İlke ve Devrimleri" ile "Çağdaş Cumhuriyet"in kazanımlarını çocuklarımıza çok iyi anlatmak, onları çağdaş uygarlığın önünde giden birer birey olarak yetiştirmektir.

TOSUN, Seyit:

Türklük, tarih ve coğrafya sınırlarına sığmayacak kadar büyük bir kültür ve medeniyettir.

TRUMAN, Harry S.:

Yeryüzünden silmek istediğim iki millet vardır. Bunlar İspanyollar ve Türklerdir.

TÜRK Gençliği:

Ey Büyük Ata'm; Türk gençliği olarak hürriyetin, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyetin ve devrimlerinin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde, her durumda "Atatürk İlkeleri"nden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk milletine adarız.

TÜRKMEN Atasözleri:

Kırk yaşına kadar koyun ye, kırkından sonra koyunun yediğini ye!

PAULING, Linus:

İyi bir fikre sahip olmanın en iyi yolu, çok sayıda fikre sahip olmaktır.

PEPPER, Claude:

Hayat bir bisiklette gitmek gibidir, pedalı çevirmeye devam ettiğiniz müddetçe düşmezsiniz.

AKTUNÇ, Hulki:

Yazıyorum, çünkü hala yan yana gelmemiş kelimeler var!

DEMİRAĞ, Nuri:

Avrupa'dan, Amerika'dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa ve Amerika'nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.

Göklerine hakim olamayan milletler, yerlerde sürünmeye, yerin dibinde çürümeye mahkumdur.

Türk zeka ve kabiliyeti işletilecek, yaban ellere muhtaç olmaksızın hava kuvvetlerimizin gerektirdiği bütün işleri kendimiz yapacağız.

Zafer süngünün ucunda değildir. Zafer kartalı süngünün ucundan kalktı, havalandı, tayyare kanadının üstüne kondu.

DUCASSE, Isidore Lucien (Comte de Lautréamont):

Martı bir yandan bağırıp, diğer yandan kanat çırparak fırtınanın yaklaştığını bize haber vermek için boşuna uğraşıyordu.

MONTALEMBERT, Charles Forbes René de:

Siz politikayla ilgilenmeseniz de o sizinle daima ilgilenir.

DİVİTLİ Eşref Hoca (Vatan Haini):

İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür (1920).

McFEE, William:

Dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.

RUS Atasözleri:

Acele hareket yalnızca sinek yakalamaya yarar.

Her ne kadar kartal zaman zaman tavuklardan daha alçakta uçuyorsa da, tavuklar hiçbir zaman kartal yüksekliğinde uçamazlar.

Kimin neresi ağrıyorsa onunla ilgili konuşur.

Talihli olanların horozları bile yumurtlamaya başlar.

KANIK, Orhan Veli:

Bakakalırım giden geminin ardından;
Atamam kendimi denize, dünya güzel;
Serde erkeklik var, ağlayamam.

Eskiler alıyorum,
Eskiler alıp yıldız yapıyorum...

Yüz karası değil, kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası...

HAİTİ Atasözleri:

Tökezlemek düşmek değildir.

DICKINSON, Angie:

Modaya uygun giyinmek çok kolay. Kadınlar için çok, erkekler için az giyineceksiniz; o kadar...

DIETRICH, Marlene:

Erkekler hep kadınların iç güzelliklerini sevdiklerini söylerler, ama komik olan hep başka yöne bakarlar.

Saat 7.00'de randevu verip 9.00'da gidin. Yollara düşmemişse artık sizi sevmiyor demektir.

FRIEDENBERG, Edgar Z.:

Belki de asıl karar vermemiz gereken ne kadar değerli olduğumuz değil, nasıl değerli olacağımızdır.

ŞAFAK, Elif:

Aşk, egonun azaldığı yerde başlar. Ego ne kadar yüksekse aşk o kadar cılız olur.

Aşk, karşıdakini yüceltebilmektir.

ÖRS, Yaman:

Bilim düşmanı siyasal gericinin, istediğini elde etmek uğruna başvurmayacağı yol, girmeyeceği kılık, kullanmayacağı araç neredeyse yok gibidir.

ÖZKÖK, Ertuğrul:

Adalet herkes için geçerlidir ve herkese lazımdır.

Komşunun evindeki cama atacağın taş, bir bumerang kayası olarak sana geri gelir.

ÖNDER, Ömür:

Barışın ve mutluluğun sağlanması için adalet; olmazsa olmaz koşuldur.

Birbirlerine güvenmeyenler, birbirlerine içten olamazlar; giderek toplumsal gelişimi gerçekleştirme sürecine katılamaz ve toplumsal gelişimin doyurucu sonuçlarını paylaşamazlar.

KUNTAY, Mithat Cemal:

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Ölmüş gibi düşünsek bile bu vatan ölmez, zira dünyanın sırtı bu tabutun büyüklüğünü çekemez.

KURTULUŞ, Akif:

Kimse kimsenin yarasında mola vermiyor.

NERUDA, Pablo:

İnsanlarla yüzyüze konuşarak her sorunu halledebilirsin; ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin.

FOX, Michael J.:

Önemli olan geçmişe gitmek değil, geçmişte olanlardan ders çıkarabilmektir.

PESTALOZZI, Johann Heinrich:

En çok kendine yapacağın kötülüklerden kork.

Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim başarısızlığa uğramaz.

KONGO Atasözleri:

Kadın gölge gibidir, kendisini takip edenden kaçar, önünden gidenin arkasından koşar.

BOYSAN, Aydın:

Alkol cinselliği teşvik etmez, yorar. İnsanı pervasızlaştırır ve duygusal olarak daha saldırgan yapar. Vücut ise daha da güçsüzleşir.

Evlilik taş devrinde başlamış, ama alternatifi de ortaya çıkmamış bir müessesedir. Tabiat bu yaşama biçimi içine aklı sokmakta yetersiz kalmaktadır ve bu anlamsızlıkla birlikte gelen ahlaksızlıklar da engellenememektedir.

Hayatta yapılması gereken en önemli şey giderken vicdanını kirletmeyecek olaylarla dolu bir ömür geçirebilmektir.

Her şey çok hesaba gelirse yaşamanın tadı kalmaz.

Mimarlık yaşama biçimlerine giydirilen kılıflardır. Dünyada yaşama biçimleri birbirinin aynı oldukça kılıflarının da birbirine benzeyeceği, dolayısıyla mimarinin de uluslararası bir anlam ve hal kazanacağı mutlaktır. "Milli mimari" diye bir yobazlık artık olamaz. Yani, kubbe yapınca milli; yapmayınca gayr-i milli olduğunu düşünenler aptallardır.

Oy kullanma hakkını yaş ile elde etmek saçma bir iştir. Bugünkü demokrasilerin hastalığı da budur. Gün gelecek belirli bir yaşı geçiren herkesin oy hakkı kazandığı sistem mutlaka değişecektir. Mahalle muhtarı seçimine bütün insanlar oy verebilir ama "Büyük Millet Meclisi" seçiminde oy hakkı sahibi olmak için insanların mutlaka bilgi ve vicdan sınavlarından geçmesi gereklidir.

Öbür dünyaya giderken bile eşini kızdıracak laf etmemek lazım; benim en büyük korkum karımı kızdırmaktır.

Ölmekten korkmanın saçma olduğunu düşünüyorum. Ayrıca cennet hayalleri ile cehennem korkuları benim ömrümde rol oynamıyor. Çünkü öldükten sonra her şey bitmiş ve verilecek bir hesap kalmamış olacaktır.

Sigaranın dünyada yasak edilmeyişi garip bir hadisedir. Daha da garibi, dinlerin hiçbirisi sigaraya hayır demiyor; ama alkole diyor. Bu saçma bir iştir. Sigara insanların geleceğini karartan, bünyelerini perişan eden en kepaze zehirdir.

Türkiye'de -rakı haricinde- gözle görülen ve görülmeyen her şeyin kalitesi bozuldu.

HAKYEMEZ, Ayşe Gülay:

Dayatılanı değil, özgün yaşamımı sürdürmeye gayret ediyorum.

AGAMBEN, Giorgio:

Her tarih anlayışının içerisinde mutlaka kendisinde örtük olarak bulunan, onu koşullandıran ve bu nedenle de açığa çıkarılması gereken belli bir zaman deneyimi yer alır. Aynı şekilde, her kültür her şeyden önce, belli bir zaman deneyimidir ve bu deneyimde bir değişiklik olmadan yeni bir kültür mümkün değildir. Bu nedenle, özgün bir devrimin ilk görevi sadece dünyayı değiştirmek değil, aynı zamanda zamanı değiştirmektir.

GÖK, Semih:

Doğanın güzelliği bile kişinin ruhsal algılarına göre farklılık göstermiyor mu? Hayal ve fantezi işe karışmadan doğa ne güzeldir, ne de ifade edilmeye değer...

- E -

Eğer, belki, fakat kelimeleri kimseyi bir yerlere getirmedi.

Eğer bir hayalin varsa büyük olsun.

Eğer birisi seni aldatmışsa bu O'nun suçudur, eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur!

Eğer bu dünyada kin olmasaydı bile onu mutlaka icat ederlerdi!

Eğer elinizdeki tek alet çekiçse; bütün sorunlar size çivi olarak görünür.

Eğer kalplerimiz saymaksızın verebilirse, yaşamımız daima dolu olacaktı r.

Ekmeği paylaşmak, ekmekten daha lezzetlidir.

Eleştirilere üzülmeyin. Onlar değişim için bir fırsattır.

Eleştirmeyin, şikayet etmeyin, ayıplamayın!

Elinde olunca günaha mani olmayan, onu teşvik ediyor demektir.

Elini aç, gözünü aç, kapını aç, ama ağzını açma!

Elini tuttuğundan daha fazla dilini tut! Çünkü, ağızdan çıkan gereksiz bir söz serseri kurşuna benzer; gittiği yere felaket götürür.

Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmaz ise, insan da acı çekmeden olgunlaşmaz.

Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma.

Emek ver, kulak ver, bilgi ver, ama hiçbir zaman boş verme!

En büyük yanlış, yanlışların farkında olmamaktır.

En büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve deneyim olduğunu unutmayınız.

En etkili alkol müziktir, kulaktan alınır.

En kötü şartlarda bile mutlu olan insanlar vardır. Hayat şartları çok iyi olduğu halde mutsuz olan insanlar çoktur. Güzel bakan hayatın güzelliklerini görür. Güzellik öncelikle kendi beynimizde olmalıdır.

En parlak gelecek daima unutulmuş geçmişin üzerine bina edilecektir. Geçmiş başarısızlıklar ve kalp kırıklıklarını bırakmadan hayatta ileri gidemezsiniz.

En zor taklit edilen imza, bir defada kalemi kağıttan kaldırmadan atılan imzadır. İmzanızı bu şekilde atmaya gayret ediniz.

Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak isterler.

Erken kalkan kuş solucanı kapar; ama geç kalan fare de inmiş kapandan kalan peyniri rahatlıkla yer.

Erkekler kahve gibidirler. En iyileri zengin ve sıcaktır, sizi bütün gece ayakta tutabilirler.

Eski bilgi ve düşünceler de eskimiş şaraplar gibi değerlidirler; fakat bunlar daima faydalı olamazlar. Müzeleri dolduran çatlak vazolar, baş ve kolsuz heykeller gibi...

Eşek alim olmaz su taşımakla tekkeye,
İnsan adam olmaz gitmekle Mekkeye...

Eşiniz yemek hazırlarken mutfaktan ayrılmayarak yardımcı olunuz ve yemekten sonra sofrayı toplamaktan kaçınmayınız.

Eşinle iyi anlaşmaya bak. Huzur ve sevgiyi O verecektir!

Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla dolaşmayınız; hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giyiniz.

Evlat acısı yaşamaktan, yetim hakkı yemekten, kuru iftiraya uğramaktan, sabırlı insanların öfkesinden, korkusuz insanların cesaretinden ve kendi nefsinizden korkunuz.

Evlatlarının gidişat ve davranışlarından yakınanlar, onları kendilerine benzetmiş olanlardır.

Evlilik, kişinin düşmanıyla yattığı tek savaş şeklidir.

VIAN, Boris:

Seni sevmeyene asla sabır gösterme. Çünkü sabrının adı yüzsüzlük, fedakarlığın adı eziklik, sevginin adı kişiliksizlik olur.

ÖZKAN, Metin:

Eleştiri yapabilmek bilgi, fikir ve görgü ister.

Eleştiriye açık insanlar daha çabuk gelişirler.

JOBS, Steve:

Her gününüzü hayatınızın son günüymüş gibi yaşayın, bir gün haklı çıkacaksınız.

Ölüm, hayatın en iyi icadıdır.

Sadece kalbimin sesini dinledim ve sevdiğim şeyleri yaptım.

'Şeyler' arasındaki bağlantıyı, olmadan değil olduktan sonra; üzerinden zaman geçtiğinde fark edersiniz...

Zamanınız kısıtlı! Bu yüzden başka insanların gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin!

ZETKIN, Clara:

Kadının özgürlüğü, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, yalnızca emeğin sermayenin boyunduruğundan kurtulmasıyla gerçekleşecektir.

YARCAN, Fredi:

Alçakgönüllülük uysal ve itaatkar olma hali ve niteliğidir.

Alçakgönüllülük kendinden nefrettir. Kendi kendini fedanın en son halidir.

WIELAND, Christoph Martin:

Goethe, en mükemmel insandır.

PHILLIPS, Wendell:

Bizi idare edenler, hükümetler ve gazetelerdir.

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar.

Yenilgi, eğitimden başka bir şey değildir.

GEZMİŞ, Deniz:

Benden değil, Mustafa Kemal'in sizlere bırakmış olduğu mirası yok etmek isteyenlerden korkun...

Gençlik, bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.

Milli kurumlarımıza uzanan elleri kırmakta kararlıyız.

Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.

Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedik. Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün. Ve ancak onlar kendi canlarının telaşına düşsün. Ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum. Bu bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz.

HAZLITT, William:

Giysilerini kendilerinin en önemli yanı sayanlar genellikle giysilerinden daha değerli olamazlar.

FEUERBACH, Ludwig Andreas:

Ahlakın temeli ne zaman ilahiyata dayandırılırsa, halklar ne zaman ilahi otoriteye bağımlı hale getirilirse; en ahlaksız, en adaletsiz, en kepaze şeyleri mazur gösterip yaygınlaştırmanın yolu açılmış demektir.

Dogma, düşünce yasağından başka bir şey değildir.

Doğanın dışında hiçbir şey yoktur. Herşey gibi düşünce de, din de doğanın ürünüdür. Düşünce, maddi bir organ olan beyinden çıkmaktadır. Bence maddecilik insanın varlık ve bilgi yapısının temelidir. Ama bir fizyolojistin, bir natüralistin anladığı gibi, varlık yapısının kendisi değildir.

En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır. Böylece genel olarak başımız dışında bulunan bir nesnel varoluşun gerçek ve ontolojik belgesi aşktır, varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur.

SIBELIUS, Jean:

Eleştirmenlerin sözlerine aldırmayın, şimdiye kadar hiçbirinin heykeli dikilmemiştir.

STRAVINSKY, Igor:

Müzik tezyini olmalıdır; seslerin kendilerinden başka hiçbir şey ifade etmiyorum.

TÖR, Vedat Nedim:

Bu toprakların zengin melodi ve ritm kaynaklarından yararlanarak yarattıkları eserlerle müzik dünyasının ilgisini çeken kompozitörlerimiz yanında assonans, dissonans, atonal sloganlarına kendilerini kaptıranlar da var. Oysa, insanlığı fetheden müzik eserleri, çoğunlukla kendi ses dünyalarına sadık kalan kompozitörlerin yaratmalarıdır.

Her gerçek sanat eseri, kıvılcımını derhal seyirciye, dinleyiciye, okuyucuya atar.

Resimde olsun, müzikte, balede olsun, yazında, süsleme sanatlarında, mimarlıkta olsun, yaratıcı gücümüzü bu toprağın çok zengin ve çok soylu kaynaklarından geçirmedikçe, uluslararası bir varlık yaratamayız.

FIRAT, Ertuğrul Oğuz:

Bu toplumun verdiği vergilerle yönetilen devlette, görevli durumdaki sanatcının, aldığı parayı hak etmesi diye bir sorun yok mudur?

Hiçbir ulus kendi sanatcısının ve O'nun veriminin gereksinmesini duymadan, yalnız yabancı bağdarların yapıtlarını çalıp durmakla ulusunun ekinini yaratamaz, görevini tam olarak yapmış da sayılamaz.

ZUCKERBERG, Mark Elliot:

Para harcamak anlaşılır bir durumdur, ancak harcanan parayla hava atılmasını anlayamam.

BERGGRUEN, Nicholas:

Büyük evlerde yaşamak ve zenginliğimi başkalarına göstermek benim ilgimi çekmiyor.

- D -

Daima doğruyu söyle!

Dal, rüzgarı affetse bile kırılmıştır bir kere...

Davet et, hayret et, affet, tövbe et, ama ihanet etme!

Dayanılması en kolay ağrı başkasının çektiği ağrıdır.

Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.

Deli, kendi aklından değil, başkalarının akıllarından kuşkulanan kimsedir. Herkesi akıllı sananların da pek akıllı olduklarını sanmayınız; tüm ağaçların yaprakları vardır diye hepsinin meyveler verdiğine mi inanıyorsunuz?

Delikanlı olmak, bir gruba dahil olmak değil; bir duruşa sahip olmaktır.

Depremle aşk arasındaki benzerlik, ikisinin de insanı fena halde sarsmasıdır.

Detaylar aynadır, farkı yansıtır.

Devletin hırsızlığına vergi, kapitalistin hırsızlığına kar, bireyin hırsızlığına "suç" denilir!

Dil keskin bıçaktır, kan akıtmadan adam öldürür.

Dilenenler değil, direnenler kazanacak!

Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur ve hayalini kurduğu her şeye kavuşur; böylece aranılan esas yanıtın bu olmadığını anlar.

Dilin yumuşak olması, sertlikleri yumuşatmak içindir. Bıçaklar, bileği taşlarını aşındırırlar ama, onları keskinleştirenler de bu taşlardır.

Dinlemeyi bilmek bir sanattır. Bu sanatı öğren ve uygula!

Dininiz sizin tercihiniz değil, sadece öyle yetiştirildiniz!

Dinsizin hakkından, imansız gelir!

Diplomat, kadınların doğum günlerini hatırlayan, ama yaşlarını unutan adamdır.

Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.

Doğrul, devril, ama eğilme!

Dost var iyi gününde sefalıdır, dost var kötü gününde cefalıdır.

Dostlarınızı yarı yolda bırakmayın.

Dostluk, ormanda kaybolduğunda sana yol gösteren "ışık"tır.

Dostu üzmek, düşmanı sevindirir.

Dostundan bir cefa gördüysen, O'nun bin tane vefası olduğunu hatırla.

Duygularınıza sahip olun, yoksa onlar size sahip olurlar.

Dün lazımdı bana bugünkü aklım...

Dün yediğin hurmalar bugün mideni tırmalar.

Dünya bir gündür, o gün de bugündür!

Dünya insana ait değildir; insan dünyanındır.

Dünya, kadınlarla ve kadın emeğiyle güzelleşir.

Dünya, temeli zorluk üzerine kurulmuş bir evdir. Orada zorluk olmadan yaşamak imkansızdır.

Dünyanın en kötü hali cehaletin örgütlü halidir; daha da kötüsü aydınların buna seyirci kalmasıdır.

Düşman korktuğu yere, çoban karartı gelen yere ateş eder.

Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için elini uzatan dosttur.

Düşüncelerinize katılmayanları hainlikle suçlamayınız.

BABAYEVA, Marina:

Bir ülkenin uygarlıkta geldiği seviye, o ülke halkının hayvanlara gösterdiği sevgi ve ilgi düzeyiyle doğru orantılıdır.

BALTA, İlkin:

Dogmalardan ve önyargılardan bütünüyle sıyrılmak için irade gösterilmesi zorunludur.

Doğruyu bilmek herşey değildir; doğruya ulaşacak yolu da belirlemek gereklidir.

Zamanı iyi okumalı, hayalci olmamalı; aksine hayali gerçekleştirmek için gerçekçi olunmalıdır.

BAUDELAIRE, Charles:

Yalnızlığını kalabalıklandırmasını bilmeyen, telaşlı bir kalabalık içinde yalnız olmasını bilemez.

BEHRAMOĞLU, Ataol:

Hukuk ve sanatın ortak paydası özgürlüktür. Özgürlüğü kısıtlanan bir sanat, insanları aldatan bir yalan aygıtına dönüşür.

Şair yalan söyler derlerse de siz inanmayın. Şair yalan söylemez. Çünkü O, yüreğinden kopanı satırlara döker. Siyasetçi yalan söyler, başkaları yalan söyler ama şair yalan söylemez. Son dönemlerde çok yalan söyleniyor. Yalanı sanatla, şiirle önleyebiliriz.

Sanatı ticari bir alana dönüştürmek isteyenlere geçit vermeyeceğiz.

BERGER, John:

Kadınlar seyredilişlerini seyreder.

Elma Ağacı

Bir zamanlar bir elma ağacı varmış... Her gün de o ağacın altında oynamaya gelen küçük bir çocuk... Gel zaman, git zaman ağaç çocuğun yaşam sevincine aşık olmuş... Ve O'na sevgiyle yapraklarını uzatmış...

Verebileceği tek şey sevgiymiş çünkü...

Sonra çocuk bu sevgi karşısında kendisini ağacın sahibi ilan etmiş ve dallarına tırmanmaya başlamış...

Dallarında sallanmış, elmalarından yemiş...

Saklambaç oynamış, arkasına saklanmış, bazı zamanlarda da yorulmuş gölgesinde uyumuş...

***

Zaman geçmiş ve çocuk büyümüş...

Artık elma ağacına gelmez olmuş...

Ağaç umutsuzca beklemiş, çocuk gelmemiş ve çok mutsuz olmuş ama yine de umudunu kaybetmemiş...

Ağaç sevgisi ile baş başa ve yapayalnız beklerken bir gün çocuk yine gelmiş...

Artık bir yetişkinmiş ve hayatın içerisindeymiş...

Ağaç ile söyleşmiş ve paraya ihtiyacı olduğunu söylemiş...

Ağaç üzülmüş, ne yapacağını düşünmüş ve sonra çocuğa demiş ki:

- "Elmalarımın hepsini al, kasabada satarsın ve ihtiyacın olan parayı sağlayabilirsin..."

Delikanlı elmaları toplamış, kasabada satmış, para kazanmış, sorununu çözmüş fakat bir daha uzun süre ağaca uğramamış...

Ağaç mutluymuş ama; mutlu ve umutlu...

***

Delikanlı ağacın tahmin ettiği gibi yıllar sonra tekrar dönmüş:

- "Ben evlendim, eşim ve çocuğum oldu, şimdi bir eve ihtiyacım var, bana ev verebilir misin?" demiş...

Bunun üzerine ağaç:

- "Al" demiş, "Al, dallarımı kes ve kendine bir ev yap..."

Delikanlı bu defa ağacın dallarını kesmiş ve hepsi ile kendisine, ailesine harika bir ev yapmış...

Ve yıllarca ağaca hiç geri dönmemiş...

Ağaç hala mutluymuş ama...

Yıllar geçmiş, delikanlının yaşı ilerlemiş, evliliği dilediği gibi sürmemiş, eşinden ayrılmış, yalnız kalmış, yine ağaca dönmüş...

Ağaç yine kendisini sevgiyle karşılamış...

Orta yaşlı olan adam bu defa ağaca:

- "Buralardan gitmek istiyorum, yeni bir yaşam kurmak istiyorum, bana bir kayık lazım, bana bir kayık verebilir misin?" demiş...

Ağaç düşünmüş ve:

- "Gövdemi al, kendine bir kayık yap, dilediğin yere yelken aç" demiş...

Orta yaşlı adam çocukluğunun mutluluğu, aşkı olan o ağacın gövdesini düşünmeden kesmiş ve kayık yapmak üzere yanından ayrılmış...

***

Ağaç üzülmüş...

O minik çocuğun, aşık olduğu çocuğun kendisine gereken kıymeti vermediğini ve vefayı göstermediğini hissederek, kendisini feda etmek adına gövdesini verdiğini söylemiş ormana ve diğer ağaçlara...

Kökü ile öylece zamana teslim etmiş kendisini...

Zaman geçmiş ve bu defa o çocuk yaşlanmış olarak dönmüş ağaca...

- "Ey ağaç; seninle oynadım, seninle güldüm, seninle para kazandım, seninle ailemi kurdum, seninle aileme ev yaptım, ama sana gereken vefayı göstermedim. Sonunda vefasızlığımın neticesi her şeyimi kaybettim. Şimdi çok yorgunum ve senden başka kimsem yok... Senin de artık ne bana verecek meyven, ne tırmanabileceğim dalın, ne de altında uyuyup dinlenebileceğim bir gövden var... Çok üzgünüm, affet beni" demiş.

Ağaç sevgiyle gülümsemiş ve şöyle demiş:

- "Aşk için, aşık için her zaman verebilecek bir şey vardır... Elmam, dalım, gövdem olmasa da üzerinde oturup dinlenebileceğin bir köküm duruyor. Beni ağaç yapan köküm hala burada, haydi gel, otur üstüne ve dinlen..."

Yaşlı adam ağacın kökü üzerine oturduğunda şu kelimeler dökülmüş dudağından:

- "Sevgili ağacım, hiçbir şeyim yoksa da üzerinde oturup dinlenebileceğim bir köküm var seninle..."

DAĞLARCA, Fazıl Hüsnü:

Milletler büyük evlatlarının varlığıyla nefes alırlar.

DELİBAŞ, Mehmet (Vatan Haini):

Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı'na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yeneceğiz. (1920)

Kim Kemalci milliyetçilerle birlikte Yunan'a karşı gelirse şer'an kafirdir. (1920)

DEMİRTAŞ, Metin:

Havasız koğuşlara alışılır
Yatılır of demeden hücrelerde
Hiçbir şey öldürmez insan yüreğini
Öldürür eğilmek bir e